• 368 syf.
    ·Beğendi·6/10
    Bir Kuruluş Hikayesi..
    .
    .
    Tarihi konulara meraklı biri olarak , roman tarzında yazılmış olanlara ise daha da çok ilgim var. Beni daha çabuk içine çekiyor,öğrenme isteğimi kamçılıyor. Bu kitap da tam olarak onlardan biri.
    .
    Dizisini hiç kaçırmadan baştan sona kadar izlemiş olmak galiba benim dezavantajımdı. Dizi ve kitaptaki bazı isimler uyuşmuyordu. Okurken karıştırdığım yerler olsa da kitabın arkasında “Kaynakça” bulunması bilgilerin doğruluğu hakkında şüpheye düşmememe sebep oldu.. .
    .
    Kayı Obasının Beyi Ertuğrul Gazi’nin oğlu Osman’ın altı asra damgasını vuran bir imparatorluğu nasıl kurduğunun anlatıldığı bu kitapta bilinmeyenlere ışık tutulmuş. Tabi ki bu kutlu zafere öyle gül dikilmiş yollardan geçerek çabuk ulaşılmıyor. Hayatta kalma mücadelesinin bir an olsun bitmediği bir yol bu. Dostluk,ihanet,savaşlar,başarı,aşk,hırs dolu geçen yıllar... .
    .
    Boy iken Devlet olma zaferi...
    .
    .
    Anlatımın sadeliği ve akıcılığı sayesinde tarih sevmeyene tarihi sevdirecek bir kitap. Kendinize mutlaka bu şansı verin.. Kitap zaten okunmaya değer..
  • 272 syf.
    ·58 günde·Beğendi·7/10
    Halil İnalcık Hoca bölümler halinde, Türkmenlerin ve Selçukluların Anadolu’ya girişinden Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine kadar karanlıkta kalmış, yeterli açıklanamamış birçok noktayı, farklı kaynaklar ve kendi çalışmaları üzerinden aydınlatmaya çalışıyor…
    Türkmenlerin ve Selçukluların Anadolu’ya yayılışını, gaza ve ganimet anlayışını, aman ve zimmet düşüncesi sayesinde nasıl fetih yaptıklarını, devamında nasıl hâkimiyet sürdüklerini görüyoruz…
    Kılıç Aslan’ın karısının babası Çaka Bey’i Bizanslılarla anlaşarak katlettiğini, bunun Anadolu’nun Türkleşmesini 150 seneye varan bir gecikmeye uğrattığını, Moğol istilası ile Aras Vadisi’nden Söğüt’e gelip burayı Alâeddin Keyhüsrev’in inayetiyle yurt edinen Ertuğrul Gazi ile birlikte Osmanlı’nın ilk filizlendiği yıllara tanıklık ediyoruz. Kayı Boyu ile Karakeçililerin arasındaki bağlantıyı, İznik ve Bursa kalelerinin fethinin çeyrek asır sürdüğünü öğreniyoruz.
    Osman Beg zamanında tutsak edilen Selanik Başpeskopos’u Girigorias Palmas’ın Anadolu’da yaşadıklarını, Türklere ve İslam dinine bakış açısını okuyor, Kosova Savaşı’nın Osmanlı’nın hakimiyet kurmasında ne derece önemli olduğunu anlıyoruz.
    Yıldırım Beyazıd döneminde İstanbul ve Çanakkale boğazlarına hâkim olmak için Gelibolu, Bozcaada, Midilli ve boğazlarda Venedik ve Cenevizliler karşı denizde verilen mücadeleleri öğreniyor, Beyazıd’ın oğlu Çelebi Mehmed’in Timur’dan kaçmak için Bolu / Seben’deki mağaralara sığındığını okuyoruz.
    İstanbul’un fethi esnasında dört tane Bizans ve Venedik kadırgasının kuşatmayı yarıp İstanbul’e erzak ve silah temin ettiğini, bu gelişmenin Osmanlı ve Bizans taraflarındaki yansımalarını görüyor, savaşta Zağanos Paşa ile Çandarlı Halil Paşa’nın mücadelesine tanıklık ediyoruz.
    II. Osman’ın katline giden şartları öğreniyor, saray, yeniçeri, kapıkulları ve ulema arasındaki iktidar mücadelesine, devletin içten içe nasıl zayıfladığını okuyoruz. Kanuni döneminde şeyhülisama danışma ve fetva alma uygulamasının başlamasının ve I. Ahmed döneminde kardeş katli uygulamasının kaldırılmasının Osmanlı devlet yönetiminde ne gibi sonuçları olduğunu, ulemanın ve haremin yönetimde yeni bir güç odağı olarak ortaya çıktıklarını, yönetimde otoritenin zayıflayıp çok başlı bir yapının oluştuğunu öğreniyoruz.
    Güzel bir tarih kitabı…
  • Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılması ve Harzemşahların yükselişi döneminde de Anadolu’ya Türkmen güçleri devam etmiştir. Kayı boyu bu tarihlerde Anadolu’ya gelmiştir.Osmanlı Beyliğinin kurucusu Ertuğrul Gazi 1230 yılında Türkiye Selçukluları ile Harzemşahlar arasında yapılan meydan savaşında Selçuklu saflarında yer almıştır. Yine 1231 yılında İznik Rum İmparatorunun Selçuklu sınırına saldırması üzerine Alâaddin Keykubat’ın açtığı seferde Ertuğrul Gazi, Kayı boyu akıncılarıyla birlikte sefere katılmıştır. Kayı boyunun bir bölümü bu dönemde 1.Alâaddin Keykubat (1219-1236) tarafından Ankara’nın batısında karaağaç bölgesine yerleştirilmiştir. Ertuğrul Gazi, Selçuklu sultanı Alâaddin Keykubat tarafından Bizans/Doğu Roma’ya karşı gaza yapmak ve kazandığı toprakları yurt edinmek üzere görevlendirilmiştir. Alâaddin Keykubat, Ertuğrul Gazi’ye davul ve sancak göndererek beyliğini tanımıştır. Gaza yapmak ve yeni yurtlar edinmek üzere gönderilen beylere o dönemde uc beyi denilmektedir. Ertuğrul Gazi 400 çadırlık küçük bir boyun beyi olduğu için Selçuklu sultanına değil Germiyanoğulları’na bağlı bir uc beyi statüsü kazanmıştır. Ertuğrul Gazi başkanlığındaki Kayılar 1236 yılında Karacahisar ve Söğüt’ü fethetmiş ve Bilecik Rum beyini vergiye bağlamışlardır. Selçuklulara bağlı uc beyleri, yönetim ve siyaset usülleri bilen selçuklu devlet adamlarıdır. Uç Beyliği geleneği kurallara bağlıdır ve uç beyleri kanun ve nizama göre yetiştirilmişlerdir.Uç Beyliği geleneğine göre yetişmiş, başarıları bilinen aristokrat ailelerden gelenler uc beyi yapılmıştır. Her fetih yapan ve ganimet kazanan uc beyi yapılmamıştır. 1235’te Türkiye Selçuklu Devleti Moğolların yüksek hakimiyetini tanımak zorunda kalmıştır. Asıl Moğol hakimiyeti 1243 kösedağ yenilgisinden sonra Moğol generali Baycu’nun kalabalık Moğol ordusu ve Moğol-Türk aşiretleriyle Anadolu’yu istilasıyla gerçekleşmiştir. Orta Anadolu’da Moğol baskısının giderek güçlenmesi Türkmenlerin Batı Anadolu’ya göçmelerine sebep olmuştur.Moğol denetimi, Moğol valilerinin ve İranlı bürokratların Anadolu’da bütünüyle söz sahibi olmaları ve Türkmen beyliklerin güçlenmesi de bu zamanda olmuştur. Böylece siyasi güç Orta Anadolu’dan batı uçlara ve uç beylerine geçmiştir. Bu tarihlerde büyük ölçüde Orta Anadolu’da bulunan Türkiye Selçuklu devletinin çöküşüyle birlikte Türk beyliklerin gelişmeleri hızlanmıştır. Türkmen beyliklerinden Konya’ya hakim olan Karamanoğluları Selçukluların yerini almak çabası içindedirler. Batı Anadolu’da Aydınoğulları, güçlü bir donanmayla Adalar/Ege Deniz’inde gazalar yapmaktaydılar. Beylikler arasında en son Söğüt’te kurulan Osmanlı Beyliği en mütevazi olanıdır. Ertuğrul Gazi, tahminen doksan yaşında 1288’de vefat ettiğinde Osmanlı Beyliği; Karacadağ, Söğüt, Domaniç ve çevresinde 4800 kilometrekarelik araziye sahiptir. Ertuğrul Gazi’nin, oğlu Osman Gazi’ye vasiyeti özetle şöyledir: “Allah ü Teâlâ’nın emirlerine muhalif bir iş eylemeyesin! Bilmediğini ilimlerden sorup anlayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasın! Askerine İn’âmı, ihsânı eksik etmeyesin ki, insan ihsânın kuludur. Zalim olma! Alemi adaletle şenlendir ve Allah için çalışmayı terk etmeyerek beni şâd et! Nerede bir ilim ehli duyarsan, ona rağbet, ikbal ve hilm/yumuşaklık göster! Askerine ve malına gurur getirip, ilim ehlinden uzaklaşma! Bizim işimiz, Allah yoludur ve maksadımız, Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa, kavga ve cihangirlik davası değildir. Sana da bunlar yaraşır. Daima herkese ihsanda bulun! Memleket işlerini noksansız gör!” Ertuğrul Gazi’nin bu vasiyeti, Osmanlı İmparatorluğu’nun temel yönetim felsefesi olmuştur.
  • 280 syf.
    ·1 günde·Beğendi·6/10
    Dikkat spoiler içerir.
    Yazardan fena değil diyebileceğim bir roman. Kayı boyunun Söğüt ve Domaniç yaylasına taşınmasından sonra Ertuğrul Gazi ve Hayme Ana liderliğinde gelişmesi, günlük hayatı, gelenek ve görenekleri anlatılıyor. Sonrasında Osman Gazi'nin doğumu, büyümesi, şeyh Edebali tarafından yetiştirilmesi ve bey olması anlatılıyor. Harmankaya tekfuru Köse Mihail ile olan dostluğu, yaptığı fetihler, amcası Dündar beyi devletin bekası için öldürmesi, Orhan Gazi ve Alaattin beyin doğumları anlatılıyor. En sonunda ölümü ve Bursa'nın fethi sonrasında mezarının taşınması anlatılıyor. Ertuğrul Gazi hakkında yazılan kitaptaki pek çok Metin burada da yer alıyor. Eh işte diyebileceğim bir roman.
  • 6296 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Karen Armstrong
    "Romalılar, Yunanlılar, ve Türkler Imparatorluk kültürü taşıyan milletler." Demisti.

    Osmanlı böyle bir millet Roma'da yaşayanın tek ırkı Romalıydı Osmanlı'da Osmanlıydı. Bu sebepten dolayı Osmanlı 7 asır milletleri egemenliği altında kendi dil ve kültürlerine sahip yaşamalarına imkan vermiştir. Osmanlı'da esas olan ülkenin vatandaşı olmak idi.

    Kayı obası hakkında fazla bilgi bulamazsın Osman Bey'in Osmanoğulları Beylerini kurana kadar o donem ki bilgilerde karanlıktır. Bu yüzden bazı kaynaklarda Ertuğrul Béy'in babası Gündüz Alp bazılarında Süleyman Şah'dır. Fakat Osmanlı, diğer Anadolu Beylikleri kendi aralarında savaşırken yönünü Bizansa çevirerek dikkat çekmiştir. Bu sekilde Müslüman Anadolu halkının desteğini alıp hızlı güçlenmiştir.

    Osmanlı, inanç, kültür ve uygarlıkların beşiğinde; dünya coğrafyasının en stratejik bölgesinde doğmuş, büyümüş ve gelişmiştir. Yaşadığı çağda, kendi egemenlik alanındaki ulusların, her türlü inanç ve yaşayışlarının koruyucusu olmuştur. 624 senelik hayatında adalet ve hoşgörünün temsilcisi olarak tarihteki şerefli yerini almıştır. Iste bu şerefli tarih hakkında ömrü bitene kadar olan kısmı yazan J. Von Hammer Purgstall bizim tarhimize kapsamlı bir eser bırakmıştır. Onun ölümünden sonraki kısmı Ahmed Cevdet Paşa tamamlamıştır.
    Hammer Tarihi. Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan 1774 Küçük Kaynarca Andlaşmasına kadar olan dönemini kapsamaktadır. Hammer Tarihi. Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan 1774 Küçük Kaynarca Andlaşmasına kadar olan dönemini kapsamaktadır. Tabiatiyle eserdeki kronolojik eksiklik J. Von Hammer'in (1774-1856) yılları arasında yaşamış olmasından kaynaklanmaktadır. Osmanlı Tarihi'nin Hammer Tarihi'nde yer almayan bilgi eksikliğini Merhum Ahmed Cevdet Paşa'nın 'Tarihi Cevdet"! tamamlamaktadır.
    Büyük vukufu ile gerek Mehmed Ata. gerek Vecdi Bürün ve Refik Özdek dipnotlar halinde yerinde müdahalelerle okuyucularımızı yanılgıdan kurtarmaya çalışmışlardır.

    Osman, Bey olduktan sonra, Karacahisardaki kiliseyi, camiye çevirdi. Bir imam, bir katip, bir de türlü işlere bakmak ve halk arasında doğan dâvâları hafta sonu olan Cuma günlerinde görmek üzere bir molla “kadı” seçti. Kayınbabası ve dört silah arkadaşı ile görüştükten sonra Edebali’nin öğrencilerinden Dursun Fakih’i imam yaptı. Pazarlarda din ve milliyet farkı gözetmeksizin düzeni koruma görevini de ona verdi.
    Bir Cuma günü Germiyan Türk Beyi Alişir’in uyrukluğunda olan bir Müslüman ile Bilecik Rum komutanına bağlı bir Hıristiyan arasında çıkan kavgada Osman, haklı olan Hıristiyan’dan yana hüküm verdi. Bunun üzerine bütün ülkede Ertuğrul’un oğlu Osman’ın hak ve adalet severliği beğenildi ve halk arasında yayıldı. Bunun sonucunda halk Karacahisar pazarına daha çok rağbet etti.
    Osman, iyi dostu ve silah arkadaşı Köse Mihal’in tavsiyesi ve yardımı ile Bolu yolu üzerinde ilk seferini yaptı. Yolda, Ertuğrul’un eski arkadaşı olup onları iyi tanıyan Samsa Çavuş’a rastladılar. O da onları Taraklı, Göynük ve Mudurnu kasabalarına götürdü. Buralardan aldıkları ganimetlerle Karacahisar’a döndüler.

    Güzel bir yüze, manâlı ve hoş bir ses tonuna sahip bulunan Sultan Ahmed; kuşlara, lâlelere, karanfillere, ayna ve şenliklere büyük ölçüde merakı vardı. Öteki sultanlar iktidarı, ona sahip çıkan kadınlar, harem ağaları, valide sultanlara bırakmışlardı; Üçüncü Ahmed’in saltanatı döneminde, hiç değilse veziriazama bıraktı. Bu da bir hükümdar için övgü sebebidir.