1000Kitap Logosu
ahmet er
TAKİP ET
ahmet er
@karanehir35
45 okur puanı
17 Haz 2018 tarihinde katıldı.
43
Kitap
40
İnceleme
2
Alıntı
39
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
ahmet er
yorumladı.
Sarya
Dersim'in Kayıp Kızları'ı inceledi.
608 syf.
·
17 günde
"TERTELÊ ÇÊNEKU" (KIZLARIN KIYIMI) Kitap 'Roman-Edebiyat' bölümünde yer alıyor ama bu bir roman değil. Tamamen yaşanmış olaylar genellikle birinci kişi ağzından anlatılan anılar. Tabi ki belgelerle doğrulukları desteklenmiş, ispatlanmiş sağlam bir araştırma kitabı. Bu sebeple ben Nezahat GÜNDOĞAN ve Kazım GÜNDOĞAN'a içten teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum. Tabi ki bu araştırma süreci içerisinde onlara yardım eden tüm herkese de aynı şekilde. Çocuklarının gözleri önünde öldürülen anneler, babalar... Annelerinin ellerinden zorla alınan güzel kızlar, çocuklar... Aynı dili konuşmayan iki toplum ve bir kıyım, katliam... Veee daha bir sürü şey hepsi bu kitapta. Sorarım size çocuğunuzun, kardeşinizin, annenizin, babanızın tek tırnağını dahi bir ideoloji uğruna verir misiniz? Ya da hangi ideoloji ölümden daha üstün? Hiç bir ideoloji bir insan hayatına değer mi? Bunu ne zaman anlıyorsunuz biliyor musunuz? Tam anlamıyla yaşayınca anlarsınız. Türkmüş , Kürtmüş, ocuymuş, şucuymuş, bilmem hangi zıkkım zelzevatmış. Neyse ne ya! Neyse ne! İnsan değil mi? İnsan! Dili, dini, ırkı her şeyi bir tarafa bırakın! İnsanız, canına taş değse acıyan insan! Hepimizin yaşadığı travmalar vardır. Küçük, büyük hiç fark etmez yaşantımızı büyük oranda etkiler geçmişte yaşadıklarımız. Bu kitapta geçen travmalar - ben hepsini detaylı olmasa bile yüzeysel olarak anlatacağım - vicdanı olan, her insanı etkiler diye düşünüyorum. Bu kitabı okurken okumayı öğrendiğim güne lanetler yağdırdım diyebilirim. Yakın çevrem bilir, bir taraftan okurken diğer taraftan ağlıyordum. Öyle aşırı duygusal biri de değilimdir. Standart bir insan yani. Yani her gün herkes savaş yaşamıyor ya da bu tarz olaylar her zaman gelmez insanların başına o yüzden verilen her tepki bana doğal geliyor. Her gün önünde anneni öldürmüyorlar ki, her gün kardeşinin iç organlarını görmüyorsun, her gün olmadığı için bunlar sıradan, olağan şeyler olamadığı için o an nasıl tepki göstermek gerekiyor pek hesaplanamaz. O hengamede korkudan çocuğunu öldüren insanlar olmuş, zaten öldürecekler beni diye düşünüp en azından eziyet görmeyeyim diyerek kendini derelere atan insanlar olmuş, dereleri aşmaya çalışırken çocuklarını derede boğanlar olmuş asker ağlama seslerini duyar da gelir bizi öldürür düşüncesiyle, bunun gibi bir sürü olaylar.. Benim böyle anlattığıma bakmayın yazması, okuması kolay da empati kurayım diyorum işin içinden çıkılmıyor. Peki herkes öldü mü?? Hayır! Ölenler bir nevi kurtuldu. Çünkü, sürgün edilen insanlar her gün öldüler. Bir çoğu yakınlarının mezarlarını bile görmedi belki ailede sağ kalan tek kişi, bir çoğu çocuklarını kaybetti yaşamın onlar için bir manası kalmadı. Bunlar yetmezmiş gibi bir de hor görüldüler gittikleri yerlerde. Dillerini konuşamadı, kültürlerini yaşatamadı, ibadetlerini yapamadı bir çoğu. Kürt olmak hele de bir Alevi Kürt olmak onların kirli gömleği oldu gittikleri yerlerde çıkarıp attırdılar.   Köyleri yakıldı, öldürüldü, sürgün edildi bu insanlar, peki boşuna mıydı? Yazıya başlarken söyledim ya hangi ideoloji ölümden daha üstün? Hep söylerim şiddet şiddetle çözülmez. Şiddet kin doğurur. İbreti alem olsun diye kalkıp adam asmakla kimse bir şey öğrenemez. Yıllar sonra bulunan kayıp çocuklar anlatıyor öykülerini. Evlatlık verildikleri ailelerin onlara olan muamelesini, yaşadıklarını kendi ağızlarından dinliyoruz. Kimisi Türkçe bilmiyor diye dayak yiyiyor, kimisi hobisi dayak atmak olan (çok afedersiniz haşa huzurunuzda) şerefsizler olduğu için  dayak yiyiyor. Sadece dayakla yetinseler, tacizler tecavüzler bir sürü ahlaksızlık.  Evlatlık verilen bu çocukların çok nadir bir kısmı vicdan sahibi insanlara denk geliyorlar iyi şartlarda yetiştiriliyorlar. Bunu da es geçmeyelim. Ama ne olursa olsun hep bir aile, memleket özlemiyle yaşamışlar yıllarca. Bulunma hikayeleri de bir o kadar ilginç bir çoğunun. Kimisi yavrusunu göğsünün altındaki benle, kimisi alnındaki ana yadigarı yara iziyle, kimisi gözünün altındaki doğum lekesiyle, kimisi kasığındaki yarayla arıyor. Onları diğerlerinden ayıran küçük farklarla. Belki buluyor belki bulmuyor. Birbirini bulan birbirini tamamlayan aileler de çok memnun değiller, çünkü yıllar geçmiş herkes değişmiş, farklı kültürlerle yetişmiş bazılarının ismi, dili, dini, değişmiş yani Ovacığın o köyünde kaybolan küçük kız gibi değil artık. Kitap çok kalın olduğu için herkes okumak istemeyebilir doğal olarak ama tavsiye etme konusunda kesinlikle tavsiye ederim.. Birbirinden bağımsız olduğu için olaylar araya kitap alınabilir ve okurken sindirmesi zor olduğu için de böyle yapmanızı tavsiye ederim. Dersim'in Kayıp Kızları belgesel filminin linkini bırakıyorum buraya. İzlemenizi tavsiye ederim. youtu.be/PYVpQZT89nY Keyifli Okumalar...
Dersim'in Kayıp Kızları
Okuyacaklarıma Ekle
1
54
ahmet er
Bu konuyla ilgili Haydar Karataş'ın Gece Kelebeği:Perperık-a Söe adında müthiş bir romanı var. Herkese tavsiye ederim. İnceleme için elinize saglik. Teşekkürler. Tarihimizde kapanmayan bir yara: Dersim 1938. Ve hala da yüzleşilmedi bu kara olayla.
1
ahmet er
Büyük Saat'ı inceledi.
644 syf.
·
180 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Türk Şiiri'nin Kilometre Taşlarından: Turgut Uyar İkinci yeni şiiri ile lisede tanışmıştım. İlk okuduğum ikinci yeni şairi Cemal Süreya idi ve cok sevmistim. Sırasıyla İlhan Berk, Ece Ayhan,Turgut Uyar ve Edip Cansever'i okumaya başladım. Zamanla ikinci yeni şairlerinden kendimce en tepeye Turgut Uyar'ı ve İlhan Berk'i koydum. İkisi de çok özel şairler. Turgut Uyar denince akla ilk onun en meshur siiri Göğe Bakma Durağı gelir genelde. Gercekten de muhtesem bir aşk ve kaçış siiridir. Büyük Saat kitabinda usta şair Turgut Uyar'ın bütün siirleri biraraya toplanmış. Turgut Uyar duygu ve düsünce sairidir. Salt duygu degil felsefe,tarih ve engin bir düsünce birikimi vardir onda. Siirleri anlam olarak Ece Ayhan ve İlhan Berk'ten daha açıktir. Siir birikimi olarak ikinci yeni sairlerinin üstündedir Turgut Uyar. Ermis bir ozan gibi konusur siirlerinde ve yol gösterir insana. İmgeyi ve metaforlari da yerli yerinde kullanir Uyar, her dizeye imgeyle baslamaz, imge onda vurguyu cogaltmak icindir sadece, salt temel degildir. sibernetik üç kere üç dokuz eder bilirsin birin karesi birdir kare kökü de bilirsin "mutlu aşk yoktur" bilirsin ama baharda ya da dışarda sonsuz göğün altında aşkın aşkla çarpımı nedendir bilinmez garip bir biçimde hep sonsuzdur
Büyük Saat
8.8/10
· 4.075 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
7
Kütüphane kedisi
Siz şiir konusunda uzmansınız. Ben çok şiire meraklı olmasam da tabiki yadsınamayacak isimler var. Cemal Süreyya, Özdemir Asaf ,Atilla İlhan, Can Yücel, Orhan Veli, Behçet Necatigil vs. Bugün Türk şairlerin bir listesini hazırladım. Şimdi paylaşacağım. Bir bakar mısınız, unuttuğum isimler var mI?
1
1
ahmet er
Güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. Aşağı yukarı bir yirmi yıldır Türk ve Dünya şiirini yakın takipteyim, kendim de şiir yazdığımdan bir zorunluluk oldu bu bende. Cumhuriyet'ten Günümüze bir liste düşüncesi gayet yerinde, şimdiden elinize sağlık. Modern Türk şiirini genelde Yahya Kemal ile başlatır konunun uzmanları. Yahya Kemal'den günümüze bir listeleme çok hoş olur bence de.
ahmet er
yorumladı.
''Düşünün bakalım televizyon karşısında muhallebi gibi gevşemiş bir Müslümanda değil cihat etmek, acaba kalkıp bir farzı ifa edecek kuvvet ve istek kalmış mıdır'' ~ Cahit Zarifoğlu ~
16
413
ahmet er
Zarif insan/sair Cahit Zarifoğlu'ndan zarif ve çarpıcı bir tespit.
1
ahmet er
yorumladı.
Anarşizm
ANARŞİZM : Başta devlet olmak üzere bütün baskıcı kurumları ortadan kaldırmayı öneren öğreti. Anarşizme göre devlet egemen sınıfın çıkarlarını korumakla görevlendirilmiş gereksiz bir kurumdur. Özgürlüğü gerçekleştirmek için en başta devlet yıkılmalıdır. Devlet hiçbir zaman yeni bir toplum çağını başlatmak için kullanılamaz. Temsilcilik, gerçeklere dayanmayan bir düşçülüktür; bu gibi düşçülükler insanları insan dışılığa dönüştürür. Baskı yerine özgür işbirliği, korku yerine kardeşlik ve sevgi gerçekleştirilmelidir. Devlet yerine işbirliğinin doğuracağı dernekler ve bu derneklerin birleşmesiyle meydana gelen federasyonlar kurulmalıdır. Uyum bu birleşmelerin doğal dengesiyle gerçekleşecektir. Çeşitli birlikler her an yön ve biçim değiştirerek her an etkin yönü ve biçimi kullanacaklardır. Devlet ile birlikte her türlü baskıcı kurum yok edilmelidir. İnsan; bir üretici olarak anamalın otoritesinden, bir vatandaş olarak devletin otoritesinden, bir birey olarak dinsel törenin otoritesinden kurtulmalı ve özgür bir gelişme olanağına kavuşmalıdır. Bütün insansal yetenekler ancak başsızcı (anarşist) bir toplumda, hiçbir baskıyla engellemeksizin, özgürce gerçekleşebilir.
11
ahmet er
Özellikle Rus filozof Bakunin bu konuda önemli fikirler ortaya atmıştır. Gönüllü toplum örgütlülüğüne dayanan anarsizm, bolsevik devriminden evvel Rusya'da kücük bir alanda denenmis ve basariyla sonuclanmissa da, bu kadarcik özgürlügü bile cok gören ekim devrimi, buldozer gibi gecmis bu deneyin üstünden. Simdiki insanlik , magara dönemindeki kadar bile özgür degil inanin. Benim üstümde devleti, yargısı, polis teskilati, egemen din baskisiyla beraber kocaman bir piramit var, peki özgürluk nerede, ya da ben, tek basima bu 20 kollu ahtapota karsi ne yapabilirim, hicbirsey.
1