• 192 syf.
    Sanat hırsızlığı hakkında ilginç bir kitap. Çalınan nesnelerin dünya kültür varlığına etkisi ile açıklamaya başlıyor. Kayıp Eserler Bürosu ve eser dedektifliği gibi sadece filmlerden duyduğum yapıları, vakaları anlatıyor. Bazıları çözülmüş bazıları hala bilinemeyen eserlerin akıbeti birçok insan için çok ilgi çekici. Kayıp eserlerin kataloğu şeklinde bir eki de var sonunda.
    Kitap İkinci Dünya Savaşı’nda yapılan talandan itibaren odaklanıyor hırsızlıklara. Nazi Almanyası’ndan geri kalmayan Napolyon’un etkinlikleriyle alakalı çok az şey var. Laocoon’un Napolyon şerefine Paris’te dolaştırılması verdiği örneklerden biri. Naziler Napolyon’un aksine eserlerin birçoğunu kendilerine ayırıyor. Hitler’in yoz bularak yasakladığı resimleri Goering, Goebbels kendilerine saklıyor. Bazı resimleri tuz ocaklarında saklıyorlar devlet adına. Belli bir süre geçtikten sonra devlet müzelerinde sergiliyorlar. Bazı eserleri çıkaramıyorlar savaş nedeniyle.
    Kitabın en sevdiğim kısmı sanat dedektifleri kısmıydı. Filmlere ilham veren öyküler vardı. Mona Lisa’yı çalan Peruggia’nın karikatürleri Müfettiş Clouseau’nun yaratılmasını sağlıyor. Adam Worth hırsızların Napolyon’u olarak anılıyor. Muazzam hikayeleri var hepsinin. Okurken çok zevk aldım ve dahasını okumak istediğimi fark ettim.
  • Ancak Hitler bütün sanatı kucaklamadı. Alman resim ve heykellerini en büyük sanatsal başarılar olarak gördü ve emrindekilerden Avrupa sanatının başyapıtlarının Alman kökenlerini bulmalarını istedi (ki doğal olarak, çoğunlukla böyle bir şey yoktu). Avangard sanatı ve anlamadığı ‘bitmemiş’ sanatı küçümsedi, yaklaşık 1400 tanınmış sanatçının çalışmalarını yoz olarak niteledi. 1923’te yazdığı Kavgam adlı otobiyografisinde Dadaizm’i deli ve ahlaksız insanların aşırı yozluğu olarak ilan etti. İzlenimcilere, Kübistlere, Dışavurumculara, Sürrealistlere ve diğer modern akımların neredeyse tümüne cephe açtı.
  • Uygun koşullarda neredeyse herkes sanat eserleri çalabilir. En uygun koşullar da savaş dönemlerinde oluşur. 2003 baharında Saddam Hüseyin iktidardan düştüğü zaman, bir avuç Iraklı Irak Ulusal Müzesi’ni yağmaladı, Mezopotamya’nın ortak kültürel mirasını parçaladı. Kaostan faydalananlar sadece yağmacılar değildi. Sivil yabancılar, askerler ve yerli halk da hem antik eserleri hem de Saddam Sanat Merkezi’ndeki modern sanat eserlerini bavullara doldurdular. Arkeolojik alanlarda ise yağmalama halen sürüyor, yüz milyonlarca dolar değerindeki antika eser karaborsasını besliyor, bu paralar da büyük olasılıkla Irak’ta ve başka yerlerde terörist eylemlerin gerçekleştirilmesinde kullanılıyor. 11 Eylül korsanlarından Muhammed Atta’nın bu cani eyleme parasal destek bulmak amacıyla Afgan sanat eserlerini satmak için araştırma yaptığı biliniyor.