• varsın dünyanın gidişatına inancım olmasın, ama baharda yeşeren pırıl pırıl ağaç yaprakları, mavi gök, bazen inanır mısın, niçin sevdiğiim bilmediğim bir adam ruhuma öyle yakın geliyor ki!
    Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    Sayfa 305 - ivan fyodor karamazov
  • hayata inanmasam, sevdiğim kadına sırt çevirsem, dünyanın gidişine inancım kalmasa, hatta tam tersine, her şeyin karmakarışık, uğursuz, belki de şeytanca bir kaos olduğuna iman etsem, insanların hayal kırıklığından uğradığı bütün korkulara tutulsam gene de yaşamayı isteyeceğim, hayat kadehini ağzıma götürünce bitirine kadar bırakmayacağım!
    Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    Sayfa 304 - ivan fyodor karamazov
  • 184 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Kitap, süper kahramanların olduğu, mutlu sonların yaşandığı, her şeyin düzeldiği bir hikayeyi değil, tüm çıplaklığı ile gerçekleri anlatıp hayatı birebir gösteriyor. Kurulan hayallerin nasıl bir anda uçup gittiğini, planların gereksiz olduğunu, en çok sevdiğimiz şeyin bir anda elimizden gidebileceğini, kısaca hayatı anlatıyor.

    Zeze’nin, imkansızlıklardan sıyrılıp kendisine bambaşka bir dünya çizmesi, dünyayı keşfetmesi, kendisini keşfetmesi, hayvan sevgisi, arkadaşlığı, girişimciliği derken onun baktığı pencere bizim penceremiz oluveriyor. Babasının işsiz olması ve iş araması, bu sebeple agresif olup Zeze’yi dövmesi, annenin işte çalışması ve büyük kardeşlerin Zeze’ye ve küçük kardeşlere bakması, Zeze’nin noelde hediye alamaması ve yaşadığı hayal kırıklığı derken birçok açıdan Zeze ile kendimizi bütünleştiriyor ve onun yaşadıklarını yaşıyoruz. Yoksulluğu hissediyoruz Şeker Portakalı ile.

    Zeze’nin azıcık sevgi gördüğünde bile yaramazlıkları bırakması ve çalışkan bir öğrenci olarak okulda tanınması, Portuga ile olan ilişkisi derken asıl yoksulluğun sevgisizlik olduğunu öğreniyoruz minicik bir çocuktan. Şeker Portakalı bize sevginin ve sevmenin nasıl değerli olduğunu ve nasıl bir hazine olduğunu gösteriyor.
  • 1025 syf.
    ·14 günde·Beğendi·10/10·
    **DOSTOYEVSKİ HAKKINDA**

    •Ey Dostoyevski, sana sesleniyorum! Seni bu kadar ruhun bilinmeyen derinliklerine yönelten irade neydi? Ruhun ıssız ve keşfedilmemiş koridorlarında tek başına gezmeye korkmadın mı? Nasıl oldu da imkansızı tek başına gerçekleştirmeye cesaret ettin ve kendi öz ruhunla tanışma kudretine eriştin? İnsanın kendisiyle tanışması hiç bu kadar yüksek seviyelerde olmamıştı ama sen bizim hala çözemediğimiz o karmaşık, değişken, çelişkili ama bir o kadar da sevgi dolu ruhunu nasıl çözdün?

    •Dostoyevski derken sanki eşsiz bir ruh bilimci canlanıyor zihnimde. Filozoflar, edebiyatçılar, sanatçılar, bilim adamları ilham alıyor Dostoyevski’den; onu örnek alıyorlar. İnsanlara hayatın bilinmeyenlerini, bir de insanların ifade edemediklerini bir anda gözlerinin önüne getiren aykırı bir insan Dostoyevski. Dostoyevski insana sorular sorduran; insanı gıdıklarcasına meraklandıran, coştukça coşturan ve sonunda yine acılar, entrikalar içinde ağır trajedi ağrılarıyla başbaşa bırakan zıtlıkların renkliliğine sahip bir biyolojik varlık.

    •“Kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski olmuştur.” (Nietzsche)

    •“Dostoyevski psikologların psikoloğudur.” (Stefan Zweig)

    •“Dostoyevski bilinçdışının yer altı dünyasına doktorlardan, hukukçulardan, suç uzmanlarından ve psikopatlardan daha derin bir şekilde sokulmuştur.” (Stefan Zweig)

    •“Dostoyevski bana bütün bilim insanlarından daha fazlasını verdi. Gauss’tan bile...” (Einstein)

    •“Dostoyevski sanatçılığının otuz yılı boyunca sara hastasıydı.” (Stefan Zweig)

    •“Sinirli bir halde, kaygı ve ıstıraplar içinde yazıyorum. Ne zaman gayretle çalışsam fiziksel olarak da hastalanıyorum” (Dostoyevski)

    •Dostoyevski’nin ölüm haberini alan Tolstoy bir arkadaşına yazdığı mektupta şöyle der: "Onu bir kez olsun görmedim ve onunla hiç konuşmadım ama şimdi ölünce, birden anladım ki, Dostoyevski bana en yakın, en kıymetli, en gerekli insanmış…"

    •Stefan Zweig, Dostoyevski’nin karakterleri hakkında şöyle söyler: “Hepsi, hepsi de acı çekmeyi sever, çünkü acıda yaşamı, sevgiliyi daha çok hissederler, çünkü bilirler ki, “insan bu dünyada sadece acı sayesinde gerçekten sever” ve onlar da bunu ister, her şeyden çok bunu! Bu onların en güçlü varoluş kanıtıdır: düşünüyorum, öyleyse varım yerine şunu koyarlar: “Acı çekiyorum, öyleyse varım.””

    •Dostoyevski'nin karakterleri deliliğin sınırlarında dolaşan, insan ruhunun en karanlık, en gizemli yanlarını açığa çıkaran karakterlerdir.

    •Dostoyevski, büyük filozof, büyük psikolog, büyük romancı annesini, babasını, eşini, ağabeyini kaybetmiş, İnsancıklar adlı ilk romanıyla meşhur olmuş, ardından idama mahkum olmuş, idama giderken son anda sürgüne gönderilmiş, hastalık, sefalet ve borçlarla kıvranmış, "acıların insanı" olarak yaşamış ve romanlar yazmış.

    •Dostoyevski aslında çok dindar, inançlı bir kişilik; bu kişiliğini sürgün hayatında okuyabileceği tek kitap olan incile ve hayatın bitmeyen sillelerine maruz kalmasına rağmen, sahip olduğu, bitmeyen sevgisine borçlu.

    •Felsefe ile de yakından ilgili; ama felsefeyle bu kadar yakından ilgili birisinin bu kadar inançlı olması da aslında Dostoyevski’nin sahip olduğu bohem kişiliğiyle büyük bir tezat oluşturuyor. Tezatların ve aykırılıkların insanı olan Dostoyevski sanki bütün insanların özelliklerini bir karışım halinde kendi ruhunda toplamış.

    •Dostoyevski romanlarında Tanrı'ya, felsefeye, etik'e, ahlâka, hayatın anlamına dair çok önemli sorular sorar.

    **KARAMAZOV KARDEŞLER HAKKINDA**

    •Dostoyevski’nin yaşarken yayınlanan son kitabı olan Karamazov Kardeşler, iki yıl gibi bir sürede tamamlanmış ve 1880 yılında yayımlanmıştır. Yazar, kitap yayımlandıktan dört ay sonra hayatını kaybetmiştir.

    •Karamazov Kardeşler’de bir bölüm olarak yer alan “Büyük Engizisyoncu” bölümü Dostoyevski’nin bütün felsefesini sunduğu ve incelikle anlattığı bir bölümdür.

    •”Karamazov Kardeşler yazın dünyasının en büyük başarılarından biridir.” (Einstein)

    •Karamazov Kardeşler, bir diğer büyük Rus yazar Tolstoy’un evini terk ederken yanına aldığı tek kitaptır. Ve Tolstoy: “Karamazov Kardeşler en sevdiğim kitaptır.” der.

    •İşte size büyük bir yazarın ölümünden birkaç ay evvel hayatta iken kaleme aldığı en büyük eserine inceleme yapmama geldi sıra. Ama bu ne benim haddim ne de kudretim değildir. Kendimce bir şeyler not almak istiyorum sadece. Çünkü bunu yapmazsam Dostoyevski’ye vefasızlık yapmış sayacağım kendimi.

    •Karamazov Kardeşler yazarın tüm karakterlerin tamamını nerdeyse kendi hayatından ve kişiliğinden yoğurduğu bir eser. Öyle uzaklarda değil kendi ruhunda, zihninde yaşattığı ve vücuda büründürdüğü bir eser.

    •Romandaki İvan Karamazov inançsız ve felsefi kişiliğini, Dimitri Karamazov coşkulu ve bohem kişiliğini, Alyoşa Karamazov inançlı ve tüm insanlara istisnasız sevgi dolu olan, saf kişiliğini, Smerdyakov epilepsi hastalığına müptela ve kendini beğenmiş, kindar kişiliğini, Fyodor Pavloviç ise sarhoş, şehvet ve para düşkünü, bencil kişiliğini yansıtmaktadır. İşin ilginç yanı romandaki üç Karamazov kardeşlerin babası olan Fyodor’a kendi ismini, romanın inançlı ve en olgun karakteri olan Alyoşa’ya ise üç yaşında vefat eden oğlunun ismini vermiştir. Bence diğerlerinin de manası vardır ama şimdilik bu kadar öğrenebildim.

    •Karamazov Kardeşler Dostoyevski’nin kendi hayatını, çekişmelerini, ikilemlerini, acılarını ve hayata bakış açısını edebi ve felsefik bir şekilde kaleme aldığı bir eser. Bire bir aynısı olmasa da büyük benzerlikler barındırmakta. Gerçek hayatta Dostoyevski’nin babası bir cinayete kurban gitmiş ve ilk epilepsi krizini de bu dönemde yaşamıştır. Gerçekte babasını pek sevmeyen Dostoyevski bir taraftan babasının ölmesini dilemiş ama sonra babası öldüğünde buna çok üzülmüş ve hayatı boyunca kendini suçlamıştır. Sara krizlerini de bu psikolojisinin tetiklediği tahmin edilmektedir.

    •Karamazov Kardeşler’in olay örgüsünü uzuuun uzadıya anlatmayı böyle büyük bir eser için gerekli görmemekle beraber, belli başlı konu başlıklarına değinmek istiyorum.

    ••Tam bir aile dramı mevcut bu eserde; öyle ki kardeşlerin üçü de birbirini tam olarak tanımamakta, babaları tarafından değil de iki farklı annenin zengin akrabaları tarafından büyütülmüşlerdir. İvan ve Alyoşa’nın anneleri bir olmalarına rağmen beraber olamamışlardır. Bu belki de eserin en bariz ve en baskın konusudur.

    ••Tam bir felsefe metinleri mevcut bu eserde. İnançsızlık ile inancın kutuplarında gidip gelecek, belki de uçurumun ucundan döneceksiniz. Çünkü burada “Büyük Engizisyoncu” hikayesi sizi tam ikna edecekken inancın öpücüğü sizi tekrar normale döndürecek. Bu eserde etkilendiğim en vurucu olay, bu hikaye idi. Çünkü Dostoyevski’nin her karakteri çok güçlü ve ikna edici. Müthiş bir şey bu; bir yazarın her karakterinde bu denli büyük bir etki bırakabilmesi. Bu diğer karakterlerde de bu kadar bariz; yan karakterler de bir anda ana karakter olabiliyor ve ruhunuzda derin insani izler bırakabiliyor. Gerçekten müthiş bir şey bu.

    ••Ve son olarak tam bir cinayet romanı bu eser. Cinayetin ve cinayet sonrası sanığın avukat savunmasının ve savcının iddialarının bu kadar ince ince, milim milim düşünülmesini aklım almadı inanın, hala hazmedemiyorum, bir insan bu kadar teferruata nasıl istediği gibi şekil ve yön verebilir. Benim aklım hala almıyor inanın. Bunu söylerken bu kadar fazla detayı, kesinlikle Sherlock Holmes ve Agathe Christie romanlarında bile okumadığım için gerçekten çok fazla şaşırdım. Ve mükemmeldi, tek kelimeyle müthişti...

    ••Tabi burda önemli bir nokta da şu idi: Adalet için uğraştığını söyleyen mahkemelerin icraasında çalışan avukat, savcı ve hakimlerin hiçbir zaman bir çizgide birleşemediklerini ve bunun nerdeyse imkansız olduğunu, her zaman, konuma ve şahsa göre değişkenlik arz edebileceğini bizzat görmüş olmak, insanı fena halde bodoslama taşa duvara, kafa göz çarptırıyor. Adalet, bu kadar göreceli ve esnek kanun ve yorumlamalarla nasıl mümkün olabilir, diyorsunuz. Galiba bu da Dostoyevski’nin hayat tecrübesi. Tam bir adalet ne kadar mümkün, şahit olmak isterseniz bu romanı kesinlikle okumalısınız. Hele de avamın hukukçu diye tabir ettiği hukuk ile iştigal edenler mutlaka ama mutlaka okumalı; çünkü onların bizden daha fazla ders çıkarma sorumluluğu ve ihtiyacı var.

    •Yazacak çok şey var ama bir şeyi uzatmanın ona sıkıcılık ve iticilik kazandıracağını düşünerek, biraz da sizlerin değerli vakitlerini düşünerek bitirmek istiyorum. Vaktinizi aldığım için özürlerimi sunarım.

    •Hayatınızda mutlaka okumanız gereken bazı eserler vardır. İşte Karamazov Kardeşler o eserlerin arasında, listenin en başlarında bulunması gereken bir eser.

    •••Son olarak, sakın romanın 1025 sayfa olduğunu görüp de, bu eserin kısaltılmış çevirisini okumaya kalkmayın. Bu kadar hızlı okuyacağınız bir eseri neden kısaltılmış okuyasınız ki. Tabi bir de, bu eseri katletmek olur ki, eserin büyüklüğünden ve lezzetinden kendinizi mahrum etmiş olursunuz.

    •••••••KİTAPLA KALIN•••••••
    •••••••EVİNİZDE KALIN••••••
    •••••••AFİYETLE KALIN••••••
  • "Dünyada, şu içimdeki azgın, belki de hayasızca yaşama hırsını yenecek umutsuzluk var mı acaba?"
    Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    Sayfa 305 - İş bankası kültür yayınları
  • Tanrı dünyasını, varlığını çok iyi bilmekle birlikte, kabul etmiyorum ben. Tanrıyı değil, dikkat et, yarattığı dünyayı, Tanrı dünyasını kabul etmiyor, kabule razı olamıyorum.
    Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    Sayfa 312 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Dünyada, şu içimdeki azgın, belki de hayasızca yaşama hırsını yenecek bir umutsuzluk var mı acaba?
    Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    Sayfa 305 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları