• Mark Twain'in öykü ve romanlarından sonra düşünce ve felsefeye dair bir baş ucu kitabı. Döneminde sadece 250 adet basılan bu kitap, bugün milyonlarca okura ulaşmayı başardı.

    İnsan nedir? kitabı felsefi bir ders niteliğinde. Diyaloglardan oluşan bu kitap, okurun nabzını bir an bile düşürmüyor?

    Mark Twain'in öykü ve romanlarından sonra yazdığı düşünce kitabı olan İnsan nedir, yaşlı ve genç iki karakter üzerinden insana, varoluşa, vicdana ve tanrıya karşı sorgulamalardan oluşan eleştirel bir kitap. İnsanı insan yaptığına inandığımız bir çok kavrama, eleştiri getiren Twain, tüm değerleri tartışmaya açıyor. İnsanı, bulunduğu yerin rengini alan bir bukalemuna benzeten Yaşlı Adam, insanı bir makine olarak görür ve insanın aldığı kararların özgür bir iradeyle değil dış etkenlerle belirlendiğini söyler. Çarpıcı ve insanı her kavram üzerine yeniden düşündüren bir eser.

    Kitabın Karakterleri:

    Yaşlı Adam: Edindiği yaşam tecrübeleri onu bilge bir hale getirmiştir. Kendinden ve görüşlerinden son derece emindir. Genç adamın kendini ve insanı tanımaya yönelik sorduğu sorulara farklı açıdan yaklaşarak yanıt verir. Nesneler üstüne yoğun bir biçimde düşünür. İnsanoğlunun bir makineden farksız olduğunu ve dış etkenler tarafından idare edildiğini savunur. Ona göre kişisel fikirler yoktur. Varoluştan bugüne dek insan anatomisi ve gelişimini anlatır. Her şeye eleştirel gözle bakar. İnsanın kendi iç huzuru ve ruhsal rahatlığı olmadan tek bir şey bile yapamayacağına inanır. İnsan, vicdanı tatmini için yaşar der ve tüm hayat felsefesini anlattığı hikayelerle destekler.

    Genç Adam: Yaşlı adama göre hayatı daha az bilmesine rağmen, sorgulayan bilgiye ulaşmak için inat eden, sorularıyla yeni bilgilere kapı aralayan bir karakterdir. Hayatı kurallardan ibarettir. Nesnelere verdiği değer de bu hayat görüşünü yansıtır. Yaşlı adama muhalif tavırlar takınıp sorular sorsa da aldığı cevaplardan etkilenir. Onun bilgeliğine güvenir ama insanın kendi iç huzuru için yaşadığına dair görüşlerini fazlasıyla sorgular. Ona göre insan, başkasının rahat için de fedakarlık yapabilir. Sevgi, nefret, intikam, merhamet gibi kavramları yaşlı adam sayesinde yeniden düşünür. Yaşlı adamın felsefesini şeytani bulur ama ondan son derece etkilenir.

    Duyguların Hükmü:

    Yaşlı adam: Görmüş geçirmiş, sorgulayan, eleştiren, yaşça epey büyük bir bilge.

    Genç Adam: Yaşı genç olmasına rağmen sorgulayan, yaşam sırrının peşinde koşan bir genç.

    İnsan Makinesi: Yaşlı adama göre denen muammanın ta kendisi.

    İmgelerin Mührü:

    Özgür İrade: İnsanın özgür iradesi yoktur ama olduğuna dair sürekli ikna edilmeye çalışılır. Yapısı, eğitimi ve içinde bulunduğu toplum onu daima yönlendirir. Akıl, doğru ve adil olanı özgürce gösterse de yapma yetkisini kontrol edemez.

    Makine: Yaşlı adam insanı bir makineye benzetir ve tüm felsefi görüşlerini bunun üzerine kurar. Bu görüşe göre insan, verdiği tüm kararları dış etkilerle veren bir makinedir, kendi iradesinden yoksundur.

    Vicdan: Yaşlı adamın en çok değer verdiği kavramlardan birisi de vicdandır. Bir hırsızın ve bir hayırseverin vicdanı farklıdır. Vicdan eğitilebilir. Bu vicdan toplumun bakış açısı ile şekillenir ve insan dış etkilere göre hayatında karar alır.

    İnanç: İnsan yaratılışın en büyük mucizesi olduğuna inandırılmıştır der Yaşlı Adam. Bu da kalbini capcanlı, hayatın neşeli bir hale getirmiştir. İnançlar ve kanaatler mizaç karşısında güçsüzdür. İnançları, mizacı mutluluğunu belirler.

    Evet: Kanun şöyle, aklında tut: Bir insan, beşiğinden mezarına kadar asla, ilk ve en önemli amacı, kendi iç huzuru ve ruhsal rahatlığı olmayan tek bir şey bile yapmaz.

    ''İnanıyordum ve bununla mutluydum. Sen, inancımla huzurumu elimden aldın. Artık hiçbir şeyim yok. Keder içinde öleceğim çünkü bana anlattıkların, kaybettiklerimin yerini doldurmuyor.''

    Şaka yapmıyorum. Hiç abartmadan, yalnızca basit bir gerçeği söylüyorum. İnsanın doğruyla yanlışı ayırabilmesi gerçeği, diğer varlıklara karşı olan düşünsel üstünlüğünün ispatı. Fakat yanlışı yapabiliyor olması gerçeği de yapamayan herhangi bir varlık karşısındaki ahlaki yetersizliğinin kanıtı. Bu görüşün çökertilemeyeceğini inanıyorum.
    Mark Twain
    Dedalus Yayınları
  • Eğiltmli insan sayısı yüksek bir seviyeye ulaşmasına rağmen, cinayet, nefret ve bencillik her yerde; orman yangını gibi yayıldı. Birçok kurum açıldı, ancak çok az sayıda medeni insan yetişebilmektedir. Unvanlar herkes için vardır, ancak saygınlık yerlere düştü. Eğitimli insanlar birçok kurumdan üretilir, ancak samimi insanlar çok az çıkar. Birçok kitap yazılmıştır, birçok araştırma yapılmıştır, birçok mesleki başarılar elde edilmiştir, ancak insanlık tehdit altındadır. Bu nedenle, değer eğilimine ihtiyacımız, olduğundan daha çoktur. Değerin gelişimi, olumsuz etkileri engellemede güçlü bir araç olabilir. İnsan hayatındaki iyi değerleri tanımanın önemi her zamankinden fazladır, çünkü iyi değer, istenen insan tipini belirleyecektir. Bu nedenle, iyi değere sahip olmak eğitim ile uygulamayı beraber düşünmek gerektirir
  • 272 syf.
    ·13 günde·Beğendi·8/10 puan
    "Zaman, onu doğru kullanana yanlış yapmaz. "
    Kitabın temel konusunu ; irade ve karakter eğitimi ,disiplinli çalışma ve ahlak konularını oluşturuyor. Payot, karakterimizin ömür boyunca değişmeyeceği iddiasına karşı çıkar ve şöyle der : “Çocukları eğitmek için bunca zahmete girmeye gerek kalmazdı, değişmez yasalarıyla doğa bu işi tek başına üstlenirdi.” Ona göre nitelikli eğitim ile karakter değişebilir.
    Yazara göre ; başarının önünde ki en büyük engeller irade zayıflığı, muğlak duygusallık, isteksizlik, tembellik, cinsel dürtüler, şehvet, kötü arkadaşlar ve bahanelerdir. Peki bu engelleri nasıl aşarız? Payot bu konuda ; derin düşünme, zamanı iyi kullanma, çalışkanlık, egzersiz, yürüme ve spor yapma, yeterli uyku, ölçülü yeme-içme ve dengeli beslenme...gibi çözüm önerileri sunuyor.
    1895 te yazılmış bu eser, büyük ölçüde güncelliğini koruyor. Günümüzde ise bazı sorunların şekli değişti. Bugün gençlerin önündeki en önemli tehlikeler ; alkol, sigara ve madde bağımlılığı, oyun, sosyal medya ve porno bağımlılığı. Bu tehlikeler de yine irade gücü ile aşılabilir.
    Gençlik elden kayıp gitmeden gençlik enerjisine yerinde kullanmalı, irademizi güçlendirmeli, kötü arkadaşlardan ve ortamlardan uzak durmalı ve bu eserde ki önerileri yaşama geçirmeye çalışmalıyız. Önerileri sabırla ve düzenli bir şekilde uygularsak ilerleyebiliriz. Bu konuda anne- babalara ve eğitim sistemine çok şey düşüyor.
    Bu güzel eser çoğunlukla-genel olarak öğrenciler-gençlere(lise-üniversite) herkese hitap etmekle birlikte herkesin yararlanabileceği kısımlar var. Eserin dili anlaşılır ve sürükleyici. Okumaya değer eserlerden birisi.

    ALINTILAR:
    Sağlık, ahlaki enerjinin zaruri koşuludur.

    Hemen bütün başarısızlıklarımızın ve bütün felaketlerimizin sebebi bir tanedir: İrademizin zayıflığı...

    "İnsanlara doğruluğu, dürüstlüğü, adanmışlığı, örnek olmayı sözle değil, ancak eylemlerimizle gösterebiliriz."

    "Deha her şeyden önce uzun süreli sabırdır. Tüm büyük işler, devamlı sabır gösterilerek kazanılmıştır."

    "Dış fetihler, içsel geliştirmelerden dikkatimizi uzaklaştırdı ve asıl uğraşımız olan irade terbiyesini bir yana bıraktık."

    "İrade terbiyesi, bencil duyarlılığın acımasız gücüne karşı, aklın egemenliğinin bakış açısını oluşturur."

    "Hayatta mutlak başarı her zaman söz konusu değilse de mücadelenin sonunda kalbin rahatlaması başarı adına kâfidir."

    "Doğrusu büyük adam büyük cesaret gerektiren birkaç iş yapan değildir. Hayatın tüm evrelerinde cesurca kararlar alıp icra edendir. Tüm isteksizliğine rağmen kalkıp bilmediği bir sözcüğün anlamını sözlükten bakan, tembellik yapma arzusuna rağmen işini tamamlayan, can sıkıcı olsa da o sayfayı okuyup bitiren öğrencidir cesur olan. İrade bu saymakla bitmeyen, tek başına anlamsız eylemlerin toplamının meyvesidir."

    "Yüzyılımızda hedefimizi dış dünyayı keşfe ayırdık. Bu keşifler şehvet ve arzularımızın kabarmasına ve sonuç olarak da daha fazla endişeye, sarsıntıya ve üzüntüye sebep oldu. Çünkü dış dünyayı keşfederken iç dünyamızdan olduk. Asıl önemli olan mutluluk kaynağımız zihnî mutlulukları bir kenara bıraktık.
  • 224 syf.
    ·8/10 puan
    İkinci Dünya Savaşı'nın Balkanlardaki uzantısı.
    Zengin Leo'nun burjuva eşi Veronika ve onun etrafında gelişen olaylar.
    Savaşın adaletsizliği, acımasızlığı.
    Ana karakter olan Veronika özgür ruhlu bir kadındır. Çevre baskısını hiçe sayan, doğaya, insana, hayvana aşık bir kadın.Savaştan, siyasetten uzak, hayatını yaşayan bir kadın. Bir gün direnişçiler konağı basar ve kocası ile ikisini alıp götürür, bir daha kendilerinden hiç haber alınmaz.
    Olaylar beş kişi ağzından aktarılır.
    At binme eğitimi aldığı ve sonra bir dönem sevgilisi olan teğmen
    Annesi
    Alman doktor
    Hizmetçi
    Konakta işlerini yapan direnişçi
    Öyle bir devirde yaşıyoruz ki hayatta da olsa ölü de olsa, ancak ortak idealler uğruna savaşmayı,kendini feda etmeyi göze almış insanlar saygıya değer bulunuyor. Kazanan tarafın da kaybedenin de görüşü bu. Tek amacın hayatını yaşamak olduysa, saygıyı hak etmiyorsun.İnsanlara, doğaya,hayvanlara, dünyaya sevgiyle yaklaştıysan, mutluluğu öyle yakaladıysan... Günümüzde yeterli görülmüyor. Ben de yenilgiye uğradığım halde savaşanlardanım, oysa hayatımı yaşamaktı tek dileğim. Veronika'da kendini ve çevresini anlamaya can atarken,önceliklerinden taviz vermeden yaşamayı önemsiyordu. Ama savaş acımasızdı.
    O Gece Gördüm Onu kitabını okurken boğazınızda kocaman bir düğüm oluyor.
  • 176 syf.
    ·Puan vermedi
    Yazar kitapta oldukça samimi ve anlaşılır bir dil ve üslup kullanmış. Okurken kendimi adeta bir köy ortamında hissettim. Köy halkının birbirleriyle olan ilişkileri aynı gerçek hayattaki gibiydi. Kahramanların birbirleriyle kurduğu dostluklar oldukça saf ve temizdi. Bu yüzden bu sıcaklığı ben de içimde hissettim. Çocuklara hitap eden, onların anlayabileceği şekilde yazılmış, karakter ve değer eğitimi konusunda da katkı sağlayacak oldukça güzel bir kitap. Muzaffer İzgü Bülbül Düdük