• 136 syf.
    ·9 günde·Beğendi
    Henüz keşfetmemiş olan okurlar olabilir düşüncesi ile sapasağlam bir yazar ve eseri hakkında iki kelam etmek isterim . Aman aman öykü seven ve tercih eden bir okur sayılmamama rağmen, yeni neslin bu genç, donanımlı ve emekçi kalemi için hoş cümleler kurmadan geçemedim.

    Sevgili Sinan Sülün, İstanbul Üniversitesi İktisat mezunu. İlk göz ağrım okulum, fakültem, bölümüm
    diye demiyorum ama bu iktisatçılar iyi edebiyat yapıyor vesselam Hayvan Kültür Sanat, Ot, EgoistOkur, Psikeart, Notos, Atlas Tarih, Zipİstanbul, Birikim, İstanbul Art News gibi çeşitli dergilerde editörlük ve yazarlık yapan yazarımız şu an bir ilaç firmasında eğitmen olarak çalışmakta.

    Karahindiba adlı bu eser, Sinan Sülün'ün 2011 yılında yayımlanan ilk eseri ki ilk eser olmasına rağmen oldukça başarılı. Kitabımız Aralık, Mavi Pelikan ve kitaba da adını vermiş olan Karahindiba adlı üç öyküden oluşuyor. Birinci hikayemiz Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam'ından, ikinci hikayemiz Sabahattin Ali’nin Değirmen öyküsünden, üçünçü hikayemiz ise Wolfgang Bochert'in Die Hundeblume adlı eserinden bir alıntı ile başlıyor.

    Öykülerin üçünde de hayatın her alanında yara almış, ihanete uğramış, mutluluğa erişememiş, kısacası tutunamamışların yaşamlarından dem vurmuş yazar. Zaten Oğuz Atay etkisi yoğun ve etkileyici bir şekilde genzimizi yakmakta. Karakter analizlerinin muazzam denecek düzeyde başarılı işlendiği, benzetmelerin gayet yerinde ve tadında kullanıldığı, tasvirlerin, bir büyü edasıyla okuru içine çektiği bu sarsıcı ve samimi öyküler ile tüm kitap severlerin tanışmasını canı gönülden isterim.

    Metin Üstündağ 'ın arka kapakta dediği gibi "Bu kitabı okuyun, asla pişman olmayacaksınız! "

    ️Bize her şeyi yanlış öğretmişler Kudret. Bu dünyanın dörtte biri kara, dörtte biri gözyaşıymış. İnsanlıktan ikmale kalmışız haberimiz yok.

    ️Hepiniz çirkin bir balıkçının oltasına yakalanmışsınız. Balıkçının ayaklarının dibindeki kovanın içinde yaşamak için çırpınıp duruyorsunuz. Dünyayı o kova, yaşamayı ölmemek sanıyorsunuz. Özgürlüğünüz o kovanın hacmi, ömrünüz gün bitip balıkçı eve dönene kadar.

    ️Benim karahindiba çiçeklerine yaptığım gibi Tanrı da bizim üzerimize nefesini üflemiş, hepimizi bambaşka yerlere, bambaşka hayatlara savurmuştu.

    ️Demek ki mutsuzum ben
    Tuhaf bir su içmişim de sanki
    İçim görünüyor
    Gözlerim buzdan
    İçimde yaz kırıkları..

    ️Ben bu hayatta bir öğretmenlere, bir de doktorlara saygı duyarım.

    ️Hangi nedenle nefes alıyorsam o nedenle yazıyorum.
  • 392 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10
    Merhaba.Beni derinden etkileyen bir kitapla geldim. Bütün beklentilerimi paramparça eden bu kitaptan, kelimelerimin yettiği kadar bahsedeceğim...
    Archer... Dünyanın en güzel sesine sahip, yaralı adam. Onu okumaktan çok büyük bir keyif aldım. Yazar, karakteri öyle bir işlemiş ki birçok yerde sanki elimi uzatıp ona dokunacağım sandım. Archer'ı okurken onu sarıp sarmalayıp bütün her şeyden koruma duygusu beni hiç bırakmadı. Çocukluğunda başlayan ve Bree ile tanışmasına kadar devam eden sancılı dönemlerini okurken çok etkilendim. Ailesi, yaşayış tarzı, herkesin ona karşı tavrı, yalnızlığı ve Bree ile tanıştıktan sonra onu kaybetme korkusunu okumadım, yaşadım.
    Bree... Archer için yaralı adam dedim ya Bree de bir o kadar yaralı. Yeni bir hayata başlamak için geldiği kasabada sadece yeni bir hayat değil bir aşk bulacaktı. Geçmişi, ailesinin yasını tutarken ayakta kalma çabası... Kitap okurken en sevdiğim yerlerden biriydi güçlü kadın karakterleri; tıpkı Bree gibi. Hem güçlü hem de hassas. Yazar bu ince çizgeyi tutturmuş ve harika bir karakter yaratmış. Yaşadıklarından dolayı başlarda bazı gelgitleri vardı ama bu beni rahatsız etmedi. Yeni bir hayat kuruyor ve geçmişin etkisi devam ettiği için gözüme çarpmadı bile.
    Archer'ın sesi diye tanımlıyorum onu.
    Aslında her şey küçük bir karahindiba tohumlarıyla başladı ve bitti. Bree adım adım Archer'e çekildi ve sevgisini kabullendikten sonra onun tek tek duvarlarını yıkıp Archer'ı gün yüzüne çıkardı. Bizim için çok basit olan şeyler Archer için kocamandı. Ve hayattında ilk defa terk edilme korkusunu yaşadı Bree ile.
    Bree ise kimsenin dönüp bile bakmadığı adama sadece bakmadı onu hissetti, kalbiyle konuştu...
    Archer ve Bree'nin hayatı, aşkı, yaşadıkları ve yeniden doğuşlarını okurken büyük bir keyif aldım. Kısa da olsa Archer'ın geçmişine gidip onun küçükken neler yaşadığına ortak oluyoruz ki bu benim için çok önemli. Archer'ı iyi anlamamız açısından.
    Derinden etkileyen karakterler, sağlam bir hikaye, ilmek ilmek işlenmiş aşk ve duygular...
    Travis var bir de önemli bir karakter bence. Onu ilk başlarda sevemedim ama sona doğru tatlı birisi oldu.
    Önemli detaylar hakkında bilerek bilgi vermiyorum çünkü okuyun diye. Okuyun ki benim hissettiklerimi anlayın. O ikilinin büyüsüne kapılın ve aşkın farklı dilini konuşun güzel karakterler tanışın.
    Şiddetle tavsiye ediyorum! Okuyun okutturun.
    "Seni Breeyorum." Kahkaha atıp ben de işaret ettim. "Ben de Archerıyorum. Tanrım, Seni çok Archerıyorum."
  • "-Çenenin altına hiç sürüldüğünü duydun mu? Bak..
    Gülerek çenesine çiçeği sürttü.
    +Niçin, diye sordu Montag.
    -Eğer tozları yapışırsa bunun anlamı ben aşığım. Yapıştı mı?"
    Ray Bradbury
    Sayfa 47 - Clarisse McClellan
  • 136 syf.
    Okuduğum en güzel öykü kitaplarından birisi karahindiba... Sinan Sülün’ün Sel Yayıncılık’tan çıkan ilk kitabı. Yazar hakkında arama yapıldığında çoğunlukla, "yeni nesil, genç ve başarılı yazar" diye sonuçlarla karşılaşmak olası ki sosyal medyayı yoğun kullanımıyla da öne çıkmakta...

    Arka kapakta Metin Üstündağ'ın ”Okuyun, pişman olmayacaksınız” ibaresi kitabı okumak için karar vermeyi kolaylaştırıyor.


    Kısa üç adet öykü ve ilginç bir hayalgücü ile karşılıyor bizi yazar. Hayatında her şey iyi giderken birdenbire herşeyin tersine gittiği bir durum, umutsuz bir aşkın anlatıldığı ikinci öykü ile hayallerinin peşinden giden ve alınan her kararın aslında birer vazgeçiş olduğu fikrini uyandıran, kitaba adını veren son öykü.

    "Baharın insanı sarhoş eden kokusunu içine çekti. Gülümsedi. Dünya tersten çok güzel görünüyordu.  

    Biliyor musun nasıldır, insanın kendi halinde bırakılması, kendisiyle baş başa, kendi insafına terk edilmesi." 

    Çocukların ilkbaharda, yeşil alanlarda ve çayırlarda buldukları anda koparıp üfleyerek savurdukları ve arkasından kahkahalar kopardıkları, Karahindiba çiçeğinin yaprakları gibi sağa sola savrulan, arkasından pişmanlıklar duyduğumuz kararlarımız, tercihlerimiz; alternatifler arasında seçimlerimize dayalı yaşamlarımızı sorguluyor; Söz Rüzgârında bir Karahindiba... 

    "Bize her şeyi yanlış öğretmişler. Bu dünyanın dörtte biri kara, dörtte üçü gözyaşıymış. İnsanlıktan ikmale kalmışız haberimiz yok." 

    Sıkılmadan, kolaylıkla okunan bir öykü kitabı Karahindiba...
  • 360 syf.
    ·15 günde·Beğendi·9/10
    Karahindiba Şarabı; Yaz mevsiminin heyecan dolu maceraları, gayet akıcı ve iyi bir edebi dille kaleme alınmış bir roman. Hem biraz da hayat hakkında dersler vermekte. ''On yedindeyken herşeyi bilirsin yirmi yedine geldiğinde yine herşeyi bildiğini sanıyorsan hâlâ on yedindesindir'' (syf210) . Yaz hiç bu kadar ilginç olmamıştı.Tavsiye ederim mutlaka okumalısınız.