• 80 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    #okudumbitti
    Herkese merhabalar
    Bugün çok güzel bir masal kitabı yorumu ile geldim. Bu masal kitabının yeri bende çok ayrı diğer masal kitapları gibi değil, aradaki engelleri kaldıran farkındalık oluşturmada çok başarılı bulduğum bir kitap oldu. İlk kez bir çocuk kitabı paylaşıyorum. Bunun Engelsiz Masallar olmasına sevindim. İlkler her zaman özeldir. Yazarımız masallar ile farkındalıklari çok güzel işlemiş. Kitabın içerisinde birbirinden güzel 10 tane masalımız var. Her masalı okurken çok etkilendim. Özellikle Gizemli Yumurta masalını çok sevdim. Bu kitabı çocuk, yetişkin demeden bence herkesin okuması gerekli. Özellikle toplum olarak farkındalıkları anlamaya çok ihtiyacımız var. Ötekileştirmeden kabul etmeyi bilmemiz gerekiyor. Yazarımız @aysegulsozendag böyle bir farkındalık oluşturduğu içinde çok minnettarım. Kitabımız @cezvecocuk 'dan çıkmış olup kitabı renklendiren @nur.dombayci 'nin çizimleriyle dolu dolu ve eğlenceli, okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim, kitapla kalın ️️
  • "Uykusu çok olanın ruhu hasta, işi zordur".
    Uykunun en iyisi 5 saati geçmeyendir. Yetişkin bir insan için 6 saat uyumak normaldir. Çocuklar, ağır çalışanlar, hasta ve zayıflar 7-8 saat uyuyabilirler. Akşam yemekten 2-4 saat sonra, saat 22:00-23.00'den 04.00-05:00'e kadar olan süre uyku için ideal bir zaman dilimidir. Hiç olmazsa, saat 24.00'e kadar yatılmalı ve güneş doğmadan kalkılmalıdır.
    Hazreti Ömer (r.a.) "Sabahın erken vaktinde uyumaktan sakınınız! Zira ağız kokusu, ruhi dengesizlik ve tabiat (mizaç) bozukluğu meydana getirir." Ayrıca "Uyku, kuşluk vaktinde uyuyana akıl noksanlığı, ikindide uyuyana ise delilik getirir" demiştir.
    Güneş doğmadan kalkmak ve güneş batmadan uyumamak çok önemlidir, çünkü bu saatlerde bütün organları ve sistemleri faaliyete geçiren hayati hormonlar üretilir. Uyku halinde tüm işlemler yavaşladığından hormonlar da yeterli derecede üretilemez. Böylece fazla uyku hormon denge- sizliğine ve buna bağlı hastalıklara, ayrıca psikolojik rahatsızlıklara sebep olur. Sağlıklı insanlar uyurken nefes sayısı ve derinliği azalır, sağlıklı bebekler gibi sessizce nefes alıp verirler. Sağlıklı olmayanlar ise uyku esnasında derin nefes alıp verirler. Saatlerce derin nefes alıp-verme ile vücudun oksijen-karbondioksit dengesi bozulur. Bu dengesizlik de bazı hastalıklarla birlikte astım hastalığına yol açar.
    Yatak sert, yastık yeteri kadar yüksek, yorgan veya battaniye yumuşak ve hafif, odanın havası taze ve serin olmalıdır. En iyi uyuma şekli sağ yana yatarak uyumaktır. Baş göğse doğru eğik, dizler karna doğru çekik, kollar göğse bitişik halde uyumak en iyi pozisyondur. Bu pozisyon kalbe, kan dolaşımına, enerji dolaşımına ve hazmedilmiş yemeğin mideden bağırsağa inmesine kolaylık sağlar. Ayrıca, uyku esnasında vücuda bir zarar gelecek olursa, iç organlar bu pozisyonla muhafaza edilmiş olur.
    Hazmı zayıf olanlar, önce sol, sonra da sağ yana yatma ihtiyacı duyarlar. Omurga problemi yaşayanlar, kas ve iç organları zayıf olanlar ve yaşlı insanlar ise sırtüstü yatarlar. Hasta ve yaşlılar, çene kasları zayıf olduğu için, genellikle ağzı açık uyurlar.
    Alçak yastıkla sırtüstü yatarken geniz akıntıları kesilir, yüksek yastıkla sırtüstü yatarken akıntı burun yerine, boğaza, akciğere ve mideye akar. Geniz akıntısı yakıcı ve zehirli olduğundan, dışarıya akamazsa, sinüslerde iltihaplanmaya ve baş ağrısına sebep olur. Boğaza akarsa, bademcikler ve ses telleri rahatsızlanır, boğaz ve yemek borusunda yanma ve yaralar meydana gelir. Mideye akarsa, mide bulantısına ve mide hastalıklarına, akciğere akarsa, akciğer hastalıklarına yol açar.
    Yüzüstü yatış pozisyonuna ise eski alimler "şeytan yatışı" derler, bu pozisyonda yatmayı yasaklarlardı.
    Yatmadan evvel bol ve karışık yemek yiyenin midesinde üretilen enzimlerden tükürük bezleri de etkilenir, tükürük çoğalarak uyku esnasında ağızdan akmaya başlar. Bağırsak kurtları da tükürük bezlerini aynı şekilde etkiler. Bağırsak kurtları için tavsiye edilen tedaviyi uygulayan, beslenme alışkanlıklarını düzelten ve az yiyen, yemekten en az 3-4 saat sonra uyuyan kimse tükürük akıntısından kurtulur.
    Uykuda horlama, uykudan önce yeme alışkanlığından, hazımsızlıktan, kabızlık ve gazdan, kalın bağırsak bozukluğundan ve genişlemesinden, küçük dil şişliğinden ve kalp zayıflığından kaynaklanır. Sirke içinde şap eritilerek veya sirke içinde nar kabuğu kaynatarak gargara yapılırsa küçük dilin şişliğini alıp küçültür ve horlamayı azaltır.
    Bağırsak tedavisi yapanlar ve yemeği azaltanlar şiddetli horlamadan kısa zamanda kurtulabilirler, ancak hafif horlama devam eder. Arap alfabesindeki "ayn" ve "ğayn" harflerini doğru telaffuz ederek, Kur'an-ı Kerimi nefes kontrolüyle okumaya çalışan kimse bu dertten de kurtulabilir. Ancak tabiata uygun olmayan, hazır yiyecekler ve sağlıksız gıdalar tüketenler, tıka basa yemek yiyenler, yemekten sonra meyve yiyenler, horlama probleminden kurtulamazlar.
    Uyurken karabasan gelmesi ve kabus görülmesi, beyinde kan ve su dolaşımının bozukluğunun işaretidir. Karaciğer, kan ve damar temizlemelerini yapmak, saunaya gitmek, hacamat yaptırmak, sülük tutturmak bu durumdan kurtulmak için yeterli olabilir.
    Uykuda dişleri gıcırdatan yetişkinler sara hastalığına yakalanma riski taşırlar. Çocukların uykuda diş gıcırdatması ise yaş ilerledikçe geçer. Kışın güneş ışığının azlığından, yemeklerin ağırlığından uyku çoğalır. Ancak beslenme kurallarına uyan ve oruç tutanların durumu kışın da değişmez.
    "Az ye, rahat uyu!" (Atasözü).
    Çok uyumaktan kurtulmak için yemeği azaltmak, saunaya gitmek, anason, keten tohumu, kimyon ve sinameki kullanmak gerekir.
    Uyuma zorluğu çekenlere ise hamama gitmek, uykuya yatmadan önce bal şurubu, yulaf suyu veya arpa suyu içmek, veya çimlenmiş arpa yemek, kafa derisine zeytinyağı sürmek, reyhan ve kediotu koklamak ve hacamat yaptırmak iyi gelir..
  • Atiye dizisinin reklamlarını uzun süre görmezlikten gelsem de sonunda Murat Soner, Haluk Tatar gibi isimlerin önerisi sonucunda izledim.
    Dizi bir Netflix dizisi. Yine de Batının mistik ögeleri yerine Doğu'nun öğelerini kullanmayı tercih etmişler. Şahmeran, Göbeklitepe, Nemrut gibi bizim kültürümüzü dünyaya sunmuşlar. Hoşlanmadığım sahneler de oldu tabii. Her Netflix dizisinde olan kötü(!) sahneler var. Yine de bize ait olduğu belli. Kendimizden bir parça koyduğumuzdan dünyaya sunabiliriz ama biz bizi anlatmayıp özenti bir taklit yapsak muhtemelen.. Benimseyecek bir kitle gelişmeyecekti. Böyle çalışmaların devam etmesi dileğiyle. Esen kalın efenim.
  • 411 syf.
    ·11 günde·Beğendi·9/10
    Merhaba arkadaşlar bugün sizlere Bir Psikiyatristin Gizli Defteri kitabını yorumlayacağım. Bu kitabı daha öncesinden biliyordum, merak da ediyordum ama fırsat bulup okuyamamıştım.. Geçenler de bir arkadaşın tavsiyesi üzerine okudum ve gerçekten çok beğendim. Kitapta verilen Akademik Bilgilerden çok yazılan hikayeler beni çok etkiledi diyebilirim... Bazı bölümleri okurken tüylerim diken diken oldu desem yalan olmaz sanırım. Ama yanlış anlaşılmasın, Akademik Bilgiler de çok önemliydi, Tıp okumasam bile ilgim arttı öyle söyleyeyim..

    Genel olarak şunu söyleyeyim: Kitabı ciddi anlamda beğendim, önceki yıllarda okumadığım için bir parça pişmanlık yaşadım ama olsun bazı insanlar güzel şeylere de vesile olabiliyor.. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar diliyorum efendim. Kitapla kalın..
  • Kaba adamların kalın sesi örtmüştü ülkeyi. Güzellik, insanların gelecek düşlerinden çoktan çıkmıştı. Kimsenin ortak türküsü yoktu ve kimse türküsünü bir başına söyleyemiyordu. Bir yere gitmeden, gelecek birisini bekliyordu herkes. Koro halinde susuluyordu ve yalnızca yüksek sesle konuşanlara inanır olmuştu insanlar. İncelik yalnızlığa dönüşe dönüşe bitmişti. Şiddetin coğrafyasında elbette gökyüzü bir lükstü ve ancak yağmur yağınca anımsanıyordu.. Gittiği en büyük uzaklık evinden işi olanlara, ne aşk, ne özgürlük, ne barış anlatılabilirdi...
    Şükrü Erbaş
    Sayfa 7 - Kırmızı Kedi Yayınları
  • 656 syf.
    ·13 günde·Beğendi·8/10
    John Steinbeck... Kesinlikle en sevdiğim yazar. Cennetin doğusu'na gelince..Karışık duygular ile okuduğum bir kitaptı. Hem ileride ne olacağını merak ettim, hem de bitmesin istedim bu yüzden azar azar okudum. Habil ile Kabil'in hikayesinden esinlenmiş yazar. Steinbeck, kötülüğün bir yazgı mı yoksa iyiliğe ulaşmak için özgür iradeye başvurularak aşılması gereken bir basamak mı olduğunu kutsal kitapların mitolojilerine göndermeler ve zengin metaforlarla, kuşaklara yayarak irdeliyor.Hem çok akıcı hem de sürükleyici kesinlikle herkesin okumasını tavsiye ediyorum.Kitaplarla ve sevgiyle kalın..
  • Her ayağın bastığı yerde sanki kâlbim var,
    Kâlbim ki vahşi bir zevk alır ezilişinden.
    Ömrümün geçtiği yolda bana sorsalar,
    Gidiyorum bir kadın bacağının peşinden.

    Bir kadının içinden ağlayışı, gülüşü,
    gözlerinden ziyade bacaklarına yakın,
    Bir lisandır onların duruşu, bükülüşü,
    Kadınlar! Onlar varken konuşmayınız sakın.

    İnce sütunlardaki ilahi güzelliğe
    Bacakların ruhudur şekil veren diyorum.
    Bacakları bir kalın örtüde saklı diye
    Mermerde kalbi çarpan Venüs’ü sevmiyorum.

    Boynuma doladığım güzel putu görseler
    İnsanlar öğrenirdi neye tapacağını.
    Kör olsam da açılır gözüm, ona sürseler
    İsa’nın eli diye, bir kadın bacağını.

    Necip Fazıl Kısakürek