• 69 syf.
    Kafka üzerine yazmak ve Kafka’yı anlamlandırmak için  sanırsam benim gibi yeniyetmelerin yolun başında olduğunu görme sabrını taşımasıyla mümkün hale gelebilir.

      Kafka için söyleyecegimilk sey:
    Kafka ve Kafkaesk olanin  neredeyse iki ayrı dünyayı temsil  biçimine dönüşmesidir. Bu temsil biçimi iki ayrı temsil olarak farklı ise de birbirini kapsar. Kafka, yarattığı dünyanın hem yabancılaşmasını işlemiş hem de bu dünyaya yabancilasmistir. Yani bize yabancılaşan bu korku dünyası Kafka için de yabancilastirici etkiye sahiptir. Yine de Kafkaesk olan Kafka'yı kapsarken, Kafka da onu kapsar. Ikili temsil böylesi bir diyalektik ilişki içindedir. Okuyucu da bu iki temsil arasında mekik dokumaya çalışırken bir tür köprü kuracağını düşündüğü an; iki farklı mecranın yabancısı olduğunu anlar ve bir türlü köprü kurma inşasını gerçekleştiremez. Sanırım Kafka ve Kafkaesk olanın çözülmez ritmi buradan kaynaklanır.

    Okur, Kafkaeskolanın enerjisini duyumsar ancak onu anlam(adlan)landiramakta zorlanir. Çünkü Kafka ve Kafkaesk olan ikilikte, paradoks gibi görünen bir tür özgün eşsizlik hakimdir. Öte taraftan mevcut yaşamın belirsizliğine ve kusatilmisligina kapılan için Kafkaesk olanı kavramakta zorlanır. Bu nedenle metaforlar arasında sürekli ilişkisel bir bağlam yakalamaya çalışmalıdır. Öte taraftan Kafka'nın dünyasında  zaman belirsizdir. Karakterin milliyeti yoktur. Yabancılaşmış bir karakter ile karşı karşıya kalırız. Kafka bu yabancilasmaya zorunlu olarak kurban olmuştur. Tıpkı babasına karşı olan yabancılaşması gibi. Dava eserinde Josef K'yı pek tanımayız. Neden bankacidir, kişiliği nasıldır? bunu bilmeyiz. Umarsizdir, davayı takip etme konusunda tembeldir. Özel yaşamına bağlı bir bürokrattır. Yabancılaşmış bir bürokrattır. Tıpkı Kafka gibi. Bu yabancilastirici temsil Dava eserinde Josef K. olarak temsil edilir. Böylelikle Kafka’yı ve Kafkaesk olanı  anlam ve adlandırma içine almak için, sabıra , azme ve zamanın yayılımına ayak uydurmak gerekir. Kafka’yı anlamak için ikinci nokta ise, onun döneminin tarihselliği içinde o garip yaratığın şeylerle olan ilişkisini anlamlandirmak ve bunun yanında imgede düşsel bir fantazmayavardırmak gerekir. Çünkü onu anlamak için onun düşsel fantazmasina,  düşsel erotizmine aşina almak gerekir.  


    Kafka, bu garip eserde dört ayrı hikayeyi ele alıp iliskisellik kurmadan tasarısını gerçekleştirmeye çalışır. Ve bu eserin yayınlandığını görmeden yasama veda eder. Eserde ele alınan konular: Sanatçı ve Toplum, Birey - Toplum - Aşk ilişkisidir. Her bir öykü ayrı bir fantazma olsa da, ilişkisel bir tür uyumsuzluk uyumunu sergiler. Sanki olumsuzlanarak olumlanircasina tüm bir fantazmayi serimler gibidir. Üzerine her ne söylenirse söylensin, bir tür hermenötik olarak kalmaya yazgiliymiscasina kalır. Her ne kadar bazı yazarlar onu anlamlandirmaya çalışınca onun yaşamından kesitler sunarak yazdıklarını çözmeye cabalasalarda,  bir tür düzensizlik kaotigi olarak kalır. Bu kompleks düğümü oluşturan etken ise iktidar - bürokrasi arasındaki kıvrımların içiçeligi dolayısıyladır. Dava eserinde de Jozef K, bir gün uyandığında kapısının çalındığını ve bir suçtan yargılandığını anladığı vakit kuşatılmışlık hissini yaşar. O güne kadar onun için anlam taşıyan tüm bir yapı; kapının çalınmasıyla beraber bambaşka bir hal alır ve asıl absürd modernizmin işleyişine " katıldığını" anlamaya başlar. Böylelikle her sorgulamada basit gibi görünen düğümler birbirine karışarak bambaşka bir işleyişe  kapı aralar.  Açlık Sanatçısı eserinde işlenen konuda da , Birey kuşatılmıştır. Bir tur gösteri nesnesine dönüşmüştür. Onun sergilediği irade toplum tarafından sahiplenilmiş gibi görünse de, bu sahiplik gostergeseldir. Bir tür simgesellik olarak göze çarpar. Ve terkedilişle muştulanır. Burada işlenen  Kafkaesk tarzdadır. Aç kalmayı bir tür gösteriye dönüştüren karakter; toplum ile olan bağın çelişkisini simgeler. Para ve ün için aç kalındığı düşünülse de, sanatçının asıl gerekçesi, bugüne kadar istediği yemeği yiyememesine bağlanır. Yemek metaforu ile birçok çelişki gösterilmeye çalışılır. Bu Metafor Kafka'nın yaşamında belirgindir. Baba’ya Mektup eserinde de Kafka yemek sembolüne çokça göndermede bulunur. Orada gösterilmek istenen farklı iken, yemek metaforu temsil olarak verilir. Sanatçının tercih konusudur önemli yer tutan. Irade gösterip yemeğe hayır diyebilmesidir. Buna pasif direniş örneği diyebiliriz. Tıpkı Bartlemgibi, yapmamayı ( yememeyi) tercih eder. Beden üzerinden karakterin doğası sergileniyor gibidir.   Kafka’nın görsel fantazyası, psikoanalizme tabi tutulsa dahi  bilinçdışının bu kadar harika imgeler ve alegorilerle donandiginidüşünmek hayret vericidir. Çünkü yazımı bir çeşit adlandırılamayan ancak kasveti duyumsanabilir bir tür cehennem alegorisi gibi dev kostümüyle karşınızda belirir. Kafka’yı bu kadar büyük ve farklı kılan da böylesi bir zayıf
    bedenin bu türden bir yasamsalligi barındırması olsa gerek. Öte taraftan onun dünyasının parçası olmanın zorluğu ile karşı karşıya kalınınca, hiç de yüzeysel bir melenkolizmin ürünü olmadığını görmüş oluruz. Geçmişte Kafka’dan tiksinmeme yol açan aşırı popularitesi karşısında bir tür ayrışma yaşamış olsam da, son zamanlarda okuduğum eserlerini gözönüne alınca, benim gibi düşünen orta kafalıların da şuan duyumsadigim pişmanlığı duyumsamalarini umut ediyorum.