• 398 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Bir solukta okudum diyebilirim konusu işlenişi gerçekten çok etkiledi beni özellikle çocuk istismarı ve organ mafyasına değinmesi bir anne olarak beni inanılmaz kaygılandırdı kendi çocukluğum aklıma geldi ve çocuklarımın benim gibi özgür bir çocukluğu yaşayamayacak olması içimi acıttı. Bazı Kitaplar okurken insanı gerçekten hayatı sorgulamaya iter ya işte öyle bir kitap bu bence çaresizlik , hayata tutunma çabası , ve kötülerin de bir zamanlar masum bir çocuk olduğunu hatırlatması güzeldi. Bir eğitimci olarak kötü diye adlandırdığımız insanların en masum yaşlarında şekillenmeyi bekleyen bir hamur gibi bizlerin elinde olduğu gerçeği kitabın sayfalarında tekrar ve tekrar beynime kazındı. Kısaca İyi ki okumuşum dediğim kitaplardandı tavsiye ederim iyi okumalar dilerim
  • dün gece tiyatrodaydım
    merhaba a merhaba b merhaba c ahahah
    hepiniz de burasınız
    hepimiz de burdayız
    kanişler bakım ister
    evet biraz aspirin uzun yaşar çiçekler
    çiçekler uzun yaşamalı
    çiçekler taze kalmalı
    çiçeklerin suyu
    her gün evet biraz aspirin
    masmavi bir kürenin yüreğine bir bıçak
    kan sızan ak kavaklar
    baktım arandım onu o yoktu oralarda
    hepimiz ordaydık o yoktu oralarda
    dedim görmediniz mi
    dediler yook yook
    dün akşam sergideydim merhaba a merhaba b merhaba c
    yani hep burdayız yani hep birarada yani keyfimiz gıcır ahahah
    ne mutlu türküm diyene
    ne mutlu sergi görene
    ne mutlu kokteyl içene
    tablolar hiç de benzemiyor asılmışlara
    şu sarının bi başka sarı ile hiçbir yakınlığı yok
    kırmızı benzemiyor sabahki gözlerime
    şu mavi belki biraz yalnızlığıma
    ama neden bunalmamış bu yeşil
    bu kara benzemiyor kayguma
    çizgiler küçük memur lekeler tutsak
    dışarda kaldı cadde dışarda kaldı grev
    dışarda evlerin kanlı bıçaklılğı
    bu renkler bu duvarlar ohohoho
    yani hep burdayız yani keyfimiz gıcır
    baktım aradım onu o yoktu oralarda
    hepimiz ordaydık o yoktu oralarda
    dedim görmediniz mi dediler yook yook
    dedim ola ki maçlardadır aldım başımı gittim maçlara
    stadyumlar hınca hınç
    kadınlar kızlar oğlanlar çığlık çığlığa bir kalabalık
    kim demiş geri kalmışmışmışık
    kim demiş az gelişmişikmişik
    kim demiş borçlu doğuyormuş bebeler
    laf ulan laf laf ulan laf laf ulan laf ki ne laf ne laf ne laf
    işçi köylü küçük esnaf kaynaşmış bir kitle olup ya ya ya şa şa şa fenerbahçe
    çok yaşa baktım arandım onu o yoktu oralarda
    bıyıklar saçlar memeler hepimiz ordaydık o yoktu oralarda
    dedim görmediniz mi dediler yook yook
    dedim ola ki sinemadadır
    kaldırdım yakamı daldım sinemalara
    kadınlar kızlar oğlanlar süt girip bir kapıdan yoğurt yoğurt çıkıyolardı
    öbür kapıdan kiminin gözleri ıslak kiminin kovboy tabancaları
    ve mutlaka yağmur vardı
    ve mutlaka yağmur yoktu
    evler ağaçlara asılmışlardı
    ağaçlar ışıklara tutulmuşlardı
    bekçiler hırsızları kovarlarlardı
    bekçilerin cadillacları yoktu
    kaldırımda durup öksürürlerdi
    bir kurbağa yavrusu sıçrardı ıslaklığa
    ucuz şarap ıslatırdı bulvarın kuytularını
    ah ne filmdi ne filmdi ne film
    o kadar çok ağladım ki
    o kadar çok güldüm ki
    eşşek ne anlar hoşaftan
    baktım arandım onu o yoktu oralarda
    avuçları terli kızlar oğlanlar
    ve bir yerleri mutlaka ıslak
    hepimiz ordaydık o yoktu oralarda
    dedim görmediniz mi dediler yook yook
    taktım takıştırdım vurdum bulvara
    bulvarda kürk mantolar
    bulvarda dantel külotlar
    bulvarda bin bir oyuncak kadınlar kızlar oğlanlar
    vay anam o ne bacak
    vay anam o ne kalça
    o ne göğüs
    o ne saç
    o ne et o ne but
    itişilip bu kapıdan
    sürtünüşüp şu kapıdan
    çıkılışıp o kapıdan
    tahlarda çiçekler mi
    dallarda bulutlar mı
    fidan fidan umutlar mı
    neye baksan yiyip içmek
    neye baksan döküp saçmak
    neye baksan vay anam vay allahına sevişmek
    baktım arandım onu o yoktu oralarda
    kucakları kitaplarla kızlar geçtiler
    bıyıkları yeni terli gençler geçtiler
    sigarayı silah sanan delikanlılar
    hepimiz ordaydık o yoktu oralarda
    dedim görmediniz mi dediler yook yook
    dedim ola ki plajlardadır
    o portakal güneşler o atlas sular
    dedim ola ki dağlardadır o çamlar o çam gölleri
    dedim ola ki yollardadır bindim kayan yıldız gibi otobüslere
    ninni ninni gemilerle aştım dişi suları
    harmanlara gittim ağustoslarda
    üzümler toplanırken gittim
    tütünler kırılırken gittim
    pamuklar devşirilirken
    ağıllar çekilirken sabaha karşı
    fabrikalar dağılırken
    çelenkler kurulurken kurtuluşlar kutlanırken
    marşlarla yürünürken şarkılarla gülünürken
    mendiller sallanırken ağıtlar düzülürken
    bayraklar çekilirken gittim
    aradım onu aradım çarşılarda aradım mitinglerde
    aradım grevlerde aradım
    ki güzel ne ki canlı ne ki diri şu yer yüzünde aradım onu
    o yoktu
    her şeyi herkes her alçaklık şu yeryüzünde o yoktu
    nobel düşü görüyordu katil pezevenk
    nobel düşü görüyordu hırsız satılmış
    kanlı ellerini soframdan alıp
    yeni doğmuşların sütüne uzatıyordu
    kim ki tükürmüş suratına çağın yargıcı
    hepsi vardı bu topraklarda fing atıyordu ama o
    o yoktu
    dedim görmediniz mi
    dediler yook yook
    bükülmesin diye boyunlar
    dinsin diye gözyaşı
    namluya kurşun diye sürdü o yüreğini
    davul çaldım
    davul çaldım duyan yok
    anam anam anam anam
    uzun ayak kısa ayak rap rap rap
    bir ölçüde basmadıkça toprağa
    akmadıkça denize nehirler gibi
    atlasak da sıçrasak da
    yırtsak da bilmem nemizi
    kurtuluş yok
    kurtuluş yok
    kurtuluş yok?
  • Biz çok normal adamlar değiliz.
    Sizin de çok normal olduğunuz söylenemez.
    Dünyada herkes anormal sanki. Belki de hepimiz normaliz. Yanlış zaman da, yanlış yerde… Ya kusura bakma insan eline kalem alınca değişik şeyler yazmak istiyor. Ben pek anlamam bu işlerden. Sana o kadar çok mektup yazmayı denedim ki. Bir yerden sonra hep yırttım. Bu sefer üşeniyorum. Heralde sana gönderemeyeceğim için. Daha doğrusu bira içerek yazdığım için utandım heralde. Kim bilir orda hava nasıl. Kim bilir neleri özledin. Biraz salakça olacak ama; burası da çok boktan.

    Sanki herkes katil, ya da herkes yalnız. Burdan çok fazla farkımız yok. Aslında var; biz daha geniş alanlarda yürüyüp, daha fazla görüşme hakkına sahibiz. En büyük fark bu heralde. Beni burda ayakta tutan dostlarım. Seni de umarım bişeyler ayakta tutuyordur. Ama eminim benden daha fazla sevenin var. Ben mücadele etmeyi senin kadar bilmiyorum. Biz mücadele edenlerin peşindeyiz, kimi zaman.

    Ben senden hoşlandım. Ben çok iyi vakit geçirdim seninle, çok güzelsin. Sana hislerimi nedense en kötü cümlelerle anlatıyorum hep ya. Ya gerçekten sevmeyi bilmiyorum ben ya da ne bilim tuhaf oluyorum.

    Dışarı çıktığında bu mektubu sana vermek isterim ama biliyorum utanacağım ve veremeyeceğim. Olsun. Sana yazmasaydım içimde kalırdı. Sen içerde ben dışarda, siz içerde biz dışarda. Ya öyle işte. Yine yazamadım.

    HAYALET..
  • Size anlatayım. Onu biz öldürdük -sen ve ben! Hepimiz onun katilleriyiz! Ama biz bunu nasıl yapabildik? Denizi nasıl tamamen içebildik? Ufku tamamen silmek için süngeri kim verdi bize? Bu yeryüzünün, güneşinden bağını çözdüğümüzde ne yapıyorduk? Şimdi nereye gitmektedir? Biz nereye doğru hareket ediyoruz? Tüm güneşlerden uzağa mı? Boş uzayın nefesini hissetmiyor muyuz? Daha soğuk olmadı mı? Geceler bizi daha da sıkıştırır hâle gelmedi mi? (...) Tanrı öldü! Tanrı hâlâ ölü! Ve biz onu öldürdük! Kendimizi nasıl avutalım, tüm katillerden daha katil olan bizler? (...) Bu kanı üzerimizden kim silecek? (...) Bu eylemin yüceliği boyumuzu aşmıyor mu? Sırf hak ediyor görünebilmek için kendimiz tanrılar olmak zorunda değil miyiz?
  • “Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar.” Kim söylemişti bu cümleyi
    hatırlamıyorum, ne yazık ki doğru… Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.

    Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan…
    Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum…

    Zamanı gelmiş fikirden daha güçlü hiçbir şey yoktur.

    İnsanın en zayıf anı, kendini en güçlü hissettiği andır.

    Ölümle yüzleşmek ölmeyi düşünmekten daha iyidir.

    Biz de Poe gibi ızdırabımızla alay etmeyi başardığımızda insan olmaya bir adım daha yaklaşacağız.

    İnsanoğlu dünyanın en büyük muammasıdır.

    Lakin mağlup olmuş insanların mazeretlerini kimse dinlemez…

    Ne mazeretlerini ne çektiği acıları, ne hayal kırıklıklarını hatta ne de özürlerini… Mümkünse bu dünyada mağlup olmayacaksın

    Ester… Zayıf düşmeyeceksin, tökezlesen de yıkılmayacaksın, yıkılırsan kimse kaldırmaz seni düştüğün yerden. Çiğnenip gidersin çizmelerin altında..

    Burası Fransa değil, bakma coğrafi olarak Avrupa'da olduğumuza, burası Doğu medeniyeti Şehsuvar. Bizde hayat daha serttir, daha acımasız.. başka ihtimal yok, ya zalim olacaksın, ya mazlum ya katil ya da kurban. Evet, vaziyet bu kadar mühim… yarın daha da beter olacak çünkü eninde sonunda kaybedeceksin, o zaman mazlum olacaksın, senin kıydıkların sana kıyacak..

    Zalimin en büyük başarısı, zulüm ettiklerini kendine benzetmesidir.

    Vatan insanın kaderiydi, ne kadar çabalarsa çabalasın kaçamıyordu ondan.

    Başka şehirler tehlikeldir, hele büyük sehirler çok tehlikelidir.

    Kalabalıklar ışıklar şatafat ne akıl bırakır insanda ne fikirmm ne sadakat kalır ne vefa…

    Bütün ruhumla bütün bedenimle yıkılmıştım ama kendimden ve haklılığından emin biriymiş gibi dikiliyordum karşında. Yüzündeki ifadeden daha soğuk olan elini sıktım. Hiçbir tepki vermeden elini usulca cekip yürümeye başladın…

    Sanırım insanlara tahammül edemiyorum.

    Herkesin aynı yalana iinanıyor olması, onu hakikat yapmaz.

    Kaybedilmiş bir davanın umutsuz bir neferi gibiydi.

    Elbet bu günler de geçer geriye sadece hatıralar kalır.

    Devletin derinlikleri toprağın derinliklerinden daha karanlıktır.

    Hepimiz öleceğiz herkes ölür. Bazen rüzgarda savrulacak hatıralar kalır geriye bazen de unutulmaz eserler.
  • Hepimiz birer katiliz işte. Çok da düşünmeye gerek yok aslında "katil kim?" diye. Her gün birilerini öldürüyoruz. Bazen öldürmek istediğimiz için, bazen öldürmemiz gerektiği için. Bazen üstüne düşünerek, bazen hiç düşünmeden.