• “Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullarıma zulmedici de değilim.”
  • İBLİS ADEM SECDE
    Etimolojik sözlüklerde secde kelimesi Aramice sagd/sagūdā’dan Arapçaya sacda olarak geçmiş gözükmektedir. Görebildiğim kadarıyla yere kapanma, yere kapanarak tapınma anlamına gelmektedir. Yani ritüel tarafı yere kapanma, özü tapınmadır. Bu “tapınma” anlamı beni biraz düşündürdüKur’an fihristinden içinde secde kelimesinin geçtiği ayetlere baktığımda bunların üç farklı tür içinde incelenebileceğini gördüm. Allah’a secde (normal hal), İblis’in Adem’e secde etmesi, diğerleri. Allah’a secde konusunda bir soru işareti olmadığı için ayetleri en sona aldım. Kafamı kurcalayan soruları ve yorumlarımı da diğerlerinin altına ekledim.
    ADEM’E SECDE
    • Hicr Suresi, 31. ayet: Ancak İblis, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçınıp-dayattı.
    • Taha Suresi, 116. ayet: Hani Biz meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik, İblis'in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi, o, ayak diremişti.
    • Sad Suresi, 75. ayet: (Allah) Dedi ki: "Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?"
    • İsra Suresi, 61. ayet: Hani, meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik. İblis'in dışında (hepsi) secde etmişlerdi. Demişti ki: "Bir çamur olarak yarattığın kimseye ben secde eder miyim?"
    • Hicr Suresi, 32. ayet: Dedi ki: "Ey İblis, sana ne oluyor, secde edenlerle birlikte olmadın?"
    • Hicr Suresi, 33. ayet: Dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın beşere secde etmek için var değilim."
    • Bakara Suresi, 34. ayet: Ve meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kafirlerden oldu.
    • Araf Suresi, 12. ayet: (Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."
    • “Allah meleklerine Adem’e secde etmelerini emrediyor, İblis dışındakiler itaat ediyor ve secde ediyorlar”. Yani İblis Allah’ın emrini dinlemiyor ve kafirlerden oluyor. Burada secde kelimesini daha açık olarak yazalım ve cümleye öyle bakalım. “Allah meleklerine Adem’e yere kapanarak tapınmalarını emrediyor, İblis dışındakiler itaat ediyor ve yere kapanarak tapınıyorlar.” Bana tuhaf geldi. Allah kendisine yapılan ve sadece kendisine yapılması gereken bir fiilin niçin Adem’e de yapılmasını emrediyor. Saygı gösterin, saygıyla eğilin gibi daha basit fiillerle bu iş anlaşılabilir kılınırdı. Bu tuhaflık bazı meal yazarlarının da dikkatini çekmiş olmalı ki, yukarıdaki ayetlerde secde kelimesi yerine “saygı ile eğilin” mealini, bunların dışındakiler için de “secde” mealini kullanmışlar. Fussilet Suresi, 37. ayet: “Gece, gündüz, güneş ve ay O'nun ayetlerindendir. Siz güneşe de, aya da secde etmeyin. Allah'a secde edin, ki bunları Kendisi yaratmıştır. Eğer O'na ibadet edecekseniz. “ Bu ayete göre de Allah’ın yarattıklarına secde edilemez.
    Uzunca bir zaman önce okuduğum, ama Hallac-ı Mansur’un olduğu düşündüğüm bir açıklama, bu konuya farklı bir yorum getiriyor. Tam metni hatırlayamıyorum, o yüzden bir özet olarak yazmaya çalışacağım: “Tevhidi İblis’ten öğrenmeyen kafirdir. Allah’ın Adem’e secde et emrini, Allah’ın emri olmasına rağmen İblis dinlememiştir. Allah’ın emrine rağmen Allah’tan başkasına kulluk etmemek, işte Tevhid budur”. Biraz aşırı bir yorum olabilir, ama bu olayın tuhaf olduğunu da ortaya koyar.
    Tevrat’ta İblis yoktur, yılan vardır, cennet yerine Aden bahçesi vardır, ama Sümer ülkesi tarif edilir, Allah’ın Adem’e varlıkların isimlerini öğretmesi yoktur, Adem’in varlıkların isimlerini kendi seçmesi vardır.. Bunlar da ayrıca dikkate alınması gereken hususlar. Pek “Tevrat” değiştirildi
    DİĞER
    • Araf Suresi, 161. ayet: Onlara: "Bu şehirde oturun, ondan istediğiniz yerden yeyin, 'dileğimiz bağışlanmadır' deyin ve kapısından secde ederek girin, (Biz de) hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanların (armağanlarını) artıracağız" denildiğinde,
    • Nisa Suresi, 154. ayet: Kesin söz vermeleri dolayısıyla Tur'u üstlerine yükselttik ve onlara: "Bu kapıdan secde ederek girin" dedik ve onlara: "Cumartesinde haddi aşmayın" da dedik. Ve onlardan kesin bir söz aldık.
    • Neml Suresi, 24. ayet: "Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar."
    • Fussilet Suresi, 37. ayet: Gece, gündüz, güneş ve ay O'nun ayetlerindendir. Siz güneşe de, aya da secde etmeyin. Allah'a secde edin, ki bunları Kendisi yaratmıştır. Eğer O'na ibadet edecekseniz.
    • Bakara Suresi, 58. ayet: Ve hatırlayın, demiştik ki: "Şu şehre girin ve orada istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken 'dileğimiz bağışlanmadır' deyin; (Biz de) hatalarınızı bağışlayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) arttıracağız."
    • Yusuf Suresi, 100. ayet: Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu; onun için secdeye kapandılar. Dedi ki: "Ey Babam, bu, daha önceki rüyamın yorumudur. Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı. Bana iyilik etti, çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra, (O,) çölden sizi getirdi. Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendi. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi O'dur."
    • Yusuf Suresi, 4. ayet: Hani Yusuf babasına: "Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) on bir yıldız, Güneş'i ve Ay'ı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm" demişti.
    Burada iki tuhaf durum var: (1) Allah bazı şehirlerin kapılarından secde ederek girmelerini istemektedir. Aslında bu putperest bir ritüeldir. (2) (a)Yusuf, anne ve babasının kendisine secde etmelerini gördüğü halde buna itiraz etmemektedir (aslında Kur’an itiraz etmemektedir) (b) Yusuf rüyasinda güneşin ve ayın kendisine secde ettiklerini gördüğü halde Kur’an buna da itiraz etmemektedir. Rahman Suresi, 6. ayet: Bitki ve ağaç (O'na) secde etmektedirler.
    ALLAH’A SECDE
    • Nisa Suresi, 102. ayet: İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, seninle birlikte dursun ve silahlarını (yanlarına) alsın; böylece onlar secde ettiklerinde, arkalarınızda olsunlar. Namazlarını kılmayan diğer grup gelip seninle namaz kılsınlar, onlar da 'korunma araçlarını' ve silahlarını alsınlar. Küfredenler, size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve emtianız (erzak ve mühimmatınız)dan ayrılmış olmanızı isterler. Yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. Korunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz, Allah kafirler için aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır.
    • Tevbe Suresi, 112. ayet: Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele.
    • Kaf Suresi, 40. ayet: Gecenin bir bölümünde ve secdelerin arkasından da O'nu tesbih et.
    • İnşikak Suresi, 21. ayet: Kendilerine Kur'an okunduğunda secde etmiyorlar.
    • Al-i İmran Suresi, 43. ayet: "Meryem, Rabbine gönülden itaatte bulun, secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et."
    • Hicr Suresi, 98. ayet: Sen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.
    • Nahl Suresi, 48. ayet: Allah'ın herhangi bir şeyden yarattığına bakmıyorlar mı? Onun gölgeleri küçülerek sağdan ve soldan Allah'a secde eder vaziyette döner.
    • Nahl Suresi, 49. ayet: Göklerde ve yerde olan ne varsa, canlılar ve melekler Allah'a secde ederler ve onlar büyüklük taslamazlar.
    • Meryem Suresi, 58. ayet: İşte bunlar; kendilerine Allah'ın nimet verdiği peygamberlerdendir; Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımız (insan nesillerin)den, İbrahim ve İsrail (Yakup)in soyundan, doğru yola eriştirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendirler. Onlara Rahman (olan Allah')ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdeye kapanırlar.
    • Taha Suresi, 70. ayet: Bunun üzerine büyücüler, secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik" dediler.
    • Secde Suresi, 15. ayet: Bizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder.
    • Necm Suresi, 62. ayet: Hemen, Allah'a secde edin ve (yalnızca O'na) kulluk edin.
    • İnsan Suresi, 26. ayet: Gecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun uzadıya O'nu tesbih et.
    • Alak Suresi, 19. ayet: Hayır; ona boyun eğme (Rabbine) Secde et ve yakınlaş.
    • Araf Suresi, 11. ayet: Andolsun, Biz sizi yarattık, sonra size suret (biçim-şekil) verdik, sonra meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da İblis'in dışında secde ettiler; o, secde edenlerden olmadı.
    • Ra'd Suresi, 15. ayet: Göklerde ve yerde her ne varsa -isteyerek de olsa, istemeyerek de olsa- Allah'a secde eder. Sabah akşam gölgeleri de (O'na secde eder).
    • İsra Suresi, 107. ayet: De ki: "İster ona inanın, ister inanmayın: O, daha önce kendilerine ilim verilenlere okunduğu zaman, çenelerinin üstüne kapanarak secde ederler."
    • Furkan Suresi, 64. ayet: Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.
    • Şuara Suresi, 46. ayet: Anında büyücüler secdeye kapandılar.
    • Kalem Suresi, 43. ayet: Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', kendilerini de zillet sarıp-kuşatmış. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi.
    • Araf Suresi, 29. ayet: De ki: "Rabbim adaletle davranmayı emretti. Her mescid yanında (secde yerinde) yüzlerinizi (O'na) doğrultun ve dini yalnız Kendisi'ne has kılarak O'na dua edin. "Başlangıçta sizi yarattığı" gibi döneceksiniz."
    • Araf Suresi, 206. ayet: Şüphesiz Rabbinin Katında olanlar, O'na ibadet etmekten büyüklenmezler; O'nu tesbih ederler ve yalnız O'na secde ederler.
    • Hicr Suresi, 29. ayet: "Ona bir biçim verdiğimde ve ona Ruhum'dan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın."
    • Furkan Suresi, 60. ayet: Onlara: "Rahman (olan Allah)a secde edin" denildiği zaman, "Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edecek mişiz?" derler ve (bu,) onların nefretini arttırır.
    • Şuara Suresi, 219. ayet: Secde edenler arasında dönüp dolaşmanı da.
    • Sad Suresi, 72. ayet: "Onu bir biçime sokup, ona Ruhum'dan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın."
    • Zümer Suresi, 9. ayet: Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umud eden (gibi) midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler."
    • Bakara Suresi, 125. ayet: Hani Evi (Ka'be'yi) insanlar için bir toplanma ve güvenlik yeri kılmıştık. "İbrahim'in makamını namaz yeri edinin", İbrahim ve İsmail'e de, "Evimi, tavaf edenler, itikafa çekilenler ve rüku ve secde edenler için temizleyin" diye ahid verdik.
    • Al-i İmran Suresi, 113. ayet: Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar.
    • Araf Suresi, 120. ayet: Ve sihirbazlar secdeye kapandılar.
    • Hicr Suresi, 30. ayet: Böylece meleklerin tümü, topluca secde etti.
    • Kehf Suresi, 50. ayet: Hani meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik; İblis'in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. Bu durumda Beni bırakıp onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. (Bu,) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercih) değiştirmedir.
    • Hac Suresi, 18. ayet: Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. Birçoğu üzerine azap hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
    • Hac Suresi, 77. ayet: Ey iman edenler, rüku edin, secdeye varın, Rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin, umulur ki kurtuluş bulursunuz.
    • Neml Suresi, 25. ayet: "Ki onlar, göklerde ve yerde saklı olanı ortaya çıkaran ve sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilen Allah'a secde etmesinler diye (yapmaktadırlar)."
    • Sad Suresi, 73. ayet: Meleklerin hepsi topluca secde etti;
    • Fetih Suresi, 29. ayet: Muhammed, Allah'ın elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, rüku edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) ve hoşnutluk arayıp-isterler. Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir. İşte onların Tevrat'taki vasıfları budur: İncil'deki vasıfları ise: Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, sonra sapları üzerinde doğrulup-boy atmış (ki bu,) ekicilerin hoşuna gider. (Bu örnek,) Onunla kafirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir va'detmiştir.
    • Rahman Suresi, 6. ayet: Bitki ve ağaç (O'na) secde etmektedirler.
    • Kalem Suresi, 42. ayet: Ayağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün, artık güç yetiremezler.
  • 261 syf.
    ·6 günde·Beğendi·8/10
    Öncelikli incelemeye başlamadan önce yorum yapacak arkadaşları bir çift sözüm olacak; incelemede belirteceğim ayetleri ve hadisleri lütfen okumadan buraya gelip bana saldırmazsanız sevinirim:)
    Turan Dursun zaten aldığı din eğitimini biliyoruz o yüzden yazdıkların kesinlikle kayda değer olduğunu düşünüyorum.Sadece kafasındaki sorulara cevaplar arıyor bu cevapları Kuran'da bulamadığını , çelişkiler gördüğünü, anlatıp bunları size sunuyor. Ayrıca arkasında durduğu düşünceleri her türlü platformda tartışmak için çalmadığı kapı kalmamış ama karşısına kimse çıkmaya cesaret edememiştir.
    Çok uzun bir inceleme olacağı için başlıklar halinde gitmem daha anlaşılır olacaktır.

    *Kadın-Erkek Eşitliği;

    Bakara Suresi 28. Ayet
    Nisa Suresi 3. ve 34. Ayet
    Ahzap Suresi 50. ve 51. Ayet

    Hepimiz biliyoruz ki semavi kökenli inançların hepsinde ataerkil bir yapı vardır. Kadınlar genellikle 2. planda kalmıştır. Tüm peygamberlerin erkek olması veya Tanrı denildiği zaman aklımıza hemen erkek figürünün canlanması bunlara kanıttır.

    *İnsanların Maymuna Dönüştürme Cezası

    Araf Suresi 163. ve 166. Ayet

    Ayrıca hadislerde geçen İsrailoğullarından kaybolan bir topluluğun sıçana dönüştüğünü anlatan bir peygamber var. Bu olayın detayı için Ebu Davud Sünen/Kitabul Et-ıma/28 hadis no :3795. bakabilirsiniz.

    *Kuran'ın Yakılması

    Bu bölümü alıntım altında enine boyuna tartışmıştık. Sadece bir düzeltme yapmak gerekiyor; Hafsa, Ebubekir'in kızı değil Ömer'in kızı olacaktır. Tamamen benim dalgınlığından ötürü yapılan bir hatadır kusura bakmayın.
    Kuran'ın yakılması olayına tekrar dönersek yazar zaten Kuran değiştirildi veya eksik veya fazla olduğunu söylemiyor. Eleştirdiği kısım ;derlenen Kuran'ın tıpatıp aynısı olan orjinal aslının niçin yaktırıldığı....Açıklamalar daha sonra bir araya getirilen Kuran'ın önceki aslının ortaya çıkmasıyla meydana gelebilecek şüpheleri yok etmek için olduğunu söylüyor. Ama bir öncekiyle aynı olan orjinalin yakılması, düşünen ,sorgulayan beyinlerde elbetteki şüphe oluşturmayacak mıdır?

    *Görüş Değiştiren Tanrı

    İslamın ilk dönemlerine baktığımız zaman ılımlı hoşgörülü bir politika izleyen Tanrı , İslamiyet güçlendikçe ayetlerini de hoşgörü politikasından uzaklaştırmıştır . Vereceğim örneklere bakarsanız bunu net bir biçimde görmek mümkündür.
    Ilımlı ayetler:
    Kafirun Suresi 6. Ayet
    Bakara Suresi 256. Ayet
    Gaşiya Suresi 22. ve 23. Ayet
    Nur Suresi 54. Ayet
    Ankebut Suresi 18. Ayet
    Yasin Suresi 17. Ayet

    Hoşgörüden uzak olan ayetler:
    Tevbe Suresi 5. ve 73. Ayet
    Tahrim Suresi 9. Ayet
    Hacc Suresi 78. Ayet
    Furkan Suresi 52. Ayet
    Maide Suresi 35. Ayet
    Tevbe Suresi 29. Ayet

    Tabi bazı İslam yorumcuları bu durumu " NESH" ile açıklamaya çalışıyor.
    Nesh: Sözcük anlamı, bir şeyi başka bir şeyle gidermek. İslam hukukunda ise; daha sonraki bir hükümle, daha önce var olan bir hükmün kaldırılmasıdır.
    Ama NESH olayına bile baksak ayetler arasında çelişkiler meydana geliyor.
    Örnek: Nisa suresi 82. Ayet diyorki "Kuran'da ayrılıklar ( çelişkiler) bulunursa , bunun, Kuran'ın Tanrı'dan olmadığına kanıt olabileceği " belirtilmekte.
    Diğer ayetler için bakınız;
    Kaf Suresi 29. Ayet
    Ahzap Suresi 62. Ayet
    Fatır Suresi 43. Ayet
    Enam Suresi 34. ve 115. Ayet

    NESH olayı Kuran'da ayetlerle birbiriyle çelişmektedir.

    Son olarak Muhammet peygamberin Türkler hakkında söylediği dehşet verici düşünceleri aktarıp incelemeye burada son vereceğim çünkü yazmaktan yoruldum :(

    - Müslümanlar, Türkler ile öldürüşmedikçe kıyamet kopmayacaktır.
    - Sizinle , küçük, çekik gözlü Türkler savaşacaktır. Siz onları 3 kez önünüze katıp götüreceksiniz, süreceksiniz. Sonunda Arap yarımadasında karşılaşacaksınız. Birinci de onlardan kaçan kurtulur,ikinci de kimi kurtulur, kimi yok edilir, üçüncüsündeyse onların tümü kırılacaktır.
    Bu son yazdıklarımın tamamını Ebu Müslüm, Buhari, Ebu Davud un hadis kitaplarında bulabilirsiniz.

    Nuh tufanı, İsa'nın annesi Meryem, Ay'ın ikiye bölünmesi vs. birçok mucizenin temeline, dayandığı mitolojileri de açıklamış yazar ama o konulara girmeyeceğim,merak eden arkadaşlar kitabı okuyabilirler.

    Bu sitede yaptığım en uzun inceleme oldu. Saygı ve sevgi çerçevesinde tartışmak isteyenler arkadaşları beklerim ama ,at gözlüğünü çıkarmamış, sorgulamadan bihaber, özgür düşünmeye cesareti olmayan arkadaşlar ne kendinizi ne de beni yormayın lütfen....
  • Kuran Okumak ve Düşünmek En Önemli Farzlardandır!
    .
    İslam alemi bugün, bir çıkmazın içinde. Bir tarafta terkedilmiş bir Kitap olarak bıraktıkları Kuran, diğer tarafta alim olduğunu düşündükleri atalarından gelen rivayetler. "Kuran'ı siz anlayamazsınız, alimler anlar ve anlatır" denildiği için kimse Kuran'ı eline almamış, "nasılsa ben anlayamam" diyerek atalarından gelen dine tabi olmuşlar.
    .
    Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine (Kuran'a) uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara Suresi, 170)
    .
    Allah Kuran'da fert olarak herkesin Kuran'ı okuması ve düşünmesini emreder. Düşünmek farz bir ibadettir. Ne acı ki onlarca ayette "düşünün, öğüt alın" emri tek tek her fert için farz olmasına rağmen, İslam alemi bu farzdan bihaberdir. Elbette alim zannedilen kişiler ve dini otoritelerin bu farzın bilinmemesinde sorumluluğu büyüktür. Zira kitleleri yönlendiren bu otoriteler, İslam'ı namaz, oruç, zekat ve kadının baş örtüsü ile sınırlandırmış; bu ibadetlerin yapılmasını kafi görmüşlerdir. Ne büyük vebal!
    .
    Rivayetten gelen sünneti, farzda bildirilen sünnetlerin önüne geçirenlere soruyorum: "Yaratan Rabbin adıyla oku. (Alak Suresi, 1), Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir (Alak Suresi, 3) , Ve Kur'an'ı okumakla da (emrolundum)." (Neml Suresi, 92) ayetleri gereği hem farz hem de sünnet olan Kuran okumayı neden terk ettiniz? Oysa Allah diyor ki; "İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar (yani bizler), Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi hadise iman edecekler?" (Casiye Suresi, 6) Yani Allah Benim ayetlerim Haktır ve Kuran'dadır diyor. Bu Hak hadislerden sonra Kuran dışı Hak olmayan hangi hadise iman edeceksiniz diyor. Elbette bu ayetleri kavramak için aklın temiz olması gerekir. Rivayet kültürü ile kirlenen akıl, robotlaşmış şekilde hiç düşünmeden, sorgulamadan, bitki formunda yaşamını sürdürüyor. Oysa insan biraz düşünse, içinde bulunduğu gafletin ve şirkin farkına varabilir.
    .
    Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Al-i İmran Suresi, 7), (Ki o Kuran) temiz akıl sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir. (Mü'min Suresi, 54) Hidayet rehberi Kuran'dır diyor Allah. Kuran dışı hiç bir kaynak, hidayete yönelten rehber olamaz.
    .
    Bu bir Kitap'tır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik. (İbrahim Suresi, 1) Ayette "aydınlık olan ve Allah'ın yoluna çıkaran" diye tanımlanan Kuran dururken, neden karanlık ve tali yollara sapalım ki? Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? (Ankebut Suresi, 51) Kuran size yetmiyor mu?
    .
    Allah, "Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın. (Nahl Suresi, 98), Ve Kur'an'ı belli bir düzen içinde (tertil üzere) oku. (Müzzemmil Suresi, 4), Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin" (Araf Suresi, 204) diye bildirerek, Müslümanın Kuran okurken şeytanın vesvesinden Allah'a sığınıp, bir düzen içinde Kuran okumasını ve Kuran okunan ortamda susup onun dinlenmesi gerektiğini bildirmiştir. Demek ki Kuran okumak farz bir ibadettir. Ki Zuhruf 44'de bildirildiği üzere, ahirette sorumlu olduğumuz tek kaynak olan Kuran'ı okumadan Allah'ın huzuruna çıkmak, olacak iş değildir.
    .
    Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. (Ahzab Suresi, 34) Bu ayeti günümüz koşulları içinde değerlendirdiğimizde şöyle bir sonuç çıkıyor karşımıza: "Evlerinizin duvarında asılı olarak duran Kuran'ı okumanız ve üzerinde düşünmeniz gerektiğini hatırlayın!"
    .
    Gerçekten Allah'ın Kitab'ını okuyanlar, salatı ikame edenler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler; kesin olarak zarara uğramayacak bir ticareti umabilirler. (Fatır Suresi, 29)
    .
    Ayeti okudunuz... Ne buyuruyor Allah? Kuran'ı okuyup Kuran'la amel edenler, ahirette güzel karşılığı alacak olanlardır diyor. Kuran'ı dantelli kılıflara koyup duvara asanlar ve dini Kütüb-i Sitte'den öğrenenler için böyle bir vaadde bulunmuyor.
    .
    Kuran okumadan geçen ömrün ne büyük bir samimiyetsizlik ve kayıp olduğunu bir örnekle anlatmak istiyorum. Sevdiğinizle aranız açıldı ve belki ayrıldınız diyelim. Ama ayrılmak istemiyorsunuz. Ondan gelecek mesajı sabırsızlıkla bekliyorsunuz. Ve beklenen mesaj geldi! O mesajı açmadan durabilir misiniz? Hayır
    .
    Müslümanın en sevdiği Allah 600 sayfa mesaj göndermiş. Peki o mesajı okumadan bir ömür geçirmeniz normal mi? Onun cevabı da hayır! O halde gereğini yapın, sorulacağınız Kitabı öğrenin...
    .
    Siz (Kuran'dan) sorulacaksınız. (Zuhruf Suresi, 44)
    .
    Ben ne kadar ayet hatırlatsam da kişi rivayete kitlenmişse, sürekli ayetlerin hükmünü rivayetle tevil edip geçersiz kılmaya çalışacaktır. "Allah Kuran noksansız der" dersiniz. "Evet noksansız ama şu şu yazmaz" der. Ne söylediği şeyin farkındadır ne de durumunun. Samimiyetsiz bir din anlayışı ile kendi nefsine zulmeder durur. Düşünmez, akletmez, sorgulamaz, öğüt almaz... Çünkü rivayet kültürü bu farzları ortadan kaldırmıştır. Sen düşünme, alimler senin yerine düşündü zaten. Sen akledip öğüt alma, zaten atalarımız yaptı bunu. Sen teslim ol, itaat et alimlerine.
    .
    Kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona iman edenler bunlardır. (Bakara Suresi, 121) Kitabı gereği gibi okumak nasıl olur? İşte cevabı:
    .
    Onlar hala Kur'an'ı iyice DÜŞÜNMÜYORLAR MI? (Nisa Suresi, 82)
    .
    DÜŞÜNEN bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)
    .
    Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki DÜŞÜNÜRSÜNÜZ (Bakara Suresi, 219)
    .
    O, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki öğüt alıp-DÜŞÜNÜRLER. (Bakara Suresi, 221)
    .
    Artık öğüt alıp-DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ? (Nahl Suresi, 17)
    .
    İşte Allah size ayetleri böyle açıklar, ki DÜŞÜNESİNİZ. (Bakara Suresi, 266)
    .
    Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-DÜŞÜNMEZ. (Bakara Suresi, 269)
    .
    Onlar, yine de o sözü (Kur'an'ı) gereği gibi DÜŞÜNMEDİLER Mİ? (Mü'minun Suresi, 68)
    .
    Ne az öğüt-alıp DÜŞÜNÜYORSUNUZ. (Neml Suresi, 62)
    .
    Hiç mi öğüt alıp-DÜŞÜNMÜYORSUNUZ? (Saffat Suresi, 155)
    .
    Onlar için öğüt alıp-DÜŞÜNMEK nerede? (Duhan Suresi, 13)
    .
    Andolsun, Biz bunu bir ayet olarak bıraktık. Fakat öğüt alıp-DÜŞÜNEN var mı? (Kamer Suresi, 15)
    .
    De ki: "DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ hiç; eğer size Allah'ın azabı gelirse ya da saat (kıyamet) gelip çatarsa, Allah'tan başkasını mı çağıracaksınız? (En'am Suresi, 40)
    .
    De ki: "DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ hiç; eğer Allah sizin işitmenizi ve görmenizi alıverir ve kalplerinizi mühürlerse, onları size Allah'tan başka getirebilecek ilah kimdir?" (En'am Suresi, 46)
    .
    De ki: "DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ hiç; size Allah'ın azabı apansız ya da açıktan geliverirse, zulme sapan kavimden başkası mı yıkıma uğrayacak?" (En'am Suresi, 47)
    .
    Yine de öğüt alıp-DÜŞÜNMEYECEK MİSİNİZ?" (En'am Suresi, 80)

    Öğüt alıp DÜŞÜNMESİNİ bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıkladık. (En'am Suresi, 126)
    .
    Umulur ki öğüt alıp-DÜŞÜNÜRSÜNÜZ. (En'am Suresi, 152)
    .
    Umulur ki öğüt alıp-DÜŞÜNÜRLER. (Araf Suresi, 26)
    .
    Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice DÜŞÜNÜRLER (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (Araf Suresi, 201)
    .
    Artık dileyen, onu 'DÜŞÜNÜP-öğüt alsın.' (Abese Suresi, 12)
    .
    Allah'tan İçi titreyerek korkan öğüt alır-DÜŞÜNÜR. (A'la Suresi, 10)
    .
    O gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün DÜŞÜNÜP-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda? (Fecr Suresi, 23)
    .
    Demek ki neymiş? Kuran'ı okumak ve üzerinde düşünmek en önemli farzlardanmış. Siz Kuran'ı okumazsanız ve ayetler üzerinde düşünmezseniz, elbette Kuran'da namaz da yok dersiniz, haramlar da eksik dersiniz. Akıl bir kez şeytana kiralandı mı, geçmiş olsun. Kiracınızdan kurtulmak için çözüm Kuran'da! Fecr 23'de bildirildiği gibi dünyada uyuyup ahirette düşünmenin bir faydası olmayacak. İş işten geçmiş olacak çünkü. Vakit varken aklınızı rivayetten temizleyin ve Kuran'ı gereği gibi okuyup üzerinde düşünün!
    .
    Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver. (Kaf Suresi, 45) Başka kaynakla değil!