• Ne demek mandalinalar, portakallarin çocukları değil. :)
  • 158 syf.
    ·Puan vermedi
    Kitabın yazarını bilmeden bir değerlendirme yapsam yazarın ya ilk kitabı olduğunu ya da zor bir konuyu hedef kitlesine anlatabilmek için sadeleştirebilmek adına çok çabaladığını düşünürdüm. Yazarın birkaç kitabını daha okuduğum için bu kitabın beni tatmin etmediğini, konunun ilgi çekici olmasına rağmen içerik yönünden kitapta bir eksiklik olduğu ya da bilgiyi aktarım konusunda bir bir sıkıntı olduğu kanaatindeyim. Yazar beyin üzerine çok araştırma yapmış ve bunu okuyucuya aktarmaya çalışıyor ama dili bazen çok samimi bazen de çok terimsel kalmış. Bir de kitapta sürekli yapılan kelime oyunlar belli bir noktadan sonra bende bir hoşnutsuzluk yarattı.
    Kitapta ilgimi çeken asıl iki konu var. Birincisi bir kurt tarafından büyütülen Kamala ve Amala isimli iki çocuk üzerinde yapılan gözlemlerdi. Amala erken yaşta ölür ama Kamala 17 yaşına kadar yaşar. Yapılan gözlemler sonucu belli dönemlerde öğrenilmesi gerekenlerin doğru zamanı geçince ya çok yavaş öğrenildiği ya da hiç öğrenilemediği anlatılıyor. Bir dönem Türkiye'de anneleri ile birlikte cezaevinde büyüyen çocuklarla ilgili bir araştırma yaparken şunu görmüştüm. Cezaevi şartları çocukların emekleme dönemi için uygun değil. Çocuk emekleme dönemini atladığında ya da eksik tamamladığında ileride bazı sorunlarla karşılaşabiliyor. Bu sorunlar geç yürümek gibi fiziksel olabileceği gibi psikolojik sorunlar da olabiliyor. Kitapta ilgimi çeken ikinci konu ise maymunlar üzerinde yapılmış bir araştırma. Genç maymunların gözlerini bağlayıp maymunları uzun bir süre gözleri kapalı tutuyorlar. Sonra bağları açınca görme nöronlarının hiç kullanılmadığından pasifleştiği ve genç maymunların gözlerinin kör olduğu görülüyor. Aynı deneyi yaşlı ya da gelişmiş maymunlara yaptıklarında bir değişiklik olmuyor, bu maymunlar görmeye devam ediyorlar. Sonuç, görme ile ilgili tamamlanması gereken süreç tamamlanmadığı için beynin o kısmı eksik kalıyor. O kısımdaki nöronlar başka bir alana taşınıyor. Kitabın sonlarına doğru yazar beynimizi geliştirmek için beyne dost ve düşman şeyleri anlatıyor bize. Burada da ilgimi çeken kısım uykudan fedakarlık edilmemesi gerektiği konusu. Bazı insanlar çok kısa süreli ya da düzensiz uyumalarla hayatına devam ettiğini söylese de yapılan araştırmalar beyin sağlığı için uyumayı öneriyor. Bu kısmın özümsendiği halde faydalı olacağı kanaatindeyim. Ancak kitapta beni rahatsız eden kısımlar da vardı. Mesela ünlü düşünür ve yazarlardan çok fazla alıntı yapılmı ve kitabın sonunda beyne yönelik espriler ile kamyon arkası yazılarının beyne uyarlanmış halleri var ki bu da hoşuma gitmeyen konulardan birisi oldu diyebilirim. Şahsım adına kitabı Kişisel gelişim kategorisinde değerlendirmenin mümkün olmadığını düşünüyorum.
  • 328 syf.
    ·6 günde·1/10
    Bu kitap sadece gerçeklere dayanmaktadır gibi can alıcı cümlelerle ucuz satış hileleri hoşuma gitmiyor. Sonsözde açıklamışsın zaten ne gerek var ki arka kapağa yazmaya?
    Suada ve tarıkın aşkı da oldukça klişe. Bir takım kamyon arkası laflar su perim vs gibi vıcık vıcık aşk. Suadanın beyaz atlı prens muhabbeti neymiş rüyalarında gördüğü beyaz atlı prensmiş. Ben seni yüreğimde eritmiştim nedir Allah aşkına. sürekli tarıkla sevişmedik yatmadık biz diye açıklama yapmaya çalışması da irrite eden başka bir noktaydı. Tabi ileriki sayfalarda tecavüze uğrayacak bu kadın ve yazara göre belli ki tecavüzün en kötü tarafı tecavüze uğrayan kadının bakire olması. Bu yüzden bekareti kitabın başlarında gözümüze sokuyor. Alttan alta tecavüz bakireye olur göndermeleri hiç hoş değil.
    Müslümanlığı kitabın başlarından itibaren namaz kılıyorum oruç tutuyoruma indirgeyen bir kitaptan bahsediyoruz. Hala bu zihniyetin olması ve daha korkuncu yazılması insanı irrite ediyor.
    Annelerinin babanızla sevişerek evlendik dedikten sonra sevişmek kelimesiyle dalga geçecek kadar bayağıydı. Uzun uzun sevişmenin ne demek olduğunu anlatmayacağım tabi. Annesinin tarıkı öğrendikten sonra hele şükür müslümanmış şeklindeki ırkçı yaklaşımı da hiç hoş değildi.
    Cinsiyetçi ve homofobik bir kitaptı. Suadanın bir caddeyi tarif edişi var dikkatinizi çekiyorum “caddeyi” tarif ediyor. “daracık mini etek ve yüksek topuklu ayakkabılarıyla arşınladıkları caddede hayat durmuştu.” Diyor. Yahu bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Mini etekle caddedeki hayatın durmasının ne alakası var? Bir yerde de suada kısa etek giydi diye kendini fahişe gibi hissediyordu. Neyse yorumu size bırakıyorum.
    Yer yer kullanılan bayan kelimesini de çok basit bir şekilde burada senden başka bayan yok diyerek geçiştiriyorum .
    Sadece kadın cinsiyetçiliği değil tabii erkek cinsiyetçiliği de vardı. Tüm erkekler aldatır onlara güven olmaz vs vs.
    O kadar basit bir dille yazılmıştı ki yazarın 72 doğumlu olduğuna inanmakta gerçekten zorluk çektim. Çocuk yazsa anca bu kadar basit dil kullanabilirdi. Haliyle alıntı yapılabilecek tek bir yer bile yoktu.
    En sevdiğim türdür oysa ki tarihi roman. Bu kitaptan önce tarihi romanların asla çok kötü olamayacağını düşünürdüm. Tarihi olayları roman karakterlerinin içine yedirememiş. Sözüm ona diyaloglarda olanı biteni anlatıyor ama çok eğreti durmuş. Başlarındaki o vıcık vıcık aşkı zaten hiç sevmedim. Savaş çıksın düzelecek kitap diye düşündüm savaşın insanların hayatlarını nasıl korkunç etkilediğini anlatacağını sandım. Sonuç koca bir hayal kırıklığı.
    Kitabın çıkış noktası güzel. Hadi bu kitabı kadınların bakış açısından anlatacaksın ona da tamam. Ama sen kadının ne düşündüğünü ne hissettiğini bilmiyorsun ki. Hala tecavüzü kadın için bir utanç kaynağı leke olarak betimliyorsun. Kaçırdığın nokta tecavüzün tecavüz eden için utanç kaynağı ve leke olduğu. Hele Tarık beni bu halimle kabul edecek mi acaba diye düşündürmesi son derece iğrenç kadını küçük düşüren bir durum.
    Kadınlar güçlüdür ama kitaptaki kadınlar sürekli ağlayan kaderlerine boyun eğen insanlar olarak betimlenmiş.
    Kitabı hiç sevmedim ve insanların neden sevdiklerini de anlayamayacağım. Ya ben yanlış pencereden bakıyorum ya da kitabı sevenler.
  • Günaydın arkadaşlar. Bugün oturdum onlarca üyenin profiline girdim, hiç üşenmeden bütün paylaşımlarını okudum. Bunların yarısı tek bir alıntı ve inceleme paylaşmamış. İletilerde harfler yutulmuş, kelimeler yanlış yazılmış ( bişey,deyil,herkez vs) ve hepsi atarlı giderli, kamyon arkası, ergen sözleri. Bu paylaşımlar yüzünden 1k kitap sitesi olmaktan çıkıp Faacebook, Twitter ve İnstagram olma yolunda sağlam adımlar atıyor. :))