• 32 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Harika bir kitap. Beşiktaş tarihinin şanlı bayrağımızın altında nasıl değerli olduğunu. Futbolcuların efendiliklerinden maçı kazandıkları halde gözyaşı döktükleri bir takımın taraftarıyız. Maçtan sonra Beşiktaş aşkı olduğu gibi Vatan aşkıda bulunan futbolcularımız cepheye gitmesi. Savaş sonrasında sadece 1 futbolcusu kalan Beşiktaşın yeniden dirilmesi. Harika marşlar. Hepsi bu kitapta. Okurken gözlerimin dolduğu harika bir kitap, çizgi roman. Beşiktaş taraftarı olarak bu armasında Türk bayrağını taşıyan bir kulubü desteklerden bu kitap sayesinde şanlı,şerefli tarihi bize anlattığınız, öğrettiğiniz için emeği geçen herkese kendi adımateşşekür ederim... iyi ki BEŞİKTAŞ..
  • 736 syf.
    ·7 günde·Beğendi·9/10
    Öncelikle şunu söylemeliyim ki çok uzun soluklu bir okuma oldu benim için.
    Ama kitabın baskı kalitesi, kağıt türü ayrı bi güzellik kattı okuyuşuma. O yüzden Kazım Taşkent serisini çok sevdim..
    Sadece bir macera kitabı olarak okuyacaklara da fazlasıyla haz verir aslında. fakat kabul edilir ki moby dick asla bir macera romanı değildir. kimine göre freud'cu bir baba, kimine göre kapitalizm, kimine göre de dünyadaki tüm kötülüklerin tek bedende toplanadıgı metafordur moby dick. yazar da söylemekten çekinmez aslında fikrini.
    Forster’e göre; “gemici masalı ya da içine şiir serpiştirilmiş bir balina avı diye okuduğumuz sürece, Moby Dick kolay bir kitaptır. Ancak kulağımız içindeki ezgiyi yakaladı mı, hemen güçleşmeye başlar ve büyük bir önem kazanır. Sözcüklerin dar kalıbına dökerek söyleyecek olursak, soyut düzeyde Moby Dick’in konusu kötülüğe karşı çok uzatılan ya da yanlış yürütülen bir savaştır. Beyaz Balina kötüdür, Kaptan Ahab ise kötülükle savaşmayı öç alma eylemine dönüşünceye kadar sürdüren çılgın bir adamdır...
    Sıradan bir hikâye anlatılmaz moby dick'te, anlatılan öyle bir hikâyedir ki insanı derinden etkiler.Sonsuza kadar devam edecek ve her gün kat kat artacak bir intikam hikayesidir.
    Romana başlarken amacım ilginç bir serüvene tanık olmaktı fakat bitirdiğimde bütün balina türlerine, yağların nasıl çıkarılıp kemiklerin ne işe yaradığına kadar balinayla ilgili tüm bilgilere hakimdim.
    Dalgaların içinde tembel tembel salınan , arada bir rahat rahat soluk alır gibi köpüklü sular püskürten bu balina , sıcak bir günde öğleden sonra piposunu içen bir burjuvaya benziyordu..
    Dip not olarak belirtmem gerekirse bu romandaki starbuck karakteri hem bildiğimiz kahveci starbucks'a hem de battlestar galactica'nın starbuck'ına isim babalığı yapmıştır..Beğenerek okuduğum bu kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim...
  • ADANA: Ali Rıza Güllüoğlu, Şevket Yılmaz.
    AFYON KARAHİSAR: Mehmet Rıza Çerçel, Şevki Güler, Süleyman Mutlu.
    AĞRI: Abdülkerim Beyazıt, Nevzat Güngör, Kasım Küfrevi.
    AMASYA: Vehbi Meşhur, Kazım Ulusoy.
    ANKARA: Hüseyin Balan, Orhan Birgit, Sinan Bosna, Osman Bölükbaşı, Şinasi Özdenoğlu, Emin Paksüt, Suna Tural, Cengizhan Yorulmaz.
    ANTALYA: Ömer Buyrukçu.
    ARTVİN: Sabit Osman Avcı.
    AYDIN: Kemal Ziya Öztürk, Mehmet Çelik, M. Kemal Yılmaz.
    BALIKESİR: Salih Zeki Altınbaş, Mehmet Niyazi Gürer, Mevlüt Yılmaz.
    BİLECİK: Mehmet Ergül.
    BİTLİS: Abidin İnan Gaydalı.
    BURSA: Sadrettin Çanga, İbrahim Öktem.
    ÇANAKKALE: Mustafa Çalıkoğlu.
    ÇANKIRI: Hazım Dağlı, Arif Tosyalıoğlu.
    ÇORUM: Cahit Angın, Ali Naki Ulusoy.
    DENİZLİ: İlhan Açıkalın, Fuat Avcı, Hüdai Oral.
    EDİRNE: Veli Gülkan.
    ELAZIĞ: Ali Rıza Septioğlu.
    ERZİNCAN: Sadık Perinçek, Naci Yıldırım.
    ERZURUM: Fetullah Taşkesenlioğlu.
    ESKİŞEHİR: B. Sıtkı Karacaşehir.
    GAZİANTEP: Şinasi Çolakoğlu, Muhittin Sayın.
    HATAY: Abdullah Cilli, M. Sait Reşa.
    ISPARTA: Hüsamettin Akmumcu.
    İÇEL: Hilmi Türkmen, Çetin Yılmaz.
    İSTANBUL: Eşref Derinçay, İbrahim Elmalı, Bahir Ersoy, Orhan Eyüboğlu, Orhan Kabibay, Rıza Kuas, Sezai Orkunt, Haydar Özdemir, M. Kazım Özeke, İlhami Sancar.
    İZMİR: Coşkun Karagözoğlu, Talat Orhon, Şinasi Osma, Kemal Önder, Ali Naki Üner.
    KARS: Turgut Artaç.
    KASTAMONU: Muzaffer Akdoğanlı, Mehmet Seydibeylioğlu.
    KIRŞEHİR: Mustafa Aksoy.
    KONYA: Necmettin Erbakan, Sezai Ergun, Sadi Koçaş, Orhan Okay, Özer Ölçmen.
    KÜTAHYA: Mehmet Ersoy, Kemal Kacar.
    MALATYA: Mustafa Kaftan.
    MANİSA: Veli Bakırlı, Süleyman Çağlar.
    MARAŞ: M. Nejat Çuhadar, İbrahim Öztürk.
    MARDİN: Şevki Altındağ, Seyfi Güneştan.
    ORDU: Memduh Ekşi, Ata Topalolu, Orhan Vural.
    RİZE: Sami Kumbasar.
    SAMSUN: Kamran Evliyaoğlu, İlyas Kılıç.
    SİİRT: Selahattin Oran.
    SİNOP: Hilmi İşgüzar, Mustafa Kaptan, Tevfik Fikret Övet.
    SİVAS: Vahit Bozatlı, Hüseyin Çınar, Ahmet Durakoğlu, Ekrem Kangal, M. Kemal Palaoğlu, Mustafa Timisi.
    TEKİRDAĞ: Nedim Karahalil, Mustafa Sabri Sözeri.
    TOKAT: İsmail Hakkı Birler.
    TRABZON: Mehmet Aslantürk Mehmet Ali Oksal, Ahmet Şener.
    TUNCELİ: Kenan Aral.
    URFA: Necati Aksoy, Vehbi Melik.
    YOZGAT: İsmail Hakkı Akdoğan, Abdullah Baştürk, Celal Ahmet Sungur.
    ZONGULDAK: Hüseyin Baytürk, Fevzi Fırat, Cahit Karakaş.
  • Dayım Şükrü Bey, 1306 ’da Japonya ’da mahvolan Ertuğrul Gemisi’nde boğuldu. Mektepten birkaç sene evvel çıkmış muktedir bir makinistti. Teyze çocuklarından ressam Hüsnü Bey de, Mehmet Kaptan da bahriye binbaşı zabiti idiler. Mütekaittirler. Mehmet Kaptan ’ın kız kardeşi Seniye Hanım ’ın da kocası bahriyeli idi. Kardeşim merhum Şevki Bey de bahriyeliydi.
    Biz Hulusi Bey ile kara zabiti, kardeşimiz Hilmi Bey jandarma idi. En büyüğümüz Hamdi Bey, mülkiyeden mezundur. Teyze ve dayı ciheti bahriyeye intisap etmiş, çoğumuz asker mensubu. Teyzelerimin torunları da epeyce çoğaldı ve iş sahibi oldular.
  • 736 syf.
    ·7 günde·Puan vermedi
    Öncelikle şunu söylemeliyim ki çok uzun soluklu bir okuma oldu benim için.
    Ama kitabın baskı kalitesi, kağıt türü ayrı bi güzellik kattı okuyuşuma. O yüzden Kazım Taşkent serisini çok sevdim..
    Dünyada her türlü kötülüğün başkahramanı insanlar olduğu müddetçe ne alınan intikamlar bitecek ne de artan ölümler akan kanlar.. Sırf yağı için öldürülen balinaların haddi hesabı yok. Su an balina avı yasak ama yillar öncesinde ne katliamlar yapmışlar.. Işte bu avlardan birinde Moby Dick adlı beyaz bir balina Kaptan Ahab'in bacağını kapıyor. Ve asıl hikaye bundan sonra başlıyor. Kaybettiği bacağın intikamını almaya çalışan Kaptan Ahab'ın bitmek bilmeyen tutkusunun intikamının hastalık derecesine nasıl dönüştüğüne şahit oluyorsunuz sayfalar ilerledikçe. Kaptan Ahab'in tutkusu öyle yüce ki insan okurken kendi hayatını sorguya çekmeden geçemiyor. Acaba ben olsaydım ne yapardım diye düşündürüyor.
    Bu arada balinalarla ilgili o kadar ayrıntı okudum ki Kaptan Ahab'ı unutup acaba ben güney ve kuzey balinalarının otobiyografisini mi okuyorum dedim..🤪 O kadar ayrintili bilgi zaman zaman sıkılmama sebep olsa da balinaları merak etmekten kendimi alamadım ve keşke bende balinaları görebilsem dedim. Balinaların bu kadar ayrıntılı anlatan başka da bir kitap yoktur herhalde ve bu yönüyle de Moby Dicke bir macera romanı gözüyle bakmakta yanlış olacaktır.
    Ben genel itibariyle kitabi severek okudum o yüzden bundan sonra okumak isteyene de rahatlıkla tavsiye ederim..
  • 35 yıllık otobüs şoförüyüm.İsmim Hayri Okumuş.Soyadim gibi okudum,tahsil gördüm bu yollarda milletin hikayelerinin pesinde.Adım gibi hayırlı hizmetlerde bulunurum hiç surat asmadan senelerce,mesafeleri yakınlaştırarak sevdiklerine .Emektar Kazım kimlere bağrını açtı,kimleri yüreğinde misafir etti saymakla bitmez.Onur konuğu bendim tabiki.En cok ben sürünce sevinirdi,rahatlardi cünkü.Hürmet ederdim kilometrelerce gittiklerine.Taşıdıklarına.En cok o anlardi ,en cok o dinlerdi beni.Simdiki kıytırık sözüm ona gıcır otobüsler çıkınca hurdaya gömdük cenazesini.Hırıltılarına,boğuk boğuk öksürüklerine tahammülü yok şimdiki konfor düşkünlerinin.Yok kliması çalışmazmış,yok sular sıcakmış,yok bilmem neymiş.Ne anlarlar ki derdiyle değerlenenlerin , hatıralara kucak açanlarin eskimeyen ve de eksilmeyen kıymetini . Yeniledikce silinmez ki yüreğimize dokunanlarin parmak izleri.

    Anons veriliyor .

    " İyi akşamlar, İstanbul – Hatay seferi yapan KT1000 sefer sayılı Yediveren Turizm'in Saygıdeğer Yolcuları otobüsünüz 5 dakika içinde kalkacaktır.Otobüsteki yerlerinizi alınız lütfen.Otobüsünüz 5 dk içinde hareket edecektir.Bizi tercih ettiginiz icin tesekkur eder,iyi yolculuklar dileriz."


    Otobüsteki yerimi aldım.18 saatlik uzun bir yolculuk bekliyor bizi.5 dakikanın dolmasını beklerken otobüse binen yolculara tebessüm edip,direksiyonu vesaire kontrol ettim.Isıldayan gözlerle "Kolay Gelsin Kaptan" selamlarını işitince yüreğime esenlik veriyor bazı yolcular.Sükür ,kedersiz bir yolculuk geçecek belli diyorum o zaman .Cok geçmeden burnunu sürekli çekip,ellerindeki mendille içli içli gözyaşlarını gizlemeye çalışan yolcularla göz göze gelince "kalbimin kalbine dokunurcasına sakladığım acılarım" yeniden günyüzüne çıkacakmışcasına korkarım,akordum da bozulmaya başlar.Ayrilik,hasret gibi duyguları kalbim de onlarla beraber yüklenerek, kaldırması güç bir bavulla yığılırım ben de koltuğuma .


    Gece yolculuklarını çok severim.Bundan dolayi hep de geceyi tercih ederim yapacagim seyahatlerde.Gece olunca yolcular uykunun kucağına emanet bırakırlar çoğu zaman yüklediklerini.Bazı zaman otobüse bebekli bir aile binince iş değişir tabiki.Sessizligin büyüsünü bozmak için yarişan cıyak cıyak bağırtılı ağlayislari yok mu çileden çıkarır insanı.O zaman direksiyona yüklenirim de yüklenirim,vitesi yükseltirim.Ayağim gazda. Yakarım bir cigara üç-beş...Püfletip dururum sıkıntıdan.Bebek cıyakladıkca kafam zonk zonk ağrımaya başlar.Zavallı annelerine tövbe ettirirler,bir daha uzun yolculuk yapmayacaklarina dair.Etraftaki yolcular bakışlarını onlara yöneltip göz taciziyle öf'leyip püf'lemeye başlayınca garibim anneler ne yapacaklarını şaşırıp, saklanacak bir köşe aramaya başlar.Otobüsün koridorunda bir ucundan annesi,diğer ucundan da babası dört elle sallayarak susturmaya çalıştıkları battaniyeyle kafalarına kadar çekip gizlenmek ister aileler, başkaları daha fazla rahatsız olmasın diye.Yolcular muavini başıma gönderip gönderip şikayetlerini hiç eksik etmezler.Söylenmeye başlarlar bu tarz bir yolcuyu otobüse aldığım icin.Yahu benim ne günahım var, anlayış göstersenize biraz.Yahu ben koca otobüsümle onca insanı şikayet dahi etmeden beşik sallar gibi piş pişş pişliyorum bunlar minnacık bebeğe garez edip ,asabımı bozuyor.Soför değil miyim arkadaş indireceksin en yakın molada.Yakalarından silkeceksin.Cekilmiyor bu tiplerle yolculuk.

    Kimi yolcular da tepelerindeki cılız ışığa aldırış göstermeksizin hoplaya zıplaya çevirirler okudukları kitabın sayfalarını.Kendilerini kitabın sayfalarına bırakıp, tabelaların yönünü çevirmeye çalışırlar kendi kalbi derinliklerine doğru .Kulakliklarindaki müziğin sesini açıp ,etraftan soyutlamaya başlarlar kendilerini.Kimi yaşlı teyzeler çantalarına sakladıkları elmalarla olmayan dişleriyle gacır gucur ettirerek midemin iştahını kabartirlar.Yahu insan bana da bir ikram eder.En önde oturan yolcular pür dikkat sabitledikleri bakışları ile ablukaya alırlar kelimelerimi çok konuşup da kaza yapmayayım diye.Hele sevdiğim müziğin sesini birazcık açınca,içtiğim sigaranın dumanı gayriihtiyari esen rüzgarla yüzlerini yalayinca yalandan öksürmeye başlarlar rahatsızlıklarını belirtirler yüzlerini ekşiterek.

    Kimi yolcularsa sırtını koltuğa yaslayıp, görünürde pencereden disarıyı seyrediyor gibi gözükse de çok uzaklara, bambaşka duygularla yaptıkları seyahatle kalbinin yollarını hor kullanır, aşındırır kendilerini.Daldıkları kuyudan çıkarmasını beklerler otobüsün onları.Aşmasini bekler aşılmazlarının.Otobüsün geride sektirmeyip ağaclari,dağları hızla geçişi gibi yollara emanet bırakırlar hatıralarını,özlemlerini ,
    hüzünlerini.Pırıl pırıl bir güne neşeyle uyanmanin özlemiyle yollardaki beyaz çizgileri ucu ucuna ilmekleyip bağlayarak,onlara sımsıkı tutunarak gönüllerinin istirahat edeceği tabelayla cıkışın,insirahin izini sürerler kayboldukları zifiri kuyudan.

    Muavin çay ,kahve servisine başlar.Yolcular silkelenip bir yudumda canlanmaya başlar.35 yıllık şoförlük hayatımda şu dikiz aynası ne hikayelere şahitlik yaptı bir bilseniz.Onlarin hikayesiyle kalbi irtibat kurup,kendi hikayemi mayalayıp her zamanki gibi yollara sığınırım ben de.

    -Kamiiiiiiiiiil...
    -Bir okkalı kahve bana da.
    Dertler koyu,yıllar boyu ...

    Kamil getirir kahvemi.Cigaram düşmez elimden üst üste iki, üç,dört.Radyoyu karistiririm.Bir frekansta cakılı kalır arabesk yüreğim aniden.Ah be Müslüm Baba'dan...

    "Ne çabuk tükendi olduğun günler
    Yine mi hasretler yaşayacağım
    '
    '
    '
    Gitme gitme gitme ne olursun"

    Ah be Nalan seninle hayaller kurarken nasıl da beni sensizliğe ittin.Senden sonra tabelalar küstü bana.Yönümü kaybettim.Sen beni sensiz bıraktın başka bir adamla evlenerek.Duydum ki çocukların da olmuş.O günden beri bıraktım kendimi yollara.Düsürdüklerimizi toplasa da getirse,seni bana diye.'Hayalle yaşarken gerçek dünyada ,zamanı içmisiz haberimiz yok'.

    Harcanıp gitmisiz,acı günlere gözyaşı ekmisiz haberimiz yok.Yaktın be Müslüm Baba .Yeter yollara akıttığımız gözyaşları.Ömür geçiyor be Nalan.Meğer aynı kitaba bakıp farklı hayallerin sayfalarını çevirmişiz seninle. Eriyip gidiyoruz.Gözlerimden süzülen yaşlarla,yüzüme yüzüme vuran güneşin ışıklarıyla kavrulan yüreğimle birlikte ızdırap çeken ruhum gökkuşağına kavuşsun istedim çok mu ? Şunu unutma ama Nalan seni seven kalbim otobandan hiç sapmadi,istikametini şaşırmadı. Çok geç.Gitme,gitme ne olursun.Gidersen bir daha dönmeyeceksin.

    Gizlemeye çalıştığım el hareketiyle yanağımda süzülen gözyaşlarımı hızla silerek,muavini çağırdım yanıma.Saatime baktım.Epey zaman geçmiş.Hatiralarimda boğulmusum resmen.Evladim mola anonsu verir misin?Muavin mikrofonu burnuna ve ağzına yapıştırarak boğuk boguk çıkardığı kalın sesiyle ;

    -"Sayın Yolcularımız otobüsümüz yarım saat yemek ve ihtiyaç molası verecektir.Lutfen degerli eşyalarınızı otobüste bırakmayınız.Kaybolan eşyalarınızdan firmamız kesinlikle sorumlu değildir.İyi yolculuklar dileriz.Tesekkurler."

    diye papağan gibi sıralamaya başlar talimatları ezberinden Kamil ...

    ~Bizim kayıplarımız ne olacak peki evlat dedim sessizce mırıldanarak...~

    Ben ise kendi hikayemi kucaklayıp dikiz aynasindan yüzleştiğim hikâyelerin üstüne beyaz bir şerit çekip yollara bırakırım hislerin mezar taşlarını.Yollar yutar çünkü geçmişin enkazını.Lavobaya gidip yüzüme soğuk su serperek çıkmaya çalışırım gömüldüğüm gecmisimden,tatlı hatıralarımdan.

    Mola bitti.Hangi durakta kalmis olursa olsun yureginiz, yolculuk ve hayat devam ediyor.Sonu mutsuzluk bile olsa sırf beraber yürümek ,beraber yolculuk yapmak için bile birkaç tatlı anıyla idare edersiniz buruk bir gülümsemeyle.İcimiz guzel goruntulere muhtaç.Anilarla teselli oluyorum ben de. Gönlümüzün istirahat edeceği yüreklerle icimizin yollarının kesişmesi dileğiyle.Aynı yönde seyir eden,plakası belli olan gönüllerle karsilasmak dilegiyle.Rabbim kalp kazalarından muhafaza etsin bizleri.Onun etkisi çok daha feci.İyi yolculuklar.