• 96 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Sürrealist bir roman derken bu kadarını beklemiyordum.

    Bir odada başlayan kağıdın başında yazı yazan adam bir anda iki cinayet işledi. Ama aslında o hiç yazmamış gibi yatağında ölmüş kurtçuklar bedenini ele geçirmişti. Şıllık karısında mıydı bütün suç? Peki o kamburu çıkmış şalı boyununa dolamış kuru iğrenç ve korkunç gülüşlü adam kimdi? Ya en baştaki o yatağında ölen, aslında onu dünyaya bağlayan dünyevi olamayacak kadar güzel olan kız kimdi?

    Roman resmen dehşet vericiydi. Çok sıkıldım okurken ama bu ruhumu sıkan bir şeydi kitap okurken olan sıkıntı değil. Sanki bi ruh hastası yada psikolojik durumu yerle bir olan birinin hayatını okudum. Belki hepimizin aklına gelen rüyalarına giren o korkunç kabus yazıya dökülmüştü.

    Yazar sanrıları o kadar yoğun kararlı ve gerçekçi anlatmış ki aslında ortada olağanüstü şeyler değilde doğal şeyler olmuşçasına bir his veriyor. Gölgesizler kitabından çok daha üstün olabilecek nitelikte ve kesinlikle daha sarsıncı. İnsan neyi nasıl ne zaman okuduğunu anlamıyor.

    Eğri büğrü kül rengi değişik geometrik şekillerde olan evlerin arasında ruhu sıkılarak dolaşırken bir anda mor nilüfer çiçeğinin sarhoş edici güzelliğin de huzur kaplıyor içini.

    Kitabı ilk okurken bir ruh hastası sanmıştım sonra afyonla kafa bulan bir ayyaş daha sonra aşk içinde yok olmuş bir ruh en sonunda ise karısına dokunamayan cinsel ihtiyaç yüzünden delirmiş bir adamın yaşadığı buhranlı gece gibiydi.

    Kitap kesinlikle tek okunduğunda anlaşılacak cinsten bir edebiyat öyküsü değil belki defalarca okunması gereken gerçek bir sürrealist roman. Okumadan sanırım anlaşılamaz. Daha ne denir bilmiyor. Kuru sarsıcı iğrenç ve korkunç bir gülme bedenimi sarsacak nitelikte...