Konuyla ilgili konuşulanları her açıdan incelememek ve sıkılarak araştırmayı olabilecek her yöne doğru yaymadan tartışmayı terk etmek tembel insanlara mahsustur.
Evlenme teklifi yapmaya hazırlandığı sırada kapıldığı, anımsadığında kendisine bu kadar acı veren o iğrenç tutkuya bir daha asla kendisini kaptırmayacaktı.
Paris’te şan şöhret içinde yaşamaya alışmış, insanların sahte sevgilerinden ve kendisine olan nefretlerinden beslenen madam de prie’nin kralın gözünden düşünce sürgüne gönderilmesiyle başlıyor öykü böylece bir dönem Fransa’ya hükmetmiş madamın şöhret ve bir kahraman gibi anılma takıntısının taşrada günyüzüne çıkması da kaçınılmaz oluyor.
Giderken dahi önce kendini sonra çevresindekileri bunun bir sürgün olmadığına kendisinin tatile ihtiyacı olduğunu söylüyor; insanların kendisi hakkındaki düşüncelerini bu derece takıntı haline getirmiş bir kadının öyküsü bu öyle ki ölümünü bile bir kahramanlık öyküsü yazarmışçasına işliyor; öldükten sonra insanların onu sürekli anması, hiç unutmaması için. Ancak insanlık tarihi davetsiz misafirleri sevmezdi; kahramanlarını kendi seçer ne kadar usandırıcı bir çabaya girerlerse girsinler hakkı olmayanları acımasızca geri çevirirdi…(s48)