Geri Bildirim
  • Neden hatırlamıyorum ama 2015 mart ayında okumaya başlamıştım sonra sakıncalıdır diye girişine not almış ve yarım bırakmışım. Sakıncalı derken neyi sakıncalı bulmuştum hatırlamıyorum.
  • Gazavatnameler beni daima etkilemiş ve heyecanlandırmıştır.Nitekim toplumu besleyen şiir,destan ve halk hikayeleriyle birlikte eksiksiz bir bütün oluşturur.Tarihimize şuur, milli benlik ve mana katan eserlerimizin gün yüzüne çıkmaması, günümüz kitapçılarında baş köşeyi gasp eden parlak, gösterişli bir o kadar da içi boş popüler kitaplar kadar değer görmemesi ve onlara nazaran milli ruhu doyuran bu kitapların esamesinin okunmaması ne kadar hüzün verici.
    Kitabımıza dönelim.
    Türk denizcilik tarihine damga vurmuş hakim denizci ve İslama hadimlik etmiş Hızır Hayrettin ya da bilinen adı ile (Barbaros Hayrettin) Kapudan Paşa.Korsanlıktan Kapudan Paşalı'ğa uzanan ve hayatının her anı mücadeleyle geçmiş bir denizci.
    Kanuni Süleyman kendisine gönderdiği emirde; hayatını yazmasını ve bu kitabın şahsi kütüphanesinde diğer hatıratların yanına dahil edileceğini söyler.Barbaros aldığı emir üzerine kaptanlarından Seyyid Muradi'yi yanına çağırarak ona ''Bak Muradi! Bizler için artık dünyada işitilmedik nesne kalmamıştır. Hemen arzumuz, bu fani alemde bir eser bırakıp ahfadımızın hayır duasına vesile kılmaktır.'' demiş ve hayatını kaleme aldırmıştır.
    Eserde Türk Denizcilik Tarihine genel bir giriş yapılırken Umur Bey den Sarıca Paşa ya kadar denizcilik tarihine isimlerini fedakarca yazdıran ancak günümüzde hatırlanmayan isimlerinde hakkı veriliyor.
    Sonrasında Barbaros Hayrettin Paşa'nın Midilli'de doğuşuyla serüven başlıyor.Abisi Oruç Reis le birlikte korsanlığa başlaması, Tunus'u kendilerine üst yaparak Venedik ve diğer Avrupa korsanlarına karşı yaptıkları baskınlar ele alınıyor.Oruç Reisin Memlük devletine bir süre amirallik yapması sonrasında Cezayir üzerine yapılan akınlar, dönemin İslam devletlerinin ilişkilerini anlamamız açısından bizleri fikir sahibi yapıyor. Sonrasında Osmanlı da Kapudan Paşalığa yükselip nasıl bir strateji dehası olduğunu ve bir o kadarda mütevazi bir kişiliğe sahip olduğunu anlayabiliyoruz.
    Eser okuyucuyu yormuyor ve akıcı bir dile sahip ancak baskıya hazırlanırken eserin orjinallik tadının bozulmaması sebebiyle bazı kelimeler olduğu gibi veriliyor ve bu da okuyucuya yorgunluktan ziyade bir tat veriyor.
    Ve incelemeyi Barbaros Hayrettin Paşanın şu sözüyle bitirelim.
    ''Beni leb-i deryaya gömün. Ben leventlerimin sesini ve denizin hırçın dalgalarını duymak istiyorum''
  • Sürahi kırılırsa kadeh ortada
    kalmaz; ey saki, baş gitse ayak payidar olmaz.
  • Geleceğin Hayreddin Paşa'sı olan Hızır Reis ise daha bir zaman ticarete devam etti. Ama sonunda o da ağabeyinin yanına gitti.
    Beraberce Tunus Beyi'ne müracaat ederek ganimetlerin beşte birini ona vermek şartıyla Halk-ül Vâd kalesinde barınmak için anlaştılar (1512)
    Bundan sonra Akdeniz'de geniş bir korsanlık hareketine giriştiler. Ceneviz, Venedik, Fransız, İspanyol ticaret ve harp gemilerine karşı kazandıkları başarı üzerine hem kuvvetleri arttı, hem de servet ve şöhretleri.
    Bazı Arap kabile ve şehirlerinin ileri gelenleri kendilerini yardıma çağırdılar. Bunlar, gerek zâlim Arap beylerine ve gerekse İspanyol veya Cenevizli müstevlilere karşı yardım istiyorlardı. Bu davetler Hızır ve Oruç Reis'in Kuzey Afrika'da bir devlet kurmalarıyla neticelendi.