Freud'un kızına yazdığı mektup: "Sevgili Anna, en güvendiğin insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğun anlamına gelmez. Fizik kurallarına göre; sırtını dayadığın bir nesne birdenbire giderse sen de o yöne doğru devrilirsin. Yani bunun güçsüzlükle alakası yok.
İnsanlar birbirinin maddi yardımlarına ve paralarına değil, sevgilerine ve alakalarına muhtaçtılar. Bu olmadıktan sonra, aile sahibi olmanın hakiki ismi "birtakım yabancılar beslemek" ti.
Gelenin gideni aratmayacağı, iyi olanın bile makam mevki hırsıyla, üstünden çekinerek, korkarak yaşayacağı karakter değişimiyle, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın zihniyetiyle ilelebet baş başa kalacağımızı bir kez daha anlamış oldum Thomas More'un eşsiz eseriyle. Bu yüzleşmeyi yaşattığı için teşekkürler!
Siyaset neden tekerrürden ibaret; asırlar öncesinde yazılan siyasi hamle ve kişileri, bugün gözünüzün önünde görebildiğimiz için. Yapılması gerekenin aslında yüzyıllar önce bilinmesine rağmen, koltuk sevdası uğruna her zaman yanlış olanın bilerek yapılmasının kural olduğu için. Savaşın felaket olduğunu söyleyen yöneticiler, tüm dünyada en ufak bir anlaşmazlıkta savaş sevdalısına dönüşen bir canavar haline geldikleri için. Halkı bu felaketlere bilerek sürükleyen, fakirliğe, yoksulluğa iten ve onları eski durumlarına getirmeyi insanlara kurtarışları olarak gösteren kişilerin sözde kahraman olduğunu tekrar tekrar gördüğümüz için. Tarihin tekerrürden ibaret olmasının en büyük sebebi siyasetin iğrenç yüzüdür.
Tarih tekerrürden ibaretse, siyaset külliyen tekerrürden ibarettir. İşte bize beş asır öncesinden bir kaynak. Kişiler farklı, zaman farklı; karakter özellikleri ise aynı. Yalancılığın, fırsat kollamanın, kendi menfaatini her şeyden önce tutan halkı temsil eden kişilerin kol gezdiği bir dünya, gerçek dünya... Ve tüm bunlardan sıkılan, eşitliği adaleti, paylaşımı kendisine kural edinmiş tamamı iyi insanlardan oluşan bir dünya: Ütopya.