Bir evliliğin başına gelebilecek en vahim durum, o evliliğin ihanete uğramasıdır. Her ne kadar eşler birbirini aldatıyor gibi görünse de, ihanete uğrayan evliliktir aslında. Gün gelir, ilişki eşlerden birini ya da her ikisini birden doyurmamaya başlar. Bu aşamada yapılacak en doğru hareket, eşlerim hastalanan ilişkilerini iyileştirme yoluna gitmeleridir. Hastayı ilaçsız bırakıp, onu ölüme terk etmek değil. Ancak bazı evlilikler tıpkı ölüm döşeğindeki hastalıklar gibidir, ne yaparsanız yapın onu kurtaramazsınız.
Yüzleşmek istemediğimiz, her seferinde görmezden gelip yanından teğet geçtiğimiz gerçeklerimiz gün gelir bizi köşeye sıkıştırır. Ben buradayım, beni gör, beni kabul et ya da değiştirebiliyorsan değiştir der. Köşeye sıkıştığımızda hemen suçlayacak bir şeyler buluveririz. Suçlu çoğu kez geçmişte olanlardır, suçlu çoğu kez bizim dışımızdaki herkes ve her şeydir. Köşeye sıkışmış biz saldırganlaşırız. Yüzleşmek istemediğimiz gerçeğimizden dolayı isyan ederiz, haykırırız. Ne zaman ki, kendi gerçeğimizin sorumluluğunu alırız, işte o zaman büyürüz.