• Dönem 12 Eylül darbesinin öncesi. Puslu havalar...Her gün siyasi cinayetler işleniyor, büyük ve kirli bir oyunun içinde aydınlık insanlar pusularda katlediliyor.
    Bu karmaşada ölüm tehdidi altında olan sevdiği adamı, Korhan'ı Bodrum'a sığınmaya zorlayan Nergis, orada münzevi ve bireysel bir hayat yaşayan Nergis'in ilk sevgilisi Özgür ve daha pek çok karakter....
    Mücadele içerisinde yitip giden canların yanı sıra, küçük burjuva konformistliği ile küçük bir beldeye sığınarak yaşanan savaştan kaçıp kurtulacağını sanan sözde aydınları anlatan muhteşem bir eser.
    "Bir Gün Tek Başına" dan sonra okuduğum ikinci Vedat Türkali romanı. Yine harika. Okumak için çok geç kalmışım dedirtti.
  • BİTİRDİM!! EVET BİTİRDİM!!

    Bu kadar kalın bir kitabı okul zamanında bitiremeyeceğimi düşünerek başlamıştım ama bitirdim. Kesinlikle okumalısınız dediğim nadir kitaplardan. Konusundan bahsedeyim.

    Derry adlı bir kasabada George adında bir çocuk ''O'' tarafından katlediliyor. George dışında bir sürü çocuğu da katlediyor ''O''. George'nin abisi Kekeme Bill, Bip Bip Richie, Yahudi Stan, Zenci Mike, Güzel Beverly, Şişko Ben ve Astım Eddie adlarında 7 çocuk ''O'' nun peşine düşüyor. Ama ''O'' yu yakalamak ve onu alt etmek hiç kolay değil. ''O'' ise insanlara insanların korktukları biçimde görülen bir yaratık. ''O'' bazen kuş olur bazen Kurt Adam bazen dans eden palyaço Pennywise olur. İşte bu gerilimli macerayı okuyoruz.

    Korku-gerilim haricinde hem etkileyici hem arkadaşlığı gözler önüne seren hem de bol bol toplumsal mesaj içeren bir kitap. Dikkat ederseniz her çocuğun toplumda hor görülen kesimleri temsil ettiğini anlarsınız. Kitap içindeki tek eleştirim aşk kısımları oldu sonlara doğru bir sahne vardı çok gereksiz geldi bana. Onun dışında gerçekten çok beğendim mutlaka alıp okumalısınız.
  • Alman Christine ve Yahudi Isaac arasındaki aşkın etrafında şekillenen acılarla dolu bir hikaye.. Yazarın röportajında söylediği gibi aşk burda arka planda kalıyor çoğunlukla. (Kitabın iyi satması için aşkın da kitapta yer alması gerektiğini düşünmüştür yazar.) Burada asıl aktarılan savaş, savaşın bıraktığı derin yaralar, acılar.. yoksulluk, yaşam mücadelesi, dostluk, çıkarcılık, aile, savaş mağdurları, işkenceler, katliamlar, cesetler, şavaşın insanlardan götürdükleri... Yahudi soykırımına, Hitler’in Alman halkını kandırarak Yahudileri katletmelerine hatta yeri gelince kendi Alman halkına da nasıl acımasız olduğuna tanık oluyorsunuz.


    Kitabı okurken; sayfa sayfa o acılara tanık olurken şimdi günümüze bakıyorum da aynı acılar bugün de yaşanıyor. Bugün de masum insanlar katlediliyor, çocuklar ölüyor, insanlar açlıkla, hastalıklarla boğuşuyor, tecavüzler, kadınlara şiddet, elinde güç olduğuna inanan herkesin daha aşağıda gördüklerini nasıl ezdiğini bugün de bizler tanıklık ediyoruz. Üstelik susarak!! Sessiz kalarak !! Din, dil, ırk farkına düşüyoruz hepimiz, oysa her koşulda ölen insan.. her koşulda acı çeken, işkence edilen bir insan.. binlerce insan..

    Yahudi soykırımı ile ilgili kitaplar çokça var. Bu da onlardan biri.. Yazar bir farklılık yapıp bu soykırımı Yahudilerin değil de Almanların gözünden yazmıştır. Bu farklılık savaşın tüm insanları nasıl etkilediğini tekrar tekrar gözler önüne seriyor.. Bu arada kitaptaki kurgunun çoğu gerçek hayatta yaşanmışlıklardan oluşturulmuştur. Kitabın sonunda yer alan yazarın röportajını okuyun, gerçek hikayeyi de öğrenin derim :) Keyifli okumalar.
  • Kafilelerce kanıt bulurum gözlerine,
    Bakışlarının benim olması için...
  • Aslında kitap üzerine öyle uzun uzun inceleme yapmak doğru mu bilmiyorum. Çünkü zaten tarih ve hepimiz az çok tarihteki Moğol belasını biliyoruz.
    ...
    Cengizhan'ın hayatı diyemem ama Moğolları nasıl güçlü bir devlet haline getirdiği anlatılıyor. Bir nevi tarih kitabı. Özellikle Harzemşahlara karşı yaptıkları büyük istila anlatılıyor. Kana susamış bir Han ve onun yolundan giden zalimler Harzem ülkesini yerle bir ediyor. İnsanlar katlediliyor, tecavüze uğruyor, kütüphaneler yakılıyor, yakmakla baş edemedikleri de nehirlere atılıyor, hayvanlarda bu katliama uğramaktan kaçamıyormuş. Vahşet öyle bir boyuta gelmiş ki nehirlerden birisi kırmızı kan akarken, bir diğeri mavi mürekkep akıyormuş.
    ...
    Söylentiye göre Cengiz Han 65 yıllık hayatı boyunca yaklaşık 40 milyon insanın katline sebep olmuş bu da bugün yaklaşık 770 milyon kişiye tekabül ediyor. Cengizhan'ın yağmalattığı şehirlerde insan bedenlerinden, uzuvlarından tepecik oluşmuş ve o dönemin en gelişmiş şehirlerinden Semerkant, Buhara gibi kentler ölüleri gömmekle baş edilmediği için öylece bırakılmış deniliyor.
    ...
    Kitapta aynı zamanda Celaleddin Harzemşah'ın Moğollara karşı verdiği direniş de anlatılıyor.
    ...
    Ha bir de bu 65 yılda kana doymayan Cengizhan ölümsüzlük iksirini bulmaya çalışıyor ama nafile, ölüme çare yok. İki metrelik mezara girmek için bunca zulüme değdi mi dedirtiyor.
    ...
    Tavsiye ediyorum fakat keyifli okumalar dileyemiyorum çünkü bunca katliamı okurken insanın kanı donuyor.
  • 21. Yüzyılda gençler bizler nasılız?
    Üzerimize düşen görev ve sorumlulukların bilincinde miyiz? Farkında mıyız etrafimizda olan olayların,  farkında olsak bu kadar rahat hareket edebilir miyiz? Göz yumuyoruz olanlara, bencilleşiyoruz. Oturun düşünün.  Ülkemizde neler oluyor ? Islam coğrafyasında kardeşlerimiz katlediliyor. Neden görmezden geliyoruz.? Hz. Peygamber efendimiz bakın nasıl sesleniyor bize, "Müslüman  müslümanın kardeşidir.  Ona zulmetmez. Onu düşmanına teslim etmez. Kim mümin kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa  o sebeple Allah da onu kıyamet  sıkıntılarının birinden kurtarır.  Kim bir müslümanın kusurunu örterse Allah da kıyamet günü onun kusurunu örter. " Bakar mısınız,  efendimiz harekete geçmemiz için yol göstermiş.  Bunun sonucunda müjdelemiş bizleri. Belki içinizden ne yapabilirim, söylemesi kolay diyebilirsin. Emin olun söylemesi hiç te kolay değil.  Gel gelelim ne yapabilirim sorusunun cevabına.  Hiç bir şey yapılamaz derseniz şayet dua edebilirsiniz. Peki şu halde bakın etrafınıza hangi genç bunların farkında  ? Oysaki ne kadar önemli konular değil mi? Sormak istiyorum gününüz nasıl geçiyor? Lütfen bana klasik cevaplar vermeyin desem bana kızar mısınız?  Sanırım bu sorunun cevabı evet. Klasik cevaptan kastettiğimi anladığınızı umuyorum. Marifet değildir gezmek.  Marifet değildir sana bir şey katmayan programda bulunman. Hoşuna gidiyor beğeniyor olabilirsin. Boşa akıyor zaman. Durduramıyorsun zamanı.  Bir daha bu saatten bu dakikadan bu yaştan yok. Bunların farkında ol diyorum. Bizler, Fatih Sultan Mehmet'in yirmi bir yaşında  İstanbul'u fethettiğini unutarak hareket ediyoruz. Işte bunu yapmayalım diyorum. Farkında olalım diyorum. Farkında olmak, bunun bilinciyle yaşamak o kadar güzel olacaktır ki.. O zaman neler oluyor biliyor musunuz?  Bir saniyenizi boşa geçirmek istemiyorsunuz. Vicdan dediğimiz o kelime üstleniyor bütün görevi.  Kalk  ümmet için, vatan için harekete geç cümlesiyle karşı karşıya kalıyorsunuz..
    Şimdi vakit ayağa kalkma vakti. Tekrardan asr-ı saadeti ayağa kaldırma vakti. El ele verip birlik ve uhuvvet içinde olma vakti. Yeni nesil Asımın Nesli olma vakti. Bir olalım cem olalım.  Görüşümüz partimiz tarafımız ırkımız ne olursa olsun biz müslümanlar olarak birlik olmak zorundayız. Peygamberimizin ümmeti olmaya layık olmalıyız. Dünyamızı değil ahiretimizi kurtarmalıyız kardeşcanlar..!
    Selâm ve Dua ile.. 🌸