Kitabı kayıp rıhtım'da yazarın bir yazısı sonrası almıştım. Eşim okuyup beğenince 2. kitabı da aldım. Bana okumak şimdi nasip oldu. Daha önce epik fantastik türde Türk yazarların kitaplarını okumamıştım. Bu nedenle nasıl bir evren ve hikaye ile karşılaşacağımı da merak ederek başladım. Kitabın giriş bölümü zayıf olsa da sonradan yavaş yavaş toparlıyor ve evren hakkında bilgiler veriyor. Genel olarak kitapla ilgili eleştirilerim şunlar olabilir.
1. Betimlemeler yetersiz. Fantastik eserlerde bizi o dünyanın içine detaylı betimlemeler çeker. Şehirleri, mekanları, giysileri, kişileri detaylı bir tasvir ve betimleme gerekir. Bunu kitapta çok az bulabiliyorsunuz.
2. Diyaloglar zayıf. Diyaloglar çok kısa ve bazı kısımlarda anlamsız. Ayrıca sokaktaki bir hırsız çok kibar konuşurken, kral hödük gibi konuşuyor. Aristokratik - avam dil ayrımı olması gerekir.
3. Olaylar çok hızlı gelişiyor. Yola çıkıyorlar, bir sonraki cümlede gidecekleri yere varıyorlar. Biraz daha yavaş geçişler olmalı ve yolculuk sırasında bazı olaylar olmalı. Örneğin Bramegey'i dövüp yola atıyorlar, hemen 2 kişi gelip adamı aralarına alıp götürüyor. Orada biraz beklese, başına birşeyler gelse, o iki kişi onu hemen kabul etmese vs. vs.
4. Sürpriz faktörü yok. Olaylar tek düze ilerliyor ve kolayca sonraki adımı tahmin edebiliyorsunuz.
5. Tüm fantastik eserlerde olan büyü ve krallık ilişkisini yönetme konusunda bu kitap da çuvallamış. İlk bölümlerde Voladhe kralla atışınca lonca, aman başımıza iş açma, sen git buradan diyorlar. Bir kaç bölüm sonra aynı lonca üyeleri kralı kısa bir büyü gösterisi ile tahttan indiriyorlar. Madem bunu yapabiliyorlardı, niye adamı gönderdiler
Benim zaten fantastik kitaplarda en sevimsiz bulduğum konu bu büyü olayı. Yazarlar sıkıştıkları her yerde bilmem ne büyüsünü devreye sokup