• Aşkın Radyoaktivitesi
    Aşkı duydum mu bir başıma kalıyorum
    Kasıklarımı ovuyorum bir güzel
    En küçükleri var ya ayak parmaklarımın
    İlk peşin onları görüyorum.

    Bir çelik mavisi damar tam da çenemin üstünde
    Çoğu zaman gün ışığında seçtiğim
    Tıp tıp atıyor yüzümün kenarcığında
    Saçlarım kapkalın geliyor elime.

    Gündüzün, ama tam gündüzün oluyor bu iş
    Kirlerim, pis kokularım bellıyken iyice
    Soluyup dururken, birşeyler geçirirken aklımdan
    Uzanıp kalıyorum ta pencerenin dibinde.

    Yukarıyı düşünüyorum, bir aşağı katta oluşumdan
    Dört duvar, bir buz dolabı, naylona benzer bir gök
    Bütün o zehir gibiliği soğumus seylerin
    Anlıyorum bir aşk akımıdır dolanıyor üstümde.

    Durmadan aşklanıyorum ama hep böyle
    Karanfiller gibi taze omzum, dizlerim, ayaklarım
    Toplanıp gidiyor derken o deli fişek şey
    Gün gibi parlıyor tırnaklarım.
    Edip Cansever
  • Kimseye bir merakım yok. Herkez öyle sıradan, öyle sıradan ki: kendilerini bu kadar önemsizleştirmelerine şaşmıyor değilim. Oysa ki o kadar şiir, o kadar mısra, o kadar güzel manzaraları utandıracak söz var ki içim de. Ziyan olacağına üzülüp kalıyorum.
  • Adını yazıyorum
    Bulduğun fırsatlarla
    Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla
    Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla
    Sözde senden kaçıyorum
    Dolu dizgin atlarla

    https://youtu.be/8gtKVLN-qdk
  • Yeryüzünde şu serüven duygusu kadar bağlı olduğum başka şey yok belki. Ama bu duygu istediği zaman geliyor, sonra hemen kaçıp gidiyor. Gittiği zaman nasıl bomboş kalıyorum. Yoksa hayatımı harcadığımı anlatmak için mi bu kısa ve alaycı ziyaretleri yapıyor bana?
  • İçimde zapt edilmez bir kırma isteği
    Dizginlerini koparan bir at sanki bu
    Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
    Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
    Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
    Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
    Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim..

    (Ahmet Telli - Belki Yine Gelirim)
  • Nurullah genç'in kendinden kaçışı ve kendine varışı, 'ne yaparsam yapayım, sonunda içimle başbaşa kalıyorum ve bir derin hüzün kaplıyor içimi. benim yurdum içimde galiba.' Nurullah Genç
  • 3 - Pamuk Şeker

    Zihnim pamuk şeker makinesi misali dönüyor... Ama bu dönüşten hiç de rahatsız değilim çünkü pamuk şeker tadında bir şeyler dökülecek parmaklarımdan. Bunu hissedebiliyorum. İlham perim kanatlarıyla yanaklarımı okşuyor, bazen tüyleri burnumu gıdıklasa da sesimi çıkarmıyorum. Hafiften hapşırma isteği geliyor ama hapşırırsam pamuk şekeri daha olmadan dışarı kaçırmış olacağım. Beni öldürebileceğini bilsem bile tutuyorum. Bir çubuğa sarmalı şimdi artık. Aklıma kalemim geliyor, sağa sola bakınıp kalemimi arıyorum. Tam karşımda dikilen, dünyalar tatlısı kız çocuğunu geç de olsa farkediyorum. Bal rengi gözlerini üzerime dikmiş, kemik çerçeveli kırmızı gözlüğünün ardından ne yaptığımı anlamaya çalışıyor. Parmak eklemlerinin çukurlarını belli edercesine yumuk elleri var. Kalemim de elinde bu arada. Farkedince biraz kızıyorum, makine ısınmak üzere ve benim de pamuk şekeri artık çıkarmam gerek. Kalemimi vermesini istiyorum, ama o buna yanaşmıyor ve alnımı hafiften kırıştırmama rağmen, vermek istediğim mesajı almamış görünüyor. Kalemimi geri verirse, onunla pamuk şekerimi paylaşabileceğimi söylüyorum. Bu onu ikna edebilir belki, ne de olsa çocuklar pamuk şekere bayılırlar. Ama nafile, bu yumurcak hiç de oralı olmuyor. Sonra birdenbire "Bu yaşta pamuk şekerle ne diye uğraşıyorsun ki?" deyiveriyor. Sorusu, başkası sormuş olsa beni sinirlendirir, soranı da bir güzel paylayıp pişman ederdim ama gözlerine baktığımda, o çocuksu saflığı gördüğümden yumuşayıveriyorum. Pamuk şeker bile yanımda sert kalırdı artık. Az önce alnımı kırıştırdığım için mahçup oluyorum ama buna aldırmamış bile. Çocuklar böyle şeylerin üstünde pek durmazlar çünkü kalpleri kinle kirlenmemiştir henüz. Bu sevimli yumurcağın kalbinin kinle hiç buluşmamasını diledim o an, umarım dileğim kabul olur. "Pamuk şekerin yaşı olmaz ki." diye başlıyorum ama gözlerinden, cevabın tatmin edici olmadığını anlayıp devam ediyorum. "Bazı insanlar büyümeye meraklıdır ve büyümek isteğiyle bir şeyleri farkında olarak terk ederler. Bazıları ise farkında olmadan yitirirler bu güzellikleri ve farkettiklerinde onlar da büyümüşlerdir. Sayıları az da olsa bazıları da bu güzelliklerden asla vazgeçemezler. Ceplerinde yumuşak şekerlemeler taşırlar, pazar günlerini lunaparka gitmek için ayırırlar, leblebi tozu bile yaparlar. Bazıları da benim gibi pamuk şeker yapıp yerler. Şimdi anladın mı neden senden kalemimi istediğimi?" "Anladım fakat sana kalemini geri vermeyeceğim." diyor kayıtsızca ve ekliyor. "Ben senin pamuk şeker yapmanı değil pamuk şeker olmanı istiyorum." Zaten cümlesiyle afallamışken bir de ani bir hareketle yanıma yaklaşıyor, yanağımı öpüp kaçıveriyor. Arkasından koşmayı istiyorum ama nafile. Hareket edemiyorum, gözlerimi ellerime çeviriyorum ve hayretler içerisinde kalıyorum. Ellerim şişmeye ve pembeleşmeye başlamış! Kollarıma doğru yükseliyor pembelik ve tüm vücudumu sarıyor. Baştan ayağa pembeyim artık. Sonra zihnim bulanıklaşıyor, kuş gibi hafiflediğimi hissediyorum. Son idrak kırıntılarımla farkına varıyorum ki artık ben bir pamuk şeker olmuştum. Sevimli kızın dileği gerçek olmuştu.

    Post Mortem

    https://www.strawpoll.me/17261037