• Ufak bir kıpırdanışın ardından oturduğu yerde usulca dikleşti. Başını hava
    doğru kaldırıp,





    “Sevmek, sevdiğini mutlu görmek demek… O mutlu olursa sen de mutlu olursun…”
    dedikten sonra derin bir nefes aldı ve,





    “Peki kalbim neden bu kadar çok ağrıyor…?!”





    Biraz önce mırıltı gibi gelen sesin şimdi bir yalvarıştan farkı yoktu. Ben
    olduğum yerde öylece kalakalmışken kalbim bir mengenenin arasında sıkışıyordu
    sanki. Biraz önce havayı doyumsuzca sömüren ciğerlerim şimdi içine dolan havaya
    dışarı çıkması için müsaade etmiyordu.
  • Müşfik: "başımın şurasına bi ağrı girdi"
    Mücver: "neresi, şurası mı?"
    Müşfik: "of tam orasıyken diğer tarafa geçti"
    Mücver: "ne tarafa"
    Müşfik: "yakala yakala kaçıyor, yukarı doğru gidiyor, aman Allah'ım"
    Mücver: "ne oluyor, n'apcaz, hemen bir ambulans çağıralım"
    Müşfik: "ambulansa haber verme, balık sezonu değil"
    Mücver: "ne diyorsun, ne saçmalıyorsun"
    Müşfik: "psikolog çağır erken teşhisle geç delirebilirim"
    Mücver: "psikolog çağrılır mı be adam!"
    Müşfik: "insan değil mi, çağır gelsin"
    Mücver: "saat gecenin zorttiği, kimse gelmez"
    Müşfik: "kırıkçı Hüsrev Amca'yı çağır"
    Mücver: "o ne alaka"
    Müşfik: "kalbim kırıldı"
    Mücver: "aşık mı oldun, bu yüzden saçmalıyorsun di mi çakaaal"
    Müşfik: "ben aşık olmam"
    Mücver "niye?"
    Müşfik: "yıllar önce aşık olduğum biri vardı, sen aşık değilsin demişti, o bana yalan söylemez, aşık değilim ben"
    Mücver: "sana ulaşmak çok zor"
    Müşfik: "telefon odamda pek çekmiyor"
    Mücver: "sen gerçekten delisin"
    Müşfik: "yarın günlerden ne"
    Mücver: "cuma"
    Müşfik: "peki Cuma'nın bundan haberi var mı?"
    Mücver: "nasıl yani"
    Müşfik: "bir güne isim verirken sordunuz mu o gün o ismi istiyor mu diye"
    Mücver: "gün zaten kendisinin bir gün olduğunu bile bilmiyor ki"
    Müşfik: "nereden biliyorsun bilmediğini"
    Mücver: "empati kuruyorum"
    Müşfik: "bence takvimler yanlış, yani bazen cuma günleri perşembe günlerine denk gelebilir"
    Mücver: "iyice saçmalıyorsun, bence uyumalısın artık"
    Müşfik: "hiç uykum yok"
    Mücver: "tabi akşama kadar uyursan geceleri uyuyamazsın"
    Müşfik: "uykumu gündüz almışım zaten o zaman sorunum uykusuzluk değil"
    Mücver: "gece uyumazlığı"
    Müşfik: "güzel uydurdun"
    Mücver: "sağol"
    Müşfik: "ben de bir şey uydurdum"
    Mücver: "ne"
    Müşfik: "gece uyumazlığı"
    Mücver: "onu ben uydurdum"
    Müşfik: "hayır ben uydurdum"
    Mücver: "ya sabır!"
    Müşfik: "beni sevmiyor musun"
    Mücver: "elbette seviyorum"
    Müşfik: "mecbur olduğun için mi"
    Mücver: "hiç düşünmemiştim, belki de öyledir"
    Müşfik: "bana karşı dürüst olmadığın için teşekkür ederim"
    Mücver: "ben dürüst oldum sana karşı"
    Müşfik: "öyleyse özür dilerim"
    Mücver: "özür ne için"
    Müşfik: "bana karşı dürüst olmak zorunda olduğun için"
    Mücver: "cafcaflı kelimeler kullanmış olmak için mi saçmalıyorsun"
    Müşfik: "neden saçma olduğunu düşünüyorsun"
    Mücver: "düşünmedim, sadece saçma"
    Müşfik: "nasıl"
    Mücver: "yani bir salatalığın neden salatalık olduğunu düşünür müsün, hayır görür görmez o bir salatalık dersin"
    Müşfik: "hayır demem"
    Mücver: "ne dersin ya"
    Müşfik: "hıyar derim ben, salatalık bisküvi çocukları der"
    Mücver:"öyleyse yineleyeyim, bir hıyarın neden hıyar olduğunu düşünür müsün, hayır görür görmez o bir hıyardır dersin"
    Müşfik: "hayır demem"
    Mücver: "oofff ne dersin?"
    Müşfik: "bir şey demem, kim bir hıyar görünce bu bir hıyar der ki, zaten o bir hıyar"
    Mücver: "seninle konuşmak insanı tuhaf hissettiriyor"
    Müşfik: "beni ciddiye alırsan uyum sağlayabilirsin"
    Mücver: "seni ciddiye almasam yanında durmam, ciddiye alıyorum"
    Müşfik: "beni seviyor musun?"
    Mücver: "evet seviyorum"
    Müşfik: "delirdiğimin farkında mısın?"
    Mücver: "hayır deli değilsin, dikkat çekmeye çalışıyorsun"
    Müşfik: "kimin dikkatini çekmeye çalışıyorum"
    Mücver: "benim"
    Müşfik: "buna gerek yok, zaten ikimizden başka kimse yok burada, teorilerini yeniden gözden geçir"
    Mücver: "oturup teori düşünmüyorum, sadece sana ulaşmaya çalışıyorum"
    Müşfik: "sırtımı sıvazla"
    Mücver: "neden karnın mı ağrıyor?"
    Müşfik: "sırtımı sıvazlamak sana iyi gelir"
    Mücver: "neden, yeni bir psikolojik keşif mi bu?"
    Müşfik: "hayır öyle aklıma geldi, iyi gelir bence"
    Mücver: "tamam dön sırtını"
    ....

    Mücver: "böyle iyi mi?"
    Müşfik:"evet evet, azıcık yukarıların da derisini parmaklarının arasına alıp biraz sık, mıncıklar gibi"
    Mücver: "o neden?"
    Müşfik: "bana iyi gelir"
    Mücver: "kuluncun mu var?"
    Müşfik: "beni seviyor musun?"
    Mücver: "evet seviyorum"
    Müşfik: "ben de seni seviyorum"
    Mücver: "biliyorum"
    Müşfik: "neden hiç seni sevip sevmediğimi sormuyorsun?"
    Mücver: "sevdiğini biliyorum"
    Müşfik: "emin misin?"
    Mücver: "evet"
    Müşfik: "bir portakalı nerede görürsen tanır mısın?"
    Mücver: "evet tanırım"
    Müşfik: "şu bir portakal mı?"
    Mücver: "evet"
    Müşfik: "hayır o turunç"
    Mücver: "hayır o bir portakal"
    Müşfik: "hayır hayır, aşısız bu, yenmez"
    Mücver: "hadi ya, ne kadar da benziyor portakala"
    Müşfik: "sana olan sevgim gibi"
    Mücver: "nasıl yani?"
    Müşfik: "sana olan sevgim turunç, ama senin gördüğün portakal"
    Mücver: "yoksa bana mı aşıksın?"
    Müşfik: "evet"
    Mücver: "bunu neden daha önce söylemedin?"
    Müşfik: "sen sırtımı sıvazlarken aşık oldum"
    Mücver: "öyle aşık mı olunurmuş?"
    Müşfik: "nasıl aşık olunur?"
    Mücver: "bilmiyorum"
    Müşfik: "evet öyle aşık olunur"
    Mücver: "ama ben sana aşık değilim"
    Müşfik: "nereden biliyorsun?"
    Mücver: "biliyorum işte"
    Müşfik: "her şey senin için çok net değil mi?"
    Mücver: "hayır"
    Müşfik: "nereden biliyorsun?"
    Mücver: "beni çıldırtmak mı istiyorsun?"
    Müşfik: "sen çıldırmak ister misin"
    Mücver: "aslında isterim"
    Müşfik: "ne tür çıldırmaklardan hoşlanırsın?"
    Mücver: "bu konuşma beni bir yerlere götürmeyecek"
    Müşfik: "bir yerlere götürmek zorunda mı?"
    Mücver: "değil"
    Müşfik: "bu geceye bir isim verelim mi?"
    Mücver: "olur, ne olsun ismi?"
    Müşfik: "su olsun"
    Mücver: "su mu, neden su?"
    Müşfik: "evet su, çünkü susadım"
    Mücver: "al bunu iç öyleyse"
    Müşfik: "teşekkür ederim"
    Mücver: "rica ederim"
    Müşfik: "su gibi aziz ol"
    Mücver: "sağol"
    Müşfik. "tamam
  • Seni son kez hatirlayacagim. Ebediyen unutmak icin. Ve hatirlanacagin tek yer sana yazilan bu son satirlar olacak. "Ihanet, kendini; sadakat, iradeni dinlemektir" derler. Bu mantikla dusunup karakterine baktigimda ne oldugunu degil ama kendini ne sandigini gorebiliyorum. Umarim soylediklerimden yola cikarak soyleyemediklerimi anlayabiliyorsundur.

    Bu ayriligi terk edilmek olarak degil, kendimi senden geri almak olarak goruyorum. Bir kahrin oldu farkinda misin? Asigin olmak degil, asigin kalmakti derdim. Senin yuzunden kac yanlisa inandim bilemezsin. Kendini guzel ambalajlamissin. O hediye paketinin icince beni bir cirkinlige surgun eden iyilik ve guzellik gibiydin. Kendini guzel seviyormus gibi gosteren iyilik kiligina girmis kotuluktun aslinda sen. Guzel kandirdin beni. Belki biraz dikkatli baksam gercegi gorebilirdim ama karanligi fark edebilmen, karanlikta gormen anlamina gelmiyormus sonradan fark ettim.

    Bana senin ne kadarini ayirmistin? Hangi yanini? Benim bilip senin bilmedigin yanini mi? Senin bilip benim bilmedigim yanini mi? Hangisiydi bana layik gordugun? Neydi bende, once guzel bulup sonra begenmedigin? Guzeli sevmen degil, guzel sevmendi onemli olan ama sen bunu beceremedin. Aslinda insanlarin birbirini sevmesinde de degil mesele; sevmeye devam edebilmesinde... Duygularina islenmis kenar susu, oyali yalanlarina kandim. Sence ne kadar saftim?

    Kadinlarin guzel gorunmek icin yaptigi makyajla, erkeklerin kalbe girmek icin soyledigi yalanlar arasinda fark yoktur. Ikisi de karsi tarafi etkilemek icin yapilan gercekdisiliktir. Nasil bu kadar yalana dustugunu hala anlayabilmis degilim. Kelimeler bunu anlatamiyor. Senin dilini sen anliyor musun? Belli ki anlamiyorsun. Anlasaydin kendinden igrenirdin... Bana da sadece yuzune susmak dusuyor bu durumda; kendi dilinden bile anlamayan birine susarak ne anlatilabiliyorsa... Kendi kendini yikan bir hayalsin artik anla!

    Ask, karsindakine seni incitebilme ayricaligi verir. Ve diger taraf bunu cok iyi bilir. Biliyordum ben, seni severken... Cunku gozum kapali sevdim seni. Belki de bu yuzden bu kalp senden baskasini goremedi. Ama simdi cok agriyor. Ben de baskalari gibi seni aklimla sevseydim aciyan yerim kalbim olmazdi degil mi? Sen benim icimdin. Icimken icimde öldün; simdi hangimizin basi sag olsun?

    En azindan aramizda gercek bir ayricalik konusmasi olsun isterdim. Iki medeni insan gibi ayrilsaydik keske. Belki de hatani anlar degisirdin? Ah pardon! Her seferinde unutuyorum. Yilan deri degistirince isirmaz saniyorum. Yilanin deri degistirmesi onun yilan oldugu gercegini degistirmiyordu degil mi?

    Ben seni ruh esim yapamazken sen beni ask cinayetine nasil suc ortagi yaptin? Bunlari korkarak yazdigimi sanma. Yenilmekten korkmuyorum. Cunku bu oyunu biliyorum. Erkekler en buyuk yanlislarini en dogru kadinlarda yaparlar. Bunu hep yasiyorum. Belki de senin sucun yok, ben sana yanlis basladim. Kirilmis bir kalp neresinden baslanabilir ki onarilmaya? Iyi kalpten ölür mü insan? Bazen ölür. Ben belki ölmedim ama cok yaralandim. Ve bugun actigin yara daha kac yarinimi kanatacak acaba?

    Neden bazi geceler diger gecelerden daha karanliktir bilir misin? O geceler hayatinin kirik anlarina denk gelir. Ne dogrulabilirsin ne dusunebilirsin. Bir sancidir o yurekte sapli kalan. Herkesten uzaklasirsin ama isin kotu yani kendine de yaklasamazsin. Kendinle hep savasirsin. Ben senin icin kendimle savasmayi goze aldim. Kendimle olan savasimda kazanan oldukca yeniliyorum. Insanin kendini yenmesi zafer midir?

    Cok oldu yanimda uyumak isteyen ama benim aradigim yanimda uyanmak istedigim biriydi. Ve ben hala degismedim. Beni biraktigin gibi misin bilmiyorum ama ben hala birakildigim gibiyim. Baktigin yerden degil verdigin degerden anlamaya calisiyorum seni. Bari beni kaybetmekten korkuyormus gibi yapsaydin. Bir tesellim olurdu elimde avucumda en azindan. En dogru olani bulamasam da... Bu hayatta daha az yanlis olani buldum ama dogru olani bulamadim hala...

    Hep mutlu olmak icin sevdin; cunku bencildin. Keske biraz da mutlu edebilmek adina sevseydin. Siradan olabilecek kadar cesaretliymissin. Tebrik ederim! Sahte gulumseyislerle yasayanlar, gercegini cabuk unutur. Su yalan dunyaya bir yalan olarak da sen eklen sanki ne olur? Sen benim yanilgim oldun, ama ben senin yenilgin olacagim. Saklamak istedigim cok sey var, tum bunlari o yuzden yaziyorum.

    Sen hic mutlu anlarini dusunup agladin mi? Senden sonra bu noktaya geldim biliyor musun? Seninle yasadigim mutlu anlari dusunup dusunup gozyasi doktum. Isyan ettim bazen, "ölümsün sen hayat!" dedim. Yasatip yasatip yanina alan... Ama hicbir seyi iyi etmedi bu isyanim. Actigin pencere bir hapishane duvarindaysa ne ise yarar? Zamanima kazanircasina sizmissin, cok sonra anladim. Soylesene; gonul evini benim yikintilarim uzerine mi kuracaktin? Bakalim etrafinda kimselerin kalmayisi sana neyi hissettirecek, yalnizligi mi ozgurlugu mu? O cukurun icine dusen benmisim gibi gorunse de sen kendi kuyunu kazdin.

    Seni anliyorsam, benim dilimi konusmayi ogrendiginden degil, senin dilini anlamayi bildigimdendir. Cok zaman aldi bunu ogrenmek ve oldukca pahaliya mal oldu. Sonunda bana kimseye baglanmamayi ogrettin. Oysa ben insanlara senin yuzunden guvenmistim. Sen sen ol bundan sonra sevmiyorsan kimseyi kandirma! Bu sevmemekten daha mahvedici...

    Suyun ustunde durabilmeyi becermekle yuzucu olunmuyor denizci bey! Kendini dahi kandirabilecek kadar iyi bir yalanci olman da seni kurtaramayacak gerceklerden. Insanin ici yuzune vurur. Kiminin isigi, kiminin karanligi, kiminin de yarasi... Sende o kadar cok degisti ki bunlarin yerleri... Degismeyi hep bildin. Bildin de kendin olmayi bir beceremedin. Bundan sonraki asklarinda "Birinin askina layik oldum" de. "Asik oldum" deme. Sen bu saatten sonra ancak sevilmeyi, deger verilmeyi bekler, sadece asklar dilenirsin. Yalnizliginda emegi gecen herkese kufur edersin. Benim biriktirdiklerim senin harcadiklarindi. Ne kadar bildigin degil, bildiklerinin ne kadari umrunda; iste bu onemli. Sen solmus bir yapragin agactan dususunu izlersin, ben o yapragin nasil öldügünü bilirim; cunku sen seni harcarken ben kendimi biriktirdim. Kalbine sigmayanlari bavuluna sigdirabildigine gore artik gidebilirsin. Git ve dogrunun seni bulmasini dile... Hep bir marti bekle ama bekledigin yerde denizin olmadigini bilme!

    Hayatin neresinden hatirliyorsan oradan unut beni. Gelir hafiza defterimden bir gun siler seni biri... Aklim ve kalbim arasindaydin, simdi iki dudagimin arasindasin. Sen cirkinlestikce ayrilik guzellesiyor bak. Hosca kal. Hayirsiz korkak, hosca kal.
  • 9-Yavuz Çetin–Dünya-
     https://www.youtube.com/watch?v=H-3japrHgyM


    Durgunum yine sensiz suskunum
    Ne olduğunu bilmeden gidişin,
    Kör ettiğin yüreğimin susuzluğu.
    Ayna da ki yüzümden utanıyorum,
    Veda etmeden, cekip gidişin...

    Ömrümü bahar ettiğim, güzümü bilmediğim yokluğun da kör ettiğim kışım, seni öyle özlemişim ki, bilmeden yapayalnız sevmişim. Dala bir kuru yaprak koysalar ben buymuşum diyecek kadar sevmişim. Yıllara meydan okuyan göğsüm de kelebek sıkışmış, yapayalnızlık değil de hani sensizlik. Âlem beğenmez beni bilirim sende belli ki beğenmemişsin. Ben seni aynaya bakarak sevmemişim ki.

    Bu günler de bana zor gelen alışamadığım senin yok oluşun değil de, güzelim güneşi, bedenim de hissedemeyişim. Lokmaları nasıl atıyor ağzıma da bir türlü çiğnemek gelmiyor içimden, zaten yediğim bir hafta da üç öğün. Bir öğünü seni bir daha görebilir ümidi ile yutkunuyorum. İkincisini dostlarım arkamdan enayi demesinler diye yiyorum. Sonuncu öğünümde Rabbim affetsin diye yiyorum.

    Geçen gün yine bir kız ile tanıştırdılar çok güzeldi, senden de güzel, senden de uzun ve senin gibi masum bir güzelliğe sahipti. Baktıkca eridim gördükçe gülücükler açti kalbim de. Seni unutturdu. Gamzeleri de vardı senin gibi, yarım ama senin gibi kıvrımlı. Sonra içim de bir acı sonra elimde bir acı, duman mi olmuştum yoksa o senmiydin, yoksa seni bana biri mi getirdi bilemedim. Uyandiğim da yatağim sıcak etrafım da ateş, bedenim alev. Hastane de açtım gözlerimin birini öbürü yok. Doktor ağrın var mı diye soruyor, be acım car diyorum. Neden ağrıyor, gözün mü diyor. Ben acım var diyorum, acım....
    Doktor diyor ki olacak o kadar acın bir gözünu kaybettin, sağ yanın neredeyse iflah olmaz... ben diyorum ki sol yanım nasıl? Unuttum ağrı mı da acımı da...

    Ooff oofff
    Bilsem ki; yarın geleceksin bu dünyadan kaçarım, bilsem ki; bu gün geleceksin, geldiğin yere göçerim. Bilirim bana kıyamazsın, tamam da neden gittin..? Nasıl sevdin, ben mi sevemedim...

    Sana bir şiir daha yazdım, baharımı güz eden, yaz'ımı kış eden güneşim. Ama ne kadar doğru yazdım bilmem. Sağ elim geçen ay gibi iyi tutmuyor, sol yanımdan güç alirken titriyorum. Kağıda yazdığım şu sözcükleri internet kafe de ki delikanlıya dil ile çevirirken zorlandım, unuttuğumdan değil, kötü yazdığimdan da değil. Göz yaşlarım kipriklerimi kapattığından...

    Mavi bir ay vardı dün gece,
    Ve sen benim mavimdin
    Laciverte çalan gece de,
    Sabah turuncu bir rüzgar vardı.
    Ve ben bu sabah seni görmeye geleceğim.
    Mektubunu soğuk mezar taşının dibine gömeceğim.
    Biiyorum okuyamazsın.
    Göz yaşimla yazdığım dizeleri,
    Bulutların göz yaşları ile silinsin.
    Ben o kara toprağın el süremiyorum.
    O toprağa nasıl gireceğim, onunda bilmiyorum.
    Öyle ya! fark etmeyeceğim...
    Nefes almak en kolayı imiş,
    Ya da seninle!
    Zor olan ölümmüş.
    Sensiz ölüm.
    Beynim de büyüyen ur'a üzülmüyorum da,
    Kalbime gömüpte, seni yaşatamadığıma...
    Al bu emanetin.
    Okuyamazsın biliyorum ama
    Seni Seviyorum...

    Kadim TATAROĞLU
  • Şimdiki Çocuklar Harika ...Ilkokula giden iki öğrencinin gözünden anne ,baba,öğretmen vs.yetiskinlere bakışını konu alan mektuplasmalarindan oluşur ...

    Not :Bu yazdıklarım inceleme gibi değildir .Sadece sıcağı sıcağına kitabın ben de bıraktığı izleri daha iyi anlayabilmeniz için 4 yaşındaki yavruma annesinin mektubudur :)


    ****ÇocukIar, göremeyeceğimiz bir zamana gönderdiğimiz, canIı mesajIardır. NeiI Postman

    Sevgili yavrum,

    Mektubunu aldim.Kimi zaman tebessüm ettim,kimi zaman hüzünlendim ,kimi zaman da kızdım kendime ...Insanın kendisini görmesi için bir ayna şart imiş .Her bir mektubun davranislarima birer ayna olarak yüzüme şamar gibi yansıdı ...


    Ah be evladım .Şuan sen çok küçüksün.Bir gün sen de buyuyeceksin.Sen de anne veya baba olacaksın günün birinde .Benim de seninle birlikte büyüdüğümü ,olgunlastigimi o zaman anlamış olacaksın .Her yetişkin nasıl ki içinde bir çocuk barindiriyorsa,sen de geleceğin bir yetiskinisin benim gözümde .Biz yetişkinler geride bıraktığımız çocukluk çağını hiç yaşamamış gibi çocuklarımızı yetiştirmeye çalışırız .Onlara istemsizce çocuk gibi değil de yetişkin gibi muamele ederiz.Halbuki senin de belirtigin gibi her çağın ayrı ayrı güzelliği var.Bir daha bu çocukluk dönemini istese de yaşayamıyor insan .Doyasıya ,içi içine sigmamacasina vaktinde yaşamak var her şeyi ...



    Sana bir anımı anlatayım.Ben dahil üç kardeşimin arasında birer yaş var .Dolayısıyla annem bizi büyütürken çok zorlanmis.Evin işine gücüne yetisememekten sinirli bir insan olup çıkmıştı .Biz ilkokula gitmeye başladığımız zaman eve dönmeye korkardik ablamla.Annem çok titiz bir insan aynı zamanda .Patlamaya hazır mısır gibi :) her an beklemede.Akşam olunca babam işten döndüğünde, annem bizim yapmış olduğumuz yaramazliklari rapor olarak babama verirdi .Eyvah eyvah şimdi esas merasim başlıyor diye düşünürdüm .Babam neden böyle yapıyorsunuz ,annenizin yükü ağır,annenizi neden üzüyorsunuz diye sorunca ...Baba biz her gün okula gidiyoruz .Zaten okula yeni başladığımız için yeni arkadaşlıklar,
    öğretmenimiz vs. iletişim noktasında oldukça yabancılık çekiyoruz .Bir an önce eve gelip nefes almak ,mutlu şirin yuvamıza kavuşmanın özlemini taşırken birden "annem" geliyor aklıma.Yine sinirlenecek ,yine bağıracak,yine kızacak ...Biliyor musun artık eve gelmek istemiyorum.Gidecek yerim de yok.Çok huzursuzum .Biliyor musun yavrum bunları babama söyledikten sonra babam annemle konuşmus.Annem çok üzülmüş.Yavrularimin böyle düşündüğünü hiç düşünmemiştim .
    Elimde olmadan onların küçücük kalplerini paramparça etmişim.Mutluluk hayallerini yakıp yikmisim diye hıçkıra hıçkıra ağlamış.Ondan sonra annemin bize karşı davranışları iyileşmeye başladı .Bazen duymak gerekiyor işte demekki güzel yavrum İnsan kendisini göremiyor iletişim şart ,ayna şart !!!



    Şimdi çok küçüksün yavrum .Büyüdüğün zaman içindeki küçük çocuğu görebilmek mesele .İşte şimdi ben de anneyim .Annelik kolay bir şey değil ki yavrum.Anneliğin bir eğitimi yok ki öncesinde dersine hazırlanıp sınavını başarıyla atlatalım.Benim öğretmenim sensin.Seninle ağaçların ,yaprakların ,
    çiçeklerin farkına vardım ben de.Yapraklarin üstünde neşeli neşeli çatır çutur sesleri eşliğinde dans edisinle kalbimin tıkalı yollarını açtın.Sen yaşama dokundukça ilmek ilmek sevgiyle dokudun yüreğimi de.Babaannenle vedalastigin o gün anne kalbim ağrıyor ,çok üzülüyorum diye dudak buktugunde ;benim de yüreğim kat be kat ezildi .Bilgiç tavirlarinla dediğim bir şey kafana yatmadiginda anne,
    sacmaliklarindan bıktım dedin,nerden buluyorsun bu cümleleri diye hayret edip,içten içe tebessüm ettirdin . Hayatın akışı içinde bana bu yolculukta eşlik eden ,yol gösteren sensin .Doğduğundan beri yüreğim artık dışarda ,seninle nefesinle birlikte atıyor elimde değil ki be güzel yavrum.Şimdi dediğim gibi çok küçüksün.Bir gün kendini daha önce yargiladigin ,ayipladigin belki de kinadigin şeyi yaparken bulacaksın .Çünkü başına gelmeden önce yargılamak çok kolaydır .Tecrübe etmek ise bambaşka. Ne olursa olsun şu sözümü animsa; büyüdüğünde göğüs kafesindeki o çocuk kalbe her zaman kulak vermelisin.
    Hislerine odaklanmalisin, o zaman belki yanlislarimizi aza indirgemek mümkün olabilir .


    Geçen gün sana bağırdığımda ağlayarak neden bağırıyorsun annecim diyerek gözyaşların benim kalbimi yaktiginda ;
    Oğlum bagirmiyorum sadece bir an yüksek sesle konuşmak zorunda kaldım ,dediğimde nasıl da tebessüm etmiştin.Kıyamam yavrum o gözyaşlarına ...Yine bir gün olumsuz bir davranışın için sana sinirlendiğimde ;annecim sen bana kızmıyorsun ,benim yaptığım davranışa kızıyorsun değil mi diye sormuştun .Oysa her defasında niyetimin seni üzmek değil beni üzen şeyin ,yaptığın olumsuz davranışının altını çizmek olduğunu söyleyen bir anne olarak tebessüm ettim .Nasıl da unutmamışsın , hafizana kaydetmissin ,hayret ettim .Yine söylüyorum yavrum ;yavrum diyorum özellikle bu şekilde hitap etmem çok hoşuna gidiyor bunun farkındayım .
    Ben seni sen olduğun için seviyorum.
    Canımsın .Ben ne kadar coksam sende ,sen de o kadar coksun içimde.Seni unuttuğum ,
    kırdığım ,ihmal ettiğim yerlerden hatırlamaya başlayacağım ,hatalarımı telafi edeceğim inş .Sen benim gönlümde yeserttigim çiçeğimsin.Senin solmana,kurumana gönlüm razı olur mu hiç ?...Iyi ki varsın yavrum.

    Erhan Bey'den hatıra :) https://www.youtube.com/watch?v=yERildSsWxM

    Keyifli okumalar...