• 1008 syf.
    sonunda bitti, keşke bitmeseydi ya da keşke böyle bitmeseydi ama böyle bittiği de iyi oldu.

    "vivos voco!"
    sevgili karamazovlar,

    sevginin o nadide hissini, etrafımı sarışını izledim sayfalarca ve şimdi her bir hücreme işlemiş halde sevginin o boyun bükmüş haliyle yazıyorum bunları dostoyevski'de bulunan umudun pek azından bir yansımayla. en aşağılık ruhların en görkemli dağlarını gören, buraları diyar diyar korkusuzca gezen biri düşünün ki adı dostoyevski olsun fakat varsın biz karamazov diyelim ona. düşünün ki daha doğum anında bir felaketin içinde, sevgisizliğin verdiği hırçınlık içinde yoğrulmuşsunuz. evet sevgi nasıl boyun büküyorsa, sevgisizlikte de bir hırçınlık okyanusların anlatılıp tükenmeyen dehşetli fırtınalarından vardır. oysa bu sevgiye, onun boyun büküşüne talepten başka nedir ki? zıtlıkların insan alışverişinden başka nedir bu? doğanın soylu ruhlarına yaptığı en korkunç işkence değildir de nedir? acı çekeni kutsal saymak, kötü yaşamlardan kuvvetli iyi bir örnek çıkarıp ona tapmak, duyguların dingin sularında artan kalp atışlarımızla dev dalgalar yaratmak biz insanların çoktandır yaptığı şeyler arasında değil midir?! bana sorarsanız gerçek hayatta ölüme en yakın anlardır bunlar. sevginin o boyun eğmiş halini bir kez tadan kişi sanmam ki ölüme bir an arzu duymadan yaşasın ve aynı zamanda yaşamını bir mükafatmışçasına koruyup, dolu dolu yaşamasın. montaigne insanın kendini anlatmasından daha yararlı bir konuşma göremiyor ve bunu yüce gönüllülükle ödüllendiriyor. oysa bana pek mantıklı gelmemişti bu dostoyevski'yi anlamadan önce. zira tek varlığını, kendini, her dönemini ayrı bir kişiliğe idame ettirerek sanatın eliyle canlandırıyor onları. bence birçok kişiden daha canlıdır dmitri fyodoroviç. hatta bunları yazan benden, bunu okuyan sizden bile. ben pek güzel konuşamam diyordu fetükoviç, ben de yapamam. sırayla hiç konuşamam. öncesi ilki ortası hep karışıktır bende. okunmaya değer de bulmam bunları ama belki yansıtmaya çalıştığım duyguların eşiğinde biriyle karşılaşmanın sevinci içinde olabilirim kaderin güzelliğiyle. inanın bana bu kitap benim için bir milat. bu yaşta nasıl anlayabilirsin ki, dediler. kolya edasıyla gurur içinde güldüm ve her bir cümlesini tamamen ruhuma sindirerek okudum. bence tam zamanında olmuş bu. daha geç olamazdı. daha geç olmamalı. alyoşa'nın o son konuşmasında ben de vardım. ben de o çocuklar arasındaydım ve söz veriyorum, unutmayacağım ilyuşeçka'yı, troya'yı keşfeden çocuğu, kolya'yı, kendi mahvoluşuyla 'bereketli bir ürün doğuran' dmitri'yi, hiçliğin içinde hasta kıvranan ivan'ı, bernandları ve asla alyoşa'yı. yüreğim kötülük isteyebilir, kendimi onun içinde bulabilirim ama artık tüm bunlar da içimde ve beni tüm kötülüklerden koruyacak. bilmiyorum herhangi bir kutsal kitabın mealini okusam, hem de tamamen kendimi vererek böyle hoş düşünebilir miydim ama bence ruhumun bu şahlanmasında sadece dostoyevski'nin hakkı var. sevginin boyun eğmişliği içinde çoşkunlukla yazdığım bu satırları hoş görüyle okumuş olduğunuzu dileyerek selamlıyorum sizleri, Alyoşa'yla kalın.
  • 904 syf.
    ·15 günde
    Dostoyevski okumak bir ayrıcalık bence. "Suç ve Ceza", "Karamazov Kardeşler"den sonra en sevdiğim romanı oldu. İki hafta gibi kısa bir sürede bitirdim bu uzuuun eseri.

    Dostoyevski kitabı 1870 ile 1872 yılları arasında Sibirya sürgününden döndükten sonraki dönemde yazmıştır. Bu nedenle Dostoyeski'nin son yıllarındaki muhafazakâr görüşleri kitapta fazlasıyla hissedilir. Kitapta sosyalizm ve nihilizm gibi aşırılıkçı ideolojilerin toplumsal yapı üzerindeki tahribatlarını ortaya koymaya çalışır.

    Dostoyevski Büyük Bir Günahkarın Hayatı adlı yapıtı ile uğraşırken, yazarı çok etkileyen bir olay gelişir. Rusya'daki nihilist gruplarından birinin başında bulunan Sergey Neçayev, kendi grubundan biri tarafından hiçbir yerden emir almaksızın ekibini kendi düşüncelerine göre yönettiği konusunda bir iddia ile itham edilir. Bunun karşısında Neçayev bu suçlamanın sahibini öldürterek bir havuza attırır. Ülke çapında farklı görüşlerden birçok kişinin tepkisini toplayan olay, Dostoyevski'yi de uğraştığı yapıtına Neçayev'i temsil edecek bir karakter ekleyerek protesto etmeye iter. Böylece eklenen Pyotr Stepanoviç karakteri ile birlikle yapıt Ecinniler başlığı ile yayınlanır.Siyasi bir roman olan Ecinniler 19. yüzyılın ikinci yarısında ateizm, nihilizm ve sosyalizm gibi ideolojilerle birlikte Batı düşüncesinin Rusya ve Rus insanı üzerindeki etkilerini ele alır ve de eleştirir.

    Kesinlikle okumanızı tavsiye edeceğim bir klasik.
    Keyifli okumalar...
  • "Hayat; derbederlik ve tembellik için çok uzun, fakat hırsla yağma ve haydutluk yapmaya değmeyecek kadar kısadır "

    "Cesur olun. Kendinizi rahat hissettiğiniz alanın dışında pencereler açın. Farklı dünyalarla ancak böyle tanışırsınız "

    "Bizdeki büyük yanılgılardan biri, insanlarımızın kendi başararamadıkları şeyleri çocuklarından beklemesidir "

    "Yüzünüz ifadesiz kalmasın "

    "Bana göre Venedik, Napoli, İstanbul ve Kahire'yi yaşamamış insanların aydınlanması zordur "

    "İnsan sabah okuduğu metinleri asla unutmaz"

    "Yalnız kalamayan insanın düşünce ve gözlem kabiliyetleri yarım oluyor "

    "Semerkand'ı, Floransa'yı, Buhara'yı, Roma'yı ve Kudüs'ü görmeden ölmeyin "

    "Sokaklarında yürümeden, çarşısına karışmadan bir şehri anlamak mümkün değildir "

    "Batı 'yı anlamak için en mühim şehir Floransa'dır, orası Rönesans'la bütünleşmiştir "

    "Eğitimin iyisi; müzikle, matematik ve filolojiyle bir de sporla olur "

    "Burjuvazi her yerde mutlu olabilir, küçük insan olamaz"

    "Elitlerimizi iyi değerlendirememekten korkun"

    "Hiçbir toplum yetenekli çocuklarını harcayacak lükse sahip değildir "

    "Tolstoy okunmadan roman okunmuş olunmaz"

    "Her şeyi okuyun ama 'Suç ve Ceza' ile 'Karamazov kardeşler'i okumadan roman okuduğunuzu söylemeyin "

    "İYİ ŞEHİR; İYİ BİR KÜTÜPHANEDE ÇALIŞTIKTAN SONRA İYİ BİR SALONDA TIYATRO OYUNU SEYREDEBİLDİGİN VE TEMSİLIN ARDINDAN GÜZEL BİR KAFEYE GIDİP SOHBET EDEBİLDİĞİN ŞEHİRDİR "
  • 112 syf.
    ·3 günde
    Amerika'daki cinsel devrim yıllarında, hiçbir engel tanımaksızın bazı zevklerin peşinde koşmaya ant içerek eşini ve oğlunu terk etmiş 1 akademisyenin üniversitede yarattığı entelektüel imaj, 1 edebiyat eleştirmeni olarak bir TV kanalının yayınlarında görünmesi, kız öğrencileri için onu çekici kılar Kepesh, 70 yaşındadır ve Consuela'yla yaşadığı bu ilişkiden önce pek çok kadınla giriştiği beraberliklerini hiç1zaman ciddi 1 bağlılığa dönüştürmeden sürdürmeye kararlı olmasına karşın, 24yaşındaki Küba kökenli bu kız Kepesh'in aklını başından alarak Consuela'ya duyduğu tutku 1saplantıya dönüşür, onu kaybedeceği kaygısı, kapıldığı kıskançlık krizleri hayatını cehenneme çevirir. Consuela bu ilişkiye egemendir ve farkında olmasa bile Kepesh'i kendi narsizmini besleyen 1 araç olarak kullanır. Kız kendisini terk ettiğinde, Kepesh eskiden kadınlarla yaşadığı 1sürü rahat, sorunsuz ve özgür ilişkiyi neden yaşayamadığını sorgulamaya başlar ve duyduğu kaygının aslında kendisiyle ilgili olmadığına, daha genel bir toplumsal dengesizlikten kaynaklandığına karar verir.

    ~...Yaşamın hikayesini vücut da beyin kadar barındırır...~

    Ölen hayvan hayatın ta kendisi olan 1kitap. Kitaba başladım sanrm Portnoy'un Feryadı nın devamı niteliğinde 1kitap okuyorum heralde dedim, "...Bilirsiniz kadın güzelliğine karşı büyük 1 zaafim var..." der ki yazar ama ilerledikçe kitap bambaşka 1 duruma büründü.

    ~...Yaşlı değilken, yaşlılık hakkında anladığımız tek şey, yaşlıların zamanı damgasını yedikleridir. Ama bu anlayış sadece onları kendi zamanlarında dondurur ve bu da hiç1şey anlamamak anlamına gelir. Daha yaşlı olmayanlara: Yaşlı olmak demek varoldunuz demektir..."

    Konu bunu üzerinden gidecek derken kitap içinde yaşlılık-gençlik, 1inin hayatından yokluğun korkutuculuğu ve anlam yükleme olduğunu, Shakespeare den Firtina esintilerinin karşımıza çıkıp, Karamazov Kardeşler e baglamasını ki hala okumadm :-((((( ölüm ve yaşam ardındaki çizginin çok güzel anlatıldığı kesinlikle okunması gereken 1kitap olduğunu düşündüm...

    Her kitabinda olduğu gibi bu kitabinda da Amarika, Asya ve Avrupa'ya ve hatta Küba'ya dair siyasi göndermesi mevcuttur...

    Beni başta gülümsetip yok artık dedirtirken sonunda hüzünlendiren (yaşam-ölüm olayından dolayı) bu kitap kesinlikle tavsiyemdir...
  • Her şeyi okuyun ama Suç ve Ceza ile Karamazov Kardeşler'i okumadan roman okuduğunuzu söylemeyin.