Tuğba Kara Ünsoy

Olamadıklarım için üzgünüm, beni olduklarimla kabullen...
Murathan Mungan
Uzak dediğin önce içinde birikir insanın, sonrası yalnızca yoldur.
Seninle benim aramda bir elif miktarı hoşçakal var...
Gündelik hayatin akışında bazen normalin dışında şeyler olur.İsten eve ayni yol üzerinden her döndüğünde birini görürsün umursamazsin çünkü o her gün ordadır.Ama bir gün sağ tarafına iki kez bakarsın.Kafanda müthiş bir simsek bu adam mayısın bu gününde bu sıcakta neden kırmızı kazak giyiyor? Neden elinde bir sopayla saatlerce orada bekliyor? Neden hic konusmuyor?Hic sıkılmıyor mu acaba vs.Sonra aksam yemek için sofraya oturmadan cami acarsin o adamcağız orada; bu kez de kimi kimsesi yok mu acaba? Ögrenirsin ki o adamın kimsesi yok,isi yok,fazladan giyecek kıyafeti yok ona bir yemek yapanı yok.Sofraya oturursun çeşitli yemekler, renkli aile bireyleri, hoş sohbetler.Ama aklın o camın ardında kalır, lokman boğazında; sahiden bazı şeylerin kıymetini biliyor muyuz acaba.Birilerinin hayatina dokunabiliyor muyuz! İnsan olmanın hakkini verebiliyor muyuz mesela?
Dile kemik, zihne fren, insana insaf şarttır. Gökhan Özcan