• Kaleminin Gücü.. yarın gece devam eder..
    Sağlıcakla kalın..

    Maskenin üzerine hayat çizgisi koymuş gibi..
    Fişi çekilmesin ömrümüzün .
  • 464 syf.
    ·6 günde·8/10
    Öncelikle bu kitabın amacını bilmeden okumaya başladığımı belirtmek istiyorum. Okumayı bitirdigimde ise bambaşka düşünceler içerisinde olduğumu fark ettim.
    ..
    Değiştirmek isteyip de değiştiremediğimiz huylarımızı, duygularımızı ve düşüncelerimizi kalıcı bir şekilde iyi yönde değiştirmek istiyorsak bu kitabı okumak gerçekten işe yarayabilir.
    ..
    Benim kendi adıma kafamda olan depresifliği ve kaygıyı azaltmamda gerçekten yararı oldu. Belli başlı sorularla ve yöntemlerle kognatif terapiyi öğrenmek her yönden işimize yarayabilir. Bizim kendi başımıza duygu ve düşünce dünyamızı yönetmemizi ve kendimizi daha sağlıklı bireyler haline getirmemizi sağlayabilecek gayet iyi bir kitap.
    ..
    Sağlicakla kalın ☆
  • İntiharın yüceltilecek bir tarafı yok. Yani zamanı gelince, kusura bakmayın arkadaşlar benden bu kadar demesini bilmeli. Shakespeare doğum gününde ölmüş, ne güzel bir tesadüf! Ölümümden hiç kimse sorumlu değildir, dolayısıyla herkes de sorumludur diyebiliriz. Evet, benden bu kadar. Çiçek gönderilmemesi rica olunur. Sağlıcakla kalın.
    Emrah Serbes
    İletişim yayınları
  • 184 syf.
    ·1 günde·9/10
    Mwaramutse mwese! (Bugünün dili Kinyarwanda) Nasılsınız tatlı kimseler? Bana soracak olursanız gayet iyiyim

    Uzun süredir post atamıyordum, kitap okuyamadığım için değil görsel çekmeye çok üşendiğim için Bugün 6 günlük görseli depoladım çok şükür ki. Arayı çok açmadan fazlası ile görüşeceğiz anlayacağınız
    .
    Bugün aslında geçen aylarda okuduğum bir kitapla karşınızdayım. Önceki üç görselde yer alan Kafes kitabının yazarı Josh Malerman'ın kaleminden çıkan Gölün Dibindeki Ev kitabına gelin hep beraber göz atalım.
    .
    Kafes kitabında yazarın diline bayılmıştım bu kitabında da yanıltmadı beni şükür ki. Ancak sonunun bana göre anlamsız kalışı beni biraz rahatsız etti. Ben aklım kalan kitapları çok sevmiyorum galiba :)
    .
    İlk aşklarını yaşayan iki gencin çıktıkları romantik göl gezintilerinde buldukları bir evi ve oradaki anılarını anlatıyor kitabımız. Dolu dolu bir korku kitabı düşüncesi ile başlarsanız hata yaparsınız. Biraz gençlik romanı biraz gerilim kitabı tadında idi. Evin gizemi beni içine aldı. Ama ben karakterler kadar cesur olabilir miydim bilmiyorum
    .
    Geçelim değerlendirme kısmına
    Konu bakımında beklentimin altındaydı bu yüzden puanım 5 üstünden 4. Anlatım bakımından ise 5 üstünden 5. Bir sonraki yoruma kadar sağlıcakla ve kitapla kalın hepiniz hoşçakalın
  • 136 syf.
    ·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Toprak Ana, Cengiz Aytmatov'dan okuduğum ilk eser oldu. Benim için okunmakta geç kalınmış bir eser olduğununun farkındayım. Çok okunduğunu, çok beğenildiğini, kitaplarla haşır neşir olan bir çok insanın okumasa bile kitap hakkında bilgi sahibi olduğunu tahmin edebiliyorum. Bu düşüncelere sahipken, bir çok kişinin bu kitabı okumuş olduğunu bildiğim halde yine de yazmak istedim, belki göğsümün üstüne çöken ağırlıktan, boğazımın düğümlenmesinden bir nebze kurtulmama yardımcı olur. Hani kitapta hikayesini dinlediğimiz Tolganay Ana tüm derdini toprağa anlatıyor ya, ben de anlatırsam biraz rahatlarım belki diye düşündüm.

    Bu kitap geride kalanların, evlatlarını, kocalarını savaşa göndererek geride yürekleri ağızlarında bekleyenlerin hikayesidir. Aslında her şey çok güzel başlamıştı. Toprağını eken, kendi emekleriyle ürettikleri ürünlerle yaşamını sürdüren mutlu ve huzurlu insanların hikayesi anlatılırken, işgal başlıyor ve her şey ters yüz oluyor. Önce en büyük oğlu askere çağırılıyor Tolganay Ana'nın, sonra eşi ve diğer iki oğlu da kendilerini cephede buluyor. Sonra Tolganay Ana ve gelini Aliman için bekleyiş başlıyor. Herhangi birisinden bir mektup, bir haber alabilmeyi umut ederken bir yandan da ürettikleri ürünleri cepheye, askerlere gönderdikleri için açlıkla, sefaletle mücadele etmeye çalışıyorlar. Umutla bekleyiş devam ederken bir gün ilk acı haber geliyor... Tolganay Ana'nın en büyük oğlu, Aliman'ın eşi Kasım'ın hayatını kaybettiği haberi köye ulaşıyor. Ve sırayla diğer çocuklarının ve eşinin de acı haberleri... Bir anneye, bir eşe çocuklarının ve kocasının ölüm haberlerini vermek, o annenin bu haberi ilk işitişi, algılayışı, nasıl bir duygudur, nasıl bir acıdır ifade etmek mümkün değil sanırım... Zaten yazarın müthiş anlatımıyla bu acıyı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bunca acıya rağmen Tolganay Ana ayakta kalabilmiş, hayata tutunabilmiş; derdini, hasretini, duygularını toprağa anlatarak yaşamına devam etmiştir.

    Cengiz Aytmatov'un geçmişte yaşadığı ve şahit olduğu olaylara dayanarak kaleme aldığı bu eserin, her zaman zihnimde özel bir yer edineceğini biliyorum. Binlerce insanın hayatının son bulmasına neden olan savaşların geride bıraktığı gözü yaşlı anaları, babaları, evlatları düşününce savaşların ölenlerden daha çok geride kalanlara acı verdiğini düşünmeden edemiyor insan. Son sözlerimiz Auinus Aurelius Simachus'a ait olsun: Niçin hep birlikte barış ve uyum içinde yaşamayalım? Hepimiz aynı yıldızlara bakıyoruz, aynı gezegenin üzerinde yol arkadaşıyız ve aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz.

    Kalın sağlıcakla...
  • Dünyaya gelmek o kadar kolay değil aslında, geldikten sonra Anne ve babanın evladına yapamayacağı hiçbir şey yoktur.
    Çünkü canından bir parça evladı ona zarar gelmesin iyi olsun diye canını bile verir.
    Hatta gerçek mucize kendine inanmaktır kitabında bir çocuğun annesi gözlerini kaybetmiş ve çocuk annesine sert ve niye benim annemsin ki sen diyordu. İşin aslı öyle değil.
    Anne aylar yıllar sonra oğlunun evine geldiğinde ne işin var senin burda tepkisini alıp çıkıp gitmiş. Sonra annesi vefat etmiş ve oğluna yazdığı mektupta olayın gerçeği oğlanın gözlerini kaybetmiş ve babanın hayatını yitirmiş olmasıydı.
    Anne şöyle diyor ben sana gözlerimi vermeseydim sen benim yaşadıklarımı yaşayacaktın sen benim çektiğim sıkıntıları çekme diye gözümü sana feda ettim ve senin ettiğin lafları hep yuttum. Ama benim oğlumdun canımın parçasıydın senin üzülmene dayanamadığım için böyle yaptım demişti
    Neydi besle kargayı oysun gözünü dedikleri olay buydu sanırım
    Annelerin hakkı ödenmez.
    Çünkü bizim için çabalayıp hayatımızın güzel bir şekilde gitmesini isteyenler annelerdir.
    Annelerimizin kıymetini sevdiklerimizin kıymetini bilelim bir gün hiç beklemediğin anda elinden kayıp giderlerse iste o zman eyvah dersin de iş işten geçer.

    Sağlıcakla kalın bilin istedim çünkü hayat kısa.