• 103 syf.
    Sadık Hidayet kafaya siktirmalik bir yazar. İşlediği konular; yalnızlık, hayatın boş olduğu duygusu, ölüm ve ölümün karşı konulamaz çekiciliği ve mutlak son oluşu gibi...

    Bu konuları anlatırken hikayelerinde oluşturduğu atmosferi hissedebiliyorsunuz. Aynı zamanda aslında yazarın kendisini intihara götüren mihenk taşlarını takip ediyormuş gibi oluyoruz.

    Kitapta en beğendiğim iki öykü ilk baştaki, kitaba da ismini veren Aylak Köpek ve sondaki Karanlık Oda idi. Aylak köpek'te, mutlu bir ailenin yanında güzel bir hayat süren Pat isminde bir köpeğin hayatı önce ailede yaşanan bazı olumsuz olaylar sonra da kendisinin en temel duygusu olan şehvetinin peşinden gitmesi neticesinde alt üst olur. Bu aslında insanlara da bir gönderme olabilir. Bir sokak köpeği olarak hayatına devam eden Pat, tasmasindan olduktan sonra adeta koruyucu tilsimi ve toplumdan olduğunu gösteren işaretini kaybetmiş olur ve insanların kötü yüzüne maruz kalır.

    Karanlık Oda'da ise aslında Sadık Hidayet, hayat hakkındaki düşüncelerini hikaye kahramanı üzerinden anlatmak istemiş gibidir. Kahraman yolda kalmış birisini eve alır. Evinde kendisine yaptığı odayı ve neden böylesine uzakta ve sakin bir yerde yaşadığını, hayat, toplum, ölüm üzerine düşüncelerini anlatır uzun uzun. Ve etkileyici bir sonla noktalanir kitap bence.