Elif Kan

Elif Kan
@kaneliif
İstanbul
23 Nisan
27 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
10/10
·284 syf.··
2020 8. kitabı
Yine Zülfü Livaneli’nin muazzam bir eseriyle tanışmanın keyfini yaşıyorum Her kitabını ayrı sevdiğim, okurken ayrı heyecan duyduğum, kitaplarıyla ve kendisiyle Aşk yaşadığım doğrudur Her kitabının bitiminde kendimce yaptığım bir yorum var: Her eseri bu kadar muazzam mı olur? Leyla’nın Evi’de favorilerim arasında yerini aldı bile. Bu kadar başarılı bir Türk yazar olmasından ülkem adına gurur duyuyorum! Kitabı nasıl anlatsam diye kıvranıyorum resmen. Anlatılacak, bahsedilecek o kadar çok detay varken bu epey zor gözüküyor. Her kitabında olduğu gibi bu kitabında da ufkumuz açılıyor, tarih bilgisinden nasibimizi alıyoruz yine. Zülfü Livaneli’nin bütün kitapları anlatılan hikayeden ziyade, fazlasıyla öğretici nitelikte eserler olduğunu da düşünüyorum. Gelelim bu şahane mi şahane eserin konusuna; Leyla, Boğaziçi’nde doğup büyümüş bir Paşa torunudur. Aile büyüklerinin vefat etmesiyle birlikte Anneannesiyle yalnız kalan Leyla, geçim sıkıntısı sebebi ile yalıyı satmak ve hemen bahçenin dibindeki tek odalı evde yaşamlarını sürdürmek durumunda kalırlar. Anneannesinin de vefatıyla birlikte hayatta tek başına kalan Leyla, yeni yalı sahipleri tarafından sokağa atılır. Mahallelinin çocuklardan biri olan gazeteci Yusuf, Leyla’nın yardımına koşar ve onu Cihangir’deki bekar evine götürür. Kitabımız da esas burada başlar. Peki, Leyla’yı bundan sonraki yaşamında neler beklemektedir? Okumayanlar hemen edinmeli, kitaplığında bulunanlar ertelememeli bu güzel kitabı
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma

Elif Kan

, bir kitap okudu
10/10
·284 syf.··
2020 8. kitabı
Zülfü Livaneli
8.4/10 · 35,3bin okunma
“Çoğu insanların gözünde neyim ben -değersizin biri ya da tuhaf, aykırı, hoşa gitmeyen bir adam- toplumda kendine bir yer bulamamış, yer bulamayacak bir yaratık, yani hiçten de daha aşağı bir şey. Haydi, diyelim ki bu böyledir, ben de inadına böyle değersiz, böyle aykırı bir adamın gönlünde neler bulunduğunu göstermek istiyorum eserimle.“
10/10
·136 syf.··
2020 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2020 10:37
“Gerçekten sevilmeye değer şeyleri candan sevdik mi, sevgimizi önemsiz, tatsız tuzsuz ve boş şeylere harcamaktan sakındık mı, yavaş yavaş aydınlığa varır, gücümüzü pekleştiririz.” . . “Öyle bir tarzda resim yapmak istiyorum ki, gözü olan herkes resimlerimi anlayabilsin.” . . “Hiçbir değerim yoksa bugün, ileride de bir değerim olmayacaktır ama ileride bir değerim olacaksa, bugünde vardır demek.” . . Alıntı yapmaktan okuyamadığım bir kitap daha. Vincent Van Gogh’un, kardeşi Theo’ya yazdığı mektupları okuyorsunuz sayfalarda. Mektupların her biri altın değerinde; öyleki altını çizmekten okuyamadım. Satırlar fazlasıyla şefkât yüklü. Samimi, içten. Her biri öğüt niteliğinde bile diyebilirim. İşte Van Gogh kitabını okuduktan sonra, sanatçının hayatıyla ilgili bilgi sahibi olmama rağmen yinede çok etkilenmiştim. Gelelim bu mektuplara; hem sanatı, hem dostlukları, hem hayattan beklentilerini tüm şeffaflığıyla birlikte okuyorsunuz her bir mektupta. Sanatçının eserleri benim için apayrı bir yer barındırıyor; fakat beni asıl kendisine çeken nokta kalbindeki o bitmek tükenmeyen şefkât duygusu. Eserlerinin o zamanda ilgi görmemesine ve satılmamasına rağmen bir kuru ekmekle geçinip yinede sanatından vazgeçmeyişi. Bir gün eserlerinin kıymet göreceğine dair olan o inancı. İnsanlara olan yaklaşımı, iyimserliği. Van Gogh sadece sanatıyla değil, insanlığı ile de konuşulacak bir sanatçı. Değerinin çok geç anlaşılması beni inanılmaz üzüyor. Mektupları okurken keşke dedim, keşke değerinin farkında olunduğunu görebilse!
Theo'ya MektuplarVincent Van Gogh · Remzi Kitabevi · 20188,1bin okunma