Merhaba kitap dostlarım…
Sizlere şöyle gerilimi hat safhada tutacak bir kitap anlatmak istiyorum. kitap son sayfasına kadar ters köşe yapanlardan biri oldu. Daha ilk sayfalarda olayların çözüleceğini düşündüm ama her yeni bölümde şüphelerim başka birine kaydı. Bir noktadan sonra “Tamam, katil kesin bu!” derken birkaç sayfa sonra fikrim tamamen değişiyordu.
Hikâyenin merkezinde Chloe var. On iki yaşındayken babasının yıllar önce kaybolan kızların katili olduğunu öğrenmesiyle çocukluğu bir anda sona eriyor. Aradan yirmi yıl geçmesine rağmen yaşadığı travmalar peşini bırakmıyor. Buna rağmen psikolog olup başkalarının yaralarına dokunmaya çalışması beni çok etkiledi. Bir yandan da şu soru sürekli aklımdaydı: Kendi yaraları hâlâ kanayan biri, başkalarına gerçekten şifa olabilir mi?
Tam her şey geride kalmış gibi görünürken kasabada yeniden genç kızların kaybolmaya başlamasıyla geçmişin karanlığı tekrar ortaya çıkıyor. Bu bir tesadüf müydü, yoksa yıllar önceki olaylarla bağlantılı yeni bir tehdit mi vardı? İşte kitap tam da burada beni içine çekti.
Chloe’nin bazı kararlarında ona kızdığım da oldu. Özellikle tehlikeli anlarda “Sakın yapma!” diye içimden seslendiğim çok yer vardı. Gerilim ve merak duygusu hiç düşmedi. Morg sahnelerinde elimdeki atıştırmalıkları bırakmak zorunda kaldığımı da itiraf etmeliyim.
Yazar karakterleri ve olay örgüsünü öyle güzel işlemiş ki son sayfaya kadar herkesten şüphelendim. Atmosferi, gizemi ve sürekli diri tuttuğu merak duygusuyla beklentimin üzerinde bir okuma oldu.
Psikolojik gerilim ve ters köşeleri seviyorsanız bu kitaba kesinlikle bir şans vermenizi tavsiye ederim.