• Hipnik Jerk Nedir? Neden bazen tam uykuya dalacakken irkiliriz?
    “Çarşıdan alınmaz, mendile konulmaz, tadına doyulmaz?” bilmecesinde de tarif edildiği gibi uykuyu sevmeyene pek rastlanmaz. Uyku temel ihtiyaçlarımızdan biridir ve yaşamımızın yaklaşık üçte birini kapsar. Bu kadar önemli olmasına ve bu alanda çok sayıda çalışma yapılmış olmasına karşın uyku, birçok yönüyle gizemini korumaktadır. Bilim insanlarının geliştirdikleri birtakım hipotezler olmasına karşın neden uyuduğumuza dair kesin bir cevap bulunmamıştır.

    Uyku sırasında vücudumuzda doğal bir dizi biyokimyasal süreç gerçekleşir. Bunlardan biri de tam uykuya dalacakken aniden sıçrama (ya da irkilme) diye de adlandırabileceğimiz, istemsiz seğirmelerdir. Bu makalede bu seğirmelerin niçin olduğu ile ilgili hipotezler özetlenmiştir.

    İstemsiz seğirme
    Bazen uykuya dalmak üzereyken görünürde hiçbir sebep olmadığı halde irkiliriz. Bu ani kısa kasılmalar, uyukuya dalmakta olan birini izlediğimizde dışarıdan da fark edilir. İrkilmeler bazen uykuyu bozmayacak kadar hafif olurken bazen de çok şiddetli olur. Bu istemsiz irkilmelerin birçok sebebi olmakla birlikte en yaygın sebep hipnik jerk‘tir.

    Hipnik jerk
    Hipnik jerk, kişinin uykuya dalmak üzereyken ya da tam olarak uykudayken bir ya da daha fazla uzvunda (bazen tüm vücudunda) meydana gelen ani ve kısa kasılmadır. Buna “hipnogogik sarsıntı” ya da “uykuya giriş sarsıntısı” adı da verilmesine rağmen hipnik jerk genellikle insanların uyanmasına yol açar.

    Bu irkilme adeta bir sıçramaya benzediğinden kişilerde düşüyormuş hissini uyandırır. Düşme hissi bazen çok hafif seyreder ama bazen de düşme hissine, kalp atışlarının hızlanması, ani ter basması ve boşluğa düşmenin yol açtığı tuhaf ve rahatsız edici duygular eşlik eder.

    Hipnik Jerk’e ne sebep olur?
    Amerikan Uyku Akademisi (AASM)‘ne göre hipnik jerk’e yol açma potansiyeli olan birçok sebep sayılabilir: Örneğin; stres, anksiyete, aşırı kafein, yorucu aktiviteler vb. Çoğu hipnik jerk tamamen sağlıklı bireylerde, tamamen rastlantısal bir şekilde görülmektedir.

    Konu ile ilgili ilginç hipotezlerden biri Colorado Üniversitesi’nden psikolog Frederick Coolidge tarafından geliştirilmiştir. Evrimsel bir hipotez olan Coolidge’in açıklamasına göre, hipnik jerk arkaik bir refleksten kaynaklanıyor olabilir. Atalarımız yırtıcı hayvanlardan korunmak için günlerinin büyük bir kısmını ağaçlarda geçirdiklerinden, uykuya dalma sırasında irkilmeleri, güvende olup olmadıklarını kontrol etme avantajı sağlamıştır.


    Örneğin ağacın yüksek dallarından birinde uyuduğunuzu hayal edin. Bu zaten son derece tehlikeli öyle değil mi? Kuşkusuz hızlı bir şekilde derin uykuya geçmek çok daha ölümcül bir tehlike olacaktır.
    Evrimsel süreçte hipnik jerk yaşayanlar hayatta kalıp, daha uzun yaşayıp daha fazla üreme şansı bulurken, olmayanlar elenmiş olabilir. Bu yüzden hipnik jerk hayatta kalma şansını artıran bir özellik olarak sonraki kuşaklara genlerle aktarılmış olabilir. İşte bu teze dayanarak hipnik jerk’in atalarımızdan miras evrimsel bir özellik olduğu iddia edilir.

    Bir başka hipotezde hipnik jerk’in uykuya dalma sırasında beynin ölmekte olduğunu sanmasından kaynaklandığı iddia edilir. Çünkü uyumak üzereyken vücudumuzda meydana gelen değişiklikler (örneğin; vücut ısısının düşmesi) beynin ölmekte olduğundan kuşkulanması için yeterlidir. Bu hipoteze göre beynimizin bir bölümü uykuya geçişle birlikte rüya görmeye başlar ama motor fonksiyonlarımızı kontrol eden beyin bölümümüzün bilinci devam eder.

    Bir diğer hipotez ise uyku felcine geçiş sürecinde yaşanan bir gecikmenin hipnik jerke yol açtığı iddiasıdır. Uyku felci kişinin rüyasında gördüklerine uygun olarak vücudunu fiziksel olarak kullanmaması için REM uykusu sürecinde oluşur. Örneğin; kişinin rüyasında koştuğunu görmesine rağmen yatağında kıpırtısız yatabilmesi, uyku felci sayesinde meydana gelir. Koşmasını sağlayan sinyaller uyku felci sayesinde kaslara iletilememekte ve kişi koştuğunu düşünürken hareketsiz uzanabilmektedir. Bu hipoteze göre hipnik jerk uykunun başladığı ve uyku felcinin devreye girdiği ilk anda uzuvlara gönderilen cılız sinyalin uzuvlarda kasılmaya yol açmasıdır. Uyku felcinin fizyolojisi ile ilgili bilgilerimiz de sınırlıdır.

    Yukarıda sözü edilen açıklamaların tamamı makul sebeplere dayanarak oluşturulmuş hipotezlerdir.
  • 256 syf.
    ·9/10
    YEVGENİ ZAMYATİN - “BİZ” KİTAP İNCELEMESİ
    Yazarla beraber ikilemlere kaldığınız ve sürekli sorguladığınız bir kitap. Özgürlük nedir?, mutluluk nedir?- Nasıl mutlu olur insan?, Son diye bir şey var mıdır? gibi okurken pek çok soru soracaksınız yazarla beraber. Kitapta hoşuma giden ve sorgulatan konuları sizinle paylaşmak isterim.
    • Mutluluk arayışı üzerine bir kitap… Mutluluk nedir ve nasıl mutluluğu elde ederiz? Mutluluk kusursuzlukta mıdır? Matematik bize kusursuz mutluluğu sunar mı? Peki mutlu olmak zorunda mıyız? Yazarın dünyasında evet, Tek Devlet’in çatısı altında herkes mutlu olmakla yükümlüdür ve o mutluluk-kusursuz mutluluk- matematiktedir.
    • “Özgürlüksüzlük içgüdüsü …” Çarpıcı bir kavram daha karşılıyor bizi . Bizim dünyamızda özgürlük insanın temel hakkıdır , her insan doğuştan hürdür. Peki bu özgürlüğü biz gerçekten istiyor muyuz? Eğer istiyorsak dans gibi estetiğe boyun eğişe neden bu kadar hayranız? Yazarın işte buna cevabı özgürlüksüzlük içgüdüsü .
    • “Birisini öldürmek yani, insan yaşam süresini 50 yılla indirgemek suç, ama insanın yaşam süresini 50 milyon yılla indirgemek suç değil mi?” diye soruyor yazar. İstemsizce hak veriyorum ona. Alkol ,sigara, uyku düzensizliği ,kafein , uyuşturucu… Daha nice madde tehlikeye atmıyor mu bizi, o zaman yazarın dünyasındaki gibi yasaklamak neden kötü olsun ki? Sizi ideal sürede yaşatacağız , uyku düzeniniz bizim dediğimize göre ,yemek saatlerinizi biz belirleriz, çalışma saatleriniz belli ,hatta ne zaman sevişeceğinize dahi planlı , her şey tabletlerde yazılı bir hayat… işte burada sorun başlıyor . İnsan kendi seçmeli nasıl yaşayacağını , belirleyebildiği kadar belirlemeli yaşamını . Aksi taktirde otur dediğinde oturan ,kalk dediğinde kalkan robotlardan veya hayvanlardan ne farkımız kalır. İnsan yaşam süresini uzatmak için insan iradesini yok saymaya değer mi?
    • “Yalan her türlü şakaya fark edilmez bir şekilde girer.” diyor yazar. Gene düşündürüyor beni , şakalarımıza yalanları mı davet ediyoruz yoksa gerçekleri mi?
    • “Ne de olsa sadece boyun eğdiremediğini sever insan.” Gerçekten de öyle değil mi? Elde edemediklerimiz değerlidir bizim için.
    • “Büyük basittir.” Kendi gerçekliğinize sahip olmak mı daha kolaydır yoksa toplum tarafından size verilen gerçekliğe sahip olmak mı? Tüm mesele bu bence ,büyük olan basittir. Bir katili ,gayrimeşru bir anneyi, Tek Devlet’e şiirle saldırmaya cüret eden bir meczubu aynı kefeye koymak ,sanırım burada hepimiz aynı distopyanın birer parçasıyız.
    • “Belki de esas sizler benim gölgelerimsiniz.” Burada herkesin kendi dünyasının baş kahramanı olduğuna yazar çok güzel değiniyor. Yıldızı olduğumuz kendi dünyamızda etrafımız gölgelerle çevrili değil mi?
    • |-273|= 273 Mutluluğu değerli yapan acıdır . Acıyı değerli yapan ise mutluluk. Hayatta her şey zıddıyla değer kazanır. Acı olmasaydı bu dünyada mutluluk olur muydu?
    • Gülme en korkunç silahtır. Cinayeti bile öldürebilir. İnsanın olaya bakış açısı bir gülmeyle değişebilir. Tıpkı D-503’un deneyimlediği gibi…
    • “Sonsuzluk yokmuş.” Bir başka ikilem daha SON DEVRİM diye bir şey yok , devrim sonsuz ama kainat sonlu . Yazar her şeyin bir sonu olduğuna vurguluyor aynı zamanda sonsuz olduğunu da . Sanırım buradan çıkarabileceğim sonuç maddesel olan şeylerin sonu vardır ama fikirlerin sonu yoktur, fikirler sonsuzdur. Yazarda bu durumu kitabında şöyle değiniyor, “Kainatın bittiği yer var ya? Oradan öte ne var?” ve arayış – sorgulama sonsuza kadar devam ediyor.
    • Zamyetin’in BİZ kitabı bir mutluluk arayışı ,mutluluk arayışını getirdiği bir var oluş sancısının kitabı benim gözümde . Yazar sürekli ana karakterle beraber sorguluyor, tabi siz de onlarla beraber sürekli soruyorsunuz ve sürekli bir ikilemdesiniz . İkilemlerin hangisinin doğru olduğunu ise bilmiyorum , galiba onları ikilem yapanda bu özelliği. Beni sorularla bırakan ve kendi cevaplarımı oluşturan bir kitaptı. Eşitliğe , sisteme ve insan nedir?, mutluluk nedir? Sorularını sorduran ve kendince bir cevap veren güzel bir eser. Kafamda her ne kadar kurguladığı dünyayı hayal etmekte zorlansam da ,sorduğu soruların evrenselliğiyle beni- bizi etkileyen bir eser.
    Bu yazdıklarım yazarın dediği gibi “Bu hem benim ,hem de benim değil.” .

    HUNOK- Gökçen Egem Değirmenci
  • XIX. yüzyıl boyunca Avrupalı kâşiflerin ağır yükünü taşıyan Afrikalı hamallar, orman boyunca seyahatin yorgunluğunu üzerlerinden atmak için basit bir yöntem uyguluyorlardı. Topladıkları birkaç kola tohumunu dinlenme molalarında çiğniyorlardı. Afrikalılar kola tohumundaki bir maddenin vücut üzerinde uyarıcı etkisi olduğunu ve kola tohumunu çiğneyerek, saatlerce yorgunluk hissetmeden yürüyebileceklerini biliyorlardı. Bilim adamları daha sonra kola tohumunun uyarıcı etkili kafein içerdiğini saptadılar. Kola ağacı Batı Afrika'nın her tarafında yetişir. Kola meşrubat sanayinde kullanılmaya başladığından bu yana ağacın önemi artmıştır.
  • Kahve bitkisi, avcıları kendisinden uzak tutmak için kafein üretiyor. Bu, bir zehir ve araştırmalara göre, içtiğiniz her fincan çaya karşılık olarak 1,4 fincan suyu idrar olarak kaybedersiniz. Dolayısıyla bunu , sonradan daha fazla su içerek telafi etmeniz gerekir.