Duygulu, kolayca kanan halk kitlesini bugünkü haliyle tiyatronun bir okul olduğuna inandırmak olasılığı vardır. Fakat okulun gerçek anlamını bilenler buna kanmaz.
Toplumumuzda bilginler alemiyle ilgili olarak sadece ihtiyar profesorlerin olağanüstü dalgınlığı hakkındaki fıkralar, kâh Gruber'e kâh bana ya da Babuhin'e mal edilen iki üç nükte bilinir, o kadar.
İşte üniversitenin kasvetli, çoktandır boya yüzü görmemiş giriş kapısı; canı sıkkın, gocuklu avlu bekçisi, süpürge, kar küreleri... Bu ilim yuvasını hayalinde bir mabet gibi canlandıran taşralı saf çocuk üzerinde böyle bir kapı nasıl bir etki yapar, tanrı bilir.