Giriş Yap
364 syf.
Biraz Zorluyor Ama Okumaktan Da Kendimi Alamadım
Şimdi sizinle Rollo Tomassi'nin Rasyonel Erkek Pozitif Erkeklik kitabı hakkında biraz konuşalım. The Rational Male - Positive Masculinity (2017), "The Rational Male" serisinin üçüncü kitabıdır ve önceki iki cildi temel alarak Rollo Tomassi'nin kırmızı hap görüşlerini ebeveynlik, evlilik ve çocuk yetiştirme gibi daha ilişki odaklı konulara yer vermektedir. Rollo Tomassi en popüler "Kırmızı Hap" yazarıdır. "Kırmızı Hap" erkeklik, erkek hakları, baştan çıkarma ve genel kişisel gelişim konuları etrafında toplanan çoğunlukla erkeklerden oluşan bir topluluktur. Rollo Tomassi'nin demir kuralları haricinde söylediği bir şey de erkeklere evlenmeyin demesidir. Rollo Diyor ki: Günümüz Batı koşullarında, evlilik durumunda erkekler için hiçbir avantaj yoktur ve kadınlar için %100 avantaj vardır. Bu durumda, ortalama bir erkek için boşanmak, ''korkunç'' mali sıkıntılara düşmek evlenmemek için bir sebep olabilir. Erkek zenginse de boşanma kötü sonuçlanırsa, karısı hiç çalışmamış olsa bile erkek genellikle yüklü miktarda nafaka ödemek zorunda kalır. Bu durum, evlenmek isteyebilecek erkekler için oldukça üzücü bir durumdur. Rollo, kadınları karakterlerine, özelliklerine ve geçmişlerine göre değerlendirmemiz gerektiğini söylüyor ve kadınsı zorunluluğun da bundan hoşlanmadığını belirtiyor. Neredeyse bütün kültürlerde, kadınları yargılayan erkekleri, kadınlar gücü elde etmek için utandırdıklarını söylüyor. Asla erkeklere yargılayıcı denilmesinden korkmamamız gerektiğini söylüyor. Kadını yargıladığımızda, muhafazakar ya da dar görüşlü olarak algılandığımızı söylüyor. ''Benim sorunumun ne olduğunu bilmek ister misiniz'' diye soruyor. Benim sorunum genç erkeklerle dolu bir dünyada yaşamak diyor. Geleneksel erkekliğin gerçekte neyi gerektirdiğine dair hiçbir kavramları kalmayana kadar, olumlu ve çekici bir şey olabileceği ihtimalini bile es geçecek kadar, uzaktan erkeksi olan her şeyin alaya alınması, aşağılanması ya da bastırılması gerektiğine inanmaya şartlanmışlardır. Benim sorunum, bir beta arkadaşımın kendisini terk eden kız arkadaşı olmadan yaşayamadığı için kurşun yutmasıdır. Benim sorunum, yeni erkek arkadaşının eski sevgilisi tarafından 30 kez bıçaklanmasına tanık olan 17 yaşındaki bir kızla uğraşmaktır. Çünkü onun ruh eşi olduğuna inanıyordu ve onu o adamla görmektense onsuz hapiste yaşamayı tercih ediyordu. Bu alıntılar kitap ilerledikçe size daha anlamlı gelecek üç baba arketipi olduğunu söylüyor. Biri beleşçi baba ikincisi soytarı ve üçüncüsü istismarcı ebeveyndir. Beleşçi baba bebeğin babasıdır kız kazara hamile kaldıktan sonra erkek gibi davranıp doğru şeyi yapması beklenen adamdır. Bu babaların kendileri beleşçi babaların ürünüdür. Soytarı en tutarlı şekilde tasvir edilen arketiptir. Popüler Medya Sitcom filmlerinde bu baba o kadar çaresizdir ki karısı olmadan kaybolur, neredeyse onun en büyük oğlu gibidir. Üçüncü arketip, babalar günü etrafında istismarcı baba önyargısıdır. Bu baba ne kadar kötü olursa olsun, varsayılır şekilde hala bir azizdir, tabiri caizse sorumluluğunda başarısız olan bir anne ihmalkardır, ancak genellikle affedilebilir. Rollo, baba olarak başarısız olan bir erkeğin her zaman bencil ve kötü olarak algılandığını söylüyor. Bu kişinin evlenmeden veya çocuk sahibi olmadan önce kadını incelemesi gerektiğinden bahsediyor, kendisinden önce kaç partneri olabileceğini öğrenmesi gerektiğini söylüyor. Şimdi muhtemelen hiçbir zaman tam bir sayı alamayacak ama en azından bir tahmini rakam elde edebilir ve bir kadına doğrudan soramazsınız. Kaç erkekle yattığını söyleyemezler, ya çok değil diyecektir ya da sana bir sayı verecektir ama bu tamamen yanlıştır, bu yüzden bunu dolaylı bir şekilde yapmamız gerektiğini söylüyor. Rollo, bir kadının bir erkekle bağ kurma kapasitesinin her cinsel ilişkide azaldığını ve bir kadının sahip olduğu sevgili sayısının istatistiksel olarak aldatma ve boşanma ihtimaliyle orantılı olduğunu söylüyor. Rollo Tomassi diyor ki: Yapabileceğiniz en önemli şey, onu cinsel geçmişine göre incelemektir. Bu istatiksel bi̇r di̇nami̇ktir. Bi̇r kadının evlenmeden önce ne kadar çok sevgi̇li̇si̇ olursa aldatma ve boşanma i̇hti̇mali̇ de o kadar artmaktadır ve ulusal ai̇le geli̇ş i̇mi̇ araştırması tarafından yapılan bi̇r araştırmaya atıfta bulunuyor. Bu araştırma 2002 - 2006 - 2010 ve 2011 - 2013 yılları arasında toplanmıştır ve yeni̇ bi̇n yılın başında evlenen kadınlar i̇çi̇ndi̇r, araştırma şu şeki̇ldedi̇r. On veya daha fazla partneri̇ olan kadınların boşanma i̇hti̇mali̇ en yüksek olandır. Üç i̇le dokuz partneri̇ olan kadınların boşanma i̇hti̇mali̇ i̇ki̇ partneri̇ olan kadınlardan daha düşüktür ve sıfır i̇le bi̇r partneri̇ olan kadınların boşanma i̇hti̇mali̇ en düşüktür. Bir erkeğin, kadının daha önce alfa erkeklerle birlikte olup olmadığını ve sizin erkeklere karşı nasıl bir duruş sergilediğinizi bilmesi önemlidir. Daha önce alfa erkeklerle birlikte olmuş kadınlar her zaman bir alfa özlemi duyacaktır. Bir kadının sahip olduğu cinsel partner, ''alfa dul'' olarak adlandırılan bir kadın olma şansını artırır. Bu alfa dul, alfa olan belirli bir erkek tarafından duygusal olarak zarar görmüş bir kadındır. Bu erkek, en sevgi dolu beta sağlayıcının bile rekabet edemeyeceği duygusal bir iz bırakan eski bir sevgilidir ve bunu yapmak için yalnızca bir alfa gerekir. ( ''Alfa Dul'' konusunu ayrıca inceleyin) Bir kadın için evlilik çok fazla risk taşır ve en azından evlenmenin gerçek bir avantajı yoktur. Birincil sosyal düzen yani aynı anda iki şey oluyor farkında olmanızı ve temelde onların kaprislerine göre hareket etmenizi istiyorlar. Eğer bir kadın hayır derse bugün gerçek bir erkek olmanı istiyorum demektir. Rollo, ustalaşmayı öğrenmemiz gerektiğini söylüyor. Erkeklerin ve kadınların farklı sevgi kavramları olduğunu söylüyor. ''Kadınlar fırsatçı sever, erkekler idealist sever'' Eğer daha düşük değer gösterirseniz size olan sevgileri buharlaşır. Kadınlar erkeklere karışık mesajlar göndermezler. Rollo bize, onların davranışları onların mesajıdır söylediklerine değil yaptıklarına inanın diyor. Temelde kadınsı doğa solipsizm, kişinin yalnızca kendi zihninin var olduğundan emin olduğuna dair felsefi bir fikirdir. Kişinin duygularına düşkünlüğüyle aşırı meşguliyettir, egoistliktir. Kadınlar her zaman savaşın birincil kurbanları olmuştur. Kadınlar kocalarını, babalarını, oğullarını savaşta kaybederler. Kadınlar evlerinden kaçmak zorunda kalırlar. Kadınlar genellikle çatışmalardan kaçan mültecilerdir ve bazen günümüzün savaş kurbanlarında daha sık olarak kadınlar genellikle sorumlulukla baş başa bırakılırlar. Savaşın birincil kurbanlarının kadınlar olduğu ve erkeklerin kurban olduklarının hiç düşünülmediği fikri dişil hipergamiye öncelik veren bir fikirdir, bu nedenle bir kadının zihinsel çıkış noktası kendi önemiyle ve yavrularının hayatta kalmasıyla başlar. Kadınlar gerçeğe erkekler kadar değer vermezler, kendilerine daha fazla değer verirler. Bununla birlikte, kadının zihinsel çıkış noktası olan solipsizm, onun dışındaki tüm dünyanın onun zorunluluğunu kabul ettiğini ve bunun önemini ve önceliklerini karşılıklı olarak paylaştığını varsayar. Sosyal zorunluluk devam etmeden önce, bu kitabın başka hiçbir yerde bulamayacağınız, medyada bulamayacağınız ve ana akım kitaplarda bulamayacağınız bilgiler içerdiğini anlamalısınız. Ya da haberler, filmler ya da şarkılar ya da her neyse, bu tür bilgiler muhtemelen bir düzeyde tabu olarak kabul edilir, özellikle de feministler arasında... Rollo, üzerinizde kimin güç sahibi olduğunu bilmek istiyorsanız, kimi eleştirmenize izin verilmediğine bakın diyor. Biz erkeklerin kadınların davranışlarını eleştirmemize ve hatta bir çocuğun öldürülmesi ve kürtaja karşı çıkmamıza izin verilmez çünkü bu erkek ayrıcalığıdır. Feminizm hiçbir zaman bununla ilgili olmamıştır. Cinsiyetler arasında eşitlik sadece güçlendirme ile ilgilidir feminist bir sosyal yapı, kadın oldukları için en hak etmeyen kadınların en iyi hipergam seçeneklere sahip olmalarını ve bu seçeneklerden emin olmalarını sağlamak üzerine kuruludur. Kadınsı zorunluluk yanlısı her şey her zaman ortak bir düşman olacaktır. Maskülenlik kötülenmektedi̇r ve Pozi̇ti̇f Maskülenlik çok kolay bir hedeftir. Erkekler yapar kadınlar konuşur. Alfa kadınların cinselliği, adaleti veya iyiliği ödüllendirmez, gücü ödüllendirir, bu yüzden kötü adamlara giderler. Çünkü güce iyilik veya adaletten daha fazla değer verirler. Bu sadece Rollo'nun dediği gibi, kibir noktasına kadar çerçeveyi koruyan bir adam, koşullarını kendi çıkarları için geliştiriyor. Rollo, evli̇li̇kte seksi̇ bi̇r veya i̇ki̇ eşi̇n kendi̇leri̇ni̇ fi̇zi̇ksel olarak bırakmalarından daha hızlı öldüren bi̇r şey olmadığını söylüyor. Rollo, çocuklar için yetiştirme tarzımızın nasıl olması gerektiğini vurguluyor. Diyor ki: + Oğullarınızı erkeklere özel alanlara dahil edin. + Bu alanlara sadece erkekler girebilir + Çocuğun feminen bir dünyada, "sadece erkeklere özel alanlarda" kendini değerli hissetmesi önemlidir. + Toplum tarafından kadınlaştırılmadan önce bir erkek gibi sosyalleşmeyi öğrenmelidir. ( Yani, sırf konuşmuş olmak için konuşmak yerine bir amaç belirlemek ve bu amaçlara ulaşmak için iletişim kurmak ) + Rollo, çocukluktan erkekliğe geçiş için bir tür tören düzenleyin, bu yalnızca erkek çocukların hak kazandığı, erkeklere özgü bir hak olsun diyor. Formda kalarak bi̇r güven mesajı veri̇rsi̇ni̇z ve di̇kkati̇ni̇z i̇çi̇n hayali̇ bi̇r rekabet yaratırsınız. Temelde karınız veya kız kardeşiniz di̇ğer kadınların si̇ze baktığını düşünebi̇li̇r ve bu yüzden görünüşünü deği̇şti̇rmeye çalışabi̇li̇r veya en azından sonuç olarak bu ki̇tabı ve bunun gi̇bi̇ ki̇tapları okumanızı tavsi̇ye ederi̇m. Nasıl erkek olacağınız hakkında çok şey öğreneceksi̇ni̇z. YIllar önce babalar erkekli̇ği̇ oğullarına aktarırdı. Rollo Tomassi'nin çalışmaları hakkında çok fazla olumlu eleştiri olduğunu söyleyebilirim. Bu bi̇r ki̇tapta okumanız gereken bi̇r şey deği̇l ama zaman deği̇şti̇ bu konuda okumalar yapmalı ve daha maskülen erkekleri̇n etrafında takılmaya çalışmalısınız. Bazı kadın ya da erkeklere çok tek taraflı, kadın düşmanı veya kadın erkek ilişkileri için potansiyel olarak zehirli düşünceler içeren bir kitap gibi gelebilir. En önemli kitap ilk kitaptır. ( The Rational Male ) Şimdi biraz ara verdikten sonra sıra diğer kitapları okumaya geldi. Benim yuvarlamam bu kadar. Bir sonraki ''Rollo'' Kitaplarında görüşmek üzere :) İyi okumalar.
The Rational Male - Positive Masculinity
10.0/10 · 1 okunma
Reklam
118 syf.
·
10/10 puan
Her şeyi olan insan mutlu mudur? Her şeyi olan insan kavramını biraz daha somutlaştırıp Tan Bey’le tanıştırayım sizi.Tan iyi bir işi, çok parası, kaliteli giysileri, pahalı bir arabası, iş dünyasında saygın bir ismi olan, yakışıklı, kadınlar tarafından beğenilen ve istenen bir adam.Karşıdan bakıldığında yıkılmaz bir kale.Ama bu herkesin gördüğü adam.Peki bu adamın içi?Onun yerinde olmak isteyen onlarca insan varken kendi içinde hiç bitmeyen kıyametler kopuyor onun.Tan kötü bir çocukluk yaşamış.Hayatındaki eksikleri çok çalışarak tamamlamak istemiş hep.İş dünyasının en tepesine tırmanmış tırnaklarıyla.O sırada evlenmiş bir de kızı olmuş.Boşanma ile sonuçlanan bir evlilik ve sonunda belki de ileride kendisi gibi eksik çocukluğunu ömür boyu başka şeylerle kapatmaya çalışan bir çocuk.Evliliği de beceremeyince işine daha çok vermiş kendini.Tepeye çıkıp başarının tadını alınca fazlasını istemiş ve bir bakmış ki artık hiç sevmediği bir işi sadece tepeden aşağıya düşmemek için sahte gülümsemelerle yapıyor.Aslında bir ara huzuru inançlı bir insan olmakta da aramış.Ölesiye inanmış.Ama sonra bir gün inancını da kaybetmiş.#benimkişiselkıyametim Tan’ın nasıl kaybolduğunun, kimsenin yardımı olmadan kendini bir yerlerde buluşunun, bir kaybolma yolculuğunun sonunda kaybolma hissinden kurtulamamanın, uzun bir yolculukta yanlış istasyonda inmenin, yanlış trene bilmenin, hatta yolculuğa çıktıktan sonra yanlış yolculuğa çıktığını anlamasının hikayesi.Tan bu ruh hali içinde yaşıyormuş gibi yaparken şehrin çeşitli yerlerine asılmış aşkiksiri.com sitesinin ilanlarının arkasında, üzerinde anlamsız harfler bulunan minik kağıtlar bulmaya başlıyor.Bir şifrenin parçaları mıdır acaba bu harfler?Peki bu kağıtları kim koyuyor oraya?Birisi bir mesaj mı iletmeye çalışıyor Tan’a ?Yoksa asıl düğüm aşkiksiri.com sitesinde mi?Tan, o ciddi işadamı, bu siteye girip de üye olur mu dersiniz? Kalemini sakınmadan, doğal, akıcı, sade ama cesur bir üslupla yazmış
Jan Devrim
Bu kitap için okudum bitti demiyorum çünkü 24 Eylül cumartesi günü 1000kitap.com/modakitap ‘da 15.00’da yazarımızla uzun uzun sohbet edeceğiz. Belki de şifreyi beraber çözeriz o gün belli mi olur? Sizi de bekliyoruz. #sağliklavekitaplakalın
Benim Kişisel Kıyametim
6.7/10 · 10 okunma
208 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Herkese selam, 21 Kadın 21 Öykü serüveni, 22 Kadın 22 Öykü olarak devam edip, böylece süregelen bir farkındalıkla birbirinden değerli yazarlar okurlarına sesleniyor. Her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne özel olarak hazırlanan kitap, toplumun kadınların üzerinde oluşurduğu her türlü baskıyı görmek, duymak başka okumak çok başka diyerek sayfalara dökmüşler. Bu güzel proje, her yıl büyük ses getireceğine inandığım öyküler sayesinde yüreklerinize dokunacak. Okurken kayıtsız kalmamak elde değil. Yaşanmışlıklarla dolu, acılar, üzüntüler, gözyaşları... ve tabii daha niceleri. Kadınların sesi olan birbirinden değerli yazarlara şahsım adına teşekkür ederim. Var olmaya çalışan, sesini duyurmak için bağırmaktan vazgeçmeyen, kendini hiç düşünmeden evlatlarını korumak için siper etmiş annelere, kısaca tüm kadınlara ithafen yazılmış bir kitap. Her öykünün yazarından onun hakkında bilgiler edinerek, başlıyoruz öykülerine. Ve yine o öykünün broşu olacak önemli isimlerden sözler ya da değinilen bazı anlamlar çıkıyor karşımıza. Her yazarın hissettirdiği duygu bir diğerini aratmazken, karşınıza başka kalemden dökülen yaşanmışlıklar çıkıyor. Daha geçtiğim sayfadaki bir kadının etkisinden çıkamazken, yeni sayfada açılan yüreğin, derdine ortak olup çığ gibi büyüyün bir birliktelik söz konusu oluyor. Ben hep söylerim yine söyleyeceğim. Hatice Dökmen kalemi benim için bir başkadır diye. Yine öyle, hep öyle... Projeyi yürekten destekliyor. Sayfalara mürekkeni damlayan tüm yazarlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. "İçinde anlatılmamış bir hikaye taşımaktan, daha büyük bir eziyet yoktur." -Maya Angelou-
208 syf.
·
Puan vermedi
2021 yılının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde başlatılan 21 Kadın 21 Öykü.. 2022 yılının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde 22 Kadın 22 Öykü ile devam etmekte. Gelecekte yılda aynısı olacakmış umarım her yıl aynı günde bu şahane eser devam eder. 22 tane kadının kaleminden çıkmış 22 tane öykü. Hepsi birbirinden değerli ve farkındalık yaratacak güzel öyküler Öyküler hayatın içinden yaşanmışlıklar, sevgisizlik, şiddet görme ve çaresizlik konularının ele alındığı yani toplumda kadının üzerinde oluşan her türlü baskıyı göreceğiniz öyküler yer almakta. Yazım dili çok sade ve akıcı, öykü dili seven kitapseverlerin okuması gereken bir eser
Reklam
448 syf.
·
10 günde
·
Puan vermedi
#okudumbitti Evet efendim 10 gündür benimle her yere gelen, Kolera Günlerinde Aşk bitti...Klasik bir inceleme yapmayacağımı belirteyim en başında,zira hepimiz bu kitap hakkında az çok birşeyler duyduk,okuduk...Spoiler olabilir , şimdiden üzgünüm çünkü bu kitabı spoiler vermeden nasıl anlatırım bende bilemiyorum. Bana göre bu kitap,birçok insanın iddia ettiği gibi bir aşk romanı değil, birine sadakatle bağlı bir aşk duyuyorsanız, değil sayısı 600 küsur olan kadınla birliktelik yaşamak ,karşı cinse elinizi bile süremezsiniz...Bu konuda çok netim, Türk sinemasının neredeyse her dizisinde kullanılan klişe cümlesine de burada bir selam çakmak istiyorum. "Yanındakiyle yaşar , aklındakiyle ölürsün." Kitabı okumadan önce ,isminden mütevellit bir salgın dönemini derinlemesine anlatacağını düşünmüştüm. Örneğin ; Camus'un Veba'sı gibi tam bir karantina dönemini anlatacağını düşünmüştüm,ama bir noktayı atlamışım... Marquez'in tam bir tutku adamı olduğunu... İnançlara , sosyal sınıfların farklılıklarına ,ekonomiye ve iç savaşın etkilerine de şöyle bir değinmiş yazarımız ama ısrarla ,inatla, tam 51 yıl 9 ay 11 gün süren "Aşk" ını , bekleyişini anlatmış,ama ne bekleyiş, diğer kadınları tabiri caizse yara bandı olarak kullanmış ki, kadınlar da şikayetçi değiller bu durumdan... Uçana,kaçana, nefes alan her kadına yürüdün , her defasında Fermina'yı unutabileceğini, gençlik aşkını silebileceğini düşündün,hadi hepsini kabul ettik,ama genç bir kızın günahına girmeni asla ve asla kabul etmiyorum ,hele de o yaşta!!! Bu kitapta takıldığım en sinir bozucu kısım burasıydı! Yüzyıllık Yalnızlık kitabına göre daha kolay okunur bir kitap,ama konu bakımından bana göre o daha akıcıydı Hangisi diye sorarsanız kesinlikle cevabım Yüzyıllık Yalnızlık olurdu... Son olarak ben kitabı beğendim , çünkü bu uzun bekleyişi günü gününe saati saatine her detayıyla yazabilmek, anlatabilmek çok büyük bir emek ve hayal gücü gerektirir.Bunu okuyucuya olduğu gibi hissettirmek de ,toprağı bol olsun Gabo'nun alameti farikası bence Kitapla kalın sevgili dostlarım
Reklam
2
44
433 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42