• Üzülme

    Çünkü hüzün,
    Düşmanı sevindirir,
    Dostunu üzer,
    Haset edenin diline düşürür.

    Üzülme

    Çünkü hüzün,
    Kaybolanı geri getirmez,
    Öleni diriltmez, kaderi değiştirmez,
    Hiçbir fayda getirmez

    Üzülme
    Çünkü hüzün
    Sinirleri yıpratır,
    Kalbini yorar,
    Gecelerini mahveder.

    Üzülme
    Eğer günah işlediysen tövbe et,
    İstiğfarda bulun,
    Yanlış yaptıysan özür dile ve düzelt.
    O'nun rahmeti sonsuz,
    Kapısı hep açıktır.

    Üzülme
    Kaybettiğin şey için üzülme
    Çünkü daha pek çok nimetlere sahipsin.
    Allah'ın sana bahşettiği diğer nimetleri düşün hamd ve şükret.
    Allah Teala,
    "Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız
    Buna güç yetiremezsiniz" buyurmuyor mu?

    Üzülme
    Ehl-i dalaletin sözlerinden dolayı üzülme,
    Onların tenkitlerine sabrettiğin sürece
    Mükafatlandırılacağını unutma.

    Üzülme
    İnsanlara ihsanda bulunduğun sürece üzülme. Çünkü mutluluğun yolu insanlara ihsanda bulunmaktan geçer.

    Üzülme
    Çünkü iyiliğin mükafatı 10(on) mislinden 700(yedi) yüz misline kadar savap verilirken,
    Kötülüğün karşılığı ise sadece mislince yani
    1 günaha, 1 günah yazılır.

    Üzülme
    Dünya, ne seçim, ne geçim dünyasıdır;
    Dünya, bugün var yarın yok,
    İmtihan dünyasıdır.

    Üzülme
    Hakk'ın rızâsına uygun düşen belâ,
    Kulun sevgisini artırır.

    Üzülme
    Altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir.
    (Hz. Ali r.a.)

    Üzülme
    İnsanlar,
    Başlarına gelen belâ ve musibetleri ondan daha büyükleriyle kıyas etselerdi,
    Şüphesiz belâların bazısını âfiyet kabul ederlerdi.

    Üzülme
    Karşı karşıya kalabileceğin muhtemel bir musibet için en kötü ihtimal ne olabilir sorusunu kendine sor.
    Sonra bu muhtemel sonuca kendini alıştır,
    Ona tahammül etme konusunda kendine telkinde bulun.
    "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir."
    Ayetini tedebbür ederek
    Bu hali sakin bir şekilde iyimser bir tabloya dönüştürmeye bak.

    Üzülme
    - Şunu unutma yaşadığın günün sınırları içinde yaşamazsan sıkıntı ve kaygıların artacak demektir.
    Biraz daha açarsak;
    Sabaha çıktıktan sonra artık akşamı bekleme, akşama kavuşunca da sabahı bekleme.
    Ne maziye takıl kal ne de gelecek kaygısı içinde ol.
    Yani içinde bulunduğun ânı Allar rızasına uygun yaşa.

    Üzülme
    İnne maal usri yüsran /
    Her zorlukla birlikte kolaylık vardır.
    Yani kolaylık zorluğun içinde saklıdır!..
    Bir başka ifade ile;
    Kolaylık;
    Zorluk zannettiğimiz şeyin taa kendisidir!..
  • Kâlû Belâ'dan bir dûâda lâl olmuştum. Ayn(ع), Şın(ش), Kâf(ق) kuyusuna sukût ettiğim günden beri Yusûf(a.s) huyluyum...
  • Biz Kalû Belâ'dan Cem'iyet-i Muhammedî'de (Aleyhissalâtü Vesselâm) dâhiliz. Cihet-ül vahdet-i ittihadımız tevhiddir. Peyman ve yeminimiz imandır.
  • Seni boşuna mı seviyorum sanıyorsun? Biz, ''Kâlûbelâ''da beraber değil miydik? Ben o günü hatırlayamıyorum. Sen de hatırlayamazsın. Ama, mutlaka yanyana idik. Tanrı buyruğuna beraber baş eğmedik mi? Evet demedik mi? Çünkü sensiz eksik oluyorum. Yarım oluyorum. Biz, birbirimize ''Kâlû belâ''da vurulduk."
  • Aşk , dedim...
    Şeb-i yeldâ'nın son anındaydım;
    Derun'uma kast'eyledim...
    Kestim bileklerimi de,
    Pûr-çıplak
    Yürüdüm meskende;
    Bizi,bir ettim tek tende..!

    "Belâ
    Ve
    Kurtuluş"

    Ne edem ki,kitaba sığmadı...
    Hitâbım dağladı da,
    Kelam'ın terazisi almadı..!
    Kıtlık öncesiydi,
    Kelimelerim tükendi;
    Ukdesi kalbimdeydi,
    Tecellisi nasipti...
    Af diledim kabahatimden;
    Nice dermanlar gördüm,
    Tamammül'ü nâ-mümkün'den...
    Hem,vuslatı nesebsiz'di;
    Ve taammüden..!

    "Hâz
    Ve
    Hazine"

    Ne edem ki,z/amansızlığı tecrübeden gayrı..?
    Çaresizdim;
    Aşk'a niyet ektim can havli...
    Sûret'ten münzevî,
    Kaldırdım başımı göklere...
    Sızdırdı da Sadr'ıma
    O bilinmedik maviyi;
    Inan(ma)dım,Yar/yüzündeki gölgeme...
    Levh'inden üç harf çektim;
    Dedim,haydi Bismillah !!
    İhtişamına dayanıp,bildim de;
    Kavuştum sözüme...

    "Gül
    Ve
    Yangın"

    Ne edem ki,vefa ile boy verdim...
    Toprağa gömülmedim aşk ölende;
    Ter damlattım,soğuk sövemde...
    Bir'i(l)ktim mahzeninde;
    Ben ki,önce Aşk demişim !
    Babam beni ilk dövende...

    "Güzellik
    Ve
    İyilik"

    Ne edem ki,boyun eğdim hükmüne...
    Gelen'dir;
    Günahımı mukallit,
    Kıyam'a durdu..!
    Gözlerime şerh'en yasak koydu da
    O gerçeği kuşatan sır;
    Bu yolda adımlarım utanmıyordu..!
    Tükettim ben ömrümü;
    Kasvetli mürekkebim
    Çözdükçe harflerdeki düğümü,
    Alınyazımdı dedim !
    Alnıma yok yazıldı...
    Vaat'le vebâl arası,
    Biteviye bir varlık sancısıydı;
    Benden,bir ben daha doğurdum..!
    Adını Yunus'ca koydum...
    Şimdi , ben ne'ydim ?
    Ben ki n'ettim ?!

    "Küskünlük
    Ve
    Pişmanlık"

    De ki, N'ettim !
    De hele...
    Değişmedim,
    Hiçbir şey değişmedi;
    Eğleşmedim !!
    Hele helee..!!
    Hem ki,Aşk duasına durdum;
    Bilirim ki,dosdoğruydum...
    Beni bağışla kadrince,
    Sonsuz boyu seviyordum...

    "Asil
    Ve
    Din(g)ince"

    Ne edem ki,feryattayım fasılasız...
    Nerde işitecek Adem ?
    Nerde bülbülistanın Şah'ı..?
    Kim susturdu ellerimin ayasını ?
    Kim(se) (s)ustu ,kavranmazdı mâna'sı;
    Kusursuz su(nu)suşuma razıydı
    Her nifâk damlası...
    Sessizliği bekledim,durdum;
    Anlatamadıklarım kıyamete kal(ma)sın,
    Ben kendimi el'ân duydum..!!

    "Mahşer
    Ve
    Gözyaşı"

    Ne edem ki,bir yetim hıçkırığıdır
    Eksilen yanım;
    Ah,bir su yangını !
    Deyin hele,Aşk'ın şefkati var mı ?
    Ki;sarsın bedenimi,yanılgılarımı...

    "Kıvılcımsız
    Ve
    Kırılgan"

    Ne edem ki , sordum...
    Ey,kalbime yazılanım
    Ey,kalbinde azalanım
    Ey,kalbiyle yazanım;
    Ey,kalb-i hazan'ım..!
    "Ne'n var" dedim,
    "Sadr'ında ölüme b/aşk'aldıran..??"
    İlk anda dile geldi,bir kerede;
    "Kabulümsün" dedi...
    İn(s)andım;
    Ağladım...
    Çektiklerime değdi..!!
    Çekildim,
    Vesselâm...

    "K / ağıt
    Ve
    Uzlet"

    // Yusef Masadow //
  • Mevlânâ’nın türbesinin girişinde bu manalarda şu beyt vardır: vb

    “Lâ tahzen / Üzülme.. Çünkü hüzün, düşmanı  sevindirir, dostunu üzer, haset edenin diline düşürür.

    Lâ tahzen / Üzülme.. Çünkü hüzün, kaybolanı geri getirmez, öleni diriltmez, kaderi değiştirmez, hiçbir fayda getirmez.

    Lâ tahzen / Üzülme..… Çünkü hüzün sinirleri yıpratır, kalbini yorar, gecelerini mahveder.

    Lâ tahzen / Üzülme.. İnsanlara ihsanda bulunduğun sürece üzülme. Çünkü mutluluğun yolu insanlara ihsanda bulunmaktan geçer.

    Lâ tahzen / Üzülme.. Çünkü iyiliğin mükafatı on mislinden yedi yüz misline, kötülüğün karşılığı ise sadece mislince.

    Lâ tahzen / Üzülme.. Dünya, ne seçim, ne geçim dünyasıdır; dünya, bugün var yarın yok, imtihan dünyasıdır.

    Lâ tahzen / Üzülme.. Hakk’ın rızâsına uygun düşen belâ, kulun sevgisini artırır.

    Lâ tahzen / Üzülme.. Altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir. (Hz. Ali r.a.)

    Lâ tahzen / Üzülme.. İnsanlar, başlarına gelen belâ ve musibetleri ondan daha büyükleriyle kıyas etselerdi, şüphesiz belâların bazısını âfiyet kabul ederlerdi.

    Lâ tahzen / Üzülme.. - Şunu unutma yaşadığın günün sınırları içinde yaşamazsan sıkıntı ve kaygıların artacak demektir. Biraz daha açarsak; Sabaha çıktıktan sonra artık akşamı bekleme, akşama kavuşunca da sabahı bekleme. Ne maziye takıl kal ne de gelecek kaygısı içinde ol. Yani ânı yaşa.

    Lâ tahzen / Üzülme.. - “İnne maal usri yüsran / Her zorlukla birlikte kolaylık vardır.” Yani kolaylık zorluğun içinde saklıdır...!

    Allah a emanet olun inşallah
  • Seni boşuna mı seviyorum sanıyorsun? Biz, ''Kâlûbelâ''da beraber değil miydik? Ben o günü hatırlayamıyorum. Sen de hatırlayamazsın. Ama, mutlaka yanyana idik. Tanrı buyruğuna beraber baş eğmedik mi? Evet demedik mi? Çünkü sensiz eksik oluyorum. Yarım oluyorum. Biz, birbirimize ''Kâlû belâ''da vurulduk."
    Dilaver Cebeci
    Sayfa 27 - Panama Yayınları