• 145 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Merhaba:)Efendim incelemeye başlamadan önce Üstad Nurettin Topcunun ruhuna rahmet diliyorum kendisine teşekkür ediyorum.Bu güzel eseri ve yazarı bir yaz sıcağı tatilinde keşfetmiştim TRT belgesel de hayatını dinleyince maceram o esnada başladı ve hayatım kendisiyle değişti. Kitaplarını hemen aldım tabiki ilkin ağır gelmişti ama sonra okudukça anlama duzeyim arttı;ve artık yabancı değil adeta eserleri ve kendisiyle içli dişli olmaya başladım.Üstadı herkesin özellikle okuması gerektiğini düşünüyorum hani laf olsun diye söylemiyorum hakikatten kendisi türk fikir dünyasının önemli bir münevveridir, bir değerdir. kendisini ironik iğnelemelerle eleştirmeye kalkanlar oldukça komik bir duruma düşmektedirler nazarımda. öncelikle kimse, kendi şahsi görüşünü mutlak gerçeklik gibi sunmamalıdır önemli olan bu Kelimenin tam anlamıyla yalnız adam aslında Türkiye gibi ideolojik imanlara gark olmuş bir ülkede de yalnız kalmaya mahkumdu belki de.
    onu ne solcu çuvalına koyabilirsiniz ne de sağcı çuvalına. ekonomik bağlamda sıkı bir sosyalisttir hayatı ve çalışmalarıyla ilgili bilgi almak için surdan bakınız ben laf kalabalığı yapmak istemiyorum dostlarım verdiği eserlerden belli zaten kişiliği ve kaleminin sağlamlılığı.Bilhassa Bugünkü Turkiyeyi ve ideolojileri ekononomi ve eğitime kadar anlamak isteyenler okumalı;

    https://www.google.com/...r-nurettin-topcu/amp
    https://islamansiklopedisi.org.tr/topcu-nurettin

    KITABA GELECEKSEK;

    Var Olmak, düşünmek ve hareket etmek demektir. ” diyerek ilk sözü söylüyor Üstad Nurettin Topçu. Ve devam ediyor  ” Var Olmak, istemek ve sevmektir.”
    Var olmanın, varlığımızın anlam kazanmasının düşünmek, istemek ve hareket etmek ile mana kazanacağını belirten Ustad kitabında bu üç eksen etrafında hayat yolunda yapılması gerekenleri anlatıyor.
    Düşünceler ve Duyuşlar olmak üzere iki bölümden oluşan kitap ilk bölümde insanın düşünce dünyasına değinirken; ikinci bölümde daha çok insanın ruhuna seslenen yazılardan oluşuyor.Bikac alıntıyla gostereyim;
    " bir ihtirasın tahriki insan ruhunun bütün diğer bölgelerinde felç yaratıyor. ”
    ” İnsan ruhu aleme doğru yayılırken aynı zamanda kendi içinde derinleşmelidir. ”( s.22)
    ” Aşkın şahidi ise ızdıraptır. Iztırapsız ne hareket, ne de gerçek düşünce doğabiliyor. Her inanma hareketinde sevilen bir ıztırap saklıdır. ”
    “Anlaşılmayan ortadan kalkar, anlatılmayan Bir kalır.
    Söylem olarak yer yer uysal; tasavvuf bahçesinde geziyor yazar. Kimi yerde celalli bir anlatım var.
    Kitabın alt başlıkları var olmak ve bünyesinde barındırdığı diğer kavramların incelenmesinden oluşuyor. Kişinin edinmeye çalıştığı müsbet özellikler sunlar: İnanmak, Düşünmek, Bilmek, Sevmek, Namus, Kuvvet, Zafer. Ve bunlara çalışırken onu bekleyen zorluklar: Zulüm, Günah, Ölüm, Yalan, Izdırap, Çile.
    Üstad konuları ele alırken merkeze sağlam bir ferdî duruş için ancak düşünme ile varılabilecek Hürriyet ve onun varlığının ilk şartı olan Hareket'in gerekliliği fikrini koymuş ve incelemelerini bu iki kavram etrafında genişletmiş. Felsefesinin temel kavramı olan Hareket'i şöyle tanımlıyor kitapta:
    "Tam ve gerçek hareket, her defasında, en iptidaî bir karar ve feragatte bile bütün âleme yayılış, oradan da sonsuzluğa geçiş, sonra sonsuzluktan aldığı kuvvet ve bütün âlemden aldığı ibretle, aynı zamanda zekâ ile iradenin bütün kuvvetlerini kullanarak tekrar kendi ferdî âlemimize dönüş ve bu noktadan âlemle temastır." Üstada göre var olmamız isteklerimizi ifade edebilmemize, bu da hareketi kullanabilme maharetimize bağlıdır. Bir fikri eyleme dönüştürürken iki amaçtan birisiyle ele alırız:

    "Kendi dileğini âlemin dileği yapmaya çalışmak âlemin sonsuzluğa uzanan hareketlerine engel koymaktır, kainatın hürriyetine set çekmeyi istemektir. Âlemin dileğini kendi dileği yapmak istemek ise âlemin kalbini kendi varlığına sığdırmaya çalışmak: işte gerçek ve hür hareket yolunda ilerleyiş bununla oluyor."

    Âlemin dileğini kendimize dilek yapabilmemizin ulvî olanla bağlarımızı sıkılaştırarak mümkün kılınacağını başlıklarıyla da belirtiyor Var Olmak: Izdırabın Allah'a Yolu, Hakikate Giden Yol, Kalbin Emirleri, Gözyaşları, Dua, İlâhî Neşve, Rahmet,Affediliş.Hatta sayfa 120 de şöyle söylüyor;
    Çile Tanrı lokmasıdır ;hazır değilsen hazmedemezsin (s.120)

    Var olabilmenin vasıflarını kitabın sonunda üçerli tasniflerle özetleyen Üstad , bilgiyi kendine mâl edebilen, ilmi amele dönüştürebilen yan, ilmi özümseyerek kendini tanıyabilen kişileri şöyle tanımlıyor:
    "Kendini bilenler şu üç kişidir: Rüzgârı bile incitmeyenler, kendi adlarını söylemekten utananlar, Allah emaneti olan insanlara katı gözle bakmayanlar."
    Kitabı bitirirken "kendini bilmek" mefhumunun hayatımıza nasıl aksedeceğini düşünüyorum: Olduğumuz gibi görünerek, yansımalarımızı aslımızla paralel tutarak ve var olmanın mihenk taşı olan Rabbimize bağlı kalarak... Yazarın cümlesiyle ifade edersek, "var olmak, gerçek manasıyla varolmak hareketleriyle düşüncesini sonsuzluğa istinad ettirmek ve böylelikle kendi varlığını sonsuzlukta aramak demektir."

    Üstad Kendi inanç ve düşünceleriyle harmanladığı tanımları sunuyor farklı farklı konularda. Okuma ahengimi tırmalayan yanı ise verdiği tanımları mutlak, hakikat olarak sunması. Dışlayıcı bir üslup var önceki tanımlara. İçini doldurayım derken dışını kaybetmiş kavramlara yani inanan birisi olarak bende katılıyorum ve inancım fikirlerimi etkiler çünkü.Hatta bunun için diyor ki;
    İnanmak; ruhun tabiatı istilasıdır(s.26)

    #Bu eseri Islam dünyasına kazandıran üstada teşekkür eder ve rahmet diliyorum Bir Fatiha talep ediyorum.Icinizden geliyorsa tabiki :)
    Teşekkür ederim iyi okumalar:)

    BU KITABI ALIN OKUYUN OKUTUN KUTUPHANENIZI BEYNINIZI KALBINIZI AYDINLATIR:)
  • Bu insanlar arasında kalbim, sık bir ormanda dolaşan kelebek gibi, ne tarafa uçsa ağaçlara çarpıyor.
    Nurettin Topçu
    Sayfa 138 - Dergâh Yayınları
  • Kalp ile yapılmayan ibadet,faydasız bir yorgunluktur;belki bir alışkanlık ve kör bir itaattır.Allah’a açılan kapı,kalbin kapısıdır.Kalpler,Allah’In göründüğü yerdir.Kalp,gerçek imanın yoludur.Kalp ile günah işlenmez.Din ilmi,kalp ilmidir.
  • Hiç kalbi kırılmadan ölen varsa yazık ona, o hiç yaşamamış demektir.
  • Kalbin emirleri bir zorbadan, bir zenginden, bir hırstan mı alınır sanırsın? Onun emirleri nazenin bir ağaçtan, hıçkıran bir kuştan, ağlayan dereden alınır. Musa Rabb'nin emrini, nur olup dile gelen bir ağaçtan almadı mı?