1000Kitap Logosu
ahmet er
TAKİP ET
ahmet er
@karanehir35
45 okur puanı
17 Haz 2018 tarihinde katıldı.
43
Kitap
40
İnceleme
2
Alıntı
39
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
552 syf.
·
69 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Öncelikle yüzyılın en iyi romanları arasında gösterilen niteliksiz adam romanı toplamda 3 ciltlik bir roman. son cildi robert musil beyin kanaması geçirip ölünce yarım kaldı. 3.cilt haric diger iki cilt türkçe'ye ahmet cemal tarafından çevrildi. birinci cilt 864 ve ikinci cilt 1310 sayfa olmak üzere bitmemiş haliyle 2000 sayfadan fazla. inceleme baştan aşağıya spoiler!!! içermektedir. uyarayım. hem kitabın bölüm bölüm özeti, hem de incelemesini birarada yazdım. incelemem 2 cilti de kapsamaktadır. musil sonradan avrupa'da yükselişe gececek olan faşizmin ayak seslerini bu romanında öngörmüştür. l- doğum ve giriş avusturya-macaristan imparatorluğu ya da kakanien'in başkenti viyana'da dünyaya geliyor kahramanımız ulrich. önce matematikçi, sonra orduda teğmen oluyor ve napolyon gibi başarılı bir komutan olamayınca da ordudan istifa ediyor. ll- bonadea ile karşılaşma imparatorluk, çayın içine atılan şeker gibi erime sürecine girmiştir. birşeyler olmalı-birseyler yapılmalı diye düşünen ulrich'i üç kişi dövüp cüzdanını çalarlar. oradan arabasıyla geçen ve yüksek mahkeme yargıcıyla evli olan soylu bonadea, ulrich'i arabasına alır. lll- paralel eylem almanya, imparatorlarının otuzuncu yıl taht şenliklerine başlarken, avusturya ise misilleme olarak 1918'i avusturya yılı ilan eder. bütün halkın bu kutlamalara katılması için kont leinsdorf önderliğinde 'paralel eylem' grubu oluşturulur. toplantilar genelde ulrich'in kuzeni diotima'nin evinde gerçekleşir ve ulrich de bu grubun genel sekreteridir. grubun önde gelenleri arasında general stumm ile alman sanayici arnheim de vardır. amaç almanya'nın kimliği altında ezilen avusturya'nın gücünü tüm dünyaya göstermek. lv- aşk öğretmeni diotima diotima, bakanlıkta çalışan tuzzi ile evlidir. diotima'nın gerçek adı ermelinda ikinci adı da hermine'dir. diotima platon'un aşk öğretmeni rahibe diotima'dan gelmedir. diotima, bütün soyluları evinde topladığı ve ateşli/heyacanlı konuşmalar yaptığı için bütün soylular bu aşk ögretmenine aşıktır. fakat diotima'nın bedeni kocası tuzzi'ninse ruhu da arheim'ındır. diotima, toplumsal kuralların dışına çıkamadığından kocasını da boşayamaz. v- moosbrugger olayı o sıralar en çok konuşulan moodbrugger olayıydı. bir marangoz olan moosbrugger,gece viyana sokaklarında dolaşırken, köprü üstünde bir fahişe görür ve fahişe onun peşine düşer. moosbrugger ne kadar da kovsa gitmez, durunca kız da durur, koşunca kız da koşar ve bir parka geldiklerinde moosbrugger kızı çılgınca tutar, boğazını keser, memelerini kopartır, karnını yarıp dışarı boşaltır bağırsaklarını. otuzbeş yerinden bıçaklar kızı ve ancak rahatlar. defalarca akıl hastanesine girip çıkan bu dengesiz adam, o anda-olay esnasında bilincini yitirmiş miydi yitirmemiş miydi? bu soru mahkemede de tartışılır ve hakim idama mahkum eder moosbrugger'i. avusturya bu konuda ikiye bölünmüştür: bir kısım suçlu der, ötekilerse beden suçlu da olsa ruh suçsuzdur, o anda da cezai ehliyeti yoktur der. daha sonra avukatlar kararı temyize götürürler. vl- clarisse clarisse ulrich'in arkadaşı walter'le evli genç, güzel, piyano çalan, nietzsche okuyan bir kadındır. ilk zamanlar kocasını çok seven clarisse, daha sonra ulrich'den hoşlanmaya başlar. walter içten içe clarisse ile ulrich'i kıskanmaya başlar ve ulrich de bunu hisseder. walter ısrarla clarisse'den bir çocuk istemektedir. walter'in çocuk isteklerinden bunalan clarisse ise bir gece habersiz ulrich'in evine gider ve ulrich'e der ki: walter bir çocuk istiyor benden ama ben ulrich o çocuğu senden istiyorum, sen de benim gibi tuhaf-gizli ve farklısın. ulrich ise clarisse anında teşhisi koyar ve bu kadın bir delidir der. clarisse ani bir hareketle ulrich'in dudaklarına yapışır, ulrich ise clarisse'i üstünden atar ve evden dışarı atar. vll- gerda gerda, lloyd bankası müdürü leo fischel'in yaramaz, güzel ve 23 yaşındakı kızıdır. leo fischel herşeye karşı olan ve kendisine pis kapitalist diyen kızından yaka silkmiştir. ulrich ise gerda'nın sevgilisi hans sepp ile aşk, evlilik ve mülkiyet konularında sık sık tartışır. gerda, ulrich'e her zaman yakın ilgi göstermiştir. gerda bir akşam ulrich'in evine gider, ulrich buna çok sevinir. hemen öpüşmeye başlarlar. ulrich, gerda'yı soymaya başlarken gerda der ki: henüz hazır değilim, durumu anlayışla karşılayan ulrichse hemen geri çekilir. vll- alman sanayici arnheim arnheim, doktor, yazar ve büyük alman sanayiciydi. ruhtan söz ederdi sürekli. ruh ve kömür fiyatlarını(para ve imanı) özel şahsında birleştirmişti bu adam ve paralel eylem'in içindeydi. galiçya'daki petrol yataklarını satın almaktı amacı ve ayrıca diotima'ya körkütük aşıktı. arnheim, diotima'yı kocasından istemeyi düşünse de toplumsal kurallardan çekindiğinden bunu yapamıyordu. lx- tarih ve insan tarih ki yazarsız oluşur büyük bölümü, bir merkezden gelişerek değil fakat çevreden oluşur. o insan ki, hem yamyam hem de moderndir. yine o insan ki, alışkanlıklardan-ön yargılardan ve topraktan oluşur. ne rahattır şu insanlar, tarih ilerlerken kendileri ve imparatorlukları, yerinden sayarlar. ne çöküşü algılarlar ne de geçişi. x-. paralel eylem'in çöküşü büyük bir protestoya neden oldu paralel eylem hareketi. parael eylemi almanlar alman karşıtı, slavlar slav karşıtı, halk da kendine karşı bir eylem olarak gördü. sarayında olanları seyreden kont çok üzgündü ve bir yerde hata yaptık ulrich dedi. xl- babamın ölümü senatoda olan ulrich'in hukuk uzmanı babası hastanede ölünce, ulrich'e ölüm telgrafı çekilir. annesini daha çok küçükken kaybeden ulrich, babasını da kaybedince dünyada yapayalnız kaldım der. ulrich babasının cenazesinde büyük bir sürprizle karşılaşır: çocukluğundan beridir görmediği kızlardeşi agathe'yi görür. iki kardeş birbirine sıkıca sarılır, hasret giderirken ulrich, seni bulmuşken bırakmam der agathe'ye. artık agathe ulrich'in herşeyidir. xll- matematik ve hayat bir bütündür matematik, kuralları sabit sonuçları değişmezdir. ne acı ne hayalkırıklığı ne de sürpriz vardır matematiğin doğasında. ama hayat ne kadar toplarsan topla asla ulaşamaz bir bütüne. xlll- agathe/yasak aşk/evrensel tema ulrichle agathe el ele tuna nehri kıyısında gezer, ağaçlar altında oturur ve kuşların ötüşlerini dinlerler. ulrich giderek kızkardeşi agathe'ye aşık olur ve onun o çekim merkezinden çıkamaz, ulrich toplum ve onun kurallarını hiçe sayar bu noktada ve bu yasak aşktan kendini geri çekmez. agathe ise ulrich'in tersine toplum kurallarına ve toplumsala büyük önem atfeder. ulrich, topluma ve işe yaramaz insanlığa şöyle seslenir: - kimi sevdiğim sizi ne ilgilendirir. eğer benim için başka her kadından daha hoşsa neden aşık olmayayım kızkardeşime? yasak olduğu için mi?tehlikeye soktuğu için mi soyun devamlılığını? peki ya bundan vazgeçersek, sizler ayıp diye adlandırdığınız için mi?! oysa bu ayıp yasaldı eski zamanlarda. büyük goethe der ki: ah sen simdi kapanmış zamanlarda kızkardesim ya da karımdın. xlv- birey üzerinde kapitalizm neden sonuna kadar gidemiyordum sevgilim ve kızkardeşim agathe'yle. neden toplumdan korkuyorduk bu kadar. insan toplumsal bir varlık diye: nedir bu birey üzerindeki kapitalizm. neden sürekli bireyi engelliyor, kolları arasında sıkıyordı bu toplum kapitalizmi. neden bana aşık olduğu halde, bu lanet toplum yüzünden, ileri gidemiyor-kendini bana tam bir teslimiyetle bırakamıyordu agathe. neden aramızda bir duvar gibi, süreklu duruyor-yükseliyordu bu toplumsal kapitalizm. neden evlenemiyordum agathe'yle neden bir çocuğum olamıyordu ondan neden neden neden!!! xv- agathe ile aşk/devam (bu son bölümü şiirsel bir özet halinde yazdım.) bir gece dışarıya operaya gidecektik agathe'yle. güzel ve serin bir geceydi. şeftali gibi olgun ve parlak bir ay yükseliyordu viyana üstünde. aşkım agathe hazırlanırken o kadar güzeldi ki, dayanamadım ve onu pencerenin kenarına-ayın altına çektim o güzel göğüslerinin hareketini ta içimde hissettim ve onu öptüm sonuna kadar gidip uçurumdan düşmek istedim ama agathe yine ürktü ve engel oldu bana yine olmuyor işte ulrich dedi ------aslında bizler korkunç eylemsizleriz bir yaşama biçimi değildir sınırsız bireycilik unutma ki insan toplumsal bir varlıktır. toplumsalla bütünleşmeyen bütün bireycilikler yokolmaya mahkumdur. agathe'yle aşkımız, tutkulu/melankolik bir çıkmaza girmişti. - roman tamamlanamadığından bu yasak aşk acaba nasil sonuclanacakti diye merak etsem de bütün ömrünü bu kitaba veren robert musil beyin kanamasından ve isviçre/cenevre'de büyük bir yalnızlık ve yoksulluk ve unutulmuşluk içersinde öldü. ünlü yazar thomas mann şöyle yazmış günlüğüne niteliksiz adam için: “ışıltılar saçan bu kitap epik komedi ile deneme arasındaki hassas dengeyi çok iyi muhafaza ediyor. tanrı’ya şükürler olsun ki bu artık bir roman değil alışılmış mânâda. goethe’nin dediği gibi her mükemmel eser kendi türünü aşar ve mukayese kabul etmez yeni bir şey olur. alaycı tarzı, zekâsı ve maneviyatı ile bu eser son derecede dini, çocuksu ve şiirsel” niteliksiz adam romanı, bir modernite eleştirisidir. bir çöküş ve geçiş romanıdır. adına modern insan denen o çalkantılı dönemin aslında bir gerileme dönemi olduğunun dışavurumudur.
Niteliksiz Adam 1
8.6/10
· 627 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
6
1015 syf.
·
22 günde
·
9/10 puan
Birbirine koşut iki roman Anna Karenina. Anna Ve Levin'in hikayesi bu. Konstantin Levin idealize edilmiş Tolstoy'un ta kendisi. Levin erdemli iken, Anna ahlaksız olarak resmedilmiş. Anna intihar ettikten sonra bile roman Levin'in bölümleriyle epey bir sürüyor. Kitapta Levin'in olduğu bölümler Anna'nın olduğu bölümlerden daha fazla. Kitabın asıl kahramanı Levin. Levin'in anlatıldığı bölümler biraz sıkıcıysa da, Anna'nın olduğu bölümlerde bu sıkıcılık yok. Levin aklı, mantığı temsil ederken, Anna kalbi, duyguyu temsil ediyor. Her ne kadar Levin'i örnek gösterse de son yıllarında deliren yazar Tolstoy'un sonu da Anna'dan farksız olmaz. Tolstoy'un da sonu Anna'nın ki gibi bir tren istasyonunda biter. Anna toplumun ahlak yapısına ve onun iki yüzlü kurallarına başkaldırmış ve bunu hayatıyla ödemiş bir isim. Anna'nın aşkı romanda okuyucuya, erdemsiz ve imkansız bir aşk gibi gösterilirken; Levin'in aşkı erdemli, ahlaklı ve toplum normlarına uygun bir aşk gibi gösteriliyor. Yazar Levin'in aşkından taraf ve o da toplum gibi Anna konusunda acımasız. Peki hırsızın hiç mi suçu yok. Anna kendisinden hayli büyük biriyle evlendirilmiş, Anna'nın kocası Aleksey Karenin, işkolik bir insan. Anna'nın içdünyasından habersiz. Anna'ya sevgi gösterdiği bile yok. Mutsuz hayatı içinde aslında kendisini mutlu sanan Anna'nın karşısına genç ve yakışıklı Kont Vronski çıkınca, Anna bu rüzgara kapılmadan edemez. Ve aşkının peşinden gider. Anna'nın yaşadığına benzer yasak aşk yaşayan, bir sürü kadın vardır sosyeteden. Fakat onlar aşklarını gizlerken, Anna yalan söylememeyi ve herşeyi açık açık yaşamayı seçer. Ne Anna seçtiği aşkı yüzünden erdemsizdir, ne de Levin'in mantıklı ve normlara uyan aşkı erdemlidir. Levin'in aşkı mutsuzlukla sonuçlanırken Anna'nın aşkı felaketle sonuçlanmamalıydı. Fakat o günün Rus toplumunda ve Tolstoy'un zihninde Anna'ya mutsuz sondan başka bir seçenek gözükmüyordu.
Anna Karenina
8.8/10
· 22,4bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
5
496 syf.
·
13 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Tek Başına Bir Zirve Türk şiiri'nin zirvelerinden Cahit Zarifoğlu'nun bütün şiirleri bu kitapta bir araya getirilmiş. Zarifoğlu, hicbir akımdan etkilenmemis, kendi akımını yine kendisi oluşturmustur. Zarifoğlu şiiri, bol imgeli/metaforlu/genelde kaynağını İslam'dan alan göndermeler içeren ve anlamı kapali bir şiirdir. Bu nedenle de anlaşılmasi kolay degildir. İslami kodlar bilinse de yine de siir, tül perde ardındadır ve yoruma açık bir yüksek kültür şiiridir bu. Dolayısıyla sağ/İslami siir acisindan da İsmet Özel, Nuri Pakdil ve Sezai Karakoçla beraber zirverlerden bir tanesidir Cahit Zarifoğlu. Şunu da belirtmek lazim ki, yukarda ismini söyledigimiz sairlerin siirleri belli bir dönemden sonra sert bir düşüşe gecse de, Zarifloglu'nda bu görülmez. Çünkü o şiir sanatına sonuna kadar bağlı kalan evrensel ölçekte bir şairdir.
Şiirler
9.0/10
· 2.465 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
3
644 syf.
·
180 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Türk Şiiri'nin Kilometre Taşlarından: Turgut Uyar İkinci yeni şiiri ile lisede tanışmıştım. İlk okuduğum ikinci yeni şairi Cemal Süreya idi ve cok sevmistim. Sırasıyla İlhan Berk, Ece Ayhan,Turgut Uyar ve Edip Cansever'i okumaya başladım. Zamanla ikinci yeni şairlerinden kendimce en tepeye Turgut Uyar'ı ve İlhan Berk'i koydum. İkisi de çok özel şairler. Turgut Uyar denince akla ilk onun en meshur siiri Göğe Bakma Durağı gelir genelde. Gercekten de muhtesem bir aşk ve kaçış siiridir. Büyük Saat kitabinda usta şair Turgut Uyar'ın bütün siirleri biraraya toplanmış. Turgut Uyar duygu ve düsünce sairidir. Salt duygu degil felsefe,tarih ve engin bir düsünce birikimi vardir onda. Siirleri anlam olarak Ece Ayhan ve İlhan Berk'ten daha açıktir. Siir birikimi olarak ikinci yeni sairlerinin üstündedir Turgut Uyar. Ermis bir ozan gibi konusur siirlerinde ve yol gösterir insana. İmgeyi ve metaforlari da yerli yerinde kullanir Uyar, her dizeye imgeyle baslamaz, imge onda vurguyu cogaltmak icindir sadece, salt temel degildir. sibernetik üç kere üç dokuz eder bilirsin birin karesi birdir kare kökü de bilirsin "mutlu aşk yoktur" bilirsin ama baharda ya da dışarda sonsuz göğün altında aşkın aşkla çarpımı nedendir bilinmez garip bir biçimde hep sonsuzdur
Büyük Saat
8.8/10
· 4.382 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
7
484 syf.
·
129 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Türk Şiiri'nin Uç Beyi İlhan Berk, şiirimizin en deneyci, en özgün ve en üretken şairlerindendir. Şiire önce İstanbul kitabında da görüleceği üzere toplumcu gerçekçi perspektifinden yazmaya başlamış ve sonra ikinci yeninin en önde gelen şairlerinden biri olmuştur. Bu kitapta İlhan Berk'in hem toplumcu hem de imgeli, ikinci yeni anlayışındaki şiirlerini birarada bulacaksınız. İlhan Berk'in Toplu Şiirlerinin ilk cildi Eşik, 2.cilt Aşk Tahtı ve 3.cilt ise Akşama Doğru. İlhan Berk şiirinde sayılar, matematik, otlar, tarih, İstanbul ve tarihi semtleri, coğrafya, aşk, lirizm yüklü bir erotizm ve nesneler önemli yer tutar. İlhan Berk'in şiirlerinde-bu her şiirinde böyle degil tabii- anlam biraz kapalıdır. İlhan Berk şiirinde görsellik oldukca yüksektir, ilhan Berk ayni zamanda resim de çizen şairlerdendir. Özellikle şiire yeni ufuklar, yeni alanlar açması ve verili dili çok ileri götürebilmesiyle İlhan Berk bana göre Türk Şiiri'nin Nazım Hikmet'ten sonraki en büyük şairidir. Ben kendi adıma İlhan Berk'ten çok sey ögrendim. İlhan Berk şiiri çok kollu bir nehir gibidir, çok boyutludur onun şiiri. Ki bu yüzden de belli bir yaştan sonra çogu şairde olan tıkanma İlhan Berk'de olmamıştır. Aşagı yukarı İlhan Berk, 20 seneye yakındır yazılarıni ve şiirlerini takip ettiğim sairlerden olmuştur. İlhan Berk'in dogaya, insana ve hayata dönük o iyimser şiirleri, beni çogu zaman icinde bulundugum umutsuzluktan cekip çıkarmıştır. Çok yaşasın sayılar ve İlhan Berk şiiri diyorum. Üstad iyi ki yazdın. Yoksa Türk şiiri cok eksik ve yavan kalacaktı. Yavaş Yavaş Geçtim Kalabalıkların Arasından Yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından bir deniz çarpması gibi çoğalta çoğalta geçen geçtiği yeri yavaş yavaş çıktım içimden.Dokundum yavaş yavaş acıya,kuvarsa,şiire yavaş yavaş tarttım suyu,anladım nedir ağırlık kokular coğrafya. Eğildim sonra gövdeyi tanıdım ve düzenini gördüm sessizliğin dümdüzlüğünü gördüm yinelemedi gördüğüm hiçbir şey böyle yavaş yavaş geçtim insandan insana insanlaştırdım yavaş yavaş dışımı böyle karıştım kalabalıklara kalabalıklaştım böylece..
Eşik
8.0/10
· 112 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
3