• oysa bilmiyorsun
    asansör değildir hayat
    Baki Ayhan T.
    Sayfa 350 - Yapı Kredi Yayınları
  • yüreğimde yanardağ kabloları ve ekşi karton dudak
    garibaldi bir nehir akıyor öte kulemin yanından
    yıkanıyor yeni küçük haz, elinde oyuncak sonbahar
    bir lise var paramparça yüzümde
    bütün öğrencileri tarihten ikmale kalmış

    gidiyorum ben
    bugüne kadar yaşanılanlardan ne artmışsa
    alarak sessizce içime
    aramayın, ve istemeyin beni
    hiç öpmeyin artık ışığa pusu kurmuş alnımdan
    bir kadın okşuyor saçlarımı tertemiz
    terli kaşlarımda dolaştırıyor uzun parmaklarını
    bir adam öksürüyor arkaodamda
    bir karanlık bir başka karanlığa hırlıyor
    radyoda dinleyici istekleri'nde biliyorum,
    sevmediğim şarkılar çalacaklar

    ve ben şehir dışında bir deniz kenarında yürüyor
    olacağım
    çocukluğumun her aşamasıyla karşılaşacağım orada
    'kocaman olmuşsunuz'
    hepsine sarılacağım teker teker
    ....................................
    bir kulis değildi benim yüreğim
    her gece ayrı bir oyun için makyaj yapılan
    kostüm değiştirilen, aynalar, aynalar ve sahne!
    tiradın en etkileyici anında elektrikler mi kesilir
    tek bir seyirci alkışlar ya kimi
    en kuvvetli, en hüzünlü, en ürkütücü
    olan o şak şak! göremeyeceğiniz bir köşede açan
    sahte çiçek! saçlarım bir daha asla okşanmayacak!

    ve yarın kentin yerinde senin yellerin esecek
    yelelerine tutunacağım
    dörtnala geçeceğiz mazgal bulvarlardan
    kırmızı gözlü çocuklar
    sevinçle ıslıklayacaklar, yaşlanacak yağmur usul usul,
    eski bir dostu yolda görerek dokunmaktır ona
    sürekli bir taraflarınızdan çıkartılan kömür,
    ve yarın kentin yerinde senin yellerin esecek

    bir başka replikle sona erer aşkın mum dolapları
    çekmeceler meleği'ne danıştığınız isim
    karmakarışık bir bilmecenin en keskin yanıtısın sen
    bir şaire edilebilecek en çarpıcı hakarettir sesin
    huyunda bir tür veda bukleleri
    ......................................
    salınır yanaklarının serin ergenliğinde, kimsenin
    bilemediği bir ağıt gibisin, kâğıt gibisin incecik
    üstüne en güzel aşk şiirlerinin yazılacağı
    yazılacağı yerde söylenen bir sırsın sen
    asırlardan bana, benden sınırsızlığa,
    biz seninle ağaçlara salıncak kurmak için yaratıldık
    biz seninle acıdan elektroliz edilmiş iki saf elementiz
    piyano başında geçerek kendilerinden atışması gibi
    iki kör piyanistin, rutin ve titiz,
    deniz feneri'nde oturup barfly'ı konuşmuştuk
    birdy'yi hatırlıyor musun, ya da angel heart'ı
    la luna'dan sözederken burnun kanamıştı senin
    burnundan akan kan kardelen kokuyordu
    burnundan akan kan kardelen kokuyordu