• Tarihi dokunun karekterlerle beraber yazıya dökülmesi İskender palanın en müthiş özelliği Katre-i matem şah ve sultan ve şimdi ise Od akıcı sade bir dil ile olay örgüsünün insanı romana kitlemesi Yunus emrenin hayatından esinlenerek yazılmış bu eserde çok şey öğreneceksiniz adeta bir kişisel gelişim kitabı tadında yazılmış öğretici bir eser
  • Iskender Pala'nin gerçek tarihle iç içe geçmiş romanlarına bayılıyorum. Osmanlı tarihi ile ilgili birçok gerçek öğrenirken bir hikayeye de dikkat kesiliyorsunuz ve bence dili de muhteşem. Divan edebiyatını muazzam şekilde yazımına yediriyor. Divan edebiyatını kolayca ve severek okumami sağlayan kişidir.

    Her kitabında çeşit çeşit deyimin hikayesini anlatması ise benim için hep akılda kalici bilgiler sağlıyor.

    Katre-i Matem'e gelirsek. Tarihi bir aksiyon romanı. Bir cinayetin çözümüne ve yanısıra Lale Devri'ne tanıklık ediyorsunuz. Kesinlike okunası. Bu kitabı kaçırmayın derim.
  • Kitap ta Lale Devri'ni ve cinayetleri okuduk.Kitaptaki kişiler gerçekte olan insanlarmış.Fakat o devirde Şahin 'in yüz amelyatı geçirmesi çok farklı geldi bana. Nakışgül adında bir kızla tanışıp evlendiği gecenin sabahında karısının öldürülmüş olduğunu görünce katilini bulmak ve can güvenliği için yüz amelyatı olup ,kendini tanınmaktan alıkoyan Şahin'in hikayesi...
    Kitapta farklı karekterler ve onlarında hayatlarını okuyacak cinayeti çözme çabasına gireceksiniz.
    Osmanlı tarihinde batılılaşma yönünde ilk adımların atıldığı dönemlerde lale üretimi ekimi fazlalaştırılmış.Döneme adını veren çiçeğin en güzelini yetiştirmek için herkes bir biriyle yarışırmış.İskender Pala kaleminden Katre-i Matem okuyunuz..
  • Karakterleri öğrenene kadar birazcık zorluk çektiğim doğrudur. İyi bir okur olduğum söylenemez ama sonunu merak ettiğim nadir kitaplardan. Kitap gerçek hayattan güzel dokular gösteriyor okurlarına. İyi okumalar
  • Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'yı canından, Sultan III. Ahmet'i de tahtından eden nişan Eylül ihtilalinin üzerinden henüz iki hafta geçti.... Diyerek başlıyor yazarımız.
    ****
    Bu harika eseri İskender Pala tesadüfen gittiği bir müzakereden satın almıştır. Eser aslında kitabın içindeki "Yek Cinayet Şast u Şeş Sual" (1 Cinayet 66 soru) adlı bölümden yalınlaştırılarak sunulmuştur.
    *****
    Asıl yazar _Ben kim miyim?
    _ Bunun ne önemi var?!... Deyip eserin konusu olan cinayeti o dönemin sembolü olan lale nin ebcet hesabıyla 66 ya denk geldiğini ileri sürerek 66 soruda cinayeti sorgulamıştır.
    ******
    Eserin tarihi Osmanlı dönemi sultanlarından olan III. Ahmet zamanıdır. (III. Ahmet döneminin son 12 yılı Lale devri).
    Eser tarihte gizli kalmış entrikaları gözler önüne sermiş ve bizlere 4.Ahmet (Kara Şahin)in şeytan aklına gelmeyecek bir planla, bir cinayetle suçlayıp saltanatdan uzaklaştırmışlardır. (Kara Şahin bir şehzade olduğunu bilmemesine rağmen)
    *****
    Nakşıgül... Şahinin yek sevdiği... Evlendiği ilk gün Sevdiceğini yanında kafası bedeninden ayrık bir şekilde, elinde ise lale soğanını buluyor. Olayın şokunu atlatmadan sevdiceğinin cinayetiyle suçlanıp, işkencelere maruz kalıyor. Kurtulunca da bu cinayetin kimin işlediğini aramaya başlıyor. Bu aramada lale soğanını kilit olarak görüyor ve laleyi dönemin usta yetiştiricisi olan Hafız Çelebinin mezraasına gömüp adını Katre-i Matem ( Matem damlası) koyuyor. Laleyle birlikte düğüm yavaş yavaş çözülmeye başlıyor...
    *****
    Lale devrinde eğlence, lüks ve sefanın yanında yoksul olan halk vardı. Bu manzara Osmanzade Taib isimli şairden şöyle dile getirilmekte:
    Odun ateş pahasına çıktı. Ud ağacı gibi dirhemle satılıyor. Ya kömür?... Tozunu bulsak sürme diye gözümüze çekeceğiz. Bir gözde arpacık çıksa, adam kendisini arpa torbasına düşmüş kabul edip, sevinecek! Kahveyi mezhebimize uydurduk. Nohudu kavurup içiyoruz....
    *****
    Eserde tarihsel olarak III. Ahmetin meçhul cinayetleri öne sürerek Çok sevdiği Damadı olan İbrahim Paşa ve 37 kişinin kendisine teslim edilmesini isteyen Arnavutlu Patrona Halil ve başına topladığı serserilerin çıkardıkları Patrona Halil İsyanını yazmıştır. Damat İbrahim III. Ahmetten kendisini öldürüp öyle işgalcilerin eline verilmesini istemiştir. III. Ahmet çok sevdiği damadını sarayda boğdurup işgalcilerin eline vermiştir. Lale Devrinin mimarı koca vezirin cesedi geceleri İstanbul köpekleri tarafından didiklendi. Bununla yetinmeyen işgalciler III. Ahmetin tahtan indirilmesini istediler ve yerine Sultan I. Mahmut u getirdiler.
    *******
    Dönemin gözde şairi Nedim bu isyandan kaçarken damdan dama atlayıp yere düşüp öldüğünü yazmaktadır.
    "Ey Nedim, ey Bülbül_i Şeyda, niçin hamuşsun
    Sende evvel çok nevalar, güft ü gûlar var idi. "
    ********
    Son olarak eser çok fazla Farsça kelime içermektedir. (sadeleştirilmiş olmasına rağmen) bilinmedik kelimeler canınızı sıkmasın. Şiddetle tavsiye ediyorum okuyun arkadaşlar okuyun okuyun...!
  • Elimden geldiğince..itiraf etmeliyim hala bu tür romanlar için daha fazla seviye atlamam gerektiğini düşünüyorum...Eşimin bana yegâne tavsiye ettiği yazarlarından İSKENDER PALA benim kütüphaneme teşrif etmiş ve ben okumak için zihnimi zorlamışım. Başladığın kitabı bitir! sözüne sadık kalma temennisi için de okudumbitti canlar..
    18.yy Lale devri, divan edebiyatı, tarih, kurgu Osmanlı hanedanı.. Bir sabah canından çok sevdiği karısının parçalanmış cesediyle uyanan kimliği gizli bir Osmanlı şehzadesi.. Elinde kalan tek ipucu lale soğanı yanı Katre-i matemi (Matem damlası).. Katil olarak suçlanılıp, denize atılacakken kurtulur ve yanına can yoldaşını katarak perde arkasında kalan tüm sırları açığa çıkarma çabasına girerler. Bir yan da sarayın zevki sefasında halkın verdiği tepki, diğer yan da taht entrikaları ve derin bir aşk.. Konular uzayıp gider.. Yer yer çok kişi tasvir edildiği için sıkılsam da iskender pala ya ileri ki dönemlerimde yine yer vereceğim..şimdilik kitaba adını veren lale ye dair #alıntı bırakıyorum..
    "Lale!..İstanbul'da söylenen en güzel kelimedir.. Lale bir ilham, güzellik uğuldar renklerinde, sevgiler coşar yapraklarında. Lale bir güzel bahçe, şevk ile yürünür tarhlarında ve şavklar saçılır altı yöne altı yaprağından..Lale bir aşkın adı; bir derin hüzün buketi...Lale ile acı gerçekler mutlu düşlere, paslı demirler parlak gümüşlere, yavuz bakışlar tatlı gülüşlere döner birden; lale ile uğruna verilecek bir sevgili yaşar içimde. Lale başıma taç ve ben ona muhtaç.
    Kapa gözlerini ve dinle saki, bir İstanbul lalesinin çığlıklarını duyuyor musun?!...
  • İskender Pala daha önce okumamıştım. Bir arkadaşımın tavsiyesi ile okudum Katre-i Matem'i. çok beğendim sürükleyici sizleri içine çeken bir roman kesinlikle tavsiye ederim.