Muhibbi Kanunî Sultan Süleyman Han
Aşk mıdır ki, can-ü dil mülkünü yağma eyleyen;
Aşk mıdır sinem içre gelip de cân eyleyen”

Muhibbi Kanunî Sultan Süleyman Han
Senin gamın, derdin bu gece güçsüz candan geçti gitti.
Göz yaşlarıma bak, yeryüzünü ve gökyüzünü doldurdu şimdi.
Kimsesizim, halli perişanım, kala kalmışım.
Aşığım,sabırsızım ve acılar içindeyim.
O yürüyen servinin, sevgilimin ayrılığından, ayağı toprağa bağlı bir çam gibi kalmışım şimdi.
Aşk derdim için ne söyleyeyim ki, söylemek, anlatmak mümkün değil.
Ey doktor çare bul bana, çünkü gönül derdi bu can-ı aştı geçti
Ey ay yüzlü sevgilim, senin aşkınla dertli oldum ne yapayım.
Kendi kendime bu bela içine düştüm ne yapayım.
Ey eziyet eden sevgili, seninde elinde Muhibbi gibi
Akşam sabah kıyamete kadar feryat ediyorum

Muhibbi Kanunî Sultan Süleyman Han
Sorma aşkın hâletin Mecnûn’a bir divânedür

 

Açma aşkın sırrını Ferhâd’a kim efsânedür

 

 

 

Sor bana aşkın rumûzun sana takrîr eyleyem

 

Can u baş terkin urur âşık heman pervânedür.

 

 

 

Gel temâşa eyle bir sırça sarâyın gönlümün,

 

Eşk-i surhiyle münekkaş zeynolmuş hânedür.

 

 

 

Gamzesi kanım içerse dostlar olmaz aceb

 

Kâfir-i bed-mest olanın meyli dâim kânedür.

 

 

 

Yâre varub dün gice dil-i derûnum arzeyledüm

 

Hâbe varı gözleri yanında san efsânedür.

 

 

 

Nola baksam şem’-i hüsnüne gönül pervane-veş

 

Dostum sen şem’ olıcak âşıkun pervânedür.

 

 

 

Gülşen-i hüsnünde dil mürgün yine saydetmeye

 

Zülfünün ağında “Muhibbî” hâli anın dîvânedür.”

Muhibbi Kanunî Sultan Süleyman Han
1- Nigârâ mest-i çeşmünden harâbum

Beni sanma ben ki mest-i şarâbum


2- Gül açılsa halk-ı âlem gül gibi handân olur

Sensüzin gülzâr-ı âlem cümle zindandur bana


3- Gice vü gündüz endîşem nigârun fikr ü zikridür

Eser kalmaya ki benden o hâlet olmaya zâyil


4- Sensiz ey dilber bana âh ü figân eksük degül

Lâle-veş bağrumda hem dâg-ı nihân eksük degül


5- Geh hayâlidür konan gönlüm evinde geh gamı

Ol harâbe evde mihmân her zaman eksük degül



6- Ey Muhibbî ger dilersen şîr'üni rengîn ola

Fikr ü zikrin her nefesde la'l-i yâr olmak gerek


7- Gönderirse ol kemân-ebrû eger gamz okların

Geçürüp sînemden idem cân içinde yir ana



8- Şem'-i ruhsârın görüb yansam yıkılsam tan mıdır

Şem' gördükçe yakar bâl ü perin pervâneler


9- Humârı hoş gören rindem mey-i sahbâdan el çekmem

Cefâsına bakup hârun gül-i râcandan el çekmem

Burak, bir alıntı ekledi.
 28 Nis 12:22 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"O kitapları ve seccadesiyle mutluydu Süleymanım. Kimseye ihtiyaç duymazdı bana bile."
Hâlâ kulaklarında çınlayan kelimelerin büyüsüyle sustu Süleyman Han. Anne ve babası devirlerini tamamlamış, bu mihnet yurdunun kirli sahnesinden selametle çekilip gitmişlerdi işte. Ama yüreğindeki bu soğukluk... Ya bu ürpertiler...

Sultan: Bir Kanuni Romanı, Okay Tiryakioğlu (Sayfa 149 - Timaş Yayınları, 1. Baskı, Şubat 2012)Sultan: Bir Kanuni Romanı, Okay Tiryakioğlu (Sayfa 149 - Timaş Yayınları, 1. Baskı, Şubat 2012)

Muhibbi Kanunî Sultan Süleyman Han
maksadın cânım ise..."


"Dostum; ben gönlümü senden yana yolladım..

onun bir daha benden yana gelmesi mümkün değil..

ey yay kaşlı, okun ne zaman göğsümden yana doğrulsa,

o okun ucundaki demirden yana göğsümü germezsem,

erkek değilim..

ey dost gönlümü aldın..

şimdi maksadın cânım ise,

ben cânımı ve bâşımı çoktan koydum bu yolun üstüne"


Muhibbî

Muhibbi Kanunî Sultan Süleyman Han
BELASI HOŞ GELİR


Bana dildârın cefâsı hoş gelir
Nitekim gayre vefâsı hoş gelir

Derdi ile hoş geçer dil dilberin 
Derd sanma kim devâsı hoş gelir

Zahm-ı peykânı kızıl güldür bana 
Bülbülüm hâr-ı belâsı hoş gelir

Yâreme merhem durur çün zahm-ı dost 
......

Muhibbi Kanunî Sultan Süleyman Han
Müjde ey bîçare dil kim nâzla dilber gelür
Hicr içinde mürde iken yine cisme cân gelür

Girye ile gözlerüm Ya'kup-veş a'mâ idi 
Rûşen adlı gün gibi çün Yûsuf-ı Kenan gelür

Ey dil-i şûrîde bülbül gibi efgân eyle kim 
Ol letâfet ma'deni ol gonce-i handân gelür

Firkât ile hâlümi sorsan şehâ görsen ne der 
Dem olur kim yâş yirine gözlerimden kan gelür

Bu harâb olmuş gönül ma'mûr olısardur yine 
Ey Muhibbî nâz ile çün ol şeh-i hûbân gelür.

 

Muhibbi Kanunî Sultan Süleyman Han
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi 
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıdır 
Olmaya baht u saadet dünyada vahdet gibi

Ko bu ıyş u işreti çün kim fenadur akıbet 
Yâr-ı baki ister isen olmaya tâat gibi

Olsa kumlar sagışmca ömrüne hadd ü aded 
Gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir saat gibi

Ger huzur itmek dilersen ey Muhibbî fârig ol 
Olmaya vahdet cihanda kûşe-i uzlet gibi »

Celis-i halvetim, varım, habibim mah-ı tabanım
Enisim, mahremim, varım, güzeller şahı sultanım

Hayatım hasılım,ömrüm, şarab-ı kevserim, adnim
Baharım, behçetim, rüzum, nigarım verd-i handanım

Neşatım, işretim, bezmim, çerağım, neyyirim, şem’im
Turuncu u nar u narencim, benim şem’-i şebistanım

Nebatım, sükkerim, genc,m, cihan içinde bi-rencim
Azizim, Yusuf’um varım, gönül Mısr’ındaki hanım

Stanbulum, Karaman’ım, diyar-ı milket-i Rum’um
Bedahşan’ım ve Kıpçağım ve Bağdad’ım, Horasanım

Saçı marım, kaşı yayım, gözü pür fitne, bimarım
Ölürsem boynuna kanım, meded he na-müsülmanım

Kapında çünki meddahım, seni medh ederim daim
Yürek pür gam, gözüm pür nem, Muhibbi’yim hoş halim!


Muhibbi Kanunî Sultan Süleyman Han