• Herkes kendi kaybettiğini kendi arasın. Bu arayışta diğerleri sadece arayanın neyi kaybettiğini hatırlatabilirler. Bunu nimet bilmeli. Senin noksanını tasvir edenler, senden bir şey gasbetmiş olmaz. Neyi kaybettiysen onu sen kendin ara.
  • “Bizim geçirdiğimiz deneyler şunu gösterdi ki insan hakikati ararken bir gücü, bir yargılama gücünü kendinde hıfzettiği zannına kapılmamalı. Herkes kendi kaybettiğini kendi arasın. Bu arayışta diğerleri sadece arayanın neyi kaybettiğini hatırlatabilirler. Bunu nimet bilmeli. Senin noksanını tasvir edenler, senden birşey gasbetmiş olmaz. Neyi kaybettiysen onu sen kendin ara.”

    Alıntı Şuradan
    Neyi Kaybettiğini Hatırla
    İsmet Özel
    Bu malzeme telif hakkı ile korunuyor olabilir.
  • 152 syf.
    ·Puan vermedi
    Sürekli olarak popüler olan şeylere ön yargılı oldum. İnsanların sağda solda “Bak bu kitabı mutlaka oku, kesin oku, okumadıysan yaşama vs.” deyişlerinden olsa gerek uzun süre bu kitabı okumadım. Birgün kitapçıda gezinirken kendi kendime “Ya çok şey kaybettiysen gerçekten” deyip kitabı okumaya karar verdim. Okuduktan sonra hayatım değişti vs. tarzında dehşet bir bilgi donanıma sahip olmasam da benzetmeleri olsun, siyasete yaptığı atıflar olsun gerçekten de etkilendim. Akıcı bir eser maksimum 2 gün içerisinde bitirirsiniz. Özellikle kominizm rejiminin kişisel insiyatiflerle nasıl yoldan çıkabileceğini hayvanlar üzerinden oldukça güzel bir şekilde anlatılmış.
  • Hikayemizde devesini kaybeden bir adam var. Bu adam devesini ararken yüksek düzeyde anlayış yeteneğine sahip üç dervişe rastgelmiş. Üç müdrik diyelim onlara. "Devemi kaybettim" demiş dervişlere; "Onu siz gördünüz mü?" Dervişlerin ilki "Bir gözü kör müydü devenin?" diye sormuş. Adam sevinçle "Evet" diyerek cevaplamış bu soruyu. İkinci dervişin "Ön dişlerinden biri eksik miydi?" soru karşısında devesini kaybeden adam heyecanlanarak "Evet, evet" demiş. Dervişlerden üçüncüsü "Bir ayağı topal mıydı?" diye sorar sormaz adam "Evet, evet, evet" cevabını yapıştırmış. "O halde" diye konuşmuş dervişler, "Sen deveni bizim geçtiğimiz güzergah üzerinde arasan iyi edersin, onu bu yolda bulma ümidi vardır." Kayıp devesinin peşine düşen adam bu üç dervişin kendi devesini görmüş olduklarına kanaat getirmiş ve alelacele dervişlerin geldiği istikamete koşturmuş.
    Bulamamış adam aradığı yerlerde devesini ve ne yapması gerektiğini yine dervişlerden öğrenmek isteğiyle bu kez dervişlerin peşi sıra gitmiş. Anlayış sahibi üç ermişi akşam üzere bir istirahat menzilinde eliyle koymuş gibi bulmuş. Yine sorular karşısında kalmış adam: "Devenin bir yanında bal, öte yanında mısır mı yüklüydü?" demiş birincisi, adam "Evet" demiş. "Hamile bir kadın mı biniyor senin devene?" demiş ikincisi, yine "Evet" demiş adam. "Biz senin devenin nerede olduğunu bilmiyoruz" demiş üçüncü derviş. Bunun üzerine deveci bu üç kişinin kaybettiği deveyi çaldıklarına kanaat getirmiş ve onları kadı karşısına çıkarıp başından geçenleri anlatarak üç dervişi hırsızlıkla suçlamış. Kadı, devecinin ifadesini yerinde bularak üç ermişi deveyi gasbetme suçundan hapse atmış.
    Kısa bir süre sonra adam devesini arazide başıboş dolaşırken bulmuş ve dervişlerin salıverilmelerini temin maksadıyla mahkemeye başvurmuş. Daha önce dervişlerin kendi durumlarını izah etmeleri için bir fırsat tanımayı hiç aklına getirmemiş olan kadı, onlardan nasıl olup da deveyi hiç görmedikleri halde deve hakkında bu kadar çok şey biliyor olmalarını açıklamalarını istemiş. Dervişler, yolda devenin ayak izlerini gördüklerini, izlerden birinin silik oluşunun devenin bir bacağının topal oluşuna delalet ettiğini; yolun yalnızca bir yakasından ot yemiş olmasının tek gözünün körlüğüne delil olabileceğini; ısırdığı yaprakları yırttığına göre ön dişlerinden birinin eksik olduğunun anlaşıldığını söylemişler.
    "Arılar ve karıncalar yolun iki kenarında birşeylere üşüşmüşlerdi. Bunların bal ve mısır olduğunu gördük. Bir konaklama yerinde çalılara takılmış uzun insan saçı gördük, devenin üstündeki kadındı. Yerde elayası izi vardı, ancak doğumu yakın hamile bir kadın elini yere dayayıp otururdu."
    "Bütün bunları hırsızlıkla suçlandığınız zaman kendinizi temize çıkarmak üzere neden söylemediniz?"
    "Çünkü devecinin devesini aramaktan vazgeçmeyeceğini ve onu çok çabuk bulabileceğini gözönüne aldık. Keşfettiği gerçeği ahlaki bir olgunlukla perçinleyecekti. Bizim salıverilmemiz için harekete geçerek cömertliğin, sorumluluk hissine sahip olmanın zevkini tadacaktı. Hadisenin göründüğünden farklı cereyan ettiğini gören kadı ise gözünde mantık yollarına güvenerek kestirmeden hükme varmanın değerinin düştüğünü görecek ve bir arayışa koyulmanın kıymetini takdir etmede daha üstün bir konum sahibi olacaktı. Kadı doğru hükme varmanın tevazu ile arayışa neler borçlu olduğunu görecekti. Kendinde yargılamaya yetecek donatım olduğu zehabına kapılmanın gönül kırıklığını tadacak, birini suçlamadan veya bir iddiaya sahip çıkmadan önce kendi ölçülerini tartmanın kaçınılmazlığını kabul edecekti.
    "Bizim geçirdiğimiz deneyler şunu gösterdi ki insan hakikati ararken bir gücü, bir yargılama gücünü kendinde hıfzettiği zannına kapılmamalı. Herkes kendi kaybettiğini kendi arasın. Bu arayışta diğerleri sadece arayanın neyi kaybettiğini hatırlatabilirler. Bunu nimet bilmeli. Senin noksanını tasvir edenler, senden birşey gasbetmiş olmaz. Neyi kaybettiysen onu sen kendin ara."
  • Bizim geçirdiğimiz deneyler şunu gösterdi ki insan hakikati ararken bir gücü, bir yargılama gücünü kendinde hıfzettiği zannına kapılmamalı. Herkes kendi kaybettiğini kendi arasın. Bu arayışta diğerleri sadece arayanın neyi kaybettiğini hatırlatabilirler. Bunu nimet bilmeli. Senin noksanını tasvir edenler, senden bir şey gasbetmiş olmaz. Neyi kaybettiysen onu sen kendin ara.
  • Defol git, demelerini isterdim, nerede kaybettiysen hayatının ışıltısını, orada iyileştir yaralı ruhunu!
  • Size yalan söylemeyeceğim, işimin bittiğini hissettim. Bazı günler yataktan hiç çıkmak istemedim. Kıyafetlerimi giymek, dişimi fırçalamak bile istemedim. Günleri çok karanlık gördüm. Sadece sürüp gitmek istedim; nerede biteceğini hiç umursamadan ya da bana ne dediklerini. Geldiler ve geçtiler. Gelip geçtiler. İnanmaya devam ettim. İnandım. Çok fazla şeyimi kaybettim. Çok fazla arkadaşımı kaybettim. Çok gücümü kaybettim. Bir çok cesaretimi kaybettim. Çok fazla zaman kaybettim. Çok fazla paramı kaybettim ama inanmaya devam ettim. Dizlerimin üstüne çöktüğümde hala inanıyordum. Meteliksizken de inanıyordum, yalnızken de inanıyordum, ihanete uğradığımda da..
    İşini kaybettiysen, inancını koru. Eşini kaybettiysen inancını koru. Çocuğunu defnettiysen inancını koru. Fikirlerin bittiyse, inancını koru. Otobüsü yakalaman gerekiyor ise, inancını koru. Otostop çekiyorsan, inancını koru. Hasta olduysan, inancını koru. Böbreklerini kaybettiysen, inancını koru. Kalp rahatsızlığın varsa, inancını koru. Belki yeni bir kalbe sahip olmayacaksın ama inancını korumak zorundasın..

    (Bishop TD Jakes)
    https://www.youtube.com/watch?v=IRIQfzwBw2Y