• Yakın zamanlarda önerdiklerim arasından ve eğitim hayatımdan kalan izler ile okumak için yerli yazar bulma sıkıntısı çekenler için bir yazar seçkisi hazırladım. Şimdilik 113 yazar mevcut. Tabii ki hepsini saymam mümkün değil lakin edebi birikimimin el verdiği ölçüde tanınan, unutulan; öykü, roman, deneme, şiir, tiyatro, eleştiri vb. türlerin hepsini kapsayan bir liste oluşturmaya çalıştım. Kronolojik bir liste değil yenisi eskisi bir arada bulunuyor. İlerleyen zamanlarda üstüne eklemeler yapıp güncelleyeceğim..

    Okunması gereken yerli yazarlarımız.

    1. Aziz Nesin
    2. Oktay Akbal
    3. Ahmet Cemal
    4. Samim Kocagöz
    5. Talip Apaydın
    6. Orhan Kemal
    7. Sabahattin Kudret Aksal
    8. Vedat Günyol
    9. Ahmet Oktay
    10. Nermi Uygur
    11. Nurullah Ataç
    12. Önay Sözer
    13. Gülten Akın
    14. Demir Özlü
    15. Sevim Burak
    16. Güngör Dilmen
    17. Başar Sabuncu
    18. Oktay Arayıcı
    19. Sevgi Soysal
    20. Yılmaz Onay
    21. Fakir Baykurt
    22. Refik Durbaş
    23. Yakup Kadri Karaosmanoğlu
    24. Reşat Nuri Güntekin
    25. Halide Edip Adıvar
    26. Hüseyin Rahmi Gürpınar
    27. Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir)
    28. Sait Faik Abasıyanık
    29. Abdülhak Şinasi Hisar
    30. Salah Birsel
    31. Necati Cumalı
    32. Kemal Bilbaşar
    33. Kemal Tahir
    34. Yaşar Kemal
    35. İlhan Tarus
    36. Tarık Dursun K.
    37. Tahsin Yücel
    38. Yusuf Atılgan
    39. Şahap Sıtkı
    40. Nezihe Meriç
    41. Yıldırım Keskin
    42. Erdal Öz
    43. Mahmut Makal
    44. Suut Kemal Yetkin
    45. Refik Halit Karay
    46. Falih Rıfkı Atay
    47. Peyami Safa
    48. Tarık Buğra
    49. İsmail Hakkı Tonguç
    50. Bahriye Üçok
    51. Adnan Yücel
    52. Muazzez İlmiye Çığ
    53. Vasıf Öngören
    54. Metin Altıok
    55. Mehmet Başaran
    56. Sema Göktaş
    57. Orhan Asena
    58. Uğur Mumcu
    59. Pınar Kür
    60. Şevket Süreyya Aydemir
    61. Adalet Ağaoğlu
    62. Yaşar Nabi Nayır
    63. Rıfat Ilgaz
    64. Onat Kutlar
    65. Bilge Karasu
    66. Mina Urgan
    67. Ece Ayhan
    68. Vüsat O. Bener
    69. Ziya Osman Saba
    70. Ümran Nazif
    71. Samet Ağaoğlu
    72. Faik Baysal
    73. Orhan Duru
    74. Kamuran Şipal
    75. Muzaffer Buyrukçu
    76. Haldun Taner
    77. Melih Cevdet Anday
    78. Dinçer Sümer
    79. Turan Oflazoğlu
    80. Turgut Özakman
    81. Yiğit Bener
    82. Nazlı Eray
    83. Azra Erhat
    84. Sevinç Çokum
    85. Murathan Mungan
    86. Mahmut Şevket Esendal
    87. Asım Bezirci
    88. Oktay Rıfat
    89. Beşir Ayvazoğlu
    90. Leyla Erbil
    91. Ahmed Arif
    92. Cemil Kavukçu
    93. Latife Tekin
    94. Faruk Duman
    95. Abbas Sayar
    96. Vedat Türkali
    97. Selim İleri
    98. Ahmet Hamdi Tanpınar
    99. Oğuz Atay
    100. Sabahattin Ali
    101. Nazım Hikmet Ran
    102. Halit Ziya Uşaklıgil
    103. Firuzan
    104. Atilla İlhan
    105. Selçuk Baran
    106. Murat Uyurkulak
    107. Ayfer Tunç
    108. Adnan Gerger
    109. Ferit Edgü
    110. Orhan Pamuk
    111. Murat Gülsoy
    112. Ece Temelkuran
    113. Hulki Aktunç
  • tanrı ve zaman yanlış hatmedilmiş
    kiliselerin çanları sağır…
    minareler kısa…
    dekolte doktrinler giyinmiş abdal…
    geç kalmış, geç yağmış yağmurlarla dolmuş
    sarnıçlar, yırtıcı bir neşter darbesiyle, bulanmışlar
    nükleer sevdalardan olan kuleler, rokoko kristallerle
    süslenmiş tünellerde lime lime olmuşlar, bikes düşlere
    darılmışım, sıçramışım ve gelmişim Janya, sızlayışlarıma
    vokalistlik yapsana
    (dağ keçisi kavmine uyku haramdır)

    antik, mitolojik ve çatlamış bir heykelim, irin akıyor benden,
    içimin semasında, martılar kamikazeyî uçuşlar
    yapıyor, buğdayî hasretler, acılar değirmeninde, bir an olsun dinmiyorlar,
    filizlenmiyorlar, ufaldıkça ufalıyorlar, alfabelerden bir harf eksiliyor
    öldüğüm zaman, aahhh… yazık Janya, yüreğim ağzımdan
    çıkacak oluyor kahırlardan…

    kula renginde kaç akşam geçip gittiyse de, hayaller gemisinden
    sarı saçlı bir kıvılcım inmedi, bir deri bir kemik kalmış duygularımın
    kıyılarına, kül rengi entarisinin içinde
    sahte bir peygamber, yalandan da olsa elini uzatmadı bana, davet
    etmedi beni cemaatine, kahpe bir melek kucak açmadı,
    yılanlar bile aforoz ederlerdi beni sürülerinden, kulsuz bir tan-
    rı kadar bir başıma kalırdım, şeyhi ve müridi olduğum mezhepler,
    çarmıhlarda beni yaratırdı, gözlerimi veronikanın kanlı mendi-
    line her sürdüğümde, pas-
    lı bir hıçkırıkla, kurtlar gibi uluyordum hep, deliliğin ustası (olarak) kaldım,
    hoyrat et senden bir titreyişlik ruh ister,
    kılıç(lar) deliliğinde bir bakış ister,
    ağzına kadar mezar yerlisi (olan) ben
    sığamıyorun Janya
    sığamıyorum evi yıkılasıca
    mezarlara sığamıyorum ha!!!

    alnında yazılı olan kader değil, ömrümün hikâyesinin
    sonesidir, sesim acıyor, şöyle koca ve harab olmuş bir sesle
    adını haykırmakla doyasıya rahatlatamadım yüreğimi, bembeyaz bulutlardan
    bir oluk şiir sağıyorum kuşları için gözlerinin, keşke
    Janya ihtişamlı inancını taşıyabilseydim, keşke kuzum
    senden başka hiçbir dertle bozmasaydım tadını aklımın,
    kedersizce seni omzuma alıp çarşı pazar dolaştırsay-
    dım, nergiz ve nesrinlerin balkonlarında, ağzını dili-
    min zindanı edebilseydim
    ama tanrı ve zaman yanlış hatmedilmiş
    ben medet haykırışı devrinin bir işareti,
    savaşlarda mızrakların hedefi
    başı top, gözü bilye, karnı deşik

    buyur Janya öldürebilirsin artık kendini!…

    Renas Jiyan
    Çeviri: Kamuran Demir
  • 280 syf.
    ·Beğendi·10/10
      ANNE İÇİN YAZILMIŞ ŞİİR TADINDA BİR ROMAN
     
                Alman edebiyatından yaptığı özenli çevirilerini yakından izlediğimiz Kâmuran Şipal okuyucularının karşısına 
    uzun soluklu şiir tadındaki bir romanıyla çıkıyor,”SIRRIMSIN SIRDAŞIMSIN”.
                Roman ,yazarın kendi iç dünyasından ve yaşadıklarından yola çıkılarak yazılmış.Gözlemleriyle birleştirildiğinde zaman, mekan gözetilmeksizin yakın çevrenizde sizin de görebileceğiniz kültürel değerlerimiz birer ikişer sahneye çıkıyor.Günümüzden geçmişe,geçmişten bu günlere gidip gelen duygu yoğunlukları okuyucuyu olduğu yerden başka yerlere ve zamanlara taşıyor.
                Anadolunun herhangi bir şehrindeki bedestenler,avlusunda bir tulumbası ya da kuyusu bulunan evler. Ateş böceklerinin yıldızlarla yarışan yanıp sönüşleri,cırcır böcekleri,kurbağa vraklamaları. Güller, karanfiller özenle  yetiştirilen sulanıp kollanan çiçekler. Aza çoğa bakılmaksızın kurulan yer sofraları. .Cefakâr Anadolu kadınının yokluk ve yoksun - luğa aldırmadan evinin nafakasını alnının teriyle  çıkarma azmi. Öz babasının  oğluna ilgisizliği. Bir ayrılığın ardından beş altı yaşındaki çocuğun kırılganlığını neredeyse dört beş yıldır üzerinden atamaması .Üvey babanın ona iyi davranması, ancak işini kaybedince zorunlu olarak çekip gitmesi.Varlıklı bir teyzenin bağında,kendinden birkaç yaş büyük  teyze kızıyla geçirilen ,çevrenin,doğanın yeni yeni tanındığı o güzelim günler.Bütün bu anlatılanlar romanın kısa bir özeti bile değil kuşkusuz.
                 Sağlığında kıymeti bilinmeyen anneye ölümünden sonra duyulan  özlem  duygularının dışa vurumu . Bir evladın çocukluk dönemi psikolojisini dört dörtlük yansıtmış uzun soluklu  şiir tadında bir kitap. Özellikle annesini çok seven - lerin, zamanında  anne kıymetini bilmeyip sonradan özlemini çekenlerin severek ve tekrar tekrar okuyacakları mükem - mel bir eser.
                “Sırrımsın sırdaşımsın”bulutsuz  yaz gecelerinde oluşan yıldız yağmurlarını sizlere hissettiriyor. O anları birebir yaşıyorsunuz.. Kusursuz bir Türkçeyle yazılmış.Uzun, düzenli cümleler ufkumuzu açıyor. Dilimizin inceliklerini görüyor,  kelime dağarcığımızı test ediyoruz. ”Demir Köprü” den sonra yazdığı bu ikinci romanı Kâmuran Şipal’ın. Yapı Kredi Yayınlarından çıkan bu eser modern romanlarda karşılaşılan  anlatımın özgün bir şekli.
           Eserde  dikkati çeken en duygusal bölüm,sağlığında ihmal edilen annenin kabrine yapılan ziyarette yaşanan duygu fırtınası ve bu fırtınaya yıldızlarla yarışan ateşböceklerinin eşlik etmesi. Bu  pırıl pırıl dünyaya katılmamak ve bu ışıltı yağmuruna tutulmamak mümkün değil.
               Bir Kerkük türküsü şöyle der: ”Meyvelerden üç güzel var sevilir,biri ayva, biri alma, birinar / Güzellerden üç güzel var sevilir,biri ana, biri bacı, biri yar.”
               Kâmuran Şipal, yıllar önce kaybettiği annesine duyduğu özlemini sağlığında açığa vuramadığı şükran duygularını, bu roman aracılığıyla bir şiir,şarkı, hatta türkü tadında dile getirmiş.
               Kısacası “SIRRIMSIN SIRDAŞIMSIN” yazarın içten duyarak özenle yazdığı,bütün deneyimini ve bilgi biriki - mini geleceğe  miras  bıraktığı, şiir tadında yazılmış başarılı bir eser.
               03 Mart 2010 SAMATYA- Mehmet Sadık MEDİN    
  • KADER KUYUSU* Öğleden sonra, zaman birazcık öğleni geçmiş, Bulgar gemisi Serivia İstanbul limanından demir alıp ağır ağır Karadeniz’e doğru yol alıyor. Gemi birkaç defa tiz bir sesle İstanbul’a veda ediyor. Boğazın suları geminin önünde açılıyor. Hafif bir yel, geminin ardında köpüren suları okşuyor. Yel, hafifçe geminin ön tarafında dikilip Boğazın her iki yakasını dikkatle ve çok özel duygularla izleyen Celadet ve Kamuran’ın saçlarını okşuyor. Minareler, kaleler, surlar, saraylar, konaklar, tanıdık ağaçlar ve ormanlar, her iki tarafta dans edercesine bir bir görünüp kayboluyor. Onları kucağında büyüten, besleyip eğiten, hayata ve yaşamlarına anlam katan, sırlarını saklayan, zenginlikleriyle aşklarını süsleyen, beyaz geceleriyle umutlarını ve düşlerini işleyen İstanbul, şimdi karşılarında ayrılık valsi yapmakta. Celadet ve Kamuran gidiyorlar, hayatlarının şehrini- sonsuz anılarla dolu şehri, bütün şehirlerin padişahı olan şehri- arkalarında bırakıp gidiyorlar. Kamuran: — İyi bak nazlı İstanbul’a, belki de bir daha görmeyiz onu. Celadet: — Onu nasıl bir daha görmeyiz? Hayatım, yirmi yedi yılım, bu şehirde geçti. Nasıl olur da, her şeye rağmen tekrar döndüğümüz bu şehri bir daha göremeyiz?
    (*Bîra Qederê) (Mehmet Uzun, Bîra Qederê, Avesta Yayınları, İstanbul, 1999.)