• Yeni baskısını Karakarga Yayınları sundu biz kitapseverlere.

    Özgentürk, ‘Yıllar boyu sevdiğim, etkilendiğim, sarsıldığım, şaşırdığım, inandığım, öfkelendiğim hayatları bir bir kayda geçirmiş, yanı başına belgeler iliştirmiştim’ diyerek sunuyor eserini.

    Bir yığın değerli şahsiyetle karışılacaksınız burada. Okuyunuz derim.
  • Özgentürk, eserleri yeni baskılarıyla KaraKarga Yayınlarında devam ediyor.

    Bu kitabında adım adım ‘babayani’ nitelikli hayatları anlatıyor, o mükemmel üslubuyla.

    Onunla ve sunduğu yaşamlarla tanışmanızı isterim.
  • Bir Orta Avrupa kentindeki müzik festivalinden Diyarbakır' daki , Cizre'deki yıkıntılara uçuyor. Frankfurt'taki bir konuşmadan, darbe gecesi harbiyeye konuyor. Hayatın bütün karanlık köşelerinde , ne kadar ürkütücü kıpırtı varsa tanık oluyor ve bu şiddetli gerçekliği, elini cayır cayır yakacaksa da şiddetsiz , tarafsız, tekrarsız, yeniden ve yeniden kurguluyor.
    .
    Sanki bir kâhin, gözlerine eş ettiği bir kuşun gözlerinden görüyor yaşananları. Ölümlere, kıyımlara, esarete açılan gözlerin yaktığı ateş yakarken etini, kuşun kanadının altına dolan hava yanık kokusunu uzaklara taşıyacak bir rüzgâra dönüşemiyor.
    Yüksek bir dağ başında, sırtı okuyucuya dönük...Ne zaman kapatsa gözlerini ne zaman kuşun gözünden aralanan dünyaya baksa gözlerinden gözyaşı değil kan sızıyor...
    .
    Aşk Erdoğan' ın 2010- 2016 yılları arasında Radikal ve Özgür Gündem gazeteleri ile Karakarga Dergi' de yayımlanan yazıları, daha önce Fransa'da kitaplaştırıldı.
    Daha önce Kabuk Adam, Taş Bina Ve Diğerleri, Hayatın Sessizliğinde,
    Mucizevi Mandarin kitaplarını okumuştum. Artık Sessizlik Bile Senin Değil kitabını ayrı bir sevdim ama
    "Kan rengi, kül rengi bir şeyler var bu dünyada, tamamlanmayan, sahipsiz kalan... Tamamlanmamış hayatlar, çok erken sahipsiz bırakılmış düşler, devralınmış, devredilmiş yazgılar var bu dünyada... Hep ama hep geç kalan sözcükler..."

    Sizin sözcükleriniz geç kalmasın.
  • Bizim Nasrettin Hoca masallarına benziyor ama biraz daha felsefik, dinsel ve atasözleri gibi bilgelik, akılcılık sağlayan öğüt kitabı olmuş. Ders alınacak hikayeler var. La Fontane'den masallara çok benziyor. Yine başlıklar ve olaylar hayvanlar ile ilgili ama karakterler insanlardan oluşuyor. Güldüm ve çok eğlendim bazı yerleri gercekten mizahın tam dibine vurmuş. Sözlü geleneğe dayalı Iran'daki değişim inanç ve kültürlerin nasıl iç içe geçtiğini Islam, Zerdüştlük, Budizm ve Hinduizm karması hikayeler bizlere aktarılmış.
    Çeviri mükemmel. Karakarga Yayınlarına teşekkür ediyorum. Dünya Edebiyatı ile ilgili farklı eserler var. Kısacık size ders veren Iran ı gezdiren bir eser.

    Unutmadan kısacık, minnacık, çerezlik bir kitap. Akıcı ve akılcı. Tavsiye edilir.
  • "Zaman hiçbir şeyin ilacı değil, sen kolay unutuyorsun."
  • Bir dev hizmet daha = ) Edebiyat-Kültür dergilere göz atıyorum.

    Çıktığından bu yana düzenli olarak aksatmadan takip ettiğim 5 adet edebiyatımsı-kültür dergisi var. Bunların hakkında konuşmak istedim nedense. Yanına diğer dergilerden de bahsedeceğim. (Takibi bıraktığım) Kayıtlara bunlara da yorum yapmadık diye geçmesin.

    ***OT Dergi = Ot dergi, Hayvan ve Öküz dergilerinin mirasçısı mantığıyla hareket edip, kültür edebiyat dergisi formatını fanzinlerden alıp başka bir yere kadar taşıdı. Modern öykücülerimizin çoğunun 50.sayılara kadar yazdığı kadro yönetim baskısı sonucunda dağıldı. Seray Şahiner, Hakan Günday, Yekta Kopan, Tarık Tufan, Zülfü Livaneli gibi yazarlarını Tuhaf'a kaptıran dergi tirajlarda da liderliği Kafa dergisine kaptırdı. Yine de takibi bırakmadım, saygı esastır :)

    *** KAFA Dergi = Akıllı bir strateji ile illustrasyonlara oynayarak kendine yer edinen dergi başından beri kadrosunu koruyarak liderliğe geçti (tiraj anlamında) Candaş Tolga ve arkadaşlarının (Zafer Algöz, Can Yılmaz, Cem Davran) önderliğinde, Emrah Serbes ve İlber Ortaylı kozlarının yanına, Aylin Balboa gibi genç yazarları, Enis Batur gibi düşünürleri kadroda tutarak, Sunay Akın'ı da sos olarak katıp önümüze sunuyor. Kadro dağılmazsa uzun süre de liderliği bırakmaz. Alper Canıgüz gibi yazarları olmasa ben de takibi bırakırım sanırım. Çok fazla tekrar eden yapısı var.

    *** TUHAF Dergi = Ahmet Mümtaz'ın Hakan Günday'ı yanına alarak önderlik ettiği dergi 4-5 sayıda farkını ortaya koydu ve sadelikten yana sadece yazılara verdiği önemle ve kapak konularını diğer dergilere göre fazla işlemesiyle birlikte benim için favori dergi oldu. Ot'tan gelen kadroya Irmak Zileli, Ali Nesin, Etgar Keret'in eklenmesiyle, belki de piyasadaki en iyi yazar kadrosuna sahip. Takibi bırakamayacağım dergilerden biri.

    *** TEZGAH Dergi = İlginç bir reklam çalışması ile kliplerle birlikte 2 sayıdır gündemde. Çok ilginç isimler var, başta mizahına çok güvendiğim Ozan Akyol, Cem İşçiler gibi yeni tanınan kişilere yer veren dergi, Sezgin Kaymaz'ı kadroda tutuyor. İlber Ortaylı'ya karşı Celal Şengör'le çalıştılar, bence takip edilmeli, Tuhaf gibi çıkış gösterebilir. Takip etmeye devam ediyorum.

    *** BAVUL Dergi = Piyasanın en deli dergisi, hiç kimseye eyvallahı yok, tam sokak edebiyatı yapıyorlar, hataları çok oldu zamanında, editörleri incelemeden yazılar yanına koydu ama ben herkes gibi eleştirmeyeceğim, çünkü yaptıkları iş cesurca. İlginç olarak nitelendirebileceğimiz, Nejat İşler, İsmail Saymaz, Küçük İskender gibi farklı seslere sahip. Yayın hayatı bitene kadar takip edeceğim.

    *** AKSİ Dergi = Birol Tezcan, Üstüngel Arı ve Onur Akyıl'ı görünce hemen aldım dergiyi fakat, müzik-edebiyat konseptini beceremediler. Ayrıca kurnazlıkla kapak sayfasına yazdıkları yazarların ufak röportajları olması beni irite etti, devam etmedim. Tutunabilmesi için farklı bir tarz denemeleri lazım. Takip etmiyorum.

    *** PULBİBER Dergi = Kadın yazarların ele geçirdiği dergi, naif ve hoş bir tasarımla yayındaydı. Şu an faaliyette değiller, keşke daha uzun süreli olabilseydi. Buket Uzuner, Ayşen Gruda ve Mine Söğüt bonusları var. (Yayından kalktığı için takip edemiyorum)

    *** KAFKAOKUR = Konsept olarak diğerlerinden çok farklı, kapak konularına değinmeleri, ünlü ve ünsüz yazarları bir arada tutmasıyla dikkat çekiyor, seven kitlesi çok bağlı dergiye ama üzülerek söylemek isterim ki dergi bomboş. Amatör yazarlar barındırıyor. Ece Temelkuran bile kurtaramıyor dergiyi. Yalnız kapakları müthiş gözüküyor. (Takibi bıraktım)

    *** KARAKARGA Dergi = Yayın hayatının bitmesine en çok üzüldüğüm dergilerden biri, M.K.Perker'in harika çizgileri ile tam anlamıyla mizah-kültür dergisiydi. Çok uğraş verildiği açıktı. Mahir Ünsal Eriş, Bora Abdo, Murat Menteş, Aslı Erdoğan gibi yazarlarla olması gereken yerlere gelemedi maalesef. (Yayından kalktı)

    *** PEYNİRALTI EDEBİYATI = Görsel şovlara gerek kalmadan harika bir edebiyat deneyimi sunuyordu. Şiirlere de ağırlık veren dergi, hem seçtiği kapak konuları ile hem de işleyişiyle piyasadaki en kaliteli işti. Öyle popüler olanları değil, tamamı ile kıyıda köşede kalan yazarlara yönelmişlerdi. İlk sayılarına ulaşamasam da elimdeki 25 sayı ile arşivimin en güzel yerinde. Boyutları da efsane güzel, tam çantaya atmalık.

    - FİL = Güzel başlamıştı, olmadı,

    - MASA = Kafkaokur sevenler bunu da seviyor, ben beğenemedim, ortakapak olayları güzel ama takip etmiyorum,

    - 221B = Sadece polisiye tarzı, ben fazla bu tarzı sevmesem de dergi çok güzel, okunabilir,

    - AYI = Çok farklıydı, yaratıcı gibiydi ama tutmadı, zaten ticari amaç güdülmedi fazla,

    - YumuşahG = İsmi saçma, Met-Üst gibi bir adamın cesur girişimi elinde patladı daha iyi işler çıkabilirdi,

    - Sabitfikir = Güzel dergi, dertleri belli en azından, özellikle orta kapak ve infografik kitap yönlendirmeleri çok başarılı. Idefix'in dergisi.

    - Vapur = İyi reklam yaptı, kuşe kağıt kapak kullandı ama tutmaz.

    - Arkakapak = Sitesini pek bir sevdiğim Babil'in dergisi, yine dertleri belli bir dergi, abone olunmasa da kitaplarla birlikte geldikçe okunur.

    - Ayraç = Sızıntı gibi bir dergi, saçmalık. Her an Hüseyin Nihal Atsız, Fazıl Kısakürek çıkacakmış gibi hissediyorum. Kapalı güruh çok seviyor dergiyi. Kitapyurdu'nun dergisi bu da.