• “Adaletin kestiği parmak acımaz.” denilmiştir; cezasız suç olmaz! Sen birisine haksız bir şey yapmışsan, o “birisi” adına devlet sizi cezalandıracaktır!
  • III. Murad Öldüğünde, Manisa sancağında bulunan Şehzâde Mehmed’e gizlice adam gönderip çağırdılar. Mehmed doğru hareme gelip Vâlide sultanla buluştu. Arkasından devlet erkânı bi’at ettiler. III. Mehmed, eski kural gereği sancaktan gelerek tahta oturan son pâdişahtır. Halefi I. Ahmed, haremde Vâlide sultan gözcülüğünde pâdişah olmuştu. Bu yöntem, Vâlide sultanın devlet içinde önemini son derece artırmıştır. Vefat eden pâdişahın yerine kimin geçeceğini, kafes sisteminde ilkin Vâlide belirliyordu.

    Harem’den gönderilen tezkirede Sultan I. Ahmed, “Babam Allâh emriyle vefât eyledi ve ben taht-i saltanata culüs eyledim” diyor; veziriâzama, “Şehri muhkem zapt eyliyesin” diye ilâve ediyordu. Veziriâzam Kasım Paşa yeni pâdişahı, “Arz-Odası’nda taht üzerinde oturur buldu. İlk işi culüsu şeyhülislâma bildirmek oldu, sonra devlet erkânı Bâbussaâde’de toplandı ve Sultan Ahmed orada kurulan tahta gelip oturdu.

    İlk Osmanlı döneminde saltanat verâsetinde kadim Türk devlet geleneği yürürlükte kalmıştır. Gelenekte, ölen hükümdarın oğulları arasında tahta geçme konusunda bir kuralın olmadığı, bu işin Tanrı’ya, talihe bırakıldığı kutsal inancı vardı; bu kural sonucu önceki Türk hânedânlarında olduğu gibi kardeşler, bazen amcalar veya amca çocukları arasında taht için iç savaşlar kaçınılmaz oluyordu. Osmanlı tarihinde Fâtih’e kadar ilk dönemde (1302-1451) ülke sık sık iç savaşlara sahne olmuş; nihayet Fâtih, tahtı ele geçiren şehzâdenin kardeşlerini katletmesinin “nizâm-i âlem” adına “münsaib” ve “câiz” olduğu hükmünü kanünnâmesine bir madde olarak koymuştur. II. Bayezid, vezirlerin desteğiyle yeniçerilerin ileri sürdükleri koşulları kabul ederek tahta oturduğunda, kardeşi Cem (Cemşâh) culüsu tanımamış, sultanlığını ilân etmiş, Bursa’da gümüş sikke bastırmış, ülke iki Osmanlı sultanının mücadelesiyle bölünme tehlikesiyle karşılaşmıştır. Kafes sistemi geldiğinde böyle bir durum söz konusu olamazdı. Pâdişâh Kafes’ten çıkarılıp tahta oturtulurdu.