• Kitapta Kafka'nın Milena'ya gönderdiği mektuplar var. Ben Milenanin verdiği cevapları daha çok merak ettim ama ne yazık ki Milena mektuplarını yok ettiği için onları okuyamıyoruz. Açıkçası bu durum mektuplara odaklanmayı zorlaştırıyor, çünkü gelen yanıtları bilmeden başka satırlar okuyorsunuz ve hiç bilmediğiniz konularda cümlelerle ile karşılaşıyorsunuz.
    Mektup türü okumak pek keyifli olmamakla beraber, birde üzerine mektuplar tek taraflı olunca okumakta zorlandım diyebilirim.

    Kafka-Milena aşkına ben yeterince saygı duyamıyorum çünkü ortada yasak aşk var, burada ahlaki değerlerim ister istemez kendini gösteriyor. Her ne kadar Milena'nın kocası Milena'ya sadık olmasa da bu Milena'yı haklı duruma getirmiyor, ki bu sırada Kafka'da nişanlı idi. Ayrıca kitabın kişisel belgelerden oluşması da bende biraz mahremiyete saygısızlık hissi uyandırmadı değil.
    Bana göre Kafka, aşkı bir saplantı haline getirmiş, ulaşılanı değil ulasilmayani ayrı tutmuş gönlünde ki hepimiz için öyle.
    Genel olarak çok akıcı bir kitaptı, özellikle özel konulara merakı olanlar okumali :)
  • Yıllar önce henüz 17 yaşında bir gençken okuduğum "Dava" bende derin bir etki bırakmıştı. Bununla birlikte Kafka'yı tekrar okumak için neredeyse otuz yıl beklemişim.
    Öykü formunda lakin klasik bir öyküye göre biraz daha uzun bir kitap. O dönemin Avrupasındaki, o dönemin koşullarındaki bir aile üzerinden bireylerin iletişimlerindeki bozulma, yabancılaşma ve duyarsızlaşma fantastik bir olay çerçevesinde anlatılmış. Dürüst davranmak gerekirse bana hitap etmedi ve sıkıcı geldi.
  • Kitap toplum ve birey üzerine yazılmış farklı algıda bir kitap. Açıkçası kitabın sonu benim beklediğim gibi değildi. Sıradan hayatımıza Farklı bir bakış açısı katmış Kafka. Kitabın mantıksal bir değeri yok bence. Anlamadığım şey böcek fobisi olan bir insan neden böyle bir kitap yazar? Bu kitabı okumak oldukça kafa karıştırıcıydı benim için. Önce Kafka'yı tanımak ve ne demek istediğini anlamak çok önemli. Çünkü kitap bu şekilde daha fazla anlam kazanıyor. Keyifli okumalar..
  • Okumak istediğim son Dostoyevski kitabıydı. Büyük bir hevesle aldım. Bir hevesle açtım kapağını. Ancak üzülerek söylemem gerekli ki kendimi bu kadar özdeşleştirdiğim bir yazarın okuduğum son kitabında aradığım şeyi bulamadım. Bunun da birkaç nedeni var.

    İlk olarak, bu kitap Dostoyevski'nin tarzına uygun değilmiş gibi geldi bana. Dürüst ve iyi bir şekilde yaşamanın budalalık olarak karşılandığı bir dünya yaratan ve Budala'yı yazan, Suç ve Ceza'da Raskolnikov üzerinden vicdani problemlere eğilen ve onların temelini kazıyan, baba katilliği üzerinde dönen Karamazov Kardeşler'de dinin temellerine saldıran, dinden cevap isteyen bir Dostoyevski'ye göre bu kitap biraz boş kalmış gibiydi. Tam olarak bir vicdani, ahlaki ya da felsefi bir sorun yoktu. Aranan sorgulanan çok güçlü sorular yoktu. Franz Kafka'nın Amerika'sını okumuş gibi hissettim.

    İkinci olarak da karakter ve olay problemleri. Karakterler neden bu romanda olduğunu bilmiyormuş gibiydi. Gereksiz eklemeler çoktu ve bunların romanın gidişatına etkisi çok azdı. Karakterlerin belirli özellikleri neredeyse yoktu ve belli ideoloji temsilleri çok azdı. Aynı zamanda olaylar da saçma bir şekilde ilerliyordu. Olaylar bir anda oluyor, hiç ilgisi olmayan kişiler olaylara etki ediyordu ki bu bence Dostoyevski'nin yazdığı diğer kitaplara göre aşırı bir zayıflık.

    Ancak Dostoyevski bir filozof(bence) yerine psikolog olsaydı, bu kitap yazdığı eserler arasında çok büyük bir ilgi görürdü. Çünkü Dostoyevski bu romanda çok başarılı bir psikolog olduğunu açıkça ortaya koymuş. Yüzlerin bir anlık hareketlerinden, kıyafetlerdeki küçük bir değişiklikten, söylenen ve hatta söylenmeyen kelimelerden çıkan sonuçlara baktığımızda bunu reddetmemiz imkansız.

    Daha çok şey söylenebilir ama bana göre asıl önemli olanlar bunlardı. Önsöz ve sonsöze biraz göz gezdirdim ve yararlı şeyler var gibi duruyor. Oradan daha iyi açıklamalar bulabilirsiniz.

    Pek de okumanız gerekmiyor bence. Yine de benim gibi bir Dostoyevski takıntılısı iseniz okumadan geçmeyin.
  • Felsefe kitaplarınızın baş ucunda durması gereken harika bir eser. Sıkıcı olarak düşündüğümüz felsefeyi o kadar güzel anlatıyor ki yeni bilgiler öğrendikçe daha ilerliyor okuma isteği. Ancak Hilde-Sofie öyküsü beni boğdu doğrusunu söylemek gerekirse, biraz daha klasik kitap olabilirdi. Ben klasik farklılığı olmayan kitapları biraz daha çok seviyorum. Burda hiç duymadığım yeni filozofları da öğrendim. Ancak anlamadığım şey bu kitap felsefe kitabı ise, Psikoloji üzerine uğraşan Frued'i, Ekonomi üzerine uğraşmış Marx'ı, Jeoloji üzerine uğraşan Darwin'i anlatmaya ne değer var ki sonuçta bu kişiler Felsefeden daha farklı boyutta. Tamam her bilim felsefeden çıkıyor ancak bu kişiler uzmanlaştığı alanları ayrı kitaplarda okumak daha mantıklı olurdu. Yine de bu kişilerin olmasında pek de sakınca görmedim. Bu arada Sosyal Demokrat ve Marksistlerden korktuğu için kapitalizm şekil değiştirdi hafifletildi kuramları diye yazımlar olmuş ancak en gerçek durum, kara perşembe sonrası oluşturulan Keynes'in ekonomi teorisi idi. Kapitalizm Marksizimden korkutuğu için kuramda değişikliğe gitmedi, Keynes'in ilkeri tüm dünyada geçerliliğini kabul edecek olan Sosyal refah ilkesine bıraktığından 'insancıl kapitalizme' dönüştürüldü. İktisat derslerimizden gördüğümüz durum budur.
    Hz.İsa'yı çok daha fazla anlatıp Hz. Muhammed'i az anlatması hemen hemen hiç olmaması, Müslümanlardan pek fazla değinmemesi de eksiklik. Sonuçta Platon'u Eflatun olarak tanıyıp batıya tanıttıran Müslümanlardır.
    Ayrıca Varoluşçu felsefelerinden edebiyat yazılarında geçen isimlerde Camus'un ismini görmek beni sevindirdi ancak Kafka unutulmuş. Ve en önemlilerden Arthur Schopenhauer de unutulmus bu da eksi niteliğinde. Bütün felsefeden söz edilirken Pragmatizm ve temsilcisi John Dewey'den söz edilmemesi, Marksizimden söz edilirken, Anarşizm ideolojisi ve Bakunin'den söz edilmemesi hayal kırıklığı oldu kendi açımdan. Tabi bu düşünceler belki de 15 yaşındaki bir kişinin hayalini canlandıramaz algısından dolayı mı söz edilmedi bilmiyorum. Bu kitap 14 yaş değilde 17 yaşında okunabilir diye düşlünüyorum daha soyut olarak algılama yeteneği gelişeceğini düşünüyorum felsefe adına. Son söz olarak da genel bir değerlendirme ile, yazar oldukça bilgisi sağlam ve olay örgüsünü güzel ve zekice kurduğu yanlısıyım özellikle günümüz değil 1990 lı yılları anlatıp her zaman elimizin altında google diye bir şey olmadığını farkettiriyor, daha merak isteği ve bilgi açlığı olduğunun farkına varmamızı sağlıyor. Başarılı bir kitap.Okuyun, okutturun.
  • Tam anlamı ile bir baş ucu kitabı. Her cümlesinden birden fazla anlam çıkarılabilecek, hem yönlendirici, hem felsefi açıdan aydınlatıcı hem de hayata bakmak için farklı kulvarlar denemeye cesaretlendirecek bir kitap. Sıkılmadan defalarca okunabilir. Ama bu kitap ile Kafka'nın diğer kitapları farklı, eğer Kafka'yı tam anlamı ile tanımıyorsanız ona bu kitapla başlamamanızı tavsiye ediyorum. - Milenaya mektuplar - Dönüşüm - Dava - Aforizmalar iyi bir sıralama olur. İyi okumalar
  • Dikkat!!! Spoiler İçerebilir...

    *Kısa Bilgi*

    Kitap;Dönüşüm, Değişim veya Metamorfoz isimleri ile yayımlanmıştır. İlk olarak 1915 yılında yayımlandı. Kafka'nın uzun öyküsüdür. En popüler eseri olarak kabul görür.

    *Konusu*

    Dönüşüm adlı anlatı, yazarın anlatım sanatının doruğa ulaştığı bir yapıttır. Tiksindirici ve yozlaşmış aile ilişkilerini en ince ayrıntılarına kadar irdeleyen anlatı, aynı zamanda genelde toplumun kalıplaşmış, işlevini çoktan yitirmiş olan akışına bilinç düzeyinde baş kaldıran bireyin tragedyasını çarpıcı bir biçimde dile getirir. Gregor Samsa'nın başkalaşması, bir böceğe dönüşmesi, salt bir çarkın kaskatı dişlisi, eleştirmeyen, ama yalnızca boyun eğen bir toplum teki olmaktan çıkma anlamı taşır, böylece böcekleşenin yazgısı, elbet toplumca dışlanmak olacaktır.

    *Gregor Samsa*

    Kutsal aile kurumlarının içler acısı halini en iyi şekilde ortaya koyan hikaye karakteridir. Ailesi, sağlıklı iken onu para ve gelir kaynağı olarak görür. Hastalandığında ise bütün ailesi tarafından dışlanır ve ölmesi istenir. Çok sevdiği ve güvendiği kız kardeşi bile katlanamaz ona. Önceleri düzelip, tekrar sağlığına kavuştuğunda yine çalışan insanlar sürüsüne katılacağı düşünülür ama her şey farklı olacaktır.

    *Kafka'yı Anlamak*

    Yüzü gülmeyen, güçsüz, zayıf, hastalıklı, yalnız adam Kafka... Karamsar ve boğucu eserler yazmıştır. Değeri öldükten sonra anlaşılmıştır. Dönüşüm Kafka'nın en popüler ve en müthiş eseridir. Ancak Kafka'yı anlamak için yalnızca Dönüşüm'ü okumak yeterli olmayacaktır.Özellikle "Milena'ya Mektuplar, Dava, Şato ve Babaya Mektup" isimli eserler Kafka'yı daha iyi anlamak ve tanımak isteyen herkesin okuması gereken eserlerdir.

    *Eserin Özellikleri*

    Kitapta kullanılan dil sade ve akıcı. Okuyucuyu sıkmıyor. Betimlemeler çok ustaca yapılmış. Karakterlerin psikolojik halleri çok iyi tahlil edilmiş. Müthiş bir anlatıma sahip bu kitapta hikaye bölümü sadece 70 sayfa ve çok sürükleyici.

    *Üzerimde Bıraktığı Etki*

    Ben kitabı Can Yayınları'ndan okumayı tercih ettim ve gerçekten memnun kaldım. Ahmet Cemal gerçekten mükemmel bir çeviri yapmış. Kafka ile Ahmet Cemal' in işbirliği olan bu kitabı okumak iyi hissettiriyor.Kitabı okuyup bitirdiğimde kendimi olduğumdan daha yalnız hissetmeye başladım." Acaba Gregor Samsa'nın başına gelenler benim başıma gelse ailem nasıl davranırdı?" diye kendi aile ilişkilerimi irdelemeden de edemedim. Bu kusursuz öykü kitabı insanın ufkunu genişletiyor. İnsanın hayata dair göz ardı ettiği bazı gerçekleri gözler önüne seriyor. Eğer bu gerçekler ile yüzleşecek cesareti kendinizde buluyorsanız bu kitabı okumanızın tam zamanı. Okumadan ölmeyin bu kitabı...

    Zaman ayırıp bu incelemeyi okuyan herkese çok teşekkür ediyorum :)))