• "Her yerde olduğu gibi bizim aramızda da çiğ süt emmişler var."

    Annemi hiç tanımadığım için beni neyle beslediklerini düşünüyorum burnumu çekerekten.
    Armağan Tunaboylu
    Sayfa 85 - Oğlak Yayınevi
  • 96 sayfalık canım dergi 80 sayfaya düşürülmüş. Bunun belirtilerini önceki iki sayıda görmüştüm ve yazmıştım. Yazarlarin parasini mi odemiyorsunuz? Neden gittiler? :( Ancak ne hikmetse bu sayıyı çok farklı buldum.Yeni yazarlarla tanıştık. Farkli üsluplar tattık. Ve kendi adıma cok yeni şeyler öğrendim.
    Andre Gide'nin dedigi gibi Simenon 20. yuzyilin en uretken Fransız yazarı. Yilda 12 kitap yazilir mi?
    Simenon okuyacağım. Hic okumadım. Heyecanli bir durum. Bu büyük yazarla tanisacagim.
    Eğer benim gibi klasik müzik seviyor iseniz, entel zevkleriniz var ise çok güZel bir dizi önerisi: Endeavour. Bir an önce başlayacağım.
    Dergi şıp diye bitti. İç tasarim da değişmiş. Bir yenilik var. Umarım ilk sayilardaki heyecan ve bol çeşitli yazılar yeniden bizimle buluşur. Çünkü bence bu dergi Dünyanın en güzel dergisi :)
    Alma karari aldigim kitaplar ise şöyle:
    1.Simenon kitaplari
    2.Armagan Tunaboylu- Yıldız Cinayetleri, Resi Cinayetleri, Konsey Cinayetleri, Karakol Cinayetleri
    3.Otel Pasifik çizgi romanı
  • Geçtiğimiz ve son günlerde yazılı ve görsel basın aracılığıyla tanık olduğumuz Çocuk Tacizi ve Cinayetleri üzerine bu paylaşımı yapmayı uygun buldum.Bildiğiniz gibi burada hepimiz okur-yazar insanlarız ancak kaçımız, gerçekten kendinize samimi olarak sorun, kaçımız çocuğunu bu konuda sağlıklı ve bilinçli bir şekilde eğitebiliyor?Aşağıdaki yetkin kişilerce yazımı yapılmış bilgilendirme hepimiz tarafından DİKKAT EDİLEREK OKUNMALI.

    Sayın Anneler-Babalar ve Anne-Baba adayları lütfen uyarıları ciddiye alınız ve hiç kimse "Benim başıma gelmez","Benim çevremde böyle insanlar yokki","Ben çocuğumu bu konuda eğitebiliyorum","Başkalarımı anlatacak bana bu konuları"demesin.Yazı biraz uzun olabilir ancak okuduğunuz kitabın 1-2 sayfasından vazgeçin ve bu yazıyı okuyun ve en önemlisi UYGULAYIN!

    Onlara güzel,kaliteli giysiler alıp,güzel kaliteli yemekler verip,güzel kaliteli okullarda okutup,Güzel ahlak sahibi olmalarını sağladık diye herşey bitmiyor ne yazıkki.Bilmediğiniz,yaşamayacağınızı düşündüğünüz,aklınıza bile gelmeyen belalardan ve kötülüklerdende korunmasını ona öğretmemiz gerek.

    Hiç bir çocuğumuzun ve ailemizin başına ümit ederim böyle bir şey bir daha ve hiç bir zaman gelmez.Hepinize Saygılar Sunarım.
    ÇOCUKLARIMIZI KORUYALIM!ONLARA GÖZ KULAK OLALIM,SAHİP ÇIKALIM!



    LÜTFEN UZUN DEMEYİN AŞAĞIDAKİ YAZIYI OKUYUN!UYGULAMAYA ÇALIŞIN!




    Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Psikoterapist Prof. Dr. Özgür Öner, çocuk istismarına karşı aileleri uyardı. Öner, çocukları korkutmadan iyi ve kötü dokunuşun anlatılabileceğini, çocuğun davranışlarındaki değişikliklerin aile tarafından mutlaka fark edilmesi gerektiğini söyledi.

    Çocuklara hayır demeyi öğretmek gerektiğini ifade eden Öner, aynı zamanda çocukların "hayır"larına saygı duyulması gerektiğinin de altını çizdi.

    Prof. Dr. Öner Türkiye'de istismar olaylarının çocuğun bildiği, tanıdığı, hatta güvendiği kişilerden kaynaklandığına dikkat çekerek, "İstismara uğrayan çocukların yüzde 90'ı istismarcıyı tanır ve yüzde 30'u aile üyelerinin, yüzde 60'ı ailenin güvendiği kişilerin istismarına uğrar. Yüzde 40'ı ise kuzenler veya çocuk bakıcıları gibi daha büyük veya yapılı gençler tarafından istismar edilir. Çocukları istismar edenler çocuğa kolaylıkla ulaşabilen ve güvenilir görünmek için çok uğraşan kişilerdir. Cinsel istismar olaylarının yüzde 80'den fazlası çocuk yalnızken, bire bir durumlarda ortaya çıkar" dedi.

    Yapılması gerekenler konusunda önerilerde bulunan Prof. Dr. Öner şunları söyledi:
    "Çocuklarınızın yalnız olmadığı ortamları seçin ve çocukları birden fazla yetişkinin gözetmesini sağlayın. Çocuğun bulunduğu ortamı gizli ve kuytu bölgeler için inceleyin. Etkileşimlerinin gözlenebildiğinden ve gerekirse durdurulabildiğinden emin olun. Daha büyük gençlerin çocuklarla birebir durumlarda yalnız bırakılmaması gerektiğini unutmayın."

    Özgür Öner bu tür olayların önüne geçebilmek için anne ve babaların çocuklarıyla iyi ilişkiler kurması gerektiğini vurgulayarak, "Çocukları en iyi koruyan şey anne babaları ile olan ilişkileridir. Çocuklarla açık konuşun. Çocuklara onlar küçükken, vücut bölgelerini uygun isimlerle tanıtın; vücutlarının iç çamaşırlarının örttüğü bölgelerine başkalarının dokunmaması gerektiğini öğretin.


    Kim olursa olsun, herkese, onları rahatsız eden bir şekilde dokunmaları durumunda 'hayır' deme hakları olduğunu, yetişkinlerin ve daha büyük gençlerin onlarla cinsel içerikli konuşmalarının veya cinsel davranışlar göstermelerinin doğru olmadığını öğretin. Eğer birisi onlara 'bunu annene babana söyleme, aramızda kalsın derse', mutlaka korkmadan söylemeleri gerektiğini öğretin. İnternette neler yaptıklarını sorun ve hangi sitelere girdiklerini öğrenin" ifadelerini kullandı.

    "BEDENİN SANA AİTTİR"
    Gün geçmiyor ki çocuk istismarı haberiyle karşılaşmayalım. Ebeveynler bir yandan çocuklarını nasıl koruyacaklarını düşünürken bir yandan da 'çocuklara bu konuyla ilgili nasıl bir eğitim verelim' diye düşünüyorlar.

    Uzman Klinik Psikolog Reyhan Algül, çocuk istismarını “Psiko-sosyal gelişimini tamamlamamış ve yaşı küçük olan bir çocuğun bir yetişkin tarafından cinsel zevk ve cinsel doyum için kullanılmasıdır. Genital bölgeleri elleme, teşhircilik, röntgencilik, pornografiden ırza geçmeye kadar çok geniş yelpazedeki tüm davranışları kapsamaktadır” şeklinde açıklıyor.

    Cinsel istismarın çoğunlukla mağdurun tanıdığı biri tarafından uygulandığını, olguların yüzde 80-95’inde istismarcının çocuğun tanıdığı normal görünüşlü biri olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Reyhan Algül, çocuklara kendilerini istismardan koruyabilmeleri için öğretilmesi gerekenleri anlattı.

    * ‘Bedenin sana aittir’i öğretmek
    Bedenini ona tanıtmak ve mahrem bölgeleri öğretmek gerekmektedir. Bedeninin özel olduğunu, kendisine ait olduğunu ve mahrem bölgelere kimsenin dokunmaması gerektiği üzerine konuşabilirsiniz.

    Bazı durumlarda ona bakım vermek için sizin ya da hastalandığında doktorun veya hemşirenin ona dokunabileceğini anlatabilirsiniz.

    * Mahremiyete saygıyı anlatmak
    Evde herkesin mahremine saygı gösterilmesini sağlayabilirsiniz. Örneğin herkes tuvaletteyken kapısını kapatır ya da bir diğerinin odasına girmeden kapıyı çalarsa, çocuğunuz için iyi örnek oluşturur.

    * 'Hayır'ları öğretmek
    Yakın akrabalar, komşular, tanımadığınız yabancılar çocuğunuzu sevmek, dokunmak isteyebilirler. Bu durumda çocuğunuz istemiyorsa, 'hayır' diyebilir. Hayır demeyi öğretin. Hayır dediği zaman da "Aa ne ayıp amca/teyze sevsin seni" demeyin.

    * İyi ve kötü dokunuşun farkını öğretmek
    İyi dokunuş; kendimizi güvende hissettiren, en yakınlarımızın bize dokunuş şeklidir. Kötü dokunuş ise bize kendimizi kötü hissettiren kendimizi üzgün, kafası karışık, korkmuş hissettiren dokunuşlardır. "Biri sana dokunduğunda kötü hissedersen lütfen bana söyle" deyin.

    * Sır tutmamasını sağlayın
    Çocuğunuza her ne yaşarsa yaşasın, size gelip anlatması gerektiğini, özellikle kötü olayların sır olarak tutulmaması gerektiğini anlatın.

    * Uzun süre sokakta bırakmayın, ziyarete gönderirken dikkat edin!
    Uzman Klinik Psikolog Reyhan Algül “Çocuğunuzu emin olamadığınız yerlere göndermemek, tek başına uzun saatler sokakta yalnız bırakmamak, yatılı misafirliklere göndermemek, güvenemediğiniz yatılı yerlerde kalmamasını sağlamak alınabilecek önemli tedbirlerdendir” diyor.

    PEKİ, ÇOCUKLAR NEDEN SÖYLEMEZLER?
    * Kendilerine inanılmayacağından korkarlar
    * Başlarının belaya gireceğinden korkarlar
    * İstismarcının tehditlerinden korkarlar
    * İstismarcıyı korumak isteyebilir, sevebilir ama yaptığını sevmezler
    * Nasıl anlatacaklarını bilemeyebilirler
    * Cinsel davranışın yanlış olduğunu bilmeyebilirler.

    AİLELER ÇOCUĞUNA NASIL YAKLAŞMALI?
    * Önce sakince çocuğunuzu dinleyin
    * Duygularınıza hakim olmaya gayret edin. Çocuk bir de sizin duygularızla uğraşmak zorunda kalmasın.
    * Çocuğu sorgulayıcı, suçlayıcı ve daha fazlasını anlatması için korkutucu sözler söylemeyin.
    * 'Seni anlıyorum, yanındayım‘ deyip beden diliniz ve bakışlarınızla da bunu destekleyin.
    * Şikayetinizi hemen yapın. Karakol ve savcılıklara bildirimizi yapın.
    * Uzmanlardan destek ve yardım almaktan çekinmeyin.


    Ne yapacağınızı hiç bilemiyorsanız Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı‘nın ALO 183 nolu hattını arayabilirsiniz.
  • Dikkat spoiler içerir.
    Melek Teyze, Tuğrul adında bir polis, Oğul adında zeka geriliği olan iki evladı ve Namık adında bunak bir kayınpederi olan, daha önceden bir kaç cinayet çözdüğü için Emniyette karizması olan bir mahalle kadınıdır. Karakol amiri Cevahir, bir gün arka arkaya işlenen fahişe cinayetleri için yardım ister. Oğul'un kas gücünü zekası ile birleştiren Melek Teyze, bu olayda Komiser Refik ile rakip olur. Serap adında bir fahişeyi koruma altına alır. Mahallenin bıçkın delikanlılarından Talat da ona yardımcı olmaktadır. Refik, Kadir adında bir pezevengi yakalar. Acaba katil gerçekten o mudur? Yoksa Melek teyzenin bir bildiği mi vardır? Soluksuz okunan bir roman. Kendi mizahını içeren oldukça keyifli bir kitap.