Çağlar MUTLU, Atatürk'ün Sırdaşı Kılıç Ali'nin Anıları'ı inceledi.
 11 May 15:59 · Kitabı okudu · 107 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitaba o kadar sevinçli, umutlu ve istekli başlıyorsunuz ki; hiç bitmesin istiyorsunuz. Atatürk'ün gündelik yaşamındaki muhabbetlerinden karakter analizini ister istemez yapıveriyorsunuz. Sayfalar ilerledikçe 1938'e doğru yaklaşmanın verdiği hüzün, kitabın yapraklarını ağırlaştırıyor... Her sayfayı çevirişinizde kitaba başlamadan önceki umut ve şevkinizi mumla arıyorsunuz adeta...

"Ben, sözünü edeceğim olayları tarihtir diye anlatmayacağım. Bu, gelecek nesillerin işidir. BENİM YAZDIKLARIM TARİH GERÇEKLERİNİ AYDINLATACAK BİR KAYNAK OLURSA NE MUTLU BANA." -Kılıç Ali. 1919'dan Atatürk'ün ölümüne kadar yanında bulunmuş, zamanında bizzat Atatürk tarafından güney doğuya kolordu komutanı olarak gönderilen ve -başta Fransızlara olmak üzere- şanlı savunmasından sonra Maraş, Antep, Urfa'nın isimlerinin bugün Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa olmasının nedenidir bu adam. Asıl adı Emrullahzade Asaf olan Ali'nin soyadını da bizzat Atatürk vermiş. Ali KILIÇ (1888 - 1971)

Ribelle, bir alıntı ekledi.
 19 Oca 10:26

Kahramanmaraş olayları
3. Ecevit Hükümetinin en büyük krizi 22 Aralık 1978 günü Kahramanmaraşta'ta yaşanmıştır.Bir gün önce öldürülen iki öğretmenin cenazeleri sırasında olaylar üzerine kentte kitle katliamın tüyler ürpertici örneği sergilenmiştir.Başlangıçta ölü sayısı 33,yaralı 300'den fazla idi.Elleri silahlı,taşlı ve sopalı gruplar kende hâkim olmuş,nedense güvenlik kuvvetleri(ordu dahil) duruma müdahale etmemiştir.Valilik binasını ele geçirmeye çalışan kişiler bazı mahallelere baskınlar yaparak bebekleri dahi acımasızca öldürüyor,sokağa çıkma yasağına karşı maskeli kişiler çeşitli sloganlar bağırarak gösteri yapıyorlar,önceden belirledikleri binaları ateşe veriyorlar,yaralıları hastaneye taşıyan cankurtaran araçlarını durdurup kurşunluyorlardı

Kahramanmaraş'ta neden sonra güçlükle önlenebilen genel katliam sırasında resmi açıklamaya göre 109 yurttaş hayatını kaybetmiş,176 yurttaş ağır şekilde yaralanmış,500 ev ve işyeri tahrip edilmiştir.

Yakınçağ Türkiye Tarihi 1, Kolektif (Sayfa 278 - undefined)Yakınçağ Türkiye Tarihi 1, Kolektif (Sayfa 278 - undefined)
BİROL COŞKUN, bir alıntı ekledi.
 20 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Taciz, tecavüz
“Tarih: 29 Ekim 2007.

Sabaha karşı 03.00…

Yer: Erzurum.


Bir kız çocuğu Dadaşkent Polis Merkezi’nden içeri girdi.

O sırada karakolda olan polislere “Gidecek yerim yok, bana yardımcı olun, tecavüze uğradım” dedi.

Adı: S.Ö.

Yaşı: 15.

Küçük bir kız çocuğu tecavüze uğradığını söylüyordu. Konuya dair bilgilendirilen savcılık, S.Ö.’yü Erzurum Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği’ne sevk etti. S.Ö. aynı gün saat 16.08’de Erzurum Numune Hastanesi acil servisine getirildi. İlk muayenesi ve testleri yapıldı.

Saat 21.30’da avukat ve sosyal hizmetler uzmanı nezaretinde, yaşadıklarının bir bölümünü anlatmaya başladı.

S.Ö. verdiği ilk ifadede; yaklaşık 10 yaşındayken tecavüze uğradığını anlattı. Söylediği ilk isimler, E. Zengin, N. Zengin, H. Aydemir, Y. Derman, S. Aydemir, İ. İnan ve S. Aras’tı.

İfadesinde; tüm yalvarmalarına rağmen, tehdit ve şiddetle defalarca tecavüze uğradığını ayrıntılarıyla aktardı. İddiasına göre; korkutuyorlar ve “kimseye söyleme” deyip, para veriyorlardı.

Şüpheliler tecavüz iddialarını kabul etmiyor, başka isimleri işaret ediyor, ismi verilenler ise tecavüze uğrayan S.Ö.’yü tanımadıklarını ileri sürüyordu. Halbuki S.Ö., ismini verdiği şüphelileri tek tek teşhis etmişti.

Verilen ifadeler neticesinde; soruşturmaya E. Yıldız ve R. Taş da dahil edildi.

Toplam 9 şüpheli, “Çocukları fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık ettirmek”, “Nitelikli cinsel saldırı”, “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından gözaltına alındı. Mahkeme, R. Taş dışındaki 8 şüpheliyi tutukladı.

S.Ö. hakkında ise acil koruma kararı alındı ve küçük kız Nene Hatun Kız Yetiştirme Yurdu’na yerleştirildi.


FETHULLAH GÜLEN’İN KARDEŞİ DE ŞÜPHELİ

Tarih: 16 Kasım 2007.

S.Ö. yurdun Sosyal Hizmet Uzmanı Hakan Şahin tarafından görüşmeye çağrıldı. Görüşmedeki amaç, S.Ö.’yü yaşadıklarının etkisinden kurtarmak ve yurtla uyumunu sağlamaktı. Bunun için, daha önceki ifadelerine yansımayan başka isimler tarafından da cinsel istismara uğrayıp uğramadığı soruldu.

Sosyal Hizmet Uzmanı Hakan Şahin’in 2007/295 No’lu raporuna göre; S.Ö. kendisine tecavüz eden başka isimleri ayrıntılarıyla anlattı. S.Ö. kimi zaman silahla korkutularak, kimi zaman ise dövülerek tecavüze uğramıştı.

Rapora göre; S.Ö.’nün son söylediği isim S. Gülen’di.

İddiaya göre; S. Gülen korkutarak, cinsel gücü artırıcı ilaç kullanarak ve para vererek S.Ö.’ye tecavüz etmişti. S.Ö. birçok kez yaşadığını söylediği bu durumu, açık adres ve ayrıntı vererek anlattı. Hatta bir defasında, bölgedeki stadın güvenlik görevlisine yakalandıklarını ileri sürdü. Bununla birlikte; S. Gülen’in oğlunun Samanyolu TV’de haber spikeri olarak görev yaptığı da, S.Ö.’nün ağzından rapora yansıdı.

Evet, S.Ö.’nün kendisine tecavüz ettiğini ileri sürdüğü isimlerden biri olan S. Gülen, Fethullah Gülen’in kardeşinden başkası değildi.

Sosyal Hizmet Uzmanı Şahin, başka isimleri de hatırladığı takdirde zaman kaybetmeden kendilerine bildirmesini söyleyerek, S.Ö. ile yaptığı görüşmeyi sonlandırdı.

ANNESİ İLİŞKİYE ZORLADI, BABASI TECAVÜZ ETTİ

Aradan 10 gün geçti…

Bu kez S.Ö., yurt görevlileriyle görüşme talebinde bulundu. Sosyal Hizmet Uzmanı Hakan Şahin’in yanı sıra, yurtta görev yapan Psikolog Selma Kırmızı da görüşmede hazır bulundu.

Rapora göre S.Ö.’ye “Daha önceden ne yaşamış olursa olsun şu anda devletin koruma ve bakımı altında olduğu, kendisine yaşadığı olaylardan dolayı kimsenin zarar veremeyeceği, bundan dolayı kendisine zarar veren ve kendisini yapmak istemediği halde bu durumları yaşamasına neden olan kişilerin hak ettiği cezayı bulması ve kendisinin de bundan sonra geleceği ile ilgili olarak düzenli bir yaşam kurmasının önemli olduğu” hatırlatıldı.

Devlet koruması, hak ettikleri cezanın verilmesi... Ne ideal sözlerdi bunlar.

Yapılan görüşmede S.Ö.; dayısı, kuzenleri ve ablasının eşinin de dahil olduğu birçok yakın akrabası tarafından tecavüze uğradığını isim isim belirtti.

Görüşme ilerledikçe S.Ö. daha can acıtıcı yaşantılarını ayrıntılarıyla anlattı. S. Gülen’in oğlu olduğunu söylediği, S. Gülen ve İ. Gülen adlı iki kişinin de ismini verdi.

Ne acıdır ki; annesinin de kendisini başkalarıyla ilişkiye zorladığını belirtti.

Ve görüşmenin sonunda...

Dokuz yaşındayken...

2002’de ölen babasının da kendisine birçok kez tecavüz ettiği, rapora yansıdı. S.Ö’nün anlattıklarını dikkatle dinleyen Sosyal Hizmet Uzmanı Hakan Şahin ve Psikolog Selma Kırmızı, hazırladıkları 26 Kasım 2007 tarihli raporun “Değerlendirme ve Sonuç” bölümüne şunları yazdı:

“Kız çocuğunun uğramış olduğu ruhsal ihmal, fiziksel istismar ile cinsel istismara özellikle vefat eden babası, annesi ile yakın akrabaları tarafından maruz kaldığı ve bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal olarak olumsuz etkilenerek korunmaya ihtiyacı olan çocuk konumuna düşmüştür. Kız çocuğunun zihinsel olarak sebep sonuç ilişkisi kuramadığı, bundan dolayı yaşadığı olayları olduğu gibi anlatarak verdiği ifadelerin doğru olduğu kanaati uyanmıştır.”

İki uzman, “S.Ö. üzerinde cinsel ihmal ve istismarda bulunan kişiler hakkında yasal işlem yapılması” gerektiğini de raporunda vurguladı.”

“30 Kasım 2007...

S.Ö. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’na getirildi.

S.Ö. Adli Tıp’ta muayene edilirken, Yurt Müdürü Faruk İlhan’ın telefonu çaldı. Arayan, dönemin Erzurum Vali Yardımcısı idi.

Yurt Müdürü’ne “Çabuk gel” dedi.

Belliydi, S.Ö. konusunu görüşeceklerdi. Öyle ya, Fethullah Gülen’in kardeşi de “tecavüz” iddiasıyla şüpheli durumdaydı.

Neler oluyordu?

Bitmedi.

İddia o ki; dönemin Erzurum Valisi Celalettin Güvenç de S.Ö.’nün kaldığı yurdu bastı. Ve yurt yöneticilerine “Hoca’ya komplo mu kuruyorsunuz” diye çıkıştı. “Hoca” dediği Fethullah Gülen’di. Nasıl atlanır, o dönem AKP-Cemaat koalisyonunun olduğu mutlu günlerdi! Böylesi bir soruşturma, yani Gülen’in kardeşinin tecavüzle suçlanması, bu mesut evliliğin taraflarına zarar verirdi!

Halbuki...

Hiç mi sormadılar kendi kendilerine: 15 yaşındaki bir kız çocuğu mu Fethullah Gülen’e komplo kuracaktı?

Yanıtını öğrenmek istedik.

Dönemin Erzurum Valisi Celalettin Güvenç, 2014 yerel seçimlerinde AKP’den siyasete soyundu. Bugün Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı olan AKP’li Güvenç, aynı zamanda AKP Kahramanmaraş Milletvekili Sıtkı Güvenç’in de ağabeyiydi.

Farklı kaynaklardan doğrulattığımız hakkındaki iddiaları sormak için Celalettin Güvenç’i aradık. AKP’li Güvenç, S.Ö. dosyasını “hatırlamadığını” belirtti. Erzurum Valisi olduğu dönemde yurdu basıp “Hoca’ya komplo mu kuruyorsunuz” dediği iddiasını ise, “Ben yurda falan gitmedim” diyerek yalanladı.”


TANIDIK SAVCI GÖREV BAŞINDA

“Kim miydi o savcı dersiniz: Taner Aksakal!

Bir parantez açalım...

İleride, İlhan Cihaner hakkında Fethullah Gülen’e komplo kurma suçlamasıyla iddianame hazırlayacak olan özel yetkili savcıydı Taner Aksakal!

2010 yılında Erzurum’da görülen o davanın duruşmasında, cemaatleri sivil toplum kuruluşu olarak tanımlayan kişiydi.

Yani...

Fethullah Gülen’in kardeşi S. Gülen’in tecavüz şüphelisi olduğu S.Ö. soruşturmasında Savcı Taner Aksakal’ın görevlendirilmesi hiç de tesadüf değildi.

Bu, zaman içinde daha net anlaşılacaktı...”


TECAVÜZ RAPORU

Mağdur S.Ö.’ye dair Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan rapor da kitapta yer alıyor. 12 Aralık 2007 tarihli rapora göre S.Ö.’de “kronik fiili livataya ait bulguların olduğu” ve S.Ö.’nün “anal yolla cinsel ilişkiye girdiği” tespit edildi.

Yani, 15 yaşındaki S.Ö.’ye birçok kez tecavüz edildiği Adli Tıp tarafından kanıtlandı.


AKP-CEMAAT KOALİSYONU DEVREDE: TUTUKLULAR ÖZGÜR


Sonra neler mi oldu...

İki istihbaratçı polis, valiliğin arabasıyla Erzurum Nene Hatun Kız Yetiştirme Yurdu’na geldi. Mağdur kız çocuğu S.Ö. yurttan çıkarıldı ve Şanlıurfa’da bir Kadın Sığınma Evi’ne götürüldü.

Halbuki...

Böylesi nakillerde, kız çocuklarını bizzat yurt görevlileri götürürdü.

Şimdi neden valilik arabası, neden istihbaratçı polisler?

Yanıtı basitti: AKP-Cemaat koalisyonu el koymuştu S.Ö.’nün tecavüze uğramasına.

Kız çocuk şehirden uzaklaştırıldı.

Yurt müdürü, görevliler sürüldü. Haklarında soruşturma başlatıldı, büyük baskılar yapıldı.

Ve...

84 kişi hakkındaki soruşturmalar tek tek kapatıldı. Gülenlerin de aralarında olduğu tüm şüpheliler hakkında “kovuşturmaya yer yok”, tutuklular hakkında ise “beraat” kararı verildi.

Yani...

S.Ö.’ye tecavüz eden kimse yargılanmıyordu.

Üstü kapatıldı.


S.Ö. dosyası geçen yıl yeniden açıldı.

Mahrem, Barış TerkoğluMahrem, Barış Terkoğlu