"eski beni nerede ve nasıl kaybettiğimi hatırlamıyorum. Sadece bir akşam vakti balkon serinliğinde otururken geldiğim tüm yolların bana ne kadar uzak olduğunu gördüm.”
"manisa gözlerini açınca gözlerin başlıyor.
sen gözlerini açınca akşam nakışları.
alnında bir umut, bir telaş, bir kalabalık.
umudun boynunda bir vebal halindedir.
içinin kırılmış bakışları.
bir de ağladıkların.
yani güvercinler."
“onların kalpleri de
seninki gibi sanıyorsun
herkes o kadar yumuşak
o kadar şefkat dolu olmaz oysa
oldukları gibi görmüyorsun insanları
olabilecekleri gibi görüyorsun
kendinden veriyor, veriyorsun
onlar her şeyini çekip alıncaya
ve için bomboş kalıncaya dek”
rupi kaur
nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım."