• Anlatılan erkeğin hikayesi, tarih erkeğin tarihidir. Devrimler erilin devrimi, sistem erkeğin sistemi.

    Henüz "insan" denen güruh olgunlaşamadı. Henüz hala cinsiyetçisiniz, hala oldukça feodal, hala yeterince cinsiyet milliyetçilerisiniz.
    Özellikle siz felsefe peşinde koşan, bilim sevdalıları, güya sorgulayan, araştıran, meraklı kültürlü ve aydın, aşmış insanlar. Yok, öyle geçinenler...

    Sizin hiçbir şeyi sorguladığınız yok sorgulama kültürünüz buysa. Siz fikir milliyetçiliği peşindesiniz. Ne sakıncalıdır sorgulayan insan için oysaki bu.
    Buna ardıl gelen bütün eklektik düşüncelerinizin de periferinde dolanıyorsunuz. Seçimleriniz fikir tatmini, okumalarınız kendinizi onaylamak ya da varolan düşünce kalıbınıza dayanak bulmak için.
    Bu Türk tipi felsefe popülaritesinin en başta gelen kurbanlarıdır, Nietszche, Schopenhauer, liste daha da uzar.
    Kadını yermeye dayanaktır bir kere. Filozof olma kutsallığından ötürü ses edilmez bunlara, edeni de dinlemezler. Sabit fikir, nefret burada başlar.

    Egosuna hitap etmeyen her şeye vurun kıvırır vasat.
    Vasatın kadınlar şöyle kadınlar böyle sözleri bitmek bilmez. Her yerde görürsünüz. Kadında eleştirilmedik nokta bırakmazlar ama sebeplerine de çünkü öyle deyip geçerler.
    Nerede hani bunların bilgi arzuları, öğrenme sevgileri, felsefe merakları, sorgulama sistemleri?
    Ataerkillik diye geçiştirdiğiniz şey ağzınızda kuru sakız, ne olduğundan haberiniz yok.
    Kadının tarihine dair fikriniz yok, kadın erkeğin tarihinin içinde sunulmuş bir promosyon.

    Kadının bugün geldiği noktada kadın şöyle kadın böyle. Ee niye? Niyesi gerçeği değiştirir mi diyor adam, ne anlatabilirsiniz ki böyle yaklaşımlara?
    Bir şeyi anlamak istiyorsanız onu geçmişine bakmadan bunu yapamazsınız. Üreyim tarihinden kadının doğadaki konumundan, klan toplumlarından, avcılık-toplayıcılıkta kadın erkek ilişkisinden kadının biyolojik varlığından tutun da, ilkel komünal, köleci, feodal, kapitalist topluma gelene kadar ne oldu da kadınlar şöyledir böyledir demeye başladınız. Cinsel seçilimde kadının rolü şudur budur bilmem ne. Geçiniz bunları, cinsel seçilimin bu toplum tiplerindeki rolü ne oldu bunlara bakınız. Kapitalist toplumda kadın nedir? Feodal toplumda kadın neydi?

    Nietzsche, Schopenhauer hangi dönemde yaşadı, neden etkilendi? Yaşadığı dönemden, yaşadığı aileden, çevreden ayrı tutulan bir filozof olabilir mi? Hepimiz yaşadıklarımızın toplamıyız.

    Filozofların birçoğu kadınlarla ilgili olumsuz yargılara sahiptir. Tarihsel süreci göz ardı edenler bunu kadının doğasına yoruyor çünkü zaten arzusu ve amacı bu niye baksın ki sürece.
    Kadınlarla olumsuz deneyimler ve sorunlar yaşayanlar geçmişte olduğu gibi bugün de aynı. Oldukça pejoratif söylemlere başvuruveriyorlar. Bunda Türk tipi kadın profili de çok etkili. Toplumumuzun kadını erkeği her yönden sorunlu ve vasat durumda zaten. Herkesin karşı cinsle çoğunlukla olumsuz ilişkileri var bu toplumda. Dünya bizden ibaret de değil insanlık günümüz kapitalist toplumun kadın tipinden ibaret de değil, kadın zaten ataerkil sistemin sunduğundan ve şekillendirdiği biçiminden ibaret hiç değil.

    Niye kadın filozof pek az, bilim insanı az, yazar az, şair az, sanatçı az şu az bu yok demeye bayılırsınız bunu da erkeğin zekası gücü üstünüz egosuna vurmaya pek meyillisiniz. İşte süreci anlamamış bilimden nasibini almamış bir bakış açısı böyle olur.

    Lütfedip de kadın fizikçi olur sanatçı olur deyip de dahi olmaya fizyolojisi yetmez demeye getirmeye de bayılırsınız. Kadını sabaha kadar eleştirir, eleştiri kendinize gelince auuw feminist bilmem ne demeye de bayılırsınız... İki yüzlülüğü ve egoyu bırakalım. Nereden geliyor bu erkek üstünlüğü kafası? Hayır ne işe yarıyor yani? Kadınlardan haz etmiyorum, onlara tahammül edemiyorum, benden zayıflar ve aptallar ama onları sikmeye bayılıyorum. Öyle mi? Hani o da olmasa hiçbir şey ifade etmeyecek sizin için. O yüzden ne kadar bakarsanız bakın götten ibaret görüyorsunuz onları. (Bu ataerkillik işte. Bu işinize gelen kısmı. Yoksa size de bir faydası yok bu sistemin.)
    Yalnız önce erkeğin biyolojik varlığına sonra kadınınkine bakın. Kadın üreyerek neslin devamını sağlar, erkek ona sperm sağlayıcıdır. Erkek doğada damızlıktır. Erkek bu süreçte dişiye yavru için kaynak sağlamak için vardır. Doğa bir amaç taşıdığından değil, süreçte olan biten böyle. Doğada erkek süslü konumdadır, dişi seçici. Homo tarihine sapiense gelene kadar ne oldu da şartlar bilişsel evrimin de etkisiyle insan türünde daha farklı evrelere kaydı. Bu yüzden süreci bilmemiz gerekli. Erkeğin nefreti biraz da korkusudur çünkü. Kadın bugün kemik iliğinden de üreyebilecek durumda. Erkek doğada kendisine bir ihtiyaç kalmamasından korkuyor.
    Doğamız böyle. Bu durum ne erkeği aşağılık kılar ne kadını üstün. Bu durumdan saçma sapan paylar çıkarmıyorsak erkek de anlamsız egosunu bırakmalı.

    Bunları kadın pohpohlamak ya da kadınların egolarını okşamak için yazmadım. Buna ve bu tip yazılara bakıp da ay biz neymişiz ay ne çok haksızlığa uğramışız da şu bu diye ego mastürbasyonu yapmasının da hiçbir anlamı yok kadınların.

    Sadece süreci anlamak durumundayız, doğayı ve insanı da böyle anlayabiliriz, birbirinizi de.
  • BBC Türkçe Sema Maraşlı ile Röportaj

    Müslüman bir feminist olmak mümkün müdür?

    İslam’ın ilkeleri ile feminizmin argümanları birbirine tamamen zıttır. Kendini “Müslüman feminist” olarak tanımlayan birisi dilinde İslam’ı kabul etmiş biri olabilir fakat özünde İslam’ı anlamamıştır. İslam’ı anlamış olsa kendini feminist diye tanımlayamaz. İslam ile feminizmin örtüşen bir yanı yok. Feminizm özgürlüğü savunur, din ise bağlılığı esas alır.

    Müslüman kadın da erkek de özgür değildir, bütün gönlümüzle seve seve Yaratıcı’ya bağlıyız. Özgürlüğümüz Allah’ın çizdiği sınarlar kadardır ve bundan mutluyuz. Feminizm cinsiyetçiliğe karşı olduğunu iddia eden fakat aslında cinsiyetçi bir söylemdir. Sürekli kadın kadın kadın diyerek kadın ve erkeği ayrıştırıyor.

    Dünyadaki bütün mutsuzlukların, acıların, şiddetin sebebini erkeklerin üzerine yıkarak erkekleri ötekileştirerek iki cinsiyet arasına düşmanlık tohumları ekiyor. Bunların hiçbiri Müslüman ahlakına uymaz.

    Ayrıca feminizmin “kadın-erkek eşittir” söylemi de İslam ile çelişen noktalardan biri. İnsan hakları ve adalet konusunda dinimizde kadın-erkek eşittir fakat cinsiyet rolleri konusunda eşitlik yoktur, farklılık esastır. Kadın ve erkek görev ve sorumlulukları konusunda faklıdır, bu da yine feministlerin iddialarının tam aksidir.

    Kendilerini ‘Müslüman Feminist’ olarak tanımlayan ve kadın mücadelesinde Müslüman kadınların da görünürlüğünü savunan kesimler var. Türkiye’de Havle adıyla ilk kez Müslüman Feminist bir dernek kuruldu. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz, feminizmin Müslüman kimliğiyle bir arada var olabileceğini düşünüyor musunuz?

    Feminizmin, Müslüman kimliğiyle bir arada olmayacağı zaten kurulan derneğin isminden bile anlaşılıyor. Derneğe verdikleri ismin sahibi Hz. Havle yuvası yıkılmasın diye mücadele vermiş bir kadın. Kocası onu geleneklere göre boşamış fakat o evliliğinin devamı, çocuklarının anne ve babaları ile büyümeleri için Peygambere koşmuş, yalvarmış, Allah’a dua etmiş, yakarışta bulunmuş.

    Hz. Havle yuvasını kurtarmak için yaptığı mücadele ile Allah’ın hoşnutluğunu kazanmış, geleneksel boşanma sistemi değişmiş, onun da derdine derman âyetler inmiş, yuvasına dönmüştür. Feminizm ise temelde kadın bireyselliğini savunur ve aileye karşıdır. “Aileniz Batsın” diye pankart taşıyan başörtülü kadınlar, yuvasını kurtarmak için didinen, ailesine değer veren muhterem bir kadının adını feminist derneklerine isim yapıyorlar. Tek başına bu tezat bile feminizmin Müslüman kimliğiyle bir arada olamayacağını gösteriyor.

    Kendini Müslüman Feminist olarak tanıtanlar İslam’ın farklı yorumlarının olabileceğini, geleneksel anlamda İslam’ın erkek odaklı yorumlandığını ve kadınları ikincil atfettiğini söylüyor. Yani İslam’ın feminist mücadeleyi dışlamadığını söylüyor. Bununla ilgili ne söylenebilir?

    İslam’ın erkek odaklı yorumlandığı iddiasına katılmıyorum. İslam’da kadının ikincil olduğu da tamamen yanlış bir algılamadır. Aile toplumun en küçük birimidir ve dinimiz aileye her kurumda olması gerektiği gibi bir idareci tayin etmiştir, bu da erkektir.

    Kavvam yani koruyan, idare eden ve sorumluluk alandır erkek. Erkeğin kavvam olması kadını değersizleştirmez, statü üstünlüğü mutlak bir üstünlük değildir. Muhabbet için, ailenin devamı ve düzeni için gereklidir. Dinimiz ailenin sorumluluğunu kadının narin omuzlarına yıkmaz, erkeğin güçlü kollarına bırakır. Erkek şefkat ve adaletle aileyi idare etmek zorundadır, zulmedemez; kadın da eşine saygılı olmak zorundadır. Aranan aşk da mutluluk da buradadır.

    Müslümanlığın feminizmle birlikte anılamayacağı, kadın ve erkeğin doğal olarak birbirinden farklı olduğu gibi tartışmalar da var. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?

    Müslümanlığın feminizmle anılamayacağı fikrine tamamen katılıyorum. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz Nisa sûresi 32. Âyette kadın ve erkeği birbirinden farklı yarattığını ve ikisine de birbirinden farklı üstünlükler verdiğini açıkça beyan ediyor ve birbirinize özenmeyin diye de tavsiye de bulunuyor.

    Bir cinsiyete çok verilen vasıflar diğer cinsiyete az verilmiş. Mesela insan ilişkilerinde kadınlar daha iyiyken, erkekler nesnelerin dünyasında daha başarılıdır. Erkeklerin matematik zekası daha iyi olduğu için dünyada mühendislerin çoğu erkektir ve buluşların çoğunu da erkekler yapmıştır.

    Günümüzde kadınlar mühendis olmaları için teşvik ediliyor ve erkeklerle yarıştırılıyor. İnsan ilişkilerinde başarılı olmak, çocuk doğurup büyütmek ve toplumun mimarı olmak makinalardan daha mı değersizdir? Kadının erkekle yarışması, kadının varlığının erkek üzerinden tanımlanması demektir ve esas bu kadına saygısızlıktır. Kadın ve erkek arasındaki yarış en çok kadını yorar, yıpratır. Yapılan yüzlerce bilimsel çalışma anne karnından itibaren kadın ve erkeğin farklı yaratılmış olduğunu bizlere açıkça gösteriyor.

    Feminizm ekolünün Müslüman kesimlerce eleştirildiği noktalardan biri de kadın-erkek eşitliğinin fıtrata uygun olmadığı mevzusu. Toplumun, ailenin, anne-baba rollerinin zedelendiği, hatta eşcinselliğin veya ‘cinsiyetsizliğin’ teşvik edildiği söyleniyor. Buna katılır mıydınız?

    Feministler “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği”ni savunuyorlar. Cinsiyetin doğuştan geldiği ve cinsiyet rollerinin aile ve toplum tarafından kişiye yüklendiği iddiası hiçbir bilimselliği olmayan tamamen boş bir iddia. Bilimsel çalışmalar cinsiyet rollerinin cinsiyet farklılığından kaynaklandığını ve doğuştan gelen özellikler olduğunu gösteriyor.

    Son dönem bu konuda yazılmış çok kitap var hatta “Kadın Beyni” kitabının yazarı Dr.Louann Brizendine feminist baskılarla yıllarca kadın-erkek farklılıklarının üstünün örtüldüğü ve artık açığa çıkmaya başladığını söylüyor. Doğal haline bırakılan her çocuk, yaratılışına uygun davranır fakat zoraki karşı cinsin özelliklerini dayatırsanız elbette cinsiyet özelliklerinde sapmalar olacaktır.

    Cinsiyete uygun roller benimsenmediğinde, babalık ve annelik rolleri birbirine karıştığında bu çocukların ruhsal gelişimi açısından zararlı oluyor. Cinsiyet eşitliği çalışmaları çocuk ve gençlerin cinsiyet kimliğini zedelediği için elbette eşcinselliğe yönelişi artıracaktır.

    Toplumsal ataerkil sistemin bozulmasına dair farklı bakış açıları var. Siz ne dersiniz?

    Öncelikle bizim toplumumuzda ve pek çok toplumda ataerkil görünümlü anaerkil bir sistem var. Aileyi erkek yönetiyormuş gibi görünse de geri planda esas yöneten kadındır. Erkek hükümet, kadın derin devlet gibidir. Geleneksel ataerkil sistemi İslam’ın ataerkil sisteminden ayırmak lazım. Geleneksel yapıda zulüm vardır. Ailenin yaşlı kadını anne ya da kayınvalide ailenin genç kadınlarına erkek eliyle ya da bizzat kendisi zulmeder. Oysa dinimizde zulüm haramdır. Evin reisi olan erkek eşiyle istişare eder ve sorumluluk alır.

    Kadına karşı şiddet, boşanmaların artması ve nafaka meselesi ve İstanbul Sözleşmesi çok tartışılıyor. Siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?

    İstanbul Sözleşmesi bütün erkeklerin şiddet yanlısı ve istismarcı olduğu ön kabulü ile hazırlanmış, erkeği saldırgan, kadını kurban kabul ederek tasarlanmış, erkeği ötekileştiren cinsiyetçi bir sözleşmedir. Ve iddia edildiği gibi de kadına şiddeti azaltmadığı gibi kat kat da artırmıştır. Şiddet şiddetle çözülemez. Sözleşme sonrası hem şiddet arttı hem de boşanmalar arttı.

    Nafaka mevzusu ise feministlerin eşitlik ve güçlü kadın söylemi ile tamamen çelişmektedir. Hem güçten ve eşitlikten bahsedip hem de kadını eski kocasına maddi olarak muhtaç görmek büyük bir tezat. Çocuk için verilen nafaka bundan ayrı tabii. Baba evladına nafaka vermeli. Fakat erkek neden eski eşine bakmak zorunda olsun? Eski eşine bakmak zorunda kalan pek çok erkek ya bir daha evlenemiyor ya da sonraki eş ve çocuklar, erkeğin ayrıldığı eşine verdiği nafaka yüzünden maddi sıkıntı çekiyor. Ayrıca bu eski eşler arasında düşmanlığa ve çocukların koz olarak kullanılmasına sebep oluyor.

    Ülkemizin çocuk haczi diye bir utancı var. Binlerce çocuk babadan koparılıyor. En çok şiddetin boşanma aşamasında olması İstanbul Sözleşmesi ve ona bağlı çıkarılan 6284 sayılı kanunun kötüye kullanılmasından kaynaklanıyor. Kadın beyanı esas alınarak erkekler iftiralar karşısında çaresiz bırakılıyor. İstanbul Sözleşmesi ile adalet sistemi temelden sarsıldı, insanların masumiyet karinesi yok sayıldı. İstanbul Sözleşmesi acilen iptal edilmelidir.

    Kadına karşı şiddet, muhafazakarlaşmanın bir sonucu mu?

    Kadına karşı şiddetin artmasının muhafazakarlıkla bağlantısı olduğunu düşünmüyorum. Şiddetin artmasında en büyük etken kapitalist sistemdir. Kadınları ve erkekleri birbirine düşman etmeye çalışan lobiler ve buna hizmet eden medya organları da baş aktörlerdir. Basında hangi haberler çok yer alırsa toplumda onun arttığı bilinen bir gerçektir. Sabah akşam şiddet haberi ile yatıp kalkılıyor ve şiddet potansiyeli olanlara canlı canlı senaryo sunuluyor. Tabii bir de film ve dizilerdeki şiddet var o da çocukları, gençleri çok fazla olumsuz etkiliyor. Şiddet tüm dünyada genel olarak arttı. Şiddeti sadece kadın üzerinden konuşmak artan genel şiddetin üstünü örtüyor.

    Kadın şiddeti tartışmalarında erkeklerin mağdur edildiğini düşünüyor musunuz?

    Elbette mağdur ediliyor, bu çok açık. Cinayet işleyen erkeklerin üzerinden bütün erkekler suçlu ilan ediliyor. Bir kadın öldürüldüğünde “Erkek Şiddeti” diye bütün erkekler suçlanıyor fakat bir kadın, erkek öldürdüğünde ”Kadın Şiddeti” denmiyor. Kadınların işledikleri cinayetlere çeşitli bahaneler bulunuyor. Şiddetin cinsiyeti yoktur. Kadınlar da son derece zalim olabiliyorlar. Erkekler silahla öldürürken, kadınlar birine öldürtmek ya da zehirlemek gibi gizli yolları tercih ettikleri için kadınların işledikleri cinayetlerin çoğu açığa çıkmıyor ya da yıllar sonra çıkıyor.

    Ayrıca kadını koruma adına fiziksel şiddet olmadığı halde psikolojik şiddet bahanesi ile yüzbinlerce erkek evinden atıldı, çocuklarından koparıldı. Bunlar da erkeklere uygulanan ağır şiddettir. Psikolojik şiddet, şiddet kavramı içine alınarak erkeğin kadına sesini bile yükseltmesi şiddet sayılırken, kadının eşine her türlü hakareti yok sayılıyor. Bu da erkeklerin ailede ve toplumda aşağılanmasına sebep oluyor. Bir davranış suçsa cinsiyete göre değişmemeli bu adalete aykırıdır.

    Kadına karşı şiddete çözüm önerileriniz var mı?

    Öncelikle şiddeti cinsiyetten bağımsız ele almak zorundayız. Şiddeti önleme konusunda küçük yaştan itibaren okullarda çocuklara eğitim verilmeli. Tabii bu eğitim cinsiyet eşitliği iddialarında olduğu gibi erkeklere pembe giydirip, kıza benzeterek değil fıtrata uygun yapılmalı.

    Gücü yönetmek, duyguları tanımak, öfkeyi kontrol etmek gibi pek çok eğitim, okulların müfredatında olmalı. Ayrıca bir şeyin sebebi ortadan kalkmadan sonuçları değişmez. Şiddetin sebeplerini ortadan kaldırmak üzere çalışmalar yapılmalı. Mesela alkol ve uyuşturucu şiddetin sebepleri arasında ilk sırada çıkıyor. Bu konuda uyarıcı çalışmalar yapılmıyor.

    Şiddeti erkekliğin üzerine yıkıp, erkekleri ayılardan kurtlardan aşağı gösteren kamu spotları yapmak yerine şiddetin gerçek sebepleri üzerine çalışmalar yapılmalı. Şiddetin boşanma safhasında olması da incelenmeli. Şiddeti artıran kanunlar düzeltilmeli.

    Her kadın mücadelesini feminist bir mücadele olarak adlandırmak doğru mudur?

    Kadınların, erkekleri karşılarına alarak, onlar düşmanmış ve kötülüğün kaynağıymış gibi yürüttükleri her mücadele feminist mücadeledir. Kişilerin kendini feminist diye tanımlaması gerekmez. Ortak söylemler ortak yoldaşlıklardır. Söylemler aynıysa zihniyette aynıdır. Nasıl isimlendirdiğiniz pek de önemli değildir. İster cinsiyet eşitliği deyin, ister cinsiyet adaleti. İkisinde de içerik feminist söylemle aynı olduğu için dışarıdan bakanlar haklı olarak sizi yaptıklarınıza bakarak değerlendirir ve feminist olarak adlandırır.

    Feministler de erkek düşmanlığı yapmadıklarını söylüyorlar fakat yaptıkları çalışmalara bakınca yaptıkları tam da erkek düşmanlığı. Bu düşmanlık erkeklerden önce kadınlara zarar veriyor, sağlıkları bozuluyor. Hak mücadelesi verdiğini zanneden öfkeli ve gergin kadınlar, dünyaya nefret tohumları saçıyor. Oysa dünyanın daha fazla nefrete değil, daha çok sevgiye ve dostluğa ihtiyacı var.

    BBC Türkçe – Akanda Taştekin

    BBC den gelen yukarıdaki röportaj sorularını bu şekliyle cevaplayıp gönderdim fakat röportaj olarak yayınlanmadı, sadece bir haber içerisinde kullanıldı. Haber şu şekilde…

    https://www.bbc.com/...ler-turkiye-49912575
  • "Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok, burada dursun."
    Birhan Keskin, fakir kene

    "Sabahları kitap mürekkebinin kokusunu içime çekmeyi severim."
    Umberto Eco

    "Biraz param olduğunda kitap alırım; param artarsarsa yiyecek ve giysi alırım."
    Desiderius Erasmus

    “Kendini yanlış hikayede bulursan ayrıl.”
    Mo Willems

    “Yorgun olduğumuzda, uzun zaman önce fethettiğimiz fikirlere saldırıyoruz.” -
    Friedrich Nietzsche

    “Halkın işine kayıtsızlık için iyi adamların ödediği bedel, kötü adamlar tarafından yönetilir”
    Platon

    “Kazanırsan, açıklamana gerek yok… Kaybedersen, açıklamak için orada olmamalısın!”
    Adolf Hitler

    “Mutluluğu, en karanlık zamanlarda bile, sadece ışığı açmayı hatırlarsa bulur .”
    JKRowling

    “Bana kapitalist göster, ben de sana kan emici göstereceğim.”
    Malcom X

    “En iyi intikam düşmanınız gibi olmamaktır.”
    Marcus Aurelius

    “Kafanı aslanın ağzına sokarsan, bir gün onu ısırırsa şikayet edemezsin.”
    Agatha Christie

    “Her insan, yapmadığı tüm iyiliklerden suçludur.”
    Voltaire

    Sakın unutma, ellerin cebindeyken başarı merdivenlerini çıkamazsın.

    Bir kadın seninle konuşurken, söylediklerini gözlerinle birlikte dinle.
    Victor Hugo

    Diktatörlük gerçek olduğunda, devrim bir hak haline gelir.
    Victor Hugo

    Kıskanç olmayan aşk ne doğrudur ne de saf.
    Victor Hugo


    “Hayatta daima gerçekleri savun! Takdir eden olmasa bile, vicdanına hesap vermekten kurtulursun.”
    Che Guevara

    “Paranla şeref kazanma, şerefinle para kazan ki; paran bittiğinde, şerefin de bitmesin.” – Nicanor Parra

    Başarı bir bilimdir; Eğer şartların varsa sonucu alırsın. – Oscar Wilde

    Kadınlar sevilmek için yaratılmıştır. Anlamak için değil... – Oscar Wilde


    Kalbinde sevgiyi koru. Onsuz bir hayat, çiçekler öldüğü zaman güneşsiz bir bahçe gibidir. (Voltaire)

    Suçlu bir adamı kurtarmak riskini masum birini mahkum etmekten daha iyidir. (Voltaire)

    Gözyaşları, kederin sessiz dilidir. (Voltaire)

    Önyargılar, aptalların sebeplerden dolayı kullandıkları şeydir. (Voltaire)

    "İnsanların, senin hakkında ne düşündüklerini önemsemeyerek, ömrünü uzatabilirsin" – Bukowski

    "Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir." – Mevlana



    “Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer ve bilirsin, o nehir asla durmaz.” – Grange

    Kadınlar sözleriyle değil, gözleriyle konuşur aslında. Bu yüzden onları anlamak için dinlemek yetmez, izlemek gerek...

    Bilge adam hiçbir zaman yaşlanmaz. Sadece olgunlaşır! - Victor Hugo



    İtaat ettikleri zincirlerden aptalları serbest bırakmak zordur. Voltaire

    Dünyada iki farklı insan var, bilmek isteyenler ve inanmak isteyenler. Friedrich Nietzsche

    Engelsiz bir yol bulursanız, muhtemelen hiçbir yere gitmez. Frank A. Clark

    İntikam ve aşkta, kadın insandan daha barbardır. Friedrich Nietzsche



    İçinde dans eden bir yıldız doğurmak için kaosun olması gerekir. Friedrich Nietzsche

    Zihin paraşüt gibidir. Açık değilse işe yaramaz. Frank Zappa

    Karakter kolay ve sessizce geliştirilemez. Sadece acı ve deneyimiyle ruh güçlenir.

    Hayat bir bisiklete binmek gibidir. Dengenizi korumak için hareket etmeye devam etmelisiniz. Albert Einstein

    Akıl, doldurulacak bir gemi değil, yakılacak bir ateştir. Plutarkhos

    Kalbini değiştirerek hayatını değiştirirsin. Max Lucado

    Gücüm onun gücü kadar, çünkü kalbim saf. Alfred Lord Tennyson

    Bir şeyi sevmenin yolu, bunun kaybolabileceğini fark etmektir. Gilbert K. Chesterton

    Dünyayı değiştirmenize gerek yok; kendini değiştirmek zorundasın. Miguel Angel Ruiz


    Affetmek geçmişi değiştirmez ama geleceğin önünü açar. -Paul Boese

    Beni mahveden şey; bana yalan söylemiş olman değil, sana bir daha inanmayacak olmamdır. -Victor Hugo

    İnsanlar seninle konuşmayı bıraktığında, arkandan konuşmaya başlarlar. -Pablo Neruda

    Öğrenmek, akıntıya karşı yüzmek gibidir ilerleyemediğiniz taktirde gerilersiniz. – Çin Atasözü

    Yapmacık olup sevilmektense, kendim olup nefret edilmeyi tercih ederim. -Tom Robbins

    Senin için yapraklarını kopardığım papatyalardan özür diledim dün gece. “Haklısınız dedim, ne sevdiği belli, ne sevmediği. -P. Neruda



    Geleceğimin tam olarak nasıl olacağını hala bilmiyorum ama, bildiğim bir şey var ki içinde sen yoksun. - Post Grad

    Hayattan korkmayın çocuklar;iyi ve doğru bir şeyler yaptığınız zaman hayat öyle güzel ki. - Dostoyevski

    Aslında hayatın en güzel anı; her şeyden vazgeçtiğinde, seni hayata bağlayan birinin olduğunu düşündüğün andır. -Balzac

    Sen benim hiçbir şeyimsin, yabancı bir şarkı gibi yarım, yağmurlu bir ağaç gibi ıslak, hiç kimse misin bilmem ki nesin? -Attila İlhan

    Hayatta bir gayesi olmayan insanlar, bir nehir üzerinde akıp giden saman çöplerine benzerler; onlar gitmezler, ancak suyun akışına kapılırlar. -Seneca

    Ve uyandığınızda ilk hatırladığınız yine “o” olur, nasıl ki uyumadan önce o olduysa! - Kahraman. Tazeoğlu

    Politika politikacılara bırakılmayacak kadar önemli bir konudur. - Charles De Gaulle

    Metodu olan topal, metotsuz koşandan daha çabuk ilerler. - Francis Bacon



    Mutluluğu tatmanın tek çaresi, onu paylaşmaktır. - Byron

    Kadın kocasını daha az sevmeli, fakat daha çok anlamalı; erkek, karısını daha çok sevmeli, fakat anlamaya çalışmamalıdır. - Oscar Wilde

    İnsan aklındakilerle gündüzleri, yüreğindekiyle geceleri uğraşıyormuş. - Can Yücel

    İyi olduğunuz için herkesin size adil davranmasını beklemek, vejetaryan olduğunuz için boğanın saldırmayacağını düşünmeye benzer. - Dennis Wholey

    Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir. - Eflatun

    Anlamlı Özlü Sözler 2019

    Gönlüne en yakın olan kişi, sana en çok zarar verebilen kişidir.


    Eğer aԁaletin temeli intikama ԁayalı ise, bu daha çok adaleti tetikleуecek ve bir nefret zincirini oluşacak.

    Maalesef gerçek bir barış bu dünyada var olamaz.

    Mutluluğun sırrı özgürlüktür. Ve özgürlük sırrı cesarettir. Thucydides

    Bir rüya büyü ile gerçek olmaz; ter, kararlılık ve sıkı çalışma gerektirir. Colin Powell

    Yapabileceğiniz en büyük macera, hayallerinizin hayatını yaşamaktır. Oprah Winfrey

    Bilgelik, herhangi bir zenginlikten daha önemlidir. Sofokles

    Kendisine itaat etmek isteyen, nasıl emredeceğini bilmesi gerekir. Niccolo Machiavelli


    Dünü kurtarmak bizim elimizde değildir, fakat yarını kazanmak ya da kaybetmek bizim elimizdedir.

    Yanında aptal bir kadın olan bir sürü zeki adam görürsünüz ama yanında aptal bir adam olan zeki kadın kolay kolay göremezsiniz. - E.Jong

    Hayat geç kalanları hiç affetmez. - Gorbachov

    Bir gün hayatına birisi girecek ve o gün, daha öncekilerle neden işlerin yürümediğini anlayacaksın. - Elif Şafak

    Mutluluğun değerini, onu kaybettikten sonra anlarız. - Plautus

    Ne kadar hazin bir çağda yaşıyoruz, bir önyargıyı ortadan kaldırmak atomu parçalamaktan daha güç. - Albert Einstein

    Bir kere sevdaya tutulmaya gör; ateşlere yandığının resmidir. - Cahit Sıtkı Tarancı



    Hayat bir öyküye benzer, önemli olan yani eserin uzun olması değil, iyi olmasıdır. - Seneca

    Beni mahveden şey; bana yalan söylemiş olman değil, sana bir daha inanmayacak olmamdır. - Victor Hugo

    İyiliğinize inanılmasını istiyorsanız,ondan hiç söz etmeyin - Blaise Pascal

    İnsanlar başaklara benzer. İçleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler. - Montaigne

    Konuşup konuşmamak bir şeyi değiştirmeyecekse, susmamak için bir neden yoktur. - Nuovo Cinema Paradiso

    İyiliğin bilgisine sahip olmayana bütün diğer bilgiler zarar verir. - Montaigne



    Mutluluk her şeyden önce vücut sağlığındadır. - Curtis

    Şikayet ettiğiniz yaşam, belkide başkasının hayalidir. TolstoyBir araya gelmek bir başlangıçtır, beraberliği sürdürmek bir ilerleme…

    Beraber çalışmaksa gerçek başarıdır. - Henry Ford

    Hayatınızın kalitesini hayatınızdaki insanların kalitesi belirler. - J. Brown

    Kaptanın ustalığı deniz durgunken anlaşılmaz. - Lukianos

    Bazen insan öyle özlenir ki; özlenen bilse, yokluğundan utanır. - Aziz Nesin

    Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak şarttır. - Honore de Balzac

    Planınız bir yıl içinse pirinç ekin, on yıl içinse ağaç dikin, yüz yıl için ise insanları eğitin. - Huang-Çe

    Yap gitsin! İnsan en çok hatalarından ders çıkartır. - Al Pacino

    Can paramparça ve ellerim, kelepçede, tütünsüz, uykusuz kaldım, terk etmedi sevdan beni… - Ahmet Arif

    Bir insanın hayatının ikinci yarısı, ilk yarıda kazanılan alışkanlıkların sürdürülmesinden ibarettir.- Dostoyevski


    İyi kararlar tecrübeden kaynaklanır. Tecrübeler ise kötü kararlardan…- Barry LePatner

    Demokrasi, hakkettiğimizden daha iyi yönetilmeyeceğimizi garanti eden bir sistemdir.- George Bernard Shaw

    Peşinden gidecek cesaretin varsa, bütün hayaller gerçek olabilir! - Che Guevara

    Hakları ve zevkleri ellerinden alınan gençler, onların yerine daha gizli ve tehlikeli olanlarını koyar. - J. J. Rousseau

    Bütün sevgileri atıp içimden, varlığımı yalnız ona verdim ben, elverir ki bir gün bana derinden, ta derinden bir gün bana “Gel” desin. - Ahmet Kutsi Tecer

    Arkadaşlık kuvvetli bir bağdır. Paraya ihtiyaç olunca başvurulmazsa, ömür boyu sürer.- Mark Twain

    En kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir. - Cicero

    Herkes tarafından doğru kabul edilen şeyler büyük olasılıkla yanlıştır. - Paul Valery

    Beni güzeI hatırIa. Sana unutuImaz geceIer bıraktım, sana en yorgun sabahIar, güIüşümü, gözIerimi, sonra sesimi bıraktım.



    Can paramparça ve eIIerim, keIepçede, tütünsüz, uykusuz kaIdım, terk etmedi sevdan beni…

    Beni güzeI hatırIa. Sana unutuImaz geceIer bıraktım, sana en yorgun sabahIar, güIüşümü, gözIerimi, sonra sesimi bıraktım.

    Sıradan öğretmen anIatır,iyi öğretmen açıkIar,yetenekIi öğretmen yapar ve gösterir,büyük öğretmen esin kaynağı oIur.

    Kimse kimseyi unutmuyor ama asIa karşı tarafın istediği biçimde hatırIamıyor.

    Farzet ki yazdıklarımı anlayabildin. Ya anlamadıkların. Ya yazıp yazıp sildiklerim. Ya yazamadıklarım…

    Yüzüne gülecek kadar dost sandığın kişilerin aslında arkandan konuşacak kadar yüzsüz.

    Bir insanın zekası verdiği cevaplardan değil sorduğu sorulardan belli olurmuş.

    Her insan yanlış yapabilir ancak sadece büyük insanlar yanlışlarının farkına varabilir.

    Hayatta asıl önemli olan şey istediğini almak değil. Aldıktan sonra onu hala isteyip istememektir.

    Eğer dünya sana soğuk geliyorsa, onu ısıtmak için ateş yak. Lucy Larcom

    Birçok insan yirmi beş yaşında ölür ve yetmiş beşe kadar gömülmez. Benjamin Franklin

    Odaklanmak, hayır demekle ilgilidir. Steve Jobs

    Öğrenmeye devam eden herkes genç kalır. Henry Ford

    Kararlarınıza bağlı kalın, ancak yaklaşımınızda esnek kalın. Tony Robbins

    Aşk, hoşgörü ve alçakgönüllülük varsa dünya daha iyi olabilir. Irena Sendler

    Kendinizi olumlu insanlarla çevirin. Melanie

    Arıza bulmayın, bir çare bulun. Henry Ford

    Bence toplumun ilk görevi adalettir. Alexander Hamilton

    Işığın olduğu her yerde gölgeler de vardır.

    Düşünme: ruhun kendisi ile konuşmasıdır. Platon

    Dua, insanın en büyük gücüdür! W. Clement Stone

    En iyi yol dosdoğru gidendir. Robert Frost

    Kendinizde var olana sadık olun. Andre Gide

    Sağırlık kulakta değil; akıldadır. Marlee Matlin
    özlü sözler


    Kariyer yapmak harika! Ama soğuk gecelerde kariyerinize sarılıp yatamazsınız. - Marilyn Monroe


    Aşk Hatalara karşı Daima Kördür, Daima Mutluluklara Meyillidir, Kanun Tanımaz, Kanatlıdır ve tutuklanamaz. Kafaların Bütün Zincirlerini Kırar geçer. - William BIake

    Mutluluğun formülü, gerektiğinde önemsiz şeylerle meşgul olabilmektedir. - Edward Newton

    Başarının sırrını bilmiyorum ama başarızılığın yolu herkesi memnun etmeye çalışmaktan geçer. - Bill Cosby

    Eğer insanlar hiç salakça şeyler yapmasaydı, akıllıca işler yapılamazdı. - Ludwig Wittgenstein

    Biri sizi bir defa aldatırsa suç onundur. İkinci defa aldanırsanız bilin ki suç sizindir. - Sarah Berhardt

    Zeki bir insan yalnızlıkta, düşünceleri ve hayal gücüyle mükemmel bir eğlenceye sahiptir. - Schopenhauer

    Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar, sevelim sevelim sevelim, sevebileceğimiz kadar. - Bedri Rahmi Eyüboğlu



    İdealler yıldızlara benzer. Onlara ulaşamazsınız, ama size yol gösterirler.- Waldo Emerson

    Her şeyi elde edebilirsin. Ama aynı anda değil! - Oprah Winfrey

    Ona şefkatle eğilirken, pır diye uçtu birden, kırık sandığım kanatlarındaki sahtelik ve inancımla birlikte. - Ahmet Muhip Dranas

    Ümit, mutluluktan alınmış bir miktar borçtur.- Joseph Joubert

    Aşk dediğin nedir ki, tenden bedenden sıyrık, çocukların içinde, yaşadığı bir çığlık. - Ahmet Hamdi Tanpınar

    Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, diğerleri de yanlış gider. - C. Bruno

    Bilgili bir ahmak, cahil bir ahmaktan daha çok ahmaktır. - Moliere

    Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek. - Özdemir Asaf

    Tanrı kuşları sevdi ve ağaçları yarattı.İnsan kuşları sevdi ve kafesleri yarattı. - Jacques Deval

    Hayat bazen insanları, birbirleri için ne kadar çok şey ifade ettiklerini anlasınlar diye ayırır. - P. Coelho



    Uzman, dar bir alanda yapılabilecek tüm hataları yapmış kişiye denir.- Niels Bohr

    Sen ne kadar kalsan da geliyorsun benimle. Ben ne kadar gitsem de kalıyorum seninle. - Shakespeare

    Yalnızca bir deli, suyun derinliğini iki ayağıyla anlamaya kalkar. - Afrika Atasözü

    Öyle bir seveceksin ki, yüreğinden kimse ayıramayacak. Ve öyle birini seveceksin ki, seni gözleriyle bile aldatmayacak. - Can Yücel

    Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen kimsedir. - Oscar Wilde

    Dünyanın gerçek gizemi görünmeyende değil, görünendedir.- Oscar Wilde

    Kimse kimseyi unutmuyor ama asla karşı tarafın istediği biçimde hatırlamıyor.- Tezer Özlü


    Eskiden ekmek aslanın ağzındaydı şimdi aslan da aç!


    Kız dediğin İstanbul gibi olmalı, Fethi zor, fatihi tek!

    Hani dilimizin ucuna gelip de söyleyemediklerimiz var ya; Allah o sözlerin yolunu açık etsin.

    Aşk; eğri bacaklıyı doğru görme sanatıdır.

    Herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez.

    Eğer benimle ilgili bir probleminiz varsa bu sizin probleminizdir.

    Aşkın gelişi aklın gidişidir.

    Seni gördüm göreli başım belada,dün gece seni düşünürken kaldım helada.

    Kumarı bırakacağıma bahse girerim!

    Mantık evliliği yapınca ne olacak? Kocanla oturup satranç mı oynayacaksın!

    Bu aralar öyle şanssızım ki hani ağzımla kuş tutsam kuş ağzıma sıçar.



    Bir yıldız gibi kayarım hayatından yapabileceğin tek şey dilek tutmak olur.

    Kartları kader karıştırır biz oynarız.

    Durduk yere sizi terk eden, ya alacağını alamamıştır ya da alamayacağını anlamıştır.

    Kütlesi olmayana yerçekimi dokunamaz.

    Her sinirli kadının arkasında neyi yanlış yaptığıyla ilgili hiçbir fikri olmayan bir erkek vardır.



    Aşk denen zıkkım benim de hakkım.

    Kişinin susması, her zaman söyleneni onayladığı anlamına gelmez. Bazen canı aptallarla tartışmak istemiyordur.

    Mevlana'dan Düşünürlerden Özlü Sözler
    Asalet; boyda değil soyda, incelik; belde değil dilde, doğruluk; sözde değil özde, güzellik; yüzde değil, yürekte olur.
    Ne kadar bilirsen bil, anlatabildiklerin, karşındakinin anlayabileceği kadardır.

    Dost, acı söyleyen değil, acıyı tatlı söyleyebilendir.

    Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasır gibidir. Ya canın acıya acıya adım atacaksın, ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. İki yolda da tek bir gerçek olacak; canın çok ama çok acıyacak…



    Dünyanın en güç işi bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir.

    Aklın varsa bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap.

    Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

    Acı su da, tatlı su da berraktır. Sakın görünüşe aldanma… Görünüşte herkes insandır ama gerçek insan hal ehli olandır.

    Adam savaşmakla çetin er sayılmaz, öfkelendiği zaman kendini tutabilendir çetin.

    Başta dönüp koşan nice bilgiler, nice hünerler vardır ki, insan onunla baş olmak isterse, baş elden gider. Başının gitmesini istemiyorsan ayak ol.

    Başkalarına imrenme, çok kimseler var ki senin hayatına imreniyorlar.



    Bir katre olma, kendini deniz haline getir.

    Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez.

    Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.

    Bir insan bilmiyorsa ne istediğini, hem seni ziyan eder , hem kendini…Dibini görmediğin suya dalmadığın gibi, emin olmadığın sevgiye teslim etme kendini.

    Büyük Allah'tan bizler niye terbiye isteriz? Çünkü terbiyesizler, Allah'ın lütfundan mahrumdurlar.

    Terbiyesiz, yalnız kendine kötülük etmez, bütün utanç ve erdem ufuklarını ateşler.

    Cahil kişi gülün güzelliğini görmez, gider dikenine takılır.

    Cibilliyetsize ilim öğretmek, eşkıyanın eline kılıç vermektir.

    Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

    Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.

    Kendini noksan gören kişi, olgunlaşmaya on atla koşar. Kendini olgun sanan ise Allah'a bu zannı sebebiyle ulaşamaz.

    Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?

    Nerde akan gözyaşı varsa, oraya rahmet gelir.



    Yunus Emre'den Özlü Sözler
    Cümleler doğrudur sen doğru isen, Doğruluk bulunmaz sen eğri isen.

    Bu dünyaya inanma, vefasın bulam sanma. Ömrün veren ziyana, çoğu pişman içinde.

    Ben sevdiğimi demez isem, sevmek derdi boğar beni.

    Akıl bir kişidir, Allah'a bakar.Uyarsan akla uy, ol buhl'ı (cimriliği) yakar.

    yunus emre en güzel özlü sözler
    Durulduğu zamanları olur insanın, yorulduğu zamanlar olduğu gibi, ama ömür götüren kırıldığı zamanlardır.

    Eğer hor eğer hürmet kişiye sözden gelir. Zehr ile pişen asi yemeğe kim gelir.

    Dil söyler kulak dinler, kalp söyler kainat dinler.

    Edebim elvermez edepsizlik edene, Susmak en güzel cevap, edebi elden gidene.

    Zulum ile abad olanın akıbeti berbad olur.

    Sabır saadeti ebedi kalır Sabır kimde ise o nasib alır.

    Yunus sözi alimden, zinhar olma zalimden, korkadurın ölümden, cümle doğan ölmüştür.

    Miskin Adem oğlanı, nefse zebun olmuştur. Hayvan canavar gibi, otlamağa kalmıştır.

    Ey hayat ırmağından su içenler! Gelin soralım canlara ki güzelliği ne oldu da gidiyor. Ben hep seninim diyordu, şimdi neyi buldu da gidiyor?

    Dünya yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada bakî kalan. Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan.

    Ölümden ne korkarsın, korkma ebedi varsın.

    Dağa düşer kül eyler, gönüllere yol eyler, sultanları kul eyler, hikmetli nesnedir aşk.

    İşitin ey yarenler! Aşk bir güneşe benzer. Aşkı olmayan gönül, misal-i taşa benzer.

    Bu dünyaya gelen gider. Yürü fani dünya, sana gelende gülmüş var mıdır?

    Hoştur bana senden gelen. Ya gonca gül yahut diken. Ya hayattır yahut kefen. Nârın da hoş, nurun da hoş. Kahrın da hoş, lütfun da hoş.

    Cennet cennet dedikIeri, birkaç köşkIe birkaç huri. İsteyene ver onIarı, bana seni gerek seni.

    Eğer bir müminin kaIbin kırarsan hakka eyIediğin secde değiIdir.

    Hiç hata yapmayan insan, hiçbir şey yapmayan insandır. Ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız sanmaktır.

    Bir bahçeye giremezsen, durup seyran eyIeme. Bir gönüI yapamazsan, yıkıp viran eyIeme.

    OIsun be aIdırma yaradan yardır..sanmaki zaIimin ettiği kârdir.. MazIumun ahi indirir sâhi.. Herşeyin bir vakti vardır.

    Nefistir seni yoIda koyan, yoIda kaIır nefse uyan. Sabır saadeti ebedi kaIır sabır kimde ise o nasib aIır.



    Annem yaşı ilerledikçe elim kolum ağrıyo diyor, ah be annem benim yaşım kaç ki hergün sol yanım ağrıyor..

    Ufukta bir gemi görsem seni taşıyan, Mavi denize dalardım geriye bakmadan .Uçsuz bucaksız mavilikte arardım beni .Taa ki beni sende bulana kadar.

    Allah’la arandaki perdedir. O perdeyi ateşe at ki ardından Allah görünsün.

    Aklıma gelmek kolay. Marifet, yanıma gelmekte…

    Ben kimim! Beni söylediklerimde arama…!Ben söylemediklerimde gizliyim…!O görmediğin koskoca derya gönlümdür.Gördüğün sahil ise dilim.Kıyılarıma vuran dalgalarıma şaşma..!Onlar aşk’tan gel-git’im.Beni Mecnundan Leyla’dan sorma…! Ben yalnız Mevladan bir izim…!!

    Aşk genellikle Bir Evlilik Meyvesidir. - Moliere



    Gecenin karanlığında, güneşin ışığında, suyun damlasında, selin coşkusunda, kimi yanımdasın kimi rüyamda, ama hep aklımdasın sakın unutma.

    Aşk Güneş Gibidir, Kör Bile Hisseder. - K. KisfaIudy

    Gördüğünü herkes sever, sen onda görmediğini bulacaksın. Eğer gerçek aşk istiyorsan; Ten’e değil, kalbe dokunacaksın. - Bob Marley

    Sen, hayalini kurup, sonunda bulduğum o hayallerimdeki adam değilsin. Sen karşıma çıkıp, bana aşkı hayal ettiren ilk sevgilisin.

    Aşk Dehanın besinidir. - Gustave Flaubert

    Aşk, sakızdan çıkan sözler kadar basit olmaya devam ettikçe, insanlar da onu çiğneyip tükürmeye devam edecekler.

    Ve aşk; hak edenlerin hayali olurken, hak etmeyenlerin oyuncağı oldu.

    Aynaya bakınca kendimi değil kocaman bir yürek .Ve o yürekte ondan da büyük bir sen gördüm.

    O Kadar Yakınsın Ki ,Seni Ben Sandım..Sana O Kadar Yakınım Ki, Beni Sen Sandım..Sen Mi Bensin Ben Mi Senim? Şaşırdım Kaldım..

    Aşk Doğal Değil, insanın Yapısı Bir şey ve onların En yücesidir. - Octavio Pacz



    Aşk bittikten sonra arkadaş kalalım diyenler! Güle başka isim versen değişik kokacak mı?

    Sükut eyledim, ”Kahrı var” dediler. Biraz söyledim, ”Zehri” var dediler. Sustum, kahrından susuyor dediler; biraz konuştum, zehrini kusuyor dediler…

    Ben utangaç bir kalbi taşırım geceden..Ben sana aşık olduğumu, ölsem söyleyemem..- Özdemir Asaf

    Herkesi tersliyorum şu ara. Solundan mı kalktın diyorlar? Hayır ben değil, o kalktı solumdan diyemiyorum!

    Aşk Gözle Değil, Ruhla Görür. - William Shakespeare

    Bana kalsa gökyüzündeki tüm yıldızlar yerine bütün insanlara .Senin gözlerinde ışıldayan bir çift yıldızı gönderirdim.

    İkimizin hayali de aynıysa ortak bir yerde buluşmanın zamanı gelmiş demektir. Mesela sen ve ben aynı hayatta?

    Aşk Duyuruların Bir Hummasıdır. - La Rochefoucauld

    Hayatta en zor olan şey, gerçek aşkı bulmak değildir. Daha da önemlisi onu her zorluğa karşı sürdürebilmektir aslında.


    ”Sel ister bulanık olsun, ister saf olsun madem ki geçicidir, onu konuşarak vakit öldürme. Dünya malı sele benzer.’

    Yüzde ısrar etme, doksan da olur. İnsan dediğinde, noksan da olur. Sakın büyüklenme, elde neler var. Bir ben varım deme, yoksan da olur…

    Aşk Hatırlamalarla Yaşar, Umutlarla Son Bulur. - Refik Halit Karay

    Sana bu satırları gidip gelen aklımla yazıyorum. Sana gidip, aşka gelen bir akılla!

    Kalbin edebi sükûttur. Susan kurtulur. Güzellik dilin altında gizlidir. Sükût, incelik, edep ve zarafet insanı her gittiği yerde sultan yapar.

    İnan gözümde hiçbir değerin yok, ne varsa kalbimde.

    Aşk Dostluğu, Dostluk da aşkı Mahveder. La Bruyere


    Sonra diyorum ki, bu aşkı içime düşürenin şüphesiz bir bildiği vardır.

    Ne seni unutmak için bir çabam var içimde, ne de aşkımı körükleyen bir rüzgar,ne de seni görmeden durabilecek kadar güçlüyüm,ne de seni görmeye dayanacak bir kalbim var

    Gülüşünü seversin, sesini seversin, sohbetini seversin. Sevmek için illa ki yüzünü görmek şart değil; Yüreğinde duruşunu seversin.

    Sen en mükemmel sevgiyi hak edilecek kadar güzel fakat herkesin seni sevmeyi hak etmeyeceği kadar özelsin…

    Yağmur başladı…Gelse de ıslansak dediği biri olmalı insanın…

    Aşk Hafta beş Lira ile geçinemez. - Somerset Maugham

    Üflesen yıkılır hayallerimiz varmış meğer; titremesin diye nefes almaktan bile korktuğumuz.

    Gönlünde olanı benden gizleme ki benim gönlümdeki de ortaya çıksın…



    Bugün ağlamayı düşünüyorsan sakın yapma çünkü bir yerde senin bir gülüşün için yaşayan biri var.

    Bir insan aşık olunca; kıskanır, bağırır, kısıtlar, hesap sorar, sahiplenir… ama; anlayana işte…

    Bir çift göze aşık ve diğer bütün gözlere körüm..

    “Açık çay içerdi hep,demli olunca bardağın diğer tarafından beni göremezmiş, Öyle derdi…” - Cemal Süreya

    Aşk Hiç bir Mani Bilmez, insan kendi kalbinin Seçtiği iIe Daima Mesuttur. - Joseph Shearing

    Bilmeyen ne bilsin seni gamlanma deli gönül, gönülden anlamayana bağlanma deli gönül…


    Aşk iki kişilik bencilliktir. - Antoine De Salle

    Al ömrümü koy ömrünün üstüne, senden gelsin ölüm başım üstüne….

    Kalbin hangi sevgi için çarpıyorsa yeni doğan günün güneşi Seni ona kavuştursun.

    Çünkü aşk, yaralıyken asla bulamayacağınız garip bir kan grubudur.



    Her kapının bir anahtarı vardır, ancak önemli olan anahtar değil, kapının ardındakidir. Eğer kapıyı güzel sözle tıklatırsan kapının arkasındaki yol seni hep doğru yere götürür.

    Aklımda işin yok! Durup durup aklıma gelme…Yanıma gel, Mevzu KALBİMDE!

    Aklını Başına Al Da, Fanî Olan Bu Dünya Zindanında Kimseden Vefa Arama! Bu Dünyanın Vefası Bile Vefasızdır

    “Merhaba sevdiğim; ben o sevmediğin. Bugünde mi geçmedim aklının kıyılarından?” - Ümit Yaşar Oğuzcan

    Aşk Evrenin Mimarıdır. - Herodot

    Denizi kurumuş bir balık gibi, halen senin için çırpınıyorum.

    Ey canımın sahibi Yar! Sen benimle olduktan sonra kaybettiklerimin ne önemi var. - Mevlana

    Aşk Hükmetmez, Terbiye Eder. - J.W.von Goeth

    İngilizce Özlü Sözler
    An unexamined life is not worth living. (İncelenmemiş bir hayat yaşamaya değer değildir.) – Socrates
    Definiteness of purpose is the starting point of all achievement. (Amacı kesinleştirmek her başarının başlangıç noktasıdır.) – W. Clement Stone

    Eighty percent of success is showing up. (Başarının yüzde sekseni ortaya çıkmaktır.) – Woody Allen

    Every child is an artist. The problem is how to remain an artist once he grows up. (Her çocuk bir sanatçıdır. Sorun büyüdükleri zaman da sanatçı kalabilmektedir.) – Pablo Picasso

    Every strike brings me closer to the next home run. (Her vuruş beni bir sonraki sayıya yaklaştırır.) – Babe Ruth

    I am not a product of my circumstances. I am a product of my decisions. (İçinde bulunduğum durumların ürünü değilim. Kararlarımının ürünüyüm.) – Stephen Covey

    I attribute my success to this: I never gave or took any excuse. (Başarımı şuna borçluyum: Hiçbir zaman bahane üretmedim ve kabul etmedim.) – Florence Nightingale

    I’ve missed more than 9000 shots in my career. I’ve lost almost 300 games. 26 times I’ve been trusted to take the game winning shot and missed. I’ve failed over and over and over again in my life. And that is why I succeed. (Kariyerim boyunca 9000 atış kaçırdım. 300 maç kaybettim. 26 defa oyun kazandıracak son şutu kaçırdım. Defalarca başarısızlığı gördüm . Ve işte bu yüzden başarıyı yakaladım.) – Michael Jordan


    Life is 10% what happens to me and 90% of how I react to it. (Hayatın %10’u başıma gelenler, %90’ı da benim buna karşı ne yaptığımdır.) – Charles Swindoll

    Life is about making an impact, not making an income. (Hayat etki yaratmak demektir, gelir yaratmak değil.) – Kevin Kruse

    Life is what happens to you while you’re busy making other plans. (Hayat siz başka şeyleri planlamakla meşgulken olanlardır.) – John Lennon

    Life isn’t about getting and having, it’s about giving and being. (Hayat almak veya sahip olmak değil vermek ve olmak demektir.) – Kevin Kruse

    Strive not to be a success, but rather to be of value. (Başarılı olmak için değil değerli olmak için çabala.) – Albert Einstein

    The best time to plant a tree was 20 years ago. The second best time is now. (Bir ağaç dikmek için en uygun zaman 20 yıl öncesiydi. İkinci en iyi zaman ise şimdi.) – Chinese Proverb

    The mind is everything. What you think you become. (Akıl herşeydir. Ne düşünüyorsanız, onu olursunuz.) – Buddha

    The most common way people give up their power is by thinking they don’t have any. (İnsanların güçten düşmelerinin en genel sebebi ona sahip olmadıklarının düşünmeleridir.) – Alice Walker

    The most difficult thing is the decision to act, the rest is merely tenacity. (En zor şey harekete geçme kararıı vermektir, geriye kalan ise sadece azimdir.) – Amelia Earhart

    We become what we think about. (Ne olmayı düşünüyorsak onu oluruz.) – Earl Nightingale

    Whatever the mind of man can conceive and believe, it can achieve. (Bir insan her neyi hayal edip inanıyorsa, ona ulaşabilir.) – Napoleon Hill

    Winning isn’t everything, but wanting to win is. (Kazanmak herşey demek değildir, ancak kazanmayı istemek herşeydir.) – Vince Lombardi

    You can never cross the ocean until you have the courage to lose sight of the shore. (Sahili gözden kaybetme cesaretini gösteremezseniz okyanusu geçemezsiniz.) – Christopher Columbus

    You miss 100% of the shots you don’t take. (Kullanmadığınız atışların %100’ünü kaçırmışsınızdır.) – Wayne Gretzky

    Your time is limited, so don’t waste it living someone else’s life. (Zamanınız kısıtlıi bu yüzden başkasının hayatını yaşamakla onu boşa harcamayın.) – Steve Jobs





    Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım. -Necip Fazıl Kısakürek

    Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür. -Aristo

    Hayat merdivenlerini çıkarken, insanlara iyi davranalım çünkü inerken gene aynı insanlara rastlayacağız. -Cenap Şahabettin

    Önce biz alışkanlıklarımızı oluştururuz, sonra da alışkanlıklarımız bizi oluşturur. -John Dryden

    Başarı bir yolculuktur, bir varış noktası değil. -Ben Sweetland



    Hayatta başarılı olanlar, kendilerine gereken bilgileri öğrenmekten bir an geri kalmazlar ve hadislerin sebeplerini her zaman araştırırlar. -Rudyard Kıplıng

    Limiti koyan zihindir. Zihin bir şeyi yapabileceğini kestirebiliği kadar başarılı olur. Yüzde 100 inandığın sürece her şeyi yapabilirsiniz. -Arnold Schwarzenegger

    İnsan sahip olduklarının toplamı değil fakat henüz gerçekleştiremediklerinin toplamıdır. -Jean Paul Sartre

    Deneyim düşüncenin, düşünce ise eylemin çocuğudur. -B. Dısraelı

    İyi bir kafaya sahip olmak yetmez; mesele onu iyi kullanmaktır. -Rene Descɑrtes

    ünlü düşünürlerden özlü sözler

    Her eylemin atası düşüncedir. -Ralph Waldo Emerson

    İyi düşünmek iyidir; iyi hareket etmek çok daha iyidir. -Horace Mann

    Nerede olursanız olun, elinizdekilerle yapabileceklerinizi yapın. -Alex Morrison

    Gerekeni yap ve güce sahip ol. -Emerson

    Akli resimler zihni kalıbımızın biçimlenmesine yardım eder. -Robert Collier

    Ya başlamamalı, ya da bitirmeli. -Ovidius


    Eğer onur kazançlı olsayԁı herkes onurlu olabilirdi. -Thomas More

    Fayԁasız bir hayat erken bir ölümԁür. -Johann Wolfgang von Goethe

    Mutluluk erԁemin ödülü değil erdemin kenԁisidir. -Baruch Spinoza

    Bir sorunu çözmenin en iyi yolu nedenini yok etmektir. -Martin Luther King

    Unutmayın ki imparatorluklar diktikleri çarmıhlarda ancak adaleti sağlayabilirler. Ahlak ve erdem çöktüğünde devleti yönetemezsiniz. -Cicero

    Yok etme ihtiyacının kesin nedeni, insan olmaktır, çünkü insan olmak nesne olmayı aşmak anlamına gelir. -E. Fromm

    Beni korkutan kötülerin baskısı değil iyilerin kayıtsızlığı. -Martin Luther King

    Bari hayvan olarak mükemmel olsaydın. Fakat hayvan olmak için masum olmak gerekir. -Friedrich Nietzsche



    İnsanın kinden kurtulması en yüksek umuda götüren köprü ve uzun süren kötü havalardan sonra görülen gökkuşağıdır. -Friedrich Nietzsche

    Cihan bir avuç çamur, gönül de onun mahsulü. İşte cihanın bütün müşkülü bu bir katre kandan başka bir şey olmayan gönülden fışkırıyor. Biz biri iki görüyoruz, oysa herksin cihanı kendi gönlü içindedir. -Muhammed İkbal

    Dünya, insanın düştüğü maymun ruhunun yuvası olsun diye, şeytan çırağı ideoloji ve politika mimarlarınca, hamur gibi yoğruluyor. -Sezai Karakoç

    Akılsızlar hırsızların en zararlılarıdır. Zamanınızı ve neşenizi çalarlar. -Johann Wolfgang von Goethe

    Cesaret de aşk gibi ümitle beslenir. -Napoléon Bonaparte

    Büyük insanların elinde mal, aşığın gönlünde sabır, kalburda ise su durmaz. -Sadi

    Hiçbir merdivenin olmasa bile kendi başının üstüne çımayı başarmalısın, yoksa yukarıya nasıl çıkarsın? -Friedrich Nietzsche

    Taklit, toplum ruhunun firengisidir. -Sezai Karakoç

    Gerçek hiçbir zaman şiddet tarafından çürütülemez. -E. Fromm

    İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür durur. -İbn-i Haldun
    Okumak yalnızca zihni bilgi içeriğiyle donatır, okuduğumuz şeyi bizim kılan , düşünmektir.
    John Locke
    Yatmadan önce okuyabileceğiniz iyi bir şeylerin olduğunu bilmek en güzel duygulardan biridir.
    Vladimir Nabokov

    “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir
    Sen kendin bilmezsin bu nice okumaktır.” Yunus Emre

    ” Ölünce unutulmak istemezseniz, ya okumaya değer eser yazın veya yazılmaya değer işler başarın.” Benjamin Franklin

    “Yasalar ölür kitaplar ölmez.”Bulwer Lytton
    “İyi kitaplar babalarını ebedîleştiren çocuklardır.” Eflatun

    “Bir kitap içinizdeki donmuş değerleri parçalayarak bir balta olmalıdır.” Franz Kafka

    “İçinde iyi yanı bulunmayacak kadar kötü kitap yoktur.” Geothe
    “İyi bir kitap insana can veren kandır.” John Milton

    “Dünyayı yöneten kalem mürekkep ve kâğıttır.” Jonathan Swift

    “Ben kitaplarımı değil kitaplarım beni ortaya çıkarmıştır.” Montaigne
    “Kitaplardan insanı tanıdım.” Roosevelt

    “Kitaplar soğuk ama güvenilir dostlardır.” Victor Hugo

    “Kitapları seviyor musunuz öyleyse hayatınız boyunca mutlu olacaksınız demektir.” Jules Chore
    “Ahlâk kurallarına uyan veya uymayan bir kitap diye bir şey yoktur kitaplar ya iyi yazılmıştır ya kötü.” Oscar Wilde

    “Kitaplar beynin çocuklarıdır.” J. Swift

    “Bütün iyi kitapları okumak geçmiş anıların o mükemmel kişileri ile konuşmaya benzer.”Anonim

    “Yazarlar ölür kitaplar kalır.” Bulves Ligtton

    “Kâmil odur ki; koya her yerde bir eser
    Eseri olmayanın yerinde yeller eser.”Hadimî

    “Okuduğumuz kitap bir yumruk gibi bizi uyarmıyorsa ne işe yarar?” Franz Kafka

    “Okuduğumuz eser, sizi fikren yükseltip, içinizi iyi duygularla doldurmalıdır.”Alexandre Pope

    “Ümitle açılıp kazançla kapanan kitap iyi bir kitaptır.” Alcott
    “İyi kitaplar okumayan adamın okumuş olmasıyla cahil kalması arasında hiçbir fark yoktur.” Mark Twain

    “Kültür bilginin şuurlaşmasıdır.” Ahmet Selim
    “İyi kitaplar en gerçek dostlarımızdır.” Francis Bacon

    “İlk defa yeni bir kitap okumaktansa okunmuş bir kitabı tekrar okumak daha yararlıdır.” Lord Dudley

    “Kitaplıklar aklın tedavi yerleridir.” Scilus

    “Bugünün gerçek üniversitesi, bir kitaplıktır.” Carlyle

    “Kitap ruhun ilacıdır.” Japon Atasözü
    “Bir tek kitap yazmak için yarım kitaplık eser okunmalıdır.” Samuel Johnson

    “Bir insanın değeri okuduğu kitaplarla ölçülür.” Herbert Spencer

    “Bir insana okuma aşkı ve onu tatmin edecek kitap verin; emin olun ki bu adam mutlu olacaktır.” Sir John Herschell”

    “Kitaplar insanların yolunu aydınlatır.” Çin atasözü
    “Kitap aklın ilacıdır.”Ovidius

    “Okula her şey yapabilirsiniz ama okulun kitaplığı yoksa hiçbir şey yapmamış olursunuz.”J. Ferry

    “Bütün boş zamanınızı gazeteye bağlamayın. Ona vereceğiniz zamanın yarısını ayırarak size yeni bir şeyler öğretecek kitapları okuyun.” Dale Carnegie

    “Yabani uluslar dışındaki her ülke kitaplar tarafından yönetilir.” Voltaire

    “Yaşayan insan zekası ölmüş insanlarla en iyi ilgiyi kitaplarla kurar.” Bouee

    “Hiçbir iyi kitap birdenbire gerçek yüzünü göstermez.” Caryle



    “Mümkün olsaydı her karış toprağa buğday eker gibi kitap ekerdim.” Horace

    “Kitapsız yaşam kör sağır ve dilsiz yaşamaktır.” Seneca

    “Kitaplar zekanın çocuklarıdır.” Jonathan swift

    “Kitaplar uygarlığın önderliğini yapan ışıklardır.” Roosevelt

    “Tanrım bana kitap dolu bir evle çiçek dolu bir bahçe ver.” Konfüçyüs

    “Kitaplarım bana yetecek kadar büyük bir krallıktır.” William Shakespeare

    “Kitapların düşmanları insanlarınki ile aynidir: ateş, nem zaman ve içindekiler.” Paul Valery

    “İçinde bir şey bulunmayacak kadar kötü bir kitap yoktur.” Balzac

    “Kitaplar benim sevgili dostlarım gerçek yol gösterenlerimdir. Çünkü ikiyüzlülük etmeden bana görevlerimi anımsatırlar.” Alphonse Daudet

    “Otuz yaşına gelinceye kadar kitapları sevmeyen, sonraları da onları anlayacak kadar sevmeyecektir.” Clarendon

    “Eğer bizi yaşamaya ve daha büyük bir susamışlıkla içmeye yöneltemiyorsa kitapların ne anlamı
    var?” Henry Miller

    “Kitaplar çoğunlukla kitabı yazan kimselerin en iyi duygularını en doğru düşüncelerini en sağlam kanılarını en temiz umut ve ülkülerini taşırlar.” Victor Hugo

    “Okuduğunuz bir yapıt sizi fikren yükseltir içinizi doldurursa onun hakkında hüküm vermek için
    başka bir kural aramayınız; yapıt iyidir ve usta elinden çıkmıştır.” La Bruyére

    “Size en çok yardım eden kitaplar sizi en çok düşündüren kitaplardır.” Teodor Walker

    “Kitaplar insanlara çoğunlukla kendi talihlerini açmak için yetenek aşılarlar.” Anonim

    “Kitapları iki gruba ayırmak mümkündür: günün kitapları ve her zamanın kitapları.” Ruskin

    “Kitapsız büyüyen çocuk susuz büyüyen ağaca benzer.” Çin atasözü

    “Kitaplık kurmak tapınak yapmak kadar kutsaldır.” Victor Hugo

    “Kitaplar da dostlar gibi az fakat iyi seçilmiş olmalıdırlar.” Jonerianna

    “İyi bir kitap bir hazineye benzer; sıkıntılı zamanlarda onun yerine geçer.” Halig

    “Kitaplar sessiz öğretmenlerdir.” Gellius

    “Yetişen zekaları kitaplarla beslemeyen uluslar, yıkılmaya mahkumdurlar.” Ovidius

    “Kitaplar kendinize ve başkalarına saygı duymayı öğretecek yüreği ve aklı, dünya ve insanlık sevgisiyle dolduracaktır.” Maksim Gorki

    “Bir insanı öldüren Tanrının aynası, akıl sahibi bir yaratığı öldürmüş olur; ama aklın ürünü olan kitabı yok eden aklın kendisini yok etmiş olur.”John Milton

    Kitap hayatı okumaktır…

    İyi kitaplar en gerçek dostlarımızdır. “Francis Bacon”

    “İlk defa yeni bir kitap okumaktansa, okunmuş bir kitabı tekrar okumak daha yararlıdır.” Lord Dudley

    “Kitaplıklar aklın tedavi yerleridir.” Scilus
    “Bugünün gerçek üniversitesi, bir kitaplıktır.” Carlyle

    “Kitap ruhun ilacıdır.” Japon atasözü

    “Bir tek kitap yazmak için yarım kitaplık eser okunmalıdır.” Samuel Johnson

    “Bir insanın değeri okuduğu kitaplarla ölçülür.” Herbert Spencer”

    “Bir insana okuma aşkı ve onu tatmin edecek kitap verin; emin olun ki bu adam mutlu olacaktır.” Sir John Herschell

    “Kitaplar insanların yolunu aydınlatır.” Çin atasözü

    “Kitap aklın ilacıdır.” Ovidius

    “Bütün boş zamanınızı gazeteye bağlamayın. Ona vereceğiniz zamanın yarısını ayırarak size yeni bir şeyler öğretecek kitapları okuyun.” Dale Carnegie

    “Ulusları ilerleten, yükselten zengin kitaplardır.” Anatole France

    “Hiçbir iyi kitap birdenbire gerçek yüzünü göstermez.” Caryle

    “Bir ulusun en değerli hazinesi, onu yükselten yayınıdır.” Churchill

    “Kitapların düşmanları insanlarınki ile aynidir: ateş, nem, zaman ve içindekiler.”Paul Valery
    “İçinde bir şey bulunmayacak kadar kötü bir kitap yoktur.” Balzac

    “Kitaplar benim sevgili dostlarım, gerçek yol gösterenlerimdir. Çünkü ikiyüzlülük etmeden, bana görevlerimi anımsatırlar. Alphonse Daudet

    “Kitapların yakıldığı yerde insanlar da yakılır.” Heinrich Heine

    “Eğer bizi yaşamaya ve daha büyük bir susamışlıkla içmeye yöneltemiyorsa kitapların ne anlamı
    var?” Henry Miller

    “İnsan sevmiyorum ben. Gerçek insanları sevmiyorum. Fazla sıkıcılar. O yüzden kitaplarda bulduğum ve gerçek olmadıklarını bildiğim insanlar ruhumu dinlendiriyor. “Ali Lidar

    “Televizyonu çok eğitici buluyorum. Ne zaman birisi televizyonu açsa, yandaki odaya gider ve kitap okurum.” Groucho Marx

    “Kitap, zekâyı kibarlaştırır!” Cemil Meriç

    “Bir adama bir kitap sattığın zaman, ona yalnız yarım kilo kâğıt, mürekkep ve tutkal satmış olmazsın, ona tamamıyla yeni bir yaşam satmış olursun. Sevgi, dostluk, mizah ve geceleyin denizde dolaşan gemiler, eğer o kitap gerçekten benim anladığım anlamda bir kitapsa, onun içinde bütün gökler ve yer vardır.” Christopher Morley

    “Okumak insanı bin bir gözlü yapar.” Rainer Maria Rilke

    “Bence kitap okumak, âşık olmaktan veya seyahat etmekten aşağı kalan bir deneyim değildir.” Jorge Luis Borge

    “Şu anda hangi kitabı okuyorsun?” sorusu basit bir soru değildir aslında. “Sen aslında kimsin ve nasıl biri olmak istiyorsun” sorusunu sormanın farklı bir yoludur. Will Schwalbe

    “Kitap okumayan bir kimsenin, okuma bilmeyene karşı bir üstünlüğü yoktur.” Mark Twain

    “İyi kitaplar en gerçek dostlarımızdır.” Francis Bacon

    “Kitaplar çoğunlukla kitabi yazan kimselerin en iyi duygularını, en doğru düşüncelerini, en sağlam kanılarını, en temiz umut ve ülkülerini taşırlar.” Victor Hugo

    “Kitapları seviyor musunuz? Öyleyse hayatınız boyunca mutlu olacaksınız demektir.” Jules Chore

    “Kitaplarda kendimize rastladığımızı sandığımız yerlerin altını çizeriz.” Metin Üstündağ

    “Kitap onu satın alanın malı değildir. Kitabın mülkiyeti olmaz. Kitap, onun parasını ödeyen, alışverişini yapan ve evindeki rafa koyanın malı değildir. Kitap, okuyucusunun malıdır; sayfasını açanın, okuyanın, anlayanın, hissedenin, tat alanın, ondan etkilenenin malıdır. Kelimeleriyle daha çok ünsiyet kuranın, satırlarına daha fazla aşina olanın, harfleriyle arasında gizli bir ruh yakınlığı olanın malıdır.” Ali Şeriati

    “İyi bir kitap, gerçek bir hazinedir.”Bulwer Lytton

    “Kitapların kokusunu seviyordu. Yeni bir kitap açtığında hiç görmediği bir yer, tanışmadığı bir dost gibi kokuyordu.” Rocket Writes a Story

    “Bir kitabın kaderini, okuyucunun zekâsı belirler.”Latin Atasözü

    “Bir kitap yürekten gelmişse, ancak o zaman başka yüreklere ulaşabilir.” Thomas Carlyle

    “Kitaplıklar aklın tedavi yerleridir.”D. Scilus

    “Kitaplar ruhun gıdasıdır.” Japon Atasözü

    “Size en çok yardım eden kitaplar, sizi en çok düşündüren kitaplardır.” Teodor Walker

    “Para ile mutluluk satın alınabilir mi? -Evet. Kitap alınabiliyor mesela.” La Edri

    “Kitaplar, başka bir yerde olmak isteyen insanlar içindir.”Mark Twain

    “Yatmadan önce okuyabileceğiniz iyi bir kitap ya da dergiye sahip olduğunuzu bilmek zevklerin en büyüğüdür.” V. Nabokov

    “Eski Türk filmlerinde görmüşsünüzdür belki… Genç kızlara düzgün yürümeyi öğretmek için başına bir kitap koyar ve kitabı düşürmeden dik yürümesini öğretirler. Demek ki kitap her ne amaçla kullanılırsa kullanılsın, insana düzgün yürümeyi ve dik durmayı öğretir.” Sunay Akın

    “Binlerce kitap okuyun ki kelimeleriniz bir nehir gibi aksın.” Virginia Woolf

    “İyi kitap, okura ‘Yazar benim hakkımda bunca şeyi nasıl biliyor?’ dedirtebilen kitaptır.” Alain De Botton

    “Okuma hevesimi dünyanın bütün hazinelerine değişmem.”Tolstoy

    “Kendimi unutmak için kendimi kollarına attığım ve başımı göğsüne bastırdığım bu işlerden biri de kitaptı. Ne güzel bir unutmalık.” Ali Şeriatî

    “Kitaplarda aradığım, dürüstçe bir oyalanmanın yarattığı hoş duygulardır sadece, ya da amacım öğrenmekse, kendimi tanımama yardım edecek, daha iyi nasıl yaşanacağını ve ölüneceğini bana öğretebilecek bilgi bulmak isterim. ” Montaigne

    “Kitabı eğlence için okumazdım, kitap benim için yeni bir dünya, yeni bir ben yaratmak, kendi derinliklerimi keşfetmek için bir araçtı.” Ertürk Akşun

    “Kimse hoşuna gitmeyecek şeyleri duymak istemez, ne hayatta ne de bir kitapta!” Ayşe Kulin
    Frédéric Gros "un Yürümenin Felsefesi Kitabından:

    Yokluk hissetmeyen kişi zengindir .

    İşte biz, iki ayağı üstünde hareket eden, büyük ağaçlar arasındaki katıksız güç ve haykırıştan ibaret bir hayvanız.

    Sessizlik, ekseriyetle, karşılaştığım insanlardan daha fazla şey öğretiyor bana. #HenryDavidThoreau

    Aslında bizi yalnızlığa sürükleyen çoğunlukla başkasıyla karşılaşmaktır.

    “Bir kere keşfettin mi, kolayca bulursun artık beni; bundan sonraki zorluk beni kaybetmek olacaktır”

    "Dünyadan bir şeyler beklemeyi bırakır bırakmaz, dünya da kendini size verir, bırakır, teslim olur. Hiçbir şey beklemez olduğunuzda, mevcudiyet için bir takviye, karşılıksız bir lütuf olarak sunulur her şey."

    Bana seyyar bir yaşam gerek.

    Güzel bir havada, güzel bir ülkede telaşa gelmeden yol yürümek ve yürüyüşün sonunda da hoş bir manzarayla karşılaşmak, onca yaşam tarzı arasında zevkime en uygun olanı.

    Gecenin büyüsünden sonra...
    ".... sabahlardır inancı doğuran."

    “Şunu bunu yapmak, orada burada gezmek, görmek, yaşamak, basıp gitmek isterdim.”


    Göğün altında yürüyordum, İlham Perileri!
    Ve kul köleydim size;

    Ah tanrım, ne muhteşem aşklar düşledim!

    Sadece kitaplar arasında düşünebilenlerden, aklını kitapların dürtüklemesini bekleyenlerden değiliz biz. Bizim etho-sumuz açık havada, tercihen yolların bile tefekküre daldığı ıssız dağlarda veya deniz kıyılarında yürüyerek, sekerek, tırmanarak, dans ederek düşünmektir...

    Kitapların amacı yaşamayı öğretmek değil (ders verenlerin hüzünlü görevidir bu), içimizde yaşama, başka türlü yaşama isteği uyandırmaktır: Kendi içimizde yaşama imkanıpnı, yaşamın ilkesini bulmak. İki kitabın arasında yaşam sıkıcıdır ( iki okumanın arası tekdüze, gündelik işlerle doludur), ama kitap farklı bir varoluş umudu uyandırır. Kitaplar, gündelik yaşamın sıkıntısından kaçış değil, bir yaşamdan ötekine geçiş aracı olmalıdır.

    Mümkün mertebe az oturmalı;
    açık havada yürürken doğmayan, şenliğine kasların da katılmadığı hiçbir düşünceye güvenmemeli.
    Önyargıların hepsi bağırsaklardan gelir.
    Daha evvel de söylediğim gibi,
    Kutsal Tin'e karşı işlenen esas günah,
    yerinden kıpırdamamaktır.

    Yürümek iki mesafe arasında gidip gelmek değil yaratıcı bir eylemdir. Hem kendi yalnızlığımıza çekildiğimiz hem de toplum olarak bizi dönüştürecek bir ayağa kalkıştır.

    "...kişinin tecrübe edeceği şey nihayetinde hep kendidir.”

    Faydasızdı ve aylaklığı onu marjinal kılardı. Buna rağmen hiçbir zaman tamamen pasif de sayılmazdı. Hiçbir şey yapmayabilirdi ama her şeyin izini sürer, gözlemlerdi, zihni hep tetikteydi....

    Bir kere keşfettin mi, kolayca bulursun artık beni; bundan sonraki zorluk beni kaybetmek olacaktır. #Nietzsche



    Elimizle yazarız evet,
    ama "sadece ayağımızla" iyi yazarız!

    "Kendi kendimizin esiriyizdir."

    Bilakis, zamanı hızlandıran acelecilik ve sürattir.

    Çıplak gözle bakar çocuklar, ne görüyorlarsa o...
    "... gerçekçi olanlar çocuklardır; onlar hiçbir zaman genellemelere göre hareket etmezler."

    Mutluluk tekrarlanamaz olduğu için hayli kırılgandır; mutluluk anları nadirdir, bu anlar dünyanın kumaşındaki altın iplere benzer, onları yakalamak gerekir.

    Mutluluk “sarsıntısız ve kesintisiz, tekdüze ve ılımlı bir hareket” ister.

    Yürümek şehirli insanın mantığını, hatta en yaygın şartlanmışlıklarını bile tersyüz eder.

    Azar azar unutulmaya başlanır her şey, insanlar başka şeylere, başka husumetlere dalmışlardır. Hepsi bu kadardır işte.

    Yürürken geri dönmek söz konusu değildir. Çekip gitmiş, yola çıkmışsınızdır, işte o kadar. Yorgunluğun, tükenmişliğin, kendinizi ve dünyayı unutmuş olmanın muazzam keyfini hissedersiniz akabinde.

    Beyinlere işlenmesi gereken bir cümle..
    "Maddi olan şey aldatıcıdır, değişken ve görecelidir, beden bir kılıftır, hakikatse ruhta, fikirde ve zihinde gizlidir."

    Her şeyi bastırır yorgunluk.

    Dünyanın kapısını bir kez çaldınız mı, sizi hiçbir şey tutamaz. Adımlarınızı kaldırımlar yönlendirmez artık. Dönemeçler yıldızlar gibi titrek titrek parlar, o kan donduran seçim yapma korkusuyla yeniden karşılaşırsınız; baş döndürücüdür özgürlük...

    Özgürlük, bir düşün farkına varmamızı sağlar:
    çürümüş,kirlenmiş, yabancılaştıran,
    içler acısı bir medeniyeti reddetmenin ifadesi olarak yürümek.

    Gandi'ye göre gerçek zıtlık Batı ile Doğu arasında değil, güçlerin bir araya toplandığı, hız ve makine uygarlığıyla gelenek, dua ve elişçiliği uygarlığı arasındadır.

    Gevezelik sağır eder insanı: Her şeyi saçma kılar, sizi serseme çevirir, pusulanızı şaşırtır. Gevezelik her zaman her yerdedir, dört bir yanı basar, dört bir yana yayılır.

    ...dilimizin çarçur edilişidir gevezelik.

    "Nereye gidersek gidelim, hoşçakal burası..."

    Çalışmak: birikim yapmak, hiçbir kariyer fırsatını kaçırmamak için hep pusuda beklemek, bir mevkiye göz dikmek, iş yetiştirmek, rakipleri düşünüp endişelenmek. Bunu yap, şunu görmeye git, öbürünü davet et: sosyal ilişkilerdeki baskılar, kültürel modalar, iş yoğunluğu... Her zaman bir şeyler yapmak, peki ya “olmak”? Bunu sonraya bırakırız çünkü hep daha iyisi, daha acili, daha öncelikli olanı vardır. Var olmak yarına kadar bekleyebilir. Ancak yarın da öbür günün işlerini getirir. Bitmeyen karanlık bir tünel. Ve buna yaşamak derler.

    Aklınıza estiği gibi atamazsınız adımlarınızı.

    Hangi sapaktan döneceğinizi şaşırırsanız bedelini ağır ödemek zorunda kalabilirsiniz.

    Biraz tuhaflaştım. Derdim tasam yok, hiçbir şeyi umursamıyor, hiçbir dış etkene kapılmıyor ve hep yalnız kalmak istiyorum.

    "...Zaman ve mekandan sıyrılmanızı sağlayan her şey sizi hızdan uzaklaştırır."

    "...tek bir ihtiyacım var artık: hiç durmadan dua etmek."

    Doğadan gelen güç ile...
    Günün geri kalanını ormanda geçiriyor, ilk çağların resimini arayıp buluyor ve öyküsünü cesurca karalıyordum. İnsanların acınası yalanlarını yakalıyor, hiç sakınmadan insan doğasını tüm çıplaklığıyla ifşa ediyor, onu biçimsizleştiren, başkalaştıran zamanın ve olayların seyrini kovalıyor, insanın yarattığı insanla doğal insanı mukayese ederek onlara söz ve mükemmeliyetçileri içinde yer etmiş, sefaletlerinin gerçek kaynağını gösteriyordum. #Jean-JacquesRousseau


    Hiçbir beklentisi olmayan, bir kuş hafifliği ve tazelik hissi
    Korku ve umudun yarattığı tedirgin dalgalanmalardan kurtulmuş olmak ve hatta kendini bütün kesinliklerin ötesine
    konumlandırmaktır huzur...

    İlk Hıristiyan teologlara göre, bu dünyada sadece birer yolcu olduğumuzdan, evimizi başımızı soktuğumuz bir sığınak, sahip olduklarımızı fazladan bir yük, arkadaşları da yol üstünde karşılaştığımız insanlar olarak görmemizde fayda vardır.

    "Hatırlamak artık hiçbir yaranın kabuğunu kaldırmamakta veya kayıp bir mutluluğun ruhu yoran hasretini uyandırmamaktadır."

    Şehirlerden gittikçe daha çok tiksinir olmuştur; ona göre şehirler kirli ve pahalıdır.

    Tabiata ilgisi olmayan kişi hayata dâir çok şey kaçırır..
    "Doğanın ona söyleyecek pek bir şeyi yoktur."

    Temel olarak umut bir şey bilmek istemez, o yalnızca inanır. İnanmak, düşlemek ve umut etmek tüm edinilmiş bilgileri, alınmış dersleri ve geçmişi hiçe sayar...

    Zengin, kendininkinden daha dolu olmadığını görmek için komşusunun tabağına göz dikerek tıkınır.

    "Onca insan kitaplarını sadece başka kitapları okuyarak yazmıştır; o kitapların pek çoğu havasız kütüphanelerin kokusunu taşır. "

    Gördüğüm, görebildiğim her şey bana aittir. Ne kadar uzağı görüyorsam, o kadar çoğuna sahibim. Yalnız değilim: Dünya bana ait; benim için ve benimle var.

    "Nietzsche için çıkmak, tırmanmak, yükselmek demektir yürümek."
    Frédéric Gros

    Dünya insanı olmak bunu gerektirir...
    Yaşlı uygarlığımıza karşı doğru düzgün bir bağımsız bakış açısı kazanabilmemiz için çok yol almamız gerek, yavaşça, ama hep daha yukarıya. #Nietzsche

    "... çalışmanın sonunda, haddinden uzun odaklanmak zorunda kalındığı için sinirler yıpranır."

    "Vazgeçişle gelen özgürlük."

    Fakat yalnızlığın içine salladığı her kürek özgürlüğünün biraz daha derinleşmesinin işaretiydi.

    Fakat yalnızlığın içine salladığı her kürek özgürlüğünün biraz daha derinleşmesinin işaretiydi.

    Çünkü yürüyen insan kendi üzerine çöken kaygı, haset ve korku yumaklarını çözer.

    Yürümeden hiçbir şey yapmam, benim çalışma odam kırlardır. Masa, kağıtlar ve kitaplardan oluşan bir manzara beni daraltır. Çalışma araç gereçleri bezginlik verir bana, yazı yazmak için masaya oturursam yazacak bir şey bulamam ve bir düşüncem olması gereği de beni tamamen düşüncesiz bırakır.

    Huzur artık hiçbir şey beklemiyor olmanın, yalnızca yürümenin, yalnızca ilerlemenin hissettirdiği tazeliktir.

    "Anıların ağırlığı altında ezilmiyorsu-nuzdur. Her şey mümkündür hâlâ."

    Konuşmadan evvel görmelidir insan. #HenryDavidThoreau

    Can sıkıntısı, boş zihinle karşılaşan bedenin hareketsizliğidir.

    O yüzden doğa insana huzur veriyor demek ki...
    "Doğadan; güneşten, rüzgardan, topraktan ve gökyüzünden daha hakiki bir şey yoktur; onların hakikati de sonsuz enerjilerinde saklıdır."

    Doğadan; güneşten, rüzgardan, topraktan ve gökyüzünden daha hakiki bir şey yoktur; onların hakikati de sonsuz enerjilerinde saklıdır.

    Onca felsefenin, insaniyetin, nezaketin ve haşmetli vecizenin ortasında, yanıltıcı ve boş bir dış görünüşten, faziletsiz şereften, irfansız akıldan ve mutluluk barındırmayan hazdan başkası yok elimizde. #Jean-JacquesRousseau

    Geçmişten alınacak ders yoktur, zira ders almak eski hataları tekrarlamaktır.

    "Dil bir talimatname, bir fiyat listesidir."

    Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar...
    Medeni insanın durumuyla vahşi insanın durumunu hiçbir peşin hükme kapılmadan mukayese edin ve elinizden geliyorsa, medeni insanın kötülüğünden, ihtiyaçlarından ve sefilliklerinden başka, acıya ve ölüme kaç yeni kapı açtığını bir araştırın. #Jean-JacquesRousseau

    Yürürken biri olmama özgürlüğünü yakalarız, çünkü yürüyen bedenin tarihi yoktur, o sadece hareket hâlindeki kadim yaşamdır.

    Ne yazık ki, uzun zamandır pek çoğumuz, doygunluğa ulaşmanın nesnelere sahip olmaya ve toplumsal itibara dayandığı inancını aşılayan kötü imajların tuzağına düşmüş durumdayız. Aslında çok yakınımızda ve çok basit olan -ve belki de bu yüzden zor görünen- neşeyi aramaya çok uzaklardan başlarız. Halbuki biz çoktandır bunun ötesindeyiz, hep ötesindeydik.

    "... zamanın şakası yoktur."

    Yürürken biri olmama özgürlüğünü yakalarız, çünkü yürüyen bedenin tarihi yoktur, o sadece hareket hâlindeki kadim yaşamdır.

    Bitmeyen karanlık bir tünel. Ve buna yaşamak derler.

    Yürümek öfkeyi söküp alır, insanı arındırır.

    'Kopmak zordur' der Nietzsche, ' bir bağı ortadan kaldırmak acı vericidir'.

    Para ruhları boşaltmak, tıp ise yapay bedenler inşa etmek için istila eder sporu.

    Amerika yerlileri, toprağı kutsal bir enerji kaynağı olarak görürlerdi.
    ...
    Toprak ebedi bir güç membasıydı, çünkü o gerçek Anamızdı, bizi besler ve ayrıca bağrında atalarımızı saklardı. Tabiatta dönüşüm onda gerçekleşirdi. Bu yüzden Amerika yerlileri, ellerini gökyüzüne uzatıp yıldızlardaki tanrılardan yardım dilemek yerine, toprakta yalın ayak yürümeyi tercih ederdi.

    Kin, güvensizlik ve nefretin kaynağı ilkel vahşilik değildir. Bu duygular, dünyanın yapay bahçesine hapsolmuş bize aşılanmıştır ve o zamandan beri hiç durmadan tomurcuk vermeye, yeşermeye ve tabiatında merhametli yüreklerimizi boğmaya devam etmektedirler.

    Yapaylık, yani söylevlerin, toplumsal düzenlemelerin, siyasi kanunların yapaylığı benliğin bu saf, şeffaf hâlini puslandırır. O hâlde, her daim, bize sunulanları değil, bunların ardında sükunutle varlığını sürdüren hakikati aramak gerekir.

    Hiçbir zaman yalnız ve yürüyerek yaptığım seyahatlerdeki kadar düşünmedim, var olmadım , yaşamadım, kendim olmadım ...

    Yürümek öfkeyi söküp alır, insanı arındırır.

    "... bazen etabı tamamlamak için önümüzde hâlâ gidilecek birkaç saatlik yol varken, bir de üstüne yol dikleştiğinde, bedenin ağırlığı her adımda kendini iyice hissettirir, dizlerin üstünde bir örs vardır sanki."

    Öldürmek değil de durdurmaya çalışsak....
    Thoreau, “Sanki sonsuzluğu yaralamadan zamanı öldürebilirmişiz gibi,” diye yazmıştı.

    Deniz ve alabildiğine gökyüzü! Bunca zaman ne diye işkence etmişim kendime!

    "Kopmak zordur," der Nietzsche,

    Yoksulun tek zenginliği bedenidir
    Yürüyen kişi toprağın evladıdır .

    Kendimde doğal olan ne bulabileceğim? Kitaplarda değil, sadece yalnız başına yürüyerek bulabileceğim şey ne?

    Tüm dünya gelip geçici bir barınaktır.

    Tecrübenin verdiği rahatlık bu olsa gerek..
    Yetişkin kimse her şeye ardında bıraktığı yılların tepesinden bakar. Tecrübeyle gelen bakış açısıysa her şeyi aynı seviyeye çeker, bir araya yığar, yavanlaştırır. Her şey aynıya döner.

    Gandhi'den...
    Yalnız yürü.
    Çağrına kulak vermiyorlarsa eğer, yalnız yürü;
    Korkar da dehşet içinde duvara dönerlerse yüzlerini,
    Ah sen, kara bahtlı,
    Aç zihnini ve yalnız konuş.
    Yoldan cayar da, bırakırlarsa yabanda seni,
    Ah sen, kara bahtlı,
    Yolun üstündeki dikenleri çiğne ve
    Kana bulanmış o yolda yalnız yürü.

    Kırılma dışarıdan gelmek zorundadır. Bu durum sizi çetin bir sınavla yüz yüze getirir ve arzularınızın ne kadar kısır olduğunu anlarsınız. Canınız sıkılırken her an yinelenen bir tatminsizlik, başlangıçlara karşı bir tiksinti duyarsınız: Her şey başlar başlamaz bıkkınlık verir çünkü başlangıcı yapan sizsinizdir.

    Yaşamlarını ofiste klavye tıkırdatarak geçiren o dalgın, soyutlanmış insanları düşünüyorum. Dedikleri gibi ''bağlılar'', peki ama neye? Saniyede bir değişen enformasyona, imaj, sayı, tablo, grafik seline bağlılar. İşten sonraysa doğru metroya veya otobüse giderler, yani hep hıza bağlıdırlar; bu sefer bakışlar telefon ekranına mıhlanır, parmaklar hafifçe de olsa hâlâ hareket hâlindedir, mesajlar, görüntüler akmaya devam eder. Ve daha günü görmeden akşam olur. Sıra televizyondadır, alın size bir ekran daha.
    Peki bu insanlar hiç toz kaldırmadan, birbirleriyle temas etmeden hangi boyutta, hepsi birbirinin aynı hangi mekanda, yağmurmuş güneşmiş hiçbir şeyin fark etmediği hangi zaman diliminde yaşıyorlar?

    İlk insanı içinde bulmanın çabası..
    "... bu gün boyu süren yürüyüşlerde kültürle, eğitimle, sanatla bozulmamış doğal insanı bulmaya yönelik çılgın planının çatısını kurar."

    Kırılma dışarıdan gelmek zorundadır. Bu durum sizi çetin bir sınavla yüz yüze getirir ve arzularınızın ne kadar kısır olduğunu anlarsınız. Canınız sıkılırken her an yinelenen bir tatminsizlik, başlangıçlara karşı bir tiksinti duyarsınız: Her şey başlar başlamaz bıkkınlık verir çünkü başlangıcı yapan sizsinizdir.

    "Enerjiyi heba ederek değil, enerjiyi harekete geçirerek ilerlemek..."

    Tecrübenin verdiği rahatlık bu olsa gerek..
    Yetişkin kimse her şeye ardında bıraktığı yılların tepesinden bakar. Tecrübeyle gelen bakış açısıysa her şeyi aynı seviyeye çeker, bir araya yığar, yavanlaştırır. Her şey aynıya döner.

    Erozyon, bağıra bağıra geliyor.
    "... insanlar hiç toz kaldırmadan, birbirleriyle temas etmeden hangi boyutta, hepsi birbirinin aynı hangi mekanda, yağmurmuş, güneşmiş hiçbir şeyin fark etmediği hangi zaman diliminde yaşıyorlar? Yollar ve patikalarla bağı kopmuş bu hayatlar, insanlık durumunu unutturuyor onlara, sanki zamanla değişen hava, erozyon yaratmazmış gibi.

    "Ruh bedenin gururudur."

    Azar azar unutulmaya başlanır her şey, insanlar başka şeylere,başka husumetlere dalmışlardır.Hepsi bu kadardır işte.

    Bazı kitaplarsa ferah havayı solur; dışarının zindeleştiren havasını, ulu dağların rüzgarını, göğe uzanan sarp kayalıkların zangırdatan buz gibi soluğunu ya da çamların arasından geçen Güney yollarının taze ve serin sabah esintisini. Bu kitaplar nefes alır. Mağrur, ölü bir bilgeliğe bulanıp ağırlaşmamışlardır."

    On altı yahut yirmi yaşındayken hafif umutlardan başka yükün
  • 176 syf.
    ·7/10
    Tüm alıntılar
    Marya
    Aleksandrovna,


    Napolyon’un
    alabildiğine yükseldikten sonra başının neden
    döndüğünü söyler misiniz bana?…


    “Bakalım, şimdi bu zor durumda
    ne yapacak bizim Marya Aleksandrovna?”


    Afanasi Matyeviç oldukça kerli ferli
    görünüşlü, ahlâkça da hayli mazbut bir adamdı.
    Gel gelelim, tehlikeli durumlarda apışıp kalırdı.
    isim günü toplantılarında beyaz kravatıyla pek
    heybetli görünse de ne yazık ki, ağzını açar
    açmaz heybeti de sönüverirdi. O konuşunca,
    kusura bakmayın, ama kulakları tıkayıp
    kaçmaktan başka çare yoktu. Anlayacağınız,
    adamcağız Marya Aleksandrovna’nın hiç mi hiç
    dengi değildi; herkes bu fikirdeydi. Karısının
    böyle işlerdeki dehası sayesinde mevkiinde
    tutunabiliyordu


    Zinaida
    Afanasyevna’ya ait bir buçuk yıl önceki çirkin
    hadiseyi hatırlar mısınız? Zinaida tartışılmayacak
    derecede güzel, örnek terbiye görmüş bir kızdır.
    Buna rağmen yirmi üç yaşında hâlâ bekârdır.
    Zina’nın bu zamana kadar kocasız kalmasının
    sebeplerinden biri bir buçuk yıl önce ilimizde
    değersiz bir öğretmenle arasında geçenlere dair
    hayli karışık söylentilerdi; bu söylentiler şu ana
    kadar da kesilmedi. Hâlâ Zina’nın yazdığı bir
    aşk mektubundan, mektubun Mordasov’da
    şunun bunun elinde gezdiğinden bahsediliyor.
    Fakat söylesenize; mektubu gözüyle gören oldu
    mu? Elden ele gezmiş de sonra ne olmuş bu
    mektuba? Hakkında herkes bir şeyler duymuş
    ama gören yok… Daha doğrusu ben, bu
    mektubu gören tek bir kişiye rastlamadım. Ama
    Marya Aleksandrovna’ya bu konudan söz
    açacak olsanız açıkça anlamazlıktan gelir.
    fiimdi, bunun gerçekten olduğunu, yani Zina’nın
    o mektubu yazdığını farz edelim; (tahminime
    göre bu yüzde yüz olmuştu ya…) Marya. Zina’nın evlenmeyişine bir de şu bakımdan
    şaşmamalı; Mordasov’da ona göre koca var
    mıydı? Zina ancak serveti yerinde, muhteşem bir
    prense varabilir. Onun gibi güzeller güzeline
    ancak bu layıktır! Yalnız dehşetli mağrur,
    haddinden fazla mağrurdur. Bazılarının
    dediklerine göre, Mozglyakov adında biri
    istemiş, ama bu evlenmeye olacak gözüyle
    bakan yok. Mozglyakov genç, yakışıklı, şık bir
    delikanlı; yüz elli nüfuslu, ipoteksiz bir köyü
    var, kendisi Petersburglu…. Ama başında kavak
    yelleri esiyor; uçarı, birtakım yeni fikirlere
    saplanmış zevzeğin biri! Zaten yüz elli can pek
    de çok sayılmaz; üstelik araya yeni fikirler de
    karışınca… Olacak iş değil bu evlenme!



    Prens K.’nın aslında pek o kadar ihtiyar
    olmadığı halde, bakıldığında o anda oracığa. yıkılıverecekmiş gibi görünen; o derece çökmüş,
    daha doğrusu yıpranmış bir hali olduğunu
    söyleyerek söze başlayalım. Mordasov’da Prens
    K. hakkında son derece tuhaf, adeta akla hayale
    sığmaz şeyler anlatılırdı. ihtiyarın biraz kaçık
    olduğunu söyleyenler de vardı. Herkesin en çok
    şaştığı, dört bin nüfuslu bir köyün sahibi,
    tanınmış, büyük bir aileye mensup, istese
    şehirde önemli roller oynayabilecek bir
    muhteşem malikânesine çekilerek sessiz sedasız,
    tek başına yaşamasıydı. Çoğu kimse onu altı
    yedi yıl önce Mordasov’a geldiği zamandan
    tanıyordu. Hepsi onun, o zamanlar yalnızlıktan
    asla hoşlanmadığı gibi bir keşişe de hiç
    benzemediği konusunda kesin olarak
    birleşiyorlardı.
    Ben de Prens hakkında güvenilir bir
    kaynaktan şunları öğrenmiştim:
    Prens gençliğinde, yani pek uzak bir mazide,
    çok parlak bir hayat yaşamıştı. Eğlenmiş,
    çapkınlık etmiş, birkaç kere Avrupa’ya gidip har
    vurup harman savurmuştu. Pek parlak bir zekâsı
    olmadığı söyleniyordu. Servetini tükettikten sonra ihtiyarlık günlerinde meteliksiz kaldığının
    farkına varmış. Dostlarından biri ona, açık
    artırmaya çıkarılmış köyüne dönmesini tavsiye
    etmiş. Prens, Mordasov’a gelmiş, tam altı ay
    kalarak alabildiğine eğlenmiş. Taşra hayatı pek
    sarmış onu! Taşralı bayanlarla ahbaplığı
    ilerletirken son kalan paralarını da tüketmiş.
    Zaten aslında, sırtına vurulup lokması alınacak
    yaradılıştaymış. Buna, kendine göre prensvari
    cömertliği de eklenince netice malum. Gene de
    bu eli açıklık Mordasov’da yüksek sosyetenin
    icaplarından sayılır; kınanacak yerde cazibeli
    bulunur. Bilhassa burjuva kadınları sevimli
    misafirin hayranıymışlar.
    Prensin Mordasov’daki hayatına dair epey
    merak uyandıracak türden hatıraları varmış.
    Prensin gününün büyük bir kısmını nasıl süsüyle
    uğraşarak geçirdiğine dair anlattıkları ilgi
    çekiciydi. Vücudu ayrı ayrı parçalardan yapılmış
    gibiymiş. Nerde ve nasıl bu derece hırpalanıp
    yıprandığını bilen yoktu. Saçları, bıyıkları,
    favorileri, hatta ince ispanyol sakalı son kılına
    kadar hep takmaymış. Her gün yüzüne düzgünce allık sürermiş; hatta yüzündeki
    kırışıkları özel ince tellerle düzelttiğini iddia
    edenler vardı. Sözde, bu telleri saçlarının arasına
    saklarmış… italya seyahatlerinden birinde
    çapkınlık ederken pencereden atlayarak kaburga
    kemiğini kırmış, bu yüzden korsa giydiği
    söylenirdi. Sol ayağı topaldı; o ayağı da güya
    takmaymış… Ayağını Paris’te bir aşk
    macerasında kırıp kaybetmiş, yerine takılan
    yenisi mantardan yapmaymış. insanoğlu bu,
    canının istediğini söyler! Ama sağ gözünün, çok
    ustalıkla yapılmış bir cam göz olduğu gerçekti.
    Dişleri de kendisinin değil, yapmaymış. Prens
    bütün gün bir sürü patentli sularla yıkanır,
    kokular, pomatlar sürüp sürüştürürmüş. Ama
    onun o sıralar bile gözle görünür şekilde
    çökmeye ve çekilmez derecede gevezeleşmeye
    başladığı hatırlardadır. Yıldızı göz göre göre
    sönüyordu… Meteliksiz kaldığını duymayan
    yoktu. Tam o sıralar, hiç beklenmedik bir anda,
    ömrünü Paris’te geçiren ve yakın akrabalarından
    olduğu halde Prensin mirasçısı olması için en
    ufak ümit taşımadığı çok ihtiyar bir kadın.
    ölüverdi. Kadın ölmeden bir ay önce kanunî
    mirasçısını gömdüğü için talih kuşu Prensin
    başına kondu. Mordasov’dan altmış beş
    kilometre uzaklıkta dört bin nüfuslu bir malikâne
    hiç bölünmeden ona geçti. Miras işlerini
    tamamlamak için Petersburg’a gitti.
    Bayanlarımız hep birlikte ona çok parlak bir
    veda ziyafeti çektiler. Prensin o ziyafette ne
    derece neşeli olduğunu hâlâ hatırlayanlar vardır;
    kelime oyunları yapmış, herkesi katılasıya
    güldürmüş, acayip hikâyeler anlatmış…



    Prensle uzaktan akrabalığı olan Anna
    Nikolayevna Antipova içerlemişti.
    Bütün bu meselelerin aslını öğrenmek için
    nasıl olsa doğrudan doğruya Marya
    Aleksandrovna’ya uğramak gerektiğinden
    sevgili okuyucularımızdan da oraya
    buyurmalarını rica edeceğiz. Gerçi henüz
    sabahın onu, ama hanımefendinin yakın
    ahbaplarını kabul edeceğini umarım. Hiç
    olmazsa bizleri gerisin geri kapıdan çevirmez.   


    Petrovna Zyablova durmakta. Bu kadın
    hakkında birkaç söz söylemeden geçmeyelim.
    ilk kocası subaydı. iki çocuğunu yatılı okulda
    okutuyor. Hali, tavrı oldukça serbest. Otuzunu
    geçkin, siyah saçlı, tazeliği henüz yerinde, canlı
    koyu kahverengi gözleri fıldır fıldır dönen,
    oldukça güzel bir kadın. Daima neşelidir,
    kahkahası hiç eksik olmaz; oldukça da kurnaz,
    dedikoducu ve işini bilen bir bayandır. Tekrar
    evlenmek için de can atıyor.

    Bay Mozglyakov’dur.
    Marya Aleksandrovna, içinden delikanlıyı kofça
    bulmakla beraber iyi karşılıyor. Kızına talip olan
    Mozglyakov, kendi deyişiyle Zina’yı “çılgınca”
    seviyor… Konuşurken gözlerini ondan
    ayırmıyor, esprileri ve neşesiyle kızı güldürmeye
    çalışıyor. Ama Zinaida Afanasi Matyeviç açıkça
    yüz çeviriyor ona. fiu anda piyanonun yanında
    durmuş, parmağıyla notanın sayfalarını
    karıştırıyor…

    Sabahın
    altısında son istasyon igişevo’ya geldim

    Prensin ihtiyar bir adam olduğu ilk bakışta
    anlaşılmıyordu. insanın, karşısında canlı bir ölü
    bulunduğunu fark etmesi için yakından ve
    dikkatli bir inceleme yapması gerekiyordu. Bu
    mumyanın gençleştirilmesi için sanatın her
    imkânına başvurulmuştu.

    “Ama bunların hepsi, yaşadığı feci hayatın,
    cehennemlik bir kadının baskısı altında geçirdiği
    korkunç beş yılın tabii sonucu… Adama
    acıyacağınız yerde eğleniyorsunuz onunla. Evet,
    beni bile tanımadı; siz de şahitsiniz. Orası öyle!
    Prensi ne bahasına olursa olsun kurtarmak lazım.
    Avrupa’ya gitmesini söyledim; belki


    ““Bu adama karşı nefretine tamamıyla hak
    veriyorum kızım. Bağlanamadığın birisini
    ömrünün sonuna kadar sevmek için tanrı
    huzurunda yemin etmek çok acıdır.

    Aynaya bak bir kere; öylesine
    güzelsin ki, insan güzelliğine bir krallık feda
    eder! Sen de bu nimeti, en iyi çağını bir ihtiyara
    cömertçe feda ediyorsun. Muhteşem bir yıldız
    gibi hayatının gurubunu aydınlatacaksın…



    incinmiş kalbine
    uygun bir uğraş, bir kahramanlık bu. Sen de bir
    insanın yaralarını tedavi edeceksin. Gördün mü
    Zina, bunun bencillik, alçaklık neresinde?


    Ümitlendir, aşkını vaad et;



    *Albayın karısı Sofya Petrovna Karpuhina’nın
    kargaya benzerliği ancak manevi bakımdandı.
    Vücutça daha çok serçeyi andırıyordu. Ufak
    tefek, keskin bakışlı, çil ve sarı lekelerle dolu
    yüzüyle ellilik bir kadındı. ince, çevik bacakların
    taşıdığı bu ufarak, kupkuru gövde koyu renk
    ipek bir elbiseye bürünmüştü. içinde durmadan
    kıpırdandığı için elbise birtakım hışırtılar
    çıkarıyordu.
    Karpuhina muzır, kinci bir dedikoducuydu.
    Albay karısı olmakla bozmuştu. Emekli
    kocasıyla ikide bir kavga ediyor, adamcağızın
    suratını tırmık içinde bırakıyordu. Üstelik sabah
    akşam dörder kadeh votka içmeyi âdet
    edinmişti. Bir hafta önce onu evinden kovan
    Anna Nikolayevna’dan ve kovulmaya sebep
    olan Natalya Dmitriyevna’dan ölesiye nefret
    ederdi.


    şüphesiz insanlar
    fikir ayrılığına rağmen birbirlerine saygı
    duyabilirler.




    Ah mon ami, insanın ağzından neler
    çıkıvermez ki! insan kusursuz olur mu, ben de
    yanılabilirim.


    müzikle
    canlanmış hatıralarıyla coşmuş yaşlı kalbi epey
    zamandır ilk olarak hızlı hızlı çarpıyordu

    “Neden kendinizi mahvediyorsunuz Prens?”
    diye başladı. “Siz de bunca duygu, yaşama
    gücü, ruh güzelliği varken ömrünüzün sonuna
    kadar ıssızlığa çekilmek!.. insanlardan,
    dostlardan kaçmak!


    “Delicesine aşığım!” diye bağırdı. “Uğruna
    hayatımı fedaya hazırım. Ah, bir ümidim olsa…
    Kalbimi ona vermeyi teklif edebilsem… Bana
    her gün şar-kı-lar söy-ler-di, ben de yüzüne
    bakar, baktıkça bakardım… Ah ya Rabbim!



    “Delicesine aşığım!”


    “Duysanız bile beni neyle suçlayabilirsiniz?
    Beni suçlamaya ne hakkınız var? Ne hakla bu
    kadar küstahça konuşuyorsunuz?”
    “Ben mi? Ne hakla mı?!.. Bir de
    soruyorsunuz! Prensle evlenecekmişsiniz, beni
    çiğneyip geçerek… Ne ala! Bana söz verdiniz,
    söz!”
    “Ne zaman?”
    “Nasıl ne zaman?”
    “Evet. Daha bu sabah size kesin olarak
    müspet bir şey söyleyemeyeceğimi bildirmemiş
    miydim?”
    “Geri çevirmediniz ama, kesin olarak da
    reddetmediniz beni; şu halde yedeğe
    ayırmıştınız… Oynuyordunuz benimle!”

    O,
    bir güvercin kadar temizdir.




    Guadalkevir’in, aşksız yaşamak
    mümkün olmayan, güllerin öpücüklerinin
    havada uçuştuğu aşk diyarı ispanya’ya…

    “Deliler gibi seviyorum onu, her şeyi, her şeyi
    feda etmeye hazırım!”

    “Zina,” diyordu; “başımda ağlama, üzülme,
    yakında öleceğimi hatırlatma bana n’olursun!
    Sana hep şu anda baktığım gibi bakacağım.
    Ruhlarımızın tekrar birleştiğini, beni affettiğini
    hissedeceğim. Eskisi gibi ellerini öpeceğim ve
    belki farkına varmadan öleceğim. Zayıflamışsın
    sen Zinacığım! Meleğim benim, ne kadar
    şefkatle bakıyorsun bana… Benimle nasıl alay
    ettiğini hatırlıyor musun? Hatırlıyor musun?.. Ah
    Zina, senden af dilemiyorum, olanları hatırlamak
    bile istemiyorum çünkü. Sen belki beni affettin,
    ama ben kendimi asla affetmeyeceğim
    Zinacığım! Uzun, uykusuz, korkunç gecelerim
    oldu Zina. O gecelerde, bu yatakta çok, pek çok
    şey düşündüm ve ölmenin daha iyi olacağına
    kanaat getirdim. Hayatta yerim yoktu
    Zinacığım.” Zina ağlıyor, hastayı susturmak ister
    gibi ellerini sessizce sıkıyordu.



    “Benimle karşılaşmamış olsaydın,
    sevmeseydin beni yaşardın…” dedi Zina. “Ah,
    niçin, niçin birbirimize rastladık!




    “Hayır, hayır asla. Hiç evlenmeyeceğim ben!..
    Benim tek sevgilim sensin



    Her şey ölür Zinacığım, her şey, hatıralar
    bile… O yüce duygularımız da… Yerine
    ağırbaşlılık gelir. Niye şikayet edelim!
    Yaşıyorsun, mutlu olmaya bak. içinden gelirse
    sev; ölenle ölünmez. Yalnız, seyrek de olsa,
    hatırla beni. Kötü şeyleri hatırına getirme, affet
    bunları, aşkımızda iyi şeyler de vardı Zinacığım!
    Ah o ne tatlı, geri gelmez günlerdi!.. Hayır
    hayır!.. Neden öleyim?.. Ah yeniden hayata
    kavuşmayı ne kadar isterdim şimdi! O günleri
    hatırlar mısın Zina? Bahardı, güneş ışıl ışıldı,
    ortalık çiçek doluydu, çevremiz bayram
    şenliğindeydi sanki… Ya şimdi… Bak, bak!”


    Kızgın atlar, kar bulutları kaldırarak çıngırak
    sesleri arasında uçarcasına yol alıyordu.
  • 664 syf.
    ·31 günde·Beğendi·10/10
    Aşk bir savaştı... Kalbi kin dolu bir kadın, ölümü göze alacak kadar intikam hırsı ile doluydu. Bazı insanlar nefes almayı hak etmiyorlardı. Onlar yaşarsa masum insanlar ölecekti.

    Ölmüştü de... Olivia Peterson sıradan bir İngiliz değildi. Davetlerde eş arayan bir asil hiç değildi. Çocuk doğurmak için bir erkeğin kölesi olamazdı. O tek bir adamı istiyordu. Onunla yaşamayı değil, gerekirse ölmeyi göze alacak kadar istiyordu.

    McGrey! O adamın canını istiyordu. Bedeninden kanının çekildiğini, son nefesini acı çekerek verdiğini görmeyi herşeyden çok istiyordu.

    Kadınlar her zaman aynıydı. Bir kadınla yatağını ve zevklerini pek ala paylaşırdı. Onlar olmadan elbette ki olmazdı. Ancak kalbini kimseye vermeye niyeti yoktu. O İskoçya'nın en azılı katili, en çok korkulan klan lideriydi. İngiliz köylerini yağmalarken, arkasında yaşayan tek bir canlı bırakmazdı. Kadınlar ve çocuklar dışında...

    Kalesine aldığı Hintli kölenin kendisine nasıl bir bela olduğunu tahmin etmemişti. Güzelliği, zekası ve cesareti ile bu kız aklını başından almaya niyetliydi. Kadınlar yatağına girmek için can atarken, bu kız kaçıyordu. Üstelik küstahtı.

    Onun canını almaya gelen Azrail olduğunu bilmiyordu. Olivia Peterson, sinsi bir yılandan daha tehlikeli çok daha zehirliydi. Gizlendiği maskenin altında, asla başedemeyeceği bir savaşçı vardı.

    İkisi de bu kirli oyunun nasıl son bulacağını bilmiyordu.
    ***

    664 sayfa bir kitabı üç günde bitirdim. Nasıl bir merak ve nasıl bir heyecan... Sıkılmadan okudum. Yazar öyle bağlamış ki olayları, kitaptan kopmanız mümkün değil. İmkansız bir aşkın sınavı diyebilirim. Kadının gücü, erkeğin sonsuz aşkı ve inanılmaz bir roman. Savaş, intikam, tutku, ihanet... Kalbimdeki Düşman kalbimi fethetti.

    Çok beğendim. Çok.
  • 592 syf.
    ·9 günde
    Gör beni..
    Azra Kohen, dilini ve kalemini en çok sevdiğim yazarların başında geliyor.
    Bu kitabında ise yine farklı bir eser ortaya koyarak bir kez daha hayran bıraktı beni kendi.

    Azra Kohen, insanlık tarihi, dinler tarihi, cumhuriyet ve islamın, kadının geçmişten beri toplumdaki yerine varana kadar birçok konuya değindiği bu kitabını okurken tarihle ilgili aslında ne çok az bir bilgiye sahip olduğumu farkettim. Bildiğim şeyleri ise yeniden öğreniyormuşçasına büyük bir merakla okudum.

    Kitabı bitirdim ancak etkisini hala üzerimden atamadım. Her bir karakter kendi içerisinde farklı özelliklere sahip ve hepsi aslında toplumumuzda hatta çevremizde sıklıkla karşılaştığımız kişilere benziyorlar. Yalnızca kadın karakterleri biraz ayrı tutmam gerekiyor bu konuda çünkü, kitapta yer alan kadınlar sindirilmiş ve baskılanmış kadınlar değil her biri ayrı bir gücü temsil ediyor kimi kuvvetiyle, kimi direnciyle, kimi savaşıyla kimisi de zekası ve kimi de aşkıyla. O yüzden ben her biri karakteri ayrı ayrı çok sevdim ve benimsedim.

    Kitapta yer alan birçok öneriyi bilgiye aç her bir bireyin mutlaka incelemesi ve okuması gerekiyor ki, geçmişimizi, kendimizi ve geleceğimizi daha iyi anlayıp, şekillendirelim.

    Sözün özü, gör beni, çok boyutlu, her bir duyguyu sonuna kadar yaşayabildiğiniz ve her bir satıra hayran kalacağınız çok güzel bir kitap.
    Bilmek, öğrenmek ve benimsemek isteyen herkese, bize bir şeyler katması ve farklı bir çerçeveden bakmamız dileğiyle.

    Keyifli okumalar!