'Efendi' olarak anılan, bir ihvan topluluğunun başını çeken şeyhin öncelikle kendi dramını anlatarak başlıyor kitap. Daha sonra bu efendiyle olan irtibatları üzerinden birtakım insanların hayatlarından kesitlere değiniyor. Bu insanlar herhangi kimliğe sahip değil. Çeşitli zümrelerin ve hayat tarzlarının temsilcisi.(Eski siyasetçi, iş adamı, efendiye bağlı topluluğun bir müridi, ilim adamı, siyasete atılmak için zemin koklayan yurtdışı tahsilli genç vs..) Kitabın ana fikri bu temsili hayatların üzerinden veriliyor.
Yazarın hitap ettiği kesim belli. Dünya hayatının desise, tuzak, kötülük ve zevklerine kendini kaptırmış, bir zamanlar inandıkları değerlere sıkıca bağlı yaşarken bu değerleri kaybetmiş, samimiyetlerini yitirmiş ve önceliklerini değiştirmiş 'ihvan' topluluğu. Yani batıl düzene ayak uyduran müslüman cemiyeti. Hikayelerdeki öznelerin karşılığı zaten bu cemiyetteki insanlar. Yazar sadece bu öznelerin içinde bulundukları durumları tasvir ediyor. Bu durumlar için yorum yapmıyor, sitemde bulunmuyor. Bu haliyle kesinlikle daha sarsıcı bir etkisi var hikayelerin.
Kitaptaki bir hikayenin, yazarın diğer kitaplarından birindeki hikayeyle bağlantısı var. Yanlış hatırlamıyorsam 'ya tahammül ya sefer' idi. Farklı ve hoş geliyor insana bu bağlantı.
Velhasıl dediğimiz gibi herkese hitap edecek bir kitap değil. Belli bir düzeyde cemiyet bilincine sahip, uğruna mücadele edilecek değerlerden haberi olan ve "bu gidişimiz nereye" kaygısını az olsa içinde taşıyan 'ihvan'ın anlayabileceği türden durumların hikayesi. Diğer insanlar yabancı kalabilir bu hikayelere.