• 240 syf.
    ·10/10
    Herkes bu cümleleri hayatının her anında göreceği bir yerlere not etsin istiyorum. Belki göz kapaklarına. Çünkü bu cümlelerde biz varız. Çağımızın yanlış hayatlar peşinde koşan insanına Asr-ı Saadetten altın levhalar gösterilip “Bakın burada hayat var.” deniliyor. Allah Resulü bir yerde olacak da orada hayat olmayacak, mümkün mü? O’ndan uzaklaştığımız her an bizim için de ölü. Ölü bedenlerimize bu cümleler âb-ı hayat gibi geliyor. Gerçi kitapta Hazreti Amine'nin hüzünlü hayatı var. Ama "hayat" çoğu zaman hüzünde gizlenmez mi? Bunlar benim hislerim. Ben öyle hissettim.

    İşte o cümleler:

    Aşk hâldir, kelamı sevmez. Aşk varlığın şükrüdür, teşekkür ister. Teşekkür, Aşk’a salavattır.
    *
    Mazi, açık bir kucak gibiydi hep. Dinlendirirdi insanı. Saklardı. Ananın koynu mazinin açık penceresiydi.
    *
    Dert varsa dil duada olurdu.
    *
    Kadının eteklerine çocuk tutundukça kadın da hayata tutunurdu.
    *
    Çocuk garip bir duyguydu. Varlığı şefkatle kalbi sızlatır, yokluğu ruhu acıtırdı.
    *
    Acı hep birileriyle teselli isterdi.
    *
    Kalbinde yarası olmayanın Rabbine sılası olmaz.
    *
    Yalnızlık peygamber sırrıydı. Dedemiz İbrahim ateşte yalnızdı, Nuh azgın kavminin içinde, Yusuf kuyuda. Yakup hasrette, İsa semada, Zekeriya testerenin ucunda yapayalnız değiller miydi? Kadın da çocuksuz olursa yalnızdı.
    *
    Kul yalnız kaldığı kadar yakındır Rabbine.
    *
    Acıda kendini teselli etmek rıza makamıydı.
    *
    Sükût, kalbin duasıydı.
    *
    Sessizlik bizde haldi, boş söz söylemezdik, sözümüzü içimizde biriktirirdik. Onun için kalpte demlenmiş sözcüklerimiz sükûtun vezninde hep şiir olur akardı.
    *
    Kaderin sırrını hep sabır çözerdi.
    *
    Umut dualarda bereketlenirdi.
    *
    İnsan sabırsız sanılırdı, oysa zaman insandan sabırsızdı.
    *
    İnsan ne garip şeydi. Ceset anda kayıtlı iken, o bir solukta maziye giderdi de hemen gerisin geri dönerdi.
    *
    Mazi, hatıralarını hep kokusuyla saklardı.
    *
    Dilin takati kesilince kalp sükûtla kelam ederdi.
    *
    Sabır mutluluğu da, acıyı da gizlerdi. Sükût, sabır ehlinin sırrıydı. Sabır da insanı sükûta taşırdı.
    *
    Duygu gözde değil, kalpteydi. Muhabbeti kalbe göz taşımazdı. Demek ki gözün bakışı kalbe perdeydi.
    *
    Kalpte itaat varsa ruhta şefkat ve merhamet olurdu.
    *
    Kızın bakireliği kadar gönlünün, hayalinin, kalbinin de bakire olması önemliydi. Bu duyguların bekâreti günah değmediğini gösterirdi.
    *
    Kadının eşine sevgisi, duygularının bekâreti kadardı. Kadın eşini bakir duygularla severdi.
    *
    Mutluluk taşar, acı kalbe sığar.
    *
    Aşk gözün görmediğidir. Göze gelen aşk kalbe gitmez.
    *
    Aşk vaktin ellerinde belirir, zamanın tılsımıyla bereketlenir.
    *
    Aşk, kalbin sabrıdır.
    *
    Aşka kalpte yaşayanlar ulaşır. Göz görünce aşk nefsin eline düşer. Göz bakarsa aşk kaçar. Nefsin gölgesi düşmüş kalpten aşk firar eder. Aşk, bir ateştir ki o ateşi Allah yakar, günah söndürür.
    *
    Aşk, temiz kalbe ikramdır.
    *
    Allah, günahtan yüz çevirene karşı kullarına muhabbet verirmiş de günahtan yüz çevirdiği kadar da o kişinin kalbine, kendi muhabbeti ile aşkını koyarmış.
    *
    Belki de Rabbin tüm duygularla helalini hissettirmesinin adıydı aşk. Kalbe günah düşmediği kadar mı aşk düşerdi? Bilemedim.
    *
    Bekleyiş kimi zaman mutluluktu.
    *
    Yağmur kimi zaman bereket olup akardı, kimi zaman sel olup yıkardı. Gözün yaşı da kimi zaman kederi kapı dışarı eder, kimi zaman mutluluğu teskin ederdi.
    -
    Hayat garipti. Hayat ırmağından bazen musibet akar, sabrettirirdi; bazen hayırlar gelir, şükrettirirdi. İnsanın hali sabırla şükür arasında zikre durmaktı.
    *
    Nefis gibi kalp de büyürdü. Nefis, varlık kadar; kalp, varlık ötesi kadar büyürdü.
    *
    Kalpteki Yusufların sesi gecenin kuyusunda duyulur. Onun için kalp gececidir; gece kâbe sırrındadır.
    *
    Evlilik biraz sabır, biraz itaat. Sabreden aziz olur.
    *
    Kalp konuşursa, dil sükut eder.
    *
    Gece elbisesi kalp kumaşından kesilir.
    *
    Kız anne ve babasının damada sevgisi eşler arasındaki sevginin de temelidir.
    *
    Aile büyüklerinin muhabbeti, evliliğin çırasıdır.
    *
    Hamd, kalbin tevhidi kadardı.
    *
    Şükür, sükûna erdirirdi. Şükür eden itiraz etmezdi.
    *
    Ayrılık ne için olursa olsun kalbe büyük bir el uzanırdı. Ayrılık hüzündü, kalp ayrılığı sevmezdi. Ayrılık garip bir sır, bilinmez bir yürek sızısıydı. Gözyaşıyla ıslanmayan ayrılık var mıydı? Hele de sevgisi aşka ulaşanların yazgısında mutlaka ayrılık vardı.
    *
    Gelin, taze muhacir… Bir tarafı hüzün, bir tarafı naz…
    *
    İçinde kırgınlık ve nefret olmayan kişinin yüzü hep gülümserdi.
    *
    Erkek kalbi kelamı kadardı.
    *
    Allah nefsinden kaçanın içine edep, yüzüne de parlaklık verirdi.
  • Bizi Allah ile aldatmak isteyenlere aldanmaya razıyız!