• *Gılgamış Destanı
    *Ardavirafname-Ardaviraf
    *Kayıp Cennet-John Milton
    *HOMEROS
    İlyada Destanı
    Odysseia Destanı
    *HERODOTOS -Tarih
    *DANTE ALİGHİERİ
    Yeni Dünya
    İlahi Komedya
    *Dönüşümler-Ovidius
    *Aenas Destanı-Vergilius
    *Ütopya -Thomas More
    *Binbir Gece Masalları
    *WİLLİAM SHAKESPEARE
    Hamlet
    Macbeth
    Romeo ve Juliet
    Othello
    Bir Yaz Gecesi Rüyası
    On İkinci Gece
    Kral Lear
    Venedik Taciri
    Kış Masalı
    *FRANCİS BACON
    Denemeler
    Yeni Atlantis
    * Robinson Crusoe -Daniel Defoe
    *Gulliver'in Gezileri -Jonathan Swift
    *Clarissa-Samuel Richardson
    *Tom Jones - Henry Fielding
    *JANE AUSTEN
    Akıl ve Turku
    Aşk ve Gurur
    Mansfield Parkı
    İkna
    Emma
    *MARY Shelley
    Frankenstein
    Son İnsan
    *GururDünyası-William Makepeace Thackeray
    *CHARLES DİCKENS
    İki Şehrin Hikayesi
    Oliver Twist
    Kasvetli Ev
    Büyük Umutlar
    *Jane Eyre - Charlotte Bonte
    *Uğultulu Tepeler-Emily Bonte
    *GEORGE ELİOT (Mary Anne Evans)
    Kıyıdaki Değirmen
    Silas Marner
    Middlemarch
    *THOMAS HARDY
    Kaybolan Masumiyet (Tess ismiyle de çevirisi bulunuyor)
    Çılgın Kalabalıktan Uzak
    Adsız Sansız Bir Jude
    *HENRY JAMES
    Daisy Miller
    Bir Kadının Portresi
    Yürek Burgusu
    *Karanlığın Yüreği -Joseph Conrad
    *HERBERT GEORGE WELLS
    Zaman Makinesi
    Ay’da İlk İnsanlar
    *İyi Asker-Ford Madox Ford
    *Howards End-Edward Morgan Forster
    *VİRGİNİA WOOLF
    Deniz Feneri
    Mrs. Dalloway
    Kendine Ait Bir Oda
    *AGATHA CHRİSTİE
    Doğu Ekspresinde Cinayet
    On Küçük Zenci
    *ALDOUS HUXLEY
    Cesur Yeni Dünya
    Krom Sarısı
    Ses Sese Karşı
    * GEORGE ORWELL (Eric Arthur Blair)
    Hayvan Çiftliği
    Bin Dokuz Yüz Seksen Dört -1984
    *Sineklerin Tanrısı -William Golding
    *Otomatik Portakal - John Burgess Wilson- Anthony Burgess
    *Bir Son Duygusu- Julian Barnes
    *Kefaret-IAN MCEWAN
    *Denemeler –Montaigne
    *Le Cid- Pierre Corneille
    *Fablla- Jean de La Fontaine
    *MOLİERE
    Cimri
    Kibarlık Budalası
    Hastalık Hastası
    *İskender-Jean Racine
    *JEAN-JACGUES ROUSSEAU
    Toplum Sözleşmesi
    İtiraflar
    *Memoirs of a nun (Bir Rahibenin Anıları)-Denis Diderot
    *Devrimler Üzerne Denemeler-François-Rene de Chateaubrıand
    *LAMARTİNE
    Şairane Duyuşlar
    Graziella
    *STENDHAL – (Marie-Henri Beyle )
    Kırmızı ve Siyah
    Parma Manastırı
    **HONORE DE BALZAC
    Vadideki Zambak
    Goriot Baba
    Eugénie Grandet
    **ALEXANDRE DUMAS (baba DUMAS)
    Monte Kristo Kontu
    Üç Silahşörler
    *ALEXANDRE DUMAS (Oğul DUMAS)
    Kamelyalı Kadın
    **VİCTOR HUGO
    Notre Dame'ın Kamburu
    Sefiller
    İdam Mahkumunun Son Günü
    *Bir Zamane Çocuğunun İtirafları-Alfred de Musset
    *GUSTAVE FLAUBERT
    Madam Bovary
    Bilirbilmezler - Bouvard ile Peuchet
    *CHARLES BAUDELAİRE
    Kötülük (Elem) Çiçekleri
    Yapay Cennetler
    *CONCOURT KARDEŞLER
    Germinie Lacar-teux
    Charles Demailly
    *JULES VERNE
    80 Günde Devri Alem
    Dünya Merkezine Yolculuk
    Denizin Altında 20bin Fersah
    *EMİLE ZOLA
    Meyhane
    Germinal
    *ALPHONSE DAUDET
    Değirmenimden Mektuplar
    Pazartesi Hikayeleri
    *Hirodias-Stephane Mallarme
    *Zühal Şiirleri-Paul verlaine
    *GUY DE MAUPASSANT
    Ay Işığı
    Tombalak
    *ARTHUR RİMBAUD
    Cehennemde bir mevsim
    Tanrısal Esinler
    *ADRE GİDE
    Ayrı Yol
    Pastoral Senfoni
    Kalpazanlar
    **MARCEL PROUST
    *Kayıp Zamanın İzinde
    1) Swann'ların Tarafı
    2) Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
    3) Guermantes Tarafı
    4) Sodom ve Gomorra
    5) Mahpus
    6) Albertine Kayıp
    7) Yakalanan Zaman
    *LOUİS ARAGON
    Paris Köylüsü
    Elsa’nın Gözleri
    *RENE DESCARTES
    Yöntem Üzerine Konuşma
    Felsefenin İlkeleri
    Ruhun Tutkuları
    *ALEKSANDR PUŞKİN
    Maça Kızı
    Yüzbaşının Kızı
    *NİKOLAY VASİLYEVİC GOGOL
    Ölü Canlar
    Palto
    Bir Delinin Hatıra Defteri
    *Zamanımızın Bir Kahramanı-Mihail Lermontov
    *İVAN TURGENYEV
    Rudin-İlk Aşk
    Babalar ve Oğullar
    *FYODOR MİHAYLOVİÇ DOSTOYEVSKİ
    İnsancıklar
    Ölüler Evinden Anılar
    Yeraltından Notlar
    Suç ve Ceza
    Budala
    Karamazov Kardeşler
    *LEV NİKOLAYEVİC TOLSTOY
    Savaş ve Barış
    İnsan Ne ile Yaşar
    İvan İlyiç'in Ölümü
    Anna Karenina
    Kreutzer Sonat
    Diriliş
    *ANTON ÇEHOV
    Martı
    Vişne Bahçesi
    *Oblomov-İvan Gonçarov
    *MAKSİM GORKİ
    Ana
    Artamonov Ailesi
    *İVAN ALEKSİYEVİÇ BUNİN
    Teneke kaplı İvan
    Mitya’nın Aşkı
    *ANDREY BELY
    Petersburg
    *BORİS PASTERNAK
    Doktor jivago
    İnsanlar ve Haller
    *MİCHAEL BULGAKOV
    Usta ile Margarita
    Kol Manşetinde Notlar
    *Sönüyor Al Kanları Günbatımının- Sergey Yesenin
    * Ve Durgun Akardı Don-Mihail Şolohov
    *İvan Denisoviç’in Bir Günü-Aleksandr Soljenitsin
    *JOHANN WOLFGANG VON GOETHE
    Wilhelm Meister'in Çıraklık Yılları
    Genç Werther'in Acıları
    Faust
    Gönül Yakınlıkları
    Pandora
    *SİCHİLLER
    Haydutlar
    Wilhelm Tell
    Don Carlos
    Mutluluk Şarkısı
    *Romantizm Okulu-Heinrich Heine
    *Danton’un Ölümü-Karl Georg Büchner
    *THOMAS MANN
    Buddenbrook Ailesi
    Venedik’te Ölüm
    Büyülü Dağ
    *Orpheus’a Soneler-Rilke
    *HERMANN BROCH
    Kader Ağıtları
    Vergilius'un Ölümü
    *HERMANN HESSE
    Siddhartha
    Bozkırkurdu
    Boncuk Oyunu
    *Niteliksiz Adam – Robert Musil
    *STEFAN ZWEİG
    Satranç
    Amok Koşucusu
    Bir Kadının Hayatından 24 Saat
    Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    Geçmişe Yolculuk
    *FRANZ KAFKA
    Dönüşüm
    Dava
    Şato
    Milena’ya Mektuplar
    *ELİAS CANETTİ
    Marakeş'te Sesler
    Körleşme
    *Teneke Trampet-Günter Grass
    *EDGAR ALLAN POE
    Öyküler
    Kuyu ve sarkaç
    *Tom Amca'nın Kulübesi-Harriet Beecher Stowe
    *Moby Dick -Herman Melville
    *MARK TWAİN
    Tom Sawyer’in Maceraları
    Huckleberyry Finn’in Maceraları
    Mississippi’de Hayat
    JACK LONDON
    Martin Eden
    Beyaz Diş
    Demir Ökçe (Distopya-ütopya)
    *THOMAS STEARNS ELİOT
    Çorak ülke
    Boş Adamlar
    Edebiyat Üzerine Düşünceler
    *JOHN STEİNBECK
    Kenar Mahalle,Bitmeyen Kavga
    Fareler ve İnsanlar
    Gazap Üzümleri
    *SAUL BELLOW
    Boşlukta Sallanan Adam
    *DAN BROWN
    Da Vinci Şifresi
    Dijital Kale
    Melekler ve Şeytanlar
    *JORGE LUİS BORGES
    Kum Kitabı
    *MİLAN KUNDERA
    Varolamanın Dayanılmaz Hafifliği
    *ROBERT LOUİS STEVENSON
    Define Adası
    Dr jekyll ve bay Hyde
    Kara Ok
    *URSULA K. LE GUİN
    Mülksüzler
    Yerdeniz Üçlemesi
    Lavinia
    *JRR TOLKİEN
    Yüzüklerin Efendisi
    Silmarillion
    *JOSEPH CONRAD
    Nostromo
    Karanlığın Yüreği
    *HENRY FİELDİNG
    Tom Jones (İlk basımı 1749 - Dünyada yazılmış ilk romanlardan biri)
    Joseph Andrews
    *WİLKİE COLLİNS
    Beyazlı Kadın
    Aytaşı
    *MARCEL ALLAİN-PİERRE SOUVESTRE
    Fantoma 1 : Suç Dehası
    Fantoma 2: Boş Tabut
    *EDUARDO GALEANO
    Yaratılış /Ateş Anıları 1
    Yüzler ve Maskeler / Ateş Anıları: 2
    Rüzgarın Yüzyılı / Ateş Anıları: 3
    *GEORGES PEREC
    Kayboluş
    ŞEYLER
    w ya da bir çocukluk hatırası
    Yaşam Kullanma Kılavuzu
    *PAUL AUSTER
    New York Üçlemesi
    Ay Sarayı
    Şans Müziği
    *MARK TWAİN
    Tom Sawyer'ın Maceraları
    Huckleberry Finn ‘in Maceraları
    *JAMES JOYCE
    Ulysses
    *ITALO CALVİNO
    Bir kış gecesi eğer bir yolcu
    *ITALO SVEVO
    Senilita Yaşlılık i
    *PATRİCK SÜSKİND
    Güvercin
    Koku

    ****************************************
    *Don Kişot -Miguel de Cervantes
    *Zorba-Nikos Kazancakis
    *Tiffany’de Kahvaltı- Truman Capote
    *Uyanış - Kate Chopin
    *Şeker Portakalı -José Mauro de Vasconcelos
    *Çavdar Tarlasında Çocuklar -Jerome David Salinger
    *Pal Sokağı Çocukları -Ferenc Molnár
    *Genc Bir Köy Hekimi -Mihail Bulgakov
    *Küçük Prens -Antoine de Saint-Exupéry
    *Fahrenheit 451 -Ray Bradbury
    *Gora -Rabindranath Tagore
    *Rüzgâr Gibi Geçti -Margaret Mitchell
    *Kuzey ve Güney -Elizabeth Gaskell
    *Bülbülü Öldürmek -Harper Lee
    *Küçük Kadınlar -Louisa May Alcott
    *Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı -Robert M. Pirsig
    *İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog -Galileo Galilei
    *Muhteşem Gatsby -F. Scott Fitzgerald
    *Özgür İnsanlar -Halldor Laxness
    *İnsanlık Durumu -Andre Molraux
    *Sofi’nin Dünyası - Jestein Gaarde
    *Tatar Çölü -Dino buzzati
    *Oyunun kuralı-Leonardo Sciascia
    *Yetenekli Bay Ripley- Patricia Highsmith
    *Şemsiye -Will Self
    *Mezhaba Beş -Kurt Vonnegut
    *Devlet -Platon
    *Prens -Niccola Machiavelli
    *Martı Jonathan Livingston -Richard Bach
    *Küçük Kara Balık -Samed Behrengi
    *Yüreğinin Götürdüğü Yere Git-Susanna Tamaro
    *Nietzsche Ağladığında- Irvin D. Yalom
    *Böyle Buyurdu Zerdüşt -Friedrich Nietzsche
    *Nehirler Kızıl Akar - Jean Christophe Grange
    *Düşlerin Yorumu-Sigmund Freud
    *Sevgili- Marguerite Duran
    *Gülün Adı-Umberto Eco
    *Beydeba -Kelile ve Dimne
    *Yüzüklerin Efendisi- John Ronald Reuel Tolkien
    *Huzursuzluğun Kitabı -Fernando Pessoa
    *Otostopçunun Galaksi Rehberi (Edebiyat serisi) -Douglas Adams, Eoin Colfer
    *Dorian Gray'in Portresi -Oscar Wilde
    *Carmen -Prosper Merimee
    *Ekmekçi Kadın -Xavier de Montepin
    *Sol Ayağım - Christy Brown
    *Kızıl Ölümün Maskesi - Edgar Allan Poe
    *Gecenin Sonuna Yolculuk -Louis-Ferdinand Celine
    *Beyaz Zambaklar Ülkesi -Grigory Petrov
    *Michael Kohlhaas -Heinrich von Kleist
    *Operadaki Hayalet -Gaston Leroux
    *Guguk Kuşu -Ken Kesey
    *En Mavi Göz – Toni Morrison
    *Effi Briest – Theodor Fontane
    *Sherlock Holmes-Arthur Conan Doyle
    *Maldoror’un Şarkıları - Comte de Lautréamont
    *Hindistan’da Bir Geçit-Edward Morgan Forster
    *Candide ya da İyimserlik - Voltaire
    *Sırça Fanus - Sylvia Plath
    *Wittgenstein'ın Yeğeni: Bir Dostluk - Thomas Bernhard
    *Tehlikeli İlişkiler - Choderlos de Laclos
    *Kent ve Köpekler - Mario Vargas Llosa
    *Kör Baykuş - Sadık Hidayet
    *Atları da Vururlar - Horace Mccoy
    *Derviş ve Ölüm - Mehmet Selimoviç
    *Piyanist - Elfriede Jelinek
    *Schindler'in Listesi - Thomas Keneally
    *Gün Doğarken Bülbül Susar- Elsa Triolet

    *********************************

    *CENGİZ AYTMATOV
    Gün Olur Asra Bedel
    Selvi Boylum Al Yazmalım
    Cemile
    *OĞUZ ATAY
    Tutunamayanlar (1972)
    Tehlikeli Oyunlar (1973)
    Bir Bilim Adamının Romanı (1975)
    Korkuyu Beklerken (1975)
    Oyunlarla Yaşayanlar (1975)
    Günlük (1987)
    Eylem bilim (1998)
    *YUSUF ATILGAN
    Aylak Adam
    Anayurt Oteli
    *AHMET HAMDİ TANPINAR
    Saatleri Kurma Enstütüsü
    Mahur Beste
    Huzur
    *HALİD ZİYA UŞAKLIGİL
    Aşk-ı Memnu
    Mai ve Siyah
    *SABAHADDİN ALİ
    Kuyucaklı Yusuf
    Kürk Mantolu Madonna
    İçimizdeki Şeytan
    *LATİFE TEKİN
    Sevgili Arsız Ölüm
    Berci Kristin Çöp Masaları
    *ATİLLA İLHAN
    Kurtlar Sofrası
    Ben sana Mecburum
    *AZİZ NESİN
    Zübük
    Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
    *PEYAMİ SAFA
    Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
    Fatih Harbiye
    *HALİDE EDİP ADIVAR
    Sinekli Bakkal
    *REŞAT NURİ GÜNTEKİN
    Çalıkuşu
    Yaprak Dökümü
    Dudaktan Kalbe
    Acımak
    *ORHAN KEMAL
    Bereketli Topraklar Üzerinde
    Gurbet Kuşları
    Hanımın Çiftliği
    *YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
    Yaban
    Kiralık Konak
    *KEMAL TAHİR
    Devlet Ana
    Esir Şehrin İnsanları
    *YAŞAR KEMAL
    İnce Memed
    Yer Demir Gök Bakır
    Orta Direk
    Binboğalar Efsanesi
    *SAİT FAİK ABASIYANIK
    Medarı Maişet Motoru
    Alemdağ'da Var Bir Yılan

    **************************************

    *MEVLANA -Mesnevi
    *YUNUS EMRE-Divan
    *EVLİYA ÇELEBİ-Seyahatname
    *Dede Korkut Kitabı
    *Üç İstanbul - Mithat Cemal Kuntay
    *Eylül - Mehmet Rauf
    *Yılanların Öcü - Fakir Baykurt
    *Puslu Kıtalar Atlası -İhsan Oktay Anar
    *Şu Çılgın Türkler – Turgut Özakman
    *Kendi Gök Kubbemiz -Yahya Kemal Beyatlı
    *Ben Ol da Gör -Seyit Göktepe
    *47’liler, Füruzan
    *Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş
    *Sultan Hamid Düşerken – Nahid Sırrı Örik
    *Ağır Roman, Metin Kaçan
    *İstanbul Hatırası – Ahmet Ümit
    *Mel’un – Selim İleri
    *Araba Sevdası Recaizade Mahmud Ekrem
    *Küçük Ağa-Tarık Buğra
    *Fikrimin İnce Gülü-Adalet Ağaoğlu
    *Safahat -Mehmet Akif Ersoy
    *Çile-Necip Fazıl Kısakürek
    *Memleketimden İnsan Manzaraları – Nazım Hikmet
    *Otuzbeş Yaş (Bütün Şiirleri)-Cahit Sıtkı Tarancı
    *Drina’da son gün-Faik Baysal
    *Gazoz Ağacı- Sabahattin Kudret Aksal
    *Gülistan -Sadi-i Şirazi
    *Kutadgu Bilig- Yusuf Has Hacib
    *Sergüzeşt- Samipaşazade Sezai
    *Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç-Hüseyin Rahmi Gürpınar
    *Ömer Seyfettin (Kaşağı-Falaka-Ferman-Külah-Perili Köşk-Yalnız Efe-Yüksek Ökçeler)
    *Kültürden İrfana - Cemil Meriç
    *Şah ve Sultan - İskender Pala
    *Yalnız Seni Arıyorum - Orhan Veli
    *Zeytindağı - Falih Rıfkı Atay
    *Sevda Sözleri - Cemal Süreya
    *Aganta Burına Burınata –( Halikarnas Balıkçısı- Cevat Şakir Kabaağaçlı

    *************************************
    NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ ALAN TÜM YAZARLAR VE YAZARLARIN ÖNEMLİ ESERLERİ :

    1901
    Sully Prudhomme (16 Mart 1839, Paris, Fransa – 6 Eylül 1907)
    1902
    Theodor Mommsen (30 Kasım 1817, Garding, Almanya – 1 Kasım 1903)
    1903
    Bjørnstjerne Bjørnson (8 Aralık 1832, Kvikne, Norveç – 26 Nisan 1910)
    1904
    Frédéric Mistral (8 Eylül 1830, Provence, Fransa – 25 Mart 1914)
    José Echegaray y Eizaguirre (19 Nisan 1832, Madrid, İspanya – 14 Eylül 1916)
    1905
    Henryk Sienkiewicz (5 Mayıs 1846, Polonya – 15 Kasım 1916) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Ateş ve Kılıç”
    1906
    Giosuè Carducci (27 Temmuz 1835, Pietrasanta, İtalya – 16 Şubat 1907)
    1907
    Rudyard Kipling (30 Aralık 1865, Mumbai, Hindistan – 18 Ocak 1936) – “Dilek Evi”
    1908
    Rudolf Christoph Eucken (5 Ocak 1846, Almanya – 15 Eylül 1926) – Alman felsefeci. “Hayatın Anlamı’’
    1909
    Selma Lagerlöf (20 Kasım 1858, Mårbacka, İsveç – 16 Mart 1940) – İsveçli kadın yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Küçük Nils Holgersson’un Yaban Kazlarıyla Maceraları”, “Nils Holgersson’un Serüvenleri”
    1910
    Paul Heyse (15 Mart 1830, Berlin, Almanya – 2 Nisan 1914) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Andrea Delfin”
    1911
    Count Maurice Maeterlinck (29 Ağustos 1862, Gent, Belçika – 6 Mayıs 1949,) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Mavi Kuş”
    1912
    Gerhart Hauptmann (15 Kasım 1862, Polonya – 6 Haziran 1946) – “Atlantis”
    1913
    Rabindranath Tagore (7 Mayıs 1861, Kalküta, Hindistan – 7 Ağustos 1941) – “Gora”,
    1914
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1915
    Romain Rolland (29 Ocak 1866, Fransa – 30 Aralık 1944) – “Yaşama Sevgisi”
    1916
    Verner von Heidenstam (6 Temmuz 1859, Olshammar, İsveç – 20 Mayıs 1940)
    Henrik Pontoppidan (24 Temmuz 1857, Danimarka – 21 Ağustos 1943)
    1917
    Karl Adolph Gjellerup (2 Haziran 1857, Danimarka – 13 Ekim 1919)
    1918
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1919
    Carl Spitteler (24 Nisan 1845, İsviçre – 29 Aralık 1924)
    1920
    Knut Hamsun ( 4 Ağustos 1859, Lom, Norveç – 19 Şubat 1952) –: “Açlık”
    1921
    Anatole France (16 Nisan 1844, Paris, Fransa – 12 Ekim 1924) – Kırmızı Zambak”
    1922
    Jacinto Benavente (12 Ağustos 1866, Madrid, İspanya – 14 Temmuz 1954)
    1923
    William Butler Yeats (13 Haziran 1865, İrlanda – 28 Ocak 1939) – “Dibbuk”
    1924
    Wladyslaw Reymont (7 Mayıs 1867, Polonya – 5 Aralık 1925)
    1925
    George Bernard Shaw (26 Temmuz 1856, Dublin, İrlanda – 2 Kasım 1950) “Ölümsüzlüğün Sırrı”
    1926
    Grazia Deledda (28 Eylül 1871, İtalya – 15 Ağustos 1936)
    – İtalyan kadınyazar. “Sardinya Efsaneleri”
    1927
    Henri Bergson (18 Ekim 1859, Paris, Fransa 4 Ocak 1941) – “Madde ve Bellek”
    1928
    Sigrid Undset (20 Mayıs 1882, Danimarka – 10 Haziran 1949) – Norveçli kadın yazar. Türkçeye çevrilen kitabı: “Her Kadın Gibi”
    1929
    Thomas Mann (6 Haziran 1875, Lübeck – 12 Ağustos 1955) – Alman yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Venedik’te Ölüm”, “Buddenbrooklar / Bir Ailenin Çöküşü”, “Büyülü Dağ”, “Yusuf ve Kardeşleri”
    1930
    Sinclair Lewis (7 Şubat 1885, Minnesota, ABD – 10 Ocak 1951) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Vahşi Aşk”
    1931
    Erik Axel Karlfeldt (20 Temmuz 1864, Karlbo, İsveç – 8 Nisan 1931,)
    1932
    John Galsworthy (14 Ağustos 1867, Kingston, Birleşik Krallık – 31 Ocak 1933)
    1933
    Ivan Alekseyevich Bunin (22 Ekim 1870, Voronej, Rusya – 8 Kasım 1953) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Mitya’nın Aşkı”
    1934
    Luigi Pirandello (28 Haziran 1867, Agrigento, İtalya – 10 Aralık 1936) – “Gölge Adam
    1935
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1936
    Eugene O’Neill (16 Ekim 1888, Longacre Square – 27 Kasım 1953) – ABD’li oyun yazarı. Türkçeye çevrilen kitabı: “Allahın Ayısı”
    1937
    Roger Martin du Gard (23 Mart 1881, Fransa – 22 Ağustos 1958) – “Thibault’lar
    1938
    Pearl Sydenstricker Buck (26 Haziran 1892, Batı Virginia, ABD – 6 Mart 1973) – Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Amerikalı kadın. “Sürgün
    1939
    Frans Eemil Sillanpää (16 Eylül 1888, Finlandiya – 3 Haziran 1964) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Taşra Kızı”
    1940 –1941-1942- 1943
    Bu yıllar arasında kimseye ödül verilmemiştir.
    1944
    Johannes Vilhelm Jensen (20 Ocak 1873, Danimarka – 25 Kasım 1950,) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Kralın Düşüşü”
    1945
    Gabriela Mistral (7 Nisan 1889, Vicuña, Şili – 10 Ocak 1957) – Asıl adı Lucila de María del Perpetuo Socorro Godoy Alcayaga. Kadın şair, eğitimci, diplomat. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Gabriela Mistral Şiirlerinden Seçmeler”
    1946
    Hermann Hesse (2 Temmuz 1877, Calw, Almanya – 9 Ağustos 1962) – “Bozkırkurdu”, Siddhartha”,“Boncuk Oyunu”
    1947
    André Gide (22 Kasım 1869, Paris, Fransa – 19 Şubat 1951) – “Pastoral Senfoni”, “Kalpazanlar”, “Ayrı Yol
    1948
    Thomas Stearns Eliot (26 Eylül 1888, St. Louis, Missouri, ABD – 4 Ocak 1965) – ”, “İhtiyar Farenin Kediler Kılavuzu”
    1949
    William Faulkner (25 Eylül 1897, New Albany, Mississippi, ABD – 6 Temmuz 1962) – “Ses ve Öke”, “Köy’’
    1950
    Bertrand Russell (18 Mayıs 1872, Birleşik Krallık – 2 Şubat 1970) – “Eğitim Üzerine”, “İnsanlığın Yarını
    1951
    Pär Lagerkvist (23 Mayıs 1891, İsveç – 11 Temmuz 1974) – “Yeryüzü Sürgünü”
    1952
    François Mauriac (11 Ekim 1885, Bordeaux, Fransa -1 Eylül 1970) –”, “Yılan Düğümü”
    1953
    Winston Churchill (30 Kasım 1874, Birleşik Krallık – 24 Ocak 1965) – Politikacı.
    1954
    Ernest Hemingway (21 Temmuz 1899, Illinois, ABD – 2 Temmuz 1961) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Çanlar Kimin İçin Çalıyor”, “Yaşlı Adam ve Deniz”
    1955
    Halldór Laxness (23 Nisan 1902, Reykjavík, İzlanda – 8 Şubat 1998) – “Özgür İnsanlar”
    1956
    Juan Ramón Jiménez (24 Aralık 1881, Moguer, İspanya – 29 Mayıs 1958) –”, “Ruhsal Sone”
    1957
    Albert Camus (7 Kasım 1913, Fransız Cezayiri – 4 Ocak 1960) – “Yabancı”, “Veba”, “Düşüş, “Yaz”
    1958
    Boris Pasternak (10 Şubat 1890, Moskova, Rusya – 30 Mayıs 1960) – Boris Pasternak, Sovyetler Birliği Hükümeti’nin baskısı üzerine bu ödülü reddetmek zorunda kalmıştır. “İnsanlar ve Haller
    1959
    Salvatore Quasimodo (20 Ağustos 1901, İtalya – 14 Haziran 1968) Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Güngünüstüne”
    1960
    Saint-John Perse (31 Mayıs 1887, Guadeloupe – 20 Eylül 1975) – Fransız şair ve diplomat. Türkçeye çevrilen eserleri: “Sözcükler Denizi”
    1961
    Ivo Andric (9 Ekim 1892, Travnik, Bosna-Hersek – 13 Mart 1975) – Türkçeye çevrilen kitapları: “Drina Köprüsü”, “Travnik Günlüğü”
    1962
    John Steinbeck (27 Şubat 1902, Kaliforniya, ABD – 20 Aralık 1968) -“Fareler ve İnsanlar”, “Gazap Üzümleri
    1963
    Giorgos Seferis - (13 Mart 1900 – 20 Eylül 1971) – Urla doğumlu Yunan şair. Daha çok Yorgos Seferis olarak bilinir. “Üç Kırmızı Güvercin”
    1964
    Jean-Paul Sartre (Reddetti) (21 Haziran 1905, Paris, Fransa – 15 Nisan 1980) – Kendisine verilen diğer tüm resmi ödülleri reddettiği gibi Nobel Edebiyat Ödülünü de reddetmiştir. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Bulantı”, “Varoluşçuluk”, “Varlık ve Hiçlik”, “Akıl Çağı
    1965
    Mihail Şolohov (24 Mayıs 1905, Vyoshenskaya, Rusya – 21 Şubat 1984) – “Durgun Don
    1966
    Shmuel Yosef Agnon (17 Temmuz 1888, Buchach, Ukrayna – 17 Şubat 1970) –
    “Tılsım”
    Nelly Sachs (10 Aralık 1891, Schöneberg, Almanya – 12 Mayıs 1970) – Alman asıllı İsveçli kadın yazar ve şair. “Akkor Bilmeceler
    1967
    Miguel Ángel Asturias (19 Ekim 1899, Guatemala – 9 Haziran 1974) – “Kasırga”
    1968
    Yasunari Kawabata (11 Haziran 1899, Osaka, Japonya – 16 Nisan 1972) –Karlar Ülkesi
    1969
    Samuel Beckett (13 Nisan 1906, Foxrock, İrlanda – 22 Aralık 1989) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Üçleme”, Üçleme 2″,Üçleme 3” Godot’ yu Beklerken
    1970
    Aleksandr Soljenitsin (11 Aralık 1918, Kislovodsk, Rusya – 3 Ağustos 2008) –”, “İvan Denisoviç’in Bir Günü’’
    1971
    Pablo Neruda (12 Temmuz 1904, Parral, Şili – 23 Eylül 1973) – “Sevdiğime Seslenir Gibi”
    1972
    Heinrich Böll – (21 Aralık 1917, Köln, Almanya – 16 Temmuz 1985) – “Fotoğrafta Kadın da Vardı”, “İlk Yılların Ekmeği”, “Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru”, “Dokuz Buçukta Bilardo”, “
    1973
    Patrick White – (28 Mayıs 1912, Londra, Birleşik Krallık – 30 Eylül 1990) – “Çöl”
    1974
    Eyvind Johnson (29 Temmuz 1900, İsveç – 25 Ağustos 1976) – “Yaşamak Dediğin”
    Harry Martinson (6 Mayıs 1904, İsveç – 11 Şubat 1978)
    1975
    Eugenio Montale (12 Ekim 1896, Cenova, İtalya – 12 Eylül 1981) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Xenia”
    1976
    Saul Bellow (10 Haziran 1915, Lachine, Kanada – 5 Nisan 2005) – Türkçeye çevrilen önemli kitapları: ‘’ Boşlukta Sallanan Adam’’
    1977
    Vicente Aleixandre (26 Nisan 1898, Sevilla, İspanya – 14 Aralık 1984) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Kılıçtan Keskin Dudaklar”
    1978
    Isaac Bashevis Singer (21 Kasım 1902, Leoncin, Polonya – 24 Temmuz 1991) – Polonya kökenli Amerikalı yazar. “Toplu Öyküler”
    1979
    Odysseas Elytis (2 Kasım 1911, Kandiye, Yunanistan – 18 Mart 1996) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Övgüler Olsun Sana”
    1980
    Czeslaw Milosz (30 Haziran 1911, Litvanya – 14 Ağustos 2004) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Tutsak edilmiş Akıl”
    1981
    Elias Canetti (25 Temmuz 1905, Rusçuk, Bulgaristan – 14 Ağustos 1994) – Eserlerini Almanca yazmıştır. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Körleşme’’, İnsanın Taşrası,
    1982
    Gabriel García Márquez (6 Mart 1927, Kolombiya – 17 Nisan 2014) – Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Yüzyıllık Yalnızlık”, “Kolera Günlerinde Aşk”,
    1983
    William Golding (19 Eylül 1911, Newquay, Birleşik Krallık – 19 Haziran 1993) – “Sineklerin Tanrısı”
    1984
    Jaroslav Seifert (23 Eylül 1901, Žižkov, Çek Cumhuriyeti – 10 Ocak 1986)
    1985
    Claude Simon (10 Ekim 1913 – 6 Temmuz 2005) – Fransız yazar. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Tramvay”
    1986
    Wole Soyinka – 13 Temmuz 1934, Abeokuta, Nijerya doğumlu.
    1987
    Joseph Brodsky (24 Mayıs 1940, St. Petersburg, Rusya – 28 Ocak 1996) – Rus asıllı Amerikalı şair.
    1988
    Necip Mahfuz (11 Aralık 1911, Kahire, Mısır – 30 Ağustos 2006) “Ezilenler
    1989
    Camilo José Cela (11 Mayıs 1916, İspanya – 17 Ocak 2002)– Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Arı Kovanı
    1990
    Octavio Paz (31 Mart 1914, Meksika – 19 Nisan 1998) – “Öteki Ses
    1991
    Nadine Gordimer (20 Kasım 1923 – 13 Temmuz 2014) – Güney Afrikalı kadın yazar. “Başka Dünyalar"
    1992
    Derek Walcott - (23 Ocak 1930, Saint Lucia – 17 Mart 2017) – Saint Lucialı şair, yazar ve ressam.
    1993
    Toni Morrison – 18 Şubat 1931, Ohio doğumlu ABD’li kadın yazar. “En Mavi Göz”
    1994
    Kenzaburo Oe – 31 Ocak 1935, Japonya doğumlu yazar. “Kişisel Bir Sorun”
    1995
    Seamus Heaney – (13 Nisan 1939, Castledawson – 30 Ağustos 2013), İrlandalı yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Kuzey”
    1996
    Wislawa Szymborska (2 Temmuz 1923, Kórnik – 1 Şubat 2012) Polonyalı kadın yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Başlıksız Olabilir”.
    1997
    Dario Fo -(24 Mart 1926, Sangiano, İtalya – 13 Ekim 2016), İtalyan yazar. “Sıradan Bir Gün ve Diğer Oniki Komedi”
    1998
    José Saramago (16 Kasım 1922 – 18 Haziran 2010) – Portekizli yazar. “Görmek”, “Körlük
    1999
    Günter Grass – 16 Ekim 1927, Gdansk, Polonya doğumlu Alman yazar. Teneke Trampet
    2000
    Gao Xingjian – 4 Ocak 1940, Ganzhou, Çin doğumlu yazar, çevirmen, eleştirmen ve ressam. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Ruh Dağı”, “Yalnız Bir Adamın Kitabı”
    2001
    Vidiadhar Surajprasad Naipaul – 17 Ağustos 1932, Trinidad doğumlu Britanyalı yazar. “Büyülü Tohumlar”
    2002
    Imre Kertész – 9 Kasım 1929, Budapeşte, Macaristan doğumlu. “Kadersizlik
    2003
    John Maxwell Coetzee – 9 Şubat 1940, Güney Afrika doğumlu yazar ve akademisyen. “Utanç
    2004
    Elfriede Jelinek – 20 Ekim 1946, Avusturya doğumlu, kadın feminist oyun yazarı ve romancı. “Piyanist
    2005
    Harold Pinter – 10 Ekim 1930, Londra doğumlu İngiliz oyun yazarı, senarist, şair, tiyatro yönetmeni ve aktör. “Ay Işığı”
    2006
    Orhan Pamuk – 7 Haziran 1952, İstanbul doğumlu. Nobel Edebiyat ödülünü alan ilk Türk yazar. Kitapları: “Kara Kitap”, “Kar”, “Cevdet Bey ve Oğulları”, “Yeni Hayat”, “Beyaz Kale”
    2007
    Doris Lessing – 22 Ekim 1919, Kirmanşah, İran doğumlu Britanyalı kadın yazar (İngiltere/Britanya). “Son Aydınlık Yaz”
    2008
    Jean-Marie Gustave Le Clézio – 13 Nisan 1940, Nice, Fransa doğumlu. “Çöl”
    2009
    Herta Müller – 17 Ağustos 1953, Romanya doğumlu Alman kadın yazar.“Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım’’
    2010
    Mario Vargas Llosa – 28 Mart 1936, Peru doğumlu. “Yeşil Ev”
    2011
    Tomas Gösta Tranströmer – 15 Nisan 1931, Stockholm, İsveç doğumlu şair, psikolog ve çevirmendir. “Hüzün Gondolu”, “İzmir Saat Üç”
    2012
    MoYan (Guan Moye) – 17 Şubat 1955, Gaomi, Çin doğumlu. Gerçek adı Guan Moye’dir, ancak Çince “sakın konuşma!” anlamına gelen Mo Yan mahlasını kullanır. Sürekli sansürlenen ve eserleri korsan yollarla çoğaltılan Çinli yazarlar arasında en meşhurudur. “Kızıl Darı Tarlaları”
    2013
    Alice Munro – 10 Temmuz 1931, Kanada doğumlu kadın yazar. “Sevgili Hayat”
    2014
    Patrick Modiano – 30 Temmuz 1945, Boulogne-Billancourt, Fransa doğumlu. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “En Uzağından Unutuşun”
    2015
    Svetlana Aleksiyeviç – 31 Mayıs 1948, İvano-Frankivsk, Ukrayna doğumlu kadın yazar. Kızıl İnsanın Sonu”
    2016
    Bob Dylan – 24 Mayıs 1941, ABD doğumlu. Asıl adı: Robert Allen Zimmerman.
    2017
    Kazuo Ishiguro – 8 Kasım 1954, Japonya doğumlu İngiliz romancı. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Beni Asla Bırakma”, “Günden Kalanlar”
    2018
    Olga Tokarczuk- 29 Ocak 1962 Polonya – ‘’Koşucular
    2019
    Peter Handke - 6 Aralık 1942- Avusturya - ‘’Hiçkimse Koyu'nda Bir Yıl’’


    ***************************************************************************
  • YE’CÛC ve ME’CÛC
    يأجوج ومأجوج
    Zülkarneyn döneminde ortaya çıkan ve kıyametin kopmasına yakın dönemde zuhur ederek yeryüzünde bozgunculuk yapacak olan topluluk.

    Ye’cûc ve Me’cûc kelimelerinin kökeni hakkında dilciler farklı görüşler ileri sürmüştür. Râgıb el-İsfahânî ile İbn Manzûr’a göre bu iki kelime Arapça’dır (el-Müfredât, “ecc” md.; Lisânü’l-ʿArab, “ecc” md.; Kāmus Tercümesi, I, 697-698). Zemahşerî, Fahreddin er-Râzî, Beyzâvî ve Ebü’l-Bekā el-Kefevî gibi âlimlere göre ise Arapça’ya başka dillerden geçmiştir (el-Keşşâf, II, 498; Mefâtîḥu’l-ġayb, XXI, 170; el-Külliyyât, s. 3). Birinci görüşü savunanlar söz konusu kelimelerin “ateş alevlenip durulmak; su tuzlu ve acı olmak; düşmana saldırmak, hızlı koşmak” anlamlarındaki “ecc”, “ak kor haline gelmiş ateş, parlak nesne” mânasına gelen “evc” yahut “yayılmak, etrafa dağılmak” anlamındaki “ycc” ve “mcc” köklerinden türediğini, ayrıca “hızlı hareket eden, etrafa yayılan; ateş gibi yakıp yok eden kimse veya topluluk” mânalarında mecazen kullanıldığını belirtirler. Ye’cûc ve Me’cûc’ün Arapça’ya başka dillerden girdiğini kabul edenler söz konusu dillerin İbrânîce, Âsurîce, Ârâmîce, Yunanca veya Türkçe olabileceğini ileri sürerler. İbrânîce’den geçtiğini iddia edenler Ahd-i Atîk’teki Gog ve Magog’a atıfta bulunurlar. Ahd-i Atîk’e göre Magog, Nûh’un oğlu Yâfes’in yedi çocuğundan biri (Tekvîn, 10/2) veya bu nesilden gelenlerin yaşadığı ülkenin adı (Hezekiel, 38/2), Gog ise Meşek ve Tubal’ın kralı ya da Magog ülkesinin halkıdır (Hezekiel, 38/1-3; 39/1-2). Ahd-i Atîk’te Gog yahudilere musallat olan, onların mallarını yağmalayan, çocuklarını öldüren bir topluluk şeklinde nitelendirilir (Tesniye, 28/49-57; Yeremya, 5/15-18). Ahd-i Cedîd’e göre Gog ve Magog, kutsal şehri işgal etmek üzere İblîs’in kendileriyle iş birliği yapacağı bir topluluktur (Vahiy, 20/1-9). Mûsâ Cârullah, Gog ile “gök” kelimesi arasındaki benzerlikten hareketle Ye’cûc ve Me’cûc kelimelerinin Türkçe kökenli olabileceğini söyler ki (Kur’ân-ı Kerîm Âyet-i Kerîmelerinin Mûciz İfadelerine Göre Ye’cûc, s. 11-12) bu görüş hiçbir şekilde açıklanamayacak bir iddiadan ibarettir. Ebü’l-Kelâm Âzâd’ın verdiği bilgiler ise şöyledir: Milâttan önce 600 yıllarında bugünkü Moğolistan topraklarında yaşayan ve kendilerine Mongol denilen bu topluluğun adı “mongog” veya “monçuk”tan gelir, bu da Me’cûc kelimesine çok yakındır. Bilimsel ve antropolojik verilerle Kur’an’ı tefsir etmeye çalışan Cemâleddin el-Kāsımî, Araplar’ın Kafkas dağlarının arkasında yaşayan Âkûk ve Mâkûk adlı iki kavimden söz ettiklerini ve bunları Ye’cûc ve Me’cûc diye adlandırdıklarını kaydeder (Meḥâsinü’t-teʾvîl, VII, 100).

    Gog Magog kıssasının Kitâb-ı Mukaddes’te yalnızca gelecekle irtibatlandırılmasına karşılık Kur’an’da bahsedilen Ye’cûc ve Me’cûc biri geçmişte vuku bulmuş, diğeri gelecekte vuku bulacak olaylarla ilişkili olarak iki defa zikredilmiştir. Kehf sûresinde Ye’cûc ve Me’cûc’den zaman ve mekân belirtilmeden geçmişte yaşamış bir topluluk şeklinde söz edilmekte, onların etrafa zarar verdikleri ve Zülkarneyn’in yaptırdığı büyük sed sayesinde engellendikleri bildirilmektedir (18/93-97). Enbiyâ sûresinde ise Ye’cûc ve Me’cûc’den gelecekte ortaya çıkacak bir topluluk olarak söz edilir, burada da yer ve zamana değinilmeden gerçek vaad yaklaştığında Ye’cûc ve Me’cûc’ün önünün açılacağı kaydedilir (21/96-97). “Gerçek vaad”den maksat müfessirlerin büyük çoğunluğuna göre kıyametin kopmasıdır, dolayısıyla Ye’cûc ve Me’cûc kıyametin yaklaştığına işaret eden bir alâmettir veya kıyametin ilk aşamasında ortaya çıkacaktır. Âyetlerin anlamından hareketle şunları söylemek mümkündür: Ye’cûc ve Me’cûc çevreye yayılıp zarar veren, yakıp yıkan toplulukların bir tasviridir; Kur’an, geçmişte olduğu gibi gelecekte de bu niteliği taşıyan toplulukların ortaya çıkacağını haber vermektedir. Bunlar çok kalabalık bir topluluktur ve yeryüzünde fesat çıkaracaktır.

    Hadislerde “Eşrâṭü’s-sâʿa”, “Fiten ve Melâḥim”, “Ḳıyâmet”, “Enbiyâʾ” gibi bölümler altında nakledilen rivayetlerde konuyla ilgili daha geniş bilgiler mevcuttur. Bu rivayetlere göre Hz. Peygamber bir gün uykudan uyandıktan sonra, “Vukuu yaklaşan felâketten dolayı vay Araplar’ın haline!” demiş ve Ye’cûc-Me’cûc’ün seddinde küçük bir deliğin açılacağını haber vermiştir (Buhârî, “Enbiyâʾ”, 7; “Menâḳıb”, 25; “Fiten”, 4; Müslim, “Fiten”, 1). Yine kıyamet vakti gelince Ye’cûc ve Me’cûc’ün seddi yıktıktan sonra tepelerden akın edip yeryüzüne dağılacakları, gittikleri her yeri yakıp yıkacakları, insanların korkularından kalelerine ve barınaklarına sığınacakları, yeryüzündeki bütün suları içip Taberiye gölünü kurutacakları, herkesi yok ettiklerini zannettikleri bir sırada Allah Teâlâ’nın, boyunlarına isabet edecek bir deve kurtçuğu göndererek onları helâk edeceği, sonunda insanların şehirlerden ve kalelerden çıkıp hayvanlarını serbest bırakacakları rivayet edilmiştir (Müsned, III, 77; İbn Mâce, “Fiten”, 33). Zayıf kabul edilen bazı rivayetlerde ise mi‘rac esnasında Hz. Muhammed’in Hz. Îsâ’dan bu konuda bazı haberler duyduğu, Îsâ’nın Allah’a dua etmesi neticesinde Ye’cûc ve Me’cûc’ün helâk edileceği, cesetlerinin yağmur sularıyla denizlere sürükleneceği bilgisine de yer verilir (Müsned, I, 375; IV, 181; Müslim, “Fiten”, 110; Tirmizî, “Fiten”, 33, 59).

    Ye’cûc ve Me’cûc konusuna tarih, tefsir, kelâm ve hadis şerhi kitaplarında da yer verilir. Bu tür eserlerde Hz. Peygamber’e erken devir kaynaklarında bulunmayan bazı rivayetler nisbet edilir (sıhhati için bk. Müsned, VI, 20-21). Vehb b. Münebbih ile Kâ‘b el-Ahbâr gibi râvilere atfedilen ve hadis âlimlerince “garîb” diye nitelendirilen bu rivayetlerde Ye’cûc ve Me’cûc için yapılan seddin nasıl yıkılacağı anlatılır (Taberî, XVII, 89; İbn Kesîr, II, 112). Konu tarih kitaplarında da ele alınır ve Zülkarneyn ile bağlantılı olarak Ye’cûc-Me’cûc’den bahsedilir (Makdisî, IV, 61; Sa‘lebî, s. 362; Bîrûnî, s. 41; Kâtib Çelebi, s. 377-379). Zülkarneyn’in Ye’cûc ve Me’cûc’ün saldırılarını engellemek için yaptırdığı sed tarihte Sedd-i İskender diye anılır (bk. SEDD-i İSKENDER). Tefsir ve hadis kitaplarında metinlerin açıklanması çerçevesinde Ye’cûc ve Me’cûc’den söz edilirken kelâm kitaplarında bu konuya “Eşrâtü’s-sâʿa” bahsinde temas edilir. Özellikle Ye’cûc ve Me’cûc’ün kimlikleri, sayıları, yerleri, ortaya çıkış zamanları gibi hususlarda geniş açıklamalar yapılır (Şemsüleimme es-Serahsî, s. 45-46; Berzencî, s. 152-156; Sıddîk Hasan Han, s. 165-166). Buna göre Ye’cûc ve Me’cûc Hz. Nûh’un oğlu Yâfes’in soyundan gelen bir topluluktur; Tâvil, Tâyis ve Mensik diye üç kola ayrılmıştır. Birinciler uzun, ikinciler orta, üçüncüler ise kulaklarından birini döşek, diğerini yorgan yapacak kadar kısa boyludur; hiçbiri kendi soyundan bin çocuk dünyaya getirmeden ölmez. Hz. Îsâ’nın nüzûlünden önce seddin arkasından çıkıp yeryüzünde bozgunculuk yapacaklardır. Mûsâ Cârullah, Ye’cûc ve Me’cûc’ün tek bir topluluk değil farklı topluluklar olduğunu, insanların güçsüz zamanlarında ortaya çıktığını ileri sürer. Bazı rivayetlerde bunlar geniş yüzlü, kırmızı tenli, küçük gözlü, basık burunlu diye nitelendirilir. Kıldan ayakkabı giydikleri ve deri kalkanlar kullandıkları, bu giyim-kuşam tarzının da doğu toplumlarına ait olduğu, dolayısıyla onların Türk soyuna mensup bulundukları söylenmiştir. Ancak güvenilir rivayetlerin hiçbirinde Ye’cûc ve Me’cûc ile Türkler arasında bir bağlantı kurulmamıştır. Bu yakıştırmaların, Gog ve Magog’un doğudan çıkacağı iddiasının yer aldığı Ehl-i kitap’tan veya Türkler’e düşman olan topluluklardan kaynaklandığını söylemek mümkündür (Çelebi, s. 128-132). Sonuç olarak Ye’cûc ve Me’cûc, Kur’an’da ve sahih hadislerde zikredilir; ancak bu isimlerin birer özel isim mi yoksa cins ismi mi olduğu tartışmaya açıktır. Geçmişte yaşadıkları ve gelecekte ortaya çıkacaklarına dair Kur’an’da yer alan bilgiden hareketle Ye’cûc ve Me’cûc’ün yaşadıkları yerden çıkarak dünyaya yayılıp çevrelerine zarar veren, her yeri yakıp yıkan topluluklar olduğunu, tarihte geçtiği gibi gelecekte de bu niteliği taşıyan toplulukların ortaya çıkacağını söylemek isabetli görünmektedir.

    Fiten ve melâhim kitaplarında yer verilen Ye’cûc ve Me’cûc bahsine dair müstakil kitaplar da kaleme alınmış olup bazıları şunlardır: Seyyid Hâşim Feyyâz el-Hüseynî, Yeʾcûc ve Meʾcûc beyne’l-ḥaḳīḳati ve’l-ḫayâl (Kum 1325); Mehmed Tevfik, Ye’cûc ve Me’cûc (İstanbul 1327); Mûsâ Cârullah (bk. bibl.); Ukkāşe Abdülmennân et-Tîbî, Yeʾcûc ve Meʾcûc: Ṣıfâtühüm ve ʿadedühüm ve mekânühüm ve ḳıṣṣatü Ẕi’l-ḳarneyn maʿahüm (Kahire 1989); Abdülhamîd Muhyiddin, Yeʾcûc ve Meʾcûc (Kahire 1414/1994); Şefî‘ Mâhî Ahmed, Yeʾcûc ve Meʾcûc: Fitnetü’l-mâżî ve’l-ḥâżır ve’l-müstaḳbel (Riyad 1416/1996); Abdülhamîd Hişâm Kemâl, Yeʾcûc ve Meʾcûc (Kahire 1998); Ömer Faruk Kutay, Kur’ân-ı Kerîm Âyetlerine Göre Ye’cûc ve Me’cûc (İstanbul 1950); Muhammed Ali Lâhûrî, el-Mesîḥu’d-Deccâl ve Yeʾcûc ve Meʾcûc (Lahor 1931, 1932).
  • Nil olmadan nasıl Mısır'da hayat düşünülemezse piramitler yok sayılarak da Mısır ve Mısırlı tanımlanamaz.
    Akif Emre
    Sayfa 123
  • 539 syf.
    ·8 günde
    Mübarek, bilge, bayan, Üm el Müminin; ki bu lakabı taşıyan son kişi Muhammet Peygamber'in karısı Ayşe'ymiş... Sitte, Arapça'da "hanım"... Hepsi de Gertrude L. Bell...

    Arkeolog, yazar, gezgin, dağcı, coğrafyacı, ajan ve Çöl Kraliçesi. O bir İngiliz ama "Iraklıyım" da diyor. En son, Mezopotamya'da "El Hatun" dendiğinde ilk ve/veya sadece o akla geliyordu...

    Onun için "Erkek beyni taşıyan son derece zeki bir kadın" diyorlar. Belki de, kendi sözleri "Bir cins için fazla kadınsıyım, öteki cins için fazla erkeksi," de erkek dünyanın tespitini tamamlıyor.

    Amerikalı yazar Janet Wallach 1996'da "Desert Quinn" adıyla yayımlanan, Türkçe'si de 2004 yılında Can Yayınları'ndan çıkan Çöl Kraliçesi adlı çalışmasında Bell'in Red Cars'da başlayan Bağdat'ta sona eren 57 yıllık yaşamının izini sürüyor.

    Wallach, çölde bedevilerle buluşuyor, İngiltere, Kahire, Şam, Kudüs, Amman ve Bağdat'ta arkeologlar, diplomatlar, yazar ve tarihçilerle görüşüyor; onu ailesinden, dostlarından dinlemiş düzinelerce kişiyle konuşuyor. Elimize ulaşan hayatı çok yönlü okumalarla yorumlamanın yollarını okura açıyor.

    "Biri" olmak!

    Mesela, Bell Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında çöllerde deve sırtında dolaşan, Ortadoğu'nun kaderini çizenlerden "biri", Irak'ı, Irak'ın ilk kralı Faysal'ı yaratan kişi mi?

    Burada, "biri" sözcüğü önemli, çünkü o hep, "biri" olmaya çalıştı ve önce Ortadoğu'da, sonra doğduğu ülkede "biri" oldu.

    Yoksa, erkek dünyada sürekli onlardan "biri" olduğunu kanıtlamaya çalışan yalnız bir kadın mı?

    Bir not bile bırakamadan

    Yalnızdı; 11 Temmuz 1926'da, 58. doğum gününden üç gün önce, anne babasına yazdığı mektubu bitiremeyecek, hatta bir not bile bırakamayacak kadar yorgundu.

    Yardımcısına sabah altıda uyandırılmak istediğini bildirdi. Elini uyku haplarına uzattı, bolca aldı, lambayı söndürdü ve bir daha uyanmadığı derin bir uykuya daldı.

    Entelektüel ve zengin bir ailenin içine doğmuştu. Kraliçe Viktorya döneminin İngiltere'sinde 1868'de tarih okumak üzereOxford'a girdiğinde yüzlerce erkeğin arasındaki birkaç genç kadından biriydi ve bu durumdan çok hoşnuttu.

    Kendi sınıfından genç kızlar gibi en az iki yabancı dil - Fransızca, Almanca- öğrenecek, piyano çalacak, edebiyattan anlayacak, zarif elleriyle resim yapacak, bir müzik aleti çalacaktı; ki iyi bir eş ve anne böyle olunurdu..

    Babası izin vermeyince

    O bu hedefleri aştı, çok iyi Arapça öğrendi, Hayyam'ın Rubailerini Farsça'dan çevirdi. Hedefler tamamdı; iyi bir eş ve anne olmak dışında. Çünkü o hiç evlenmedi, evlenemedi, yani "eş" olamadığı için, "iyi bir eş" de olamadı...

    Bir keresinde, kadın olarak bir yere giremeyeceği söylendiğinde, "Ben resmi bir görevliyim dolayısıyla cinsiyetsizim," diyecekti.

    Tahran onun için Bay Cadogan anlamına geldi; aşık oldu. Babası izin vermeyince evlenmedi. 31 yaşında, Alplere tırmandı, 2 bin 800 metrelikEngelhorn'u bir uçtan bir uca kat etti, geride "Gertrude Zirvesi"ni bıraktı.

    New York Times'da yazılan, "İngiltere'nin kadınları gerçekten şaşırtıcı. Belki de dünyanın geleneklere en bağlı köleleri, ama zinciri bir kez kırdılar mı, bunu öyle bir şiddetle yapıyorlar ki, onları tutabilene aşk olsun!" değerlendirmesi çarpıcıydı.

    Kadınlar yönetemez!

    "Bu zinciri kırmak", Ortadoğu'nun, daha doğrusu Nawal El Saadawi'nin "neye göre Ortadoğu" sorusunu takiben dediği gibi Batı Asya'nın sınırlarını birlikte cetvelle çizdikleri söylenen bir başka İngiliz Arabistanlı Lawrence'in (Thomas Edward Lawrence) Gerty dediği kadın için kadın hakları, "delice, iblisçe çılgınlık... Kraliçeyi kendinden geçirecek kadar sinirlendiren bir konu..." idi.

    Bell, o kadar kadın haklarına karşıydı ki; kadınların seçme ve seçilme hakları için mücadele eden Sufrajet hareketine katılmadığı gibi Sufrajet Karşıtı Kadınlar Birliği'nin onursal genel sekreteri de olmuştu.

    Çünkü; ona göre kadınlar yerel yönetimlerde görev alabilirlerdi ama ülkeyi yönetecek donanımdan yoksunlardı. Kadınlar çocuk doğurmak, erkeklerse ülkeyi yönetmek için yaratılmışlardı.

    Öyle çok mektup yazdı ki

    İkinci aşkı İngiltere'nin Konya maslahatgüzarıRichard Dought-Wylie oldu; yine evlenemedi, çünkü erkek evliydi. Böylece Türkiye ile ilgili haberler alıyor, "Türklerin Adana'daki Ermeni kıyımını" önlemek için Richard'ın gösterdiği "kahramanca çabayı" kutluyordu.

    Birbirlerine sürekli yazıyorlardı; zaten Bell'in bugün hayatının bunca yakından bilinmesinin başlıca kaynağı babasına, babasının eşine, ailesine yazdığı mektuplardı. O mektup yazmayı seviyordu.

    Richard Dought-Wylie de yazdığı mektupları Dick diye imzalıyordu. Wallach, kitapta, bu ilişkiyi; "Kırk beş yaşındaydı; bir kocanın, çocukların özlemini çeken bir kız kurusuydu. Dick ise varlıklı, toplumda yeri olan bir kadınla evliydi. Durum olanaksız görünüyordu; hayaletlerle ve suçluluk duygusuyla kuşatılmıştı. Öte yandan, durumun umutsuzluğu erkeğin cinsel arzusunu daha da kamçılar gibiydi," sözleriyle anlatıyor.

    Savaşta Kızılhaç görevlisi

    Birinci dünya savaşında savaşa katkıda bulunmak için Fransa'ya giderek gönüllü Kızılhaç görevlisi oldu... Aynı savaşta, sevgilisi 1915 Martında Çanakkale'de öldü.

    Hindistan'a gitti; Singapur, Şanghay, Tokyoderken, Pasifik'i geçti; Vancouver'e geçti, ve aşağıya, Amerika Birleşik Devletleri'ne indi,Chicago'da bunaldı.

    Bu arada Çöl ve Tohum kitabı yayınlandı; Arkeoloji dergilerine yazdığı yazılarla da gezginliği meşruluk kazanmıştı.

    The Times edebiyat eki, onu "büyüleyici"buluyor ekliyordu: "Belki de en iyi gezginler kadınlar... kadınların ayrıntıları gözlemleme yeteneği, izlenimleri algılama hızı tartışılmaz...."

    Arap ayaklanmasında

    1916 yazında Arap ayaklanması başladı. David Hogarth daha sonra, Arap ayaklanmasının başarısını büyük oranda Gertrude Bell'e bağlayacaktı: "Lawrance 1917 ve 1918'deki Arap seferberliklerini, Bayan Bell'in raporlarına dayanarak örgütledi."

    Kerbela, Necef, Babil derken Bağdat'taki Dicle kıyısındaki çalışma odasına döndü.

    Ellisine yaklaşıyordu. "Bu yaştaki kadınların çoğuna musallat olan sıkıntıları yaşamaktaydı. Akıl danışacağı tek bir kadın arkadaşı olmadığı için, ona neler olduğunu anlayamıyordu."

    Yani, Gertrude Bell menopozu da bilemeden taşıyordu ve babasına "asıl gereksindiğim şey bir eş" diye yazdı.

    Ve hudutları çizdi

    "Savaş Bakanlığı sınırların açık seçik belirlenmesini isteyince, Gertrude 1918 baharında Mezopotamya ve İran haritalarını önüne çekti, haftalarca durup dinlenmeden çalıştı, yaşamsal önemi olana hudut çizgilerini oluşturdu."

    Bell, "Doğu sekreteriydi. Sir Percy Cox sivil komiserlik görevini A.T Wilson'a bıraktığında "beyninden vurulmuşa döndü".

    Kadınların eğitimi onun için önemliydi. Yeni devlet kurulurken, Bell'in derdi "Müslüman kızlardı".

    Kızlar okusun!

    "Gayri Müslimlere tanınan haklardan yararlanan, İngilizce, Arapça, İbranice ve Fransızca öğrenen Yahudi kızlara karşın Müslümanlar eğitim göremiyorlardı."

    "Gertrude'un yorumları göz ardı edilmedi; Bowman tarafından Irak'ta oluşturulan ve Arap dünyasında hala en iyisi olan eğitim sistemi, topluma kadınların eğitilme kavramını dayatan, radikal, birleştirici güç oldu. "

    Kahire Konferansı'nın kadını

    El Ezher Üniversitesi'ndeki din öğrencilerinin İngiliz karşıtı sloganları arasında Mart 1921'de Churchill'in başkanlığında toplanan Kahire Konferansı'nda yine tek kadındı.

    Churchill Kuzey Irak'ta Kürtler için özerklik önerdiğinde karşı çıktı; kuzey sadece petrol kaynağı değil, tahıl ambarı olarak Irak'ın bütünü için "ekmek sepeti"ydi de.

    "Hiçbir halk sürekli bir başka halk tarafından yönetilmekten hoşlanmaz" derken de uyarıyordu.

    Kralın sırdaşı

    Faysal sonunda Irak kralı oldu; Bell de onun en yakın dostu; sırdaşı... Birlikte piknik yapıyor, tenis oynuyor, yarışları izliyor, yüzüyor, çay içiyorlardı. 

    Son işi "Arkeoloji Dairesi onursal başkanı"olarak Bağdat müzesi oldu; hazırladığıArkeolojik Kazı Yasası, Irak'ın eski eserlerinin soyulmasını önleyecekti....

    Ve son aşkı Kinahan Cornwallis, Kahire İrtibat Bürosu şefi... Aralarında hayli yaş farkı vardı, olmadı.

    Ölünce, "Kemikleri arzu ettiği yerde, Irak topraklarında dinlenmeye bırakıldı.

    Bell kadın haklarına karşı çıktı, kadınların ancak yerel yönetimlerde olabileceğini savundu. O kendine göre farklıydı ama ona da onun başka kadınlara baktığı gibi baktılar. Kurulması için hayatını verdiği Irak'ta ona bir iş yoktu; babasına "elde var sıfır" diye yazmak zorunda kaldı.

    Sadece yok sayılmakla kalmadı; meslektaşları, hepsi erkektiler elbette, onu mesela duvarlarla çevrili evine "bekaret kemeri" adını takmakta bile beis görmediler.

    İngiltere, ona bir nişan bile vermedi... Çöl Kraliçesi, ve tabii ki Bell'in hayatı, yine Saadawi gibi söyleyelim Batı Asya'nın tarihi, hele de Irak açısından bugünü çok daha iyi anlamayı sağlıyor; hatta yer yer de sanki bugün gibi...

    Püren Özgören'in çevirisi ise sahiden çok başarılı, okura orijinalinden okuyor duygusu veriyor.

    Bir notla; Can yayınları, acaba kitabin orijinalindeki dipnotları, kaynakçayı neden çıkarmış; Türkçe okuyanların böyle ciddi şeylerle ilgilenmediği tespitinin kaynağı ne ola ki! Baskısı çok özensiz de olsa fotoğrafların da aynı akıbete uğramamış olması insanı sevindiriyor doğrusu. ( Sevgili Nadire Mater'in kaleminden)