1865 yılında doğan Erich Ludendorff, Alman askeri okullarının yetiştirdiği en önemli üst düzey askeri görevlilerdendir. Moltke ve Schlieffen gibi çok başarılı olmuş askerlerin yanında karargah subaylığı görevinde bulunmuştur. I. Dünya Harbi’nde gösterdiği yararlılıklar ve üstün başarılarından dolayı ‘Pour le Mérite’ ve ‘Iron Cross’ madalyalarını kazanmıştır. Doğu Cephesi’nde gerçekleşen Tannenberg Muharabesi’nde kendi ordusunun neredeyse iki katı büyüklüğündeki bir Rus ordusunu savaş dışı bırakmayı başarmıştır. Batı Cephesi’nde ise çok ufak bir kuvvet kaybı ile Liège Muharabesi’ni kazanmış ve Liège’i ele geçirmeye muvaffak olmuştur. Kaiserschlacht (Spring Offensive) Harekatı’nda İtilaf Devletleri’ne karşı birçok önemli başarı elde etmiştir. I. Dünya Savaşı’nın ardından Adolf Hitler’in Birahane Darbesi’ne karışmıştır. Adolf Hitler hapis cezasına çarptırılırken, Ludendorff Alman ulusuna yaptığı üstün hizmetlerden ötürü beraat etmiştir. Daha sonra Almanya’nın başkanlık seçimlerinde yarışmış ancak başarısız olmuştur. Bu olayın ardından inzivaya çekilen Ludendorff kitaplar yazmıştır. 1937 yılında ölümünün ardından, Adolf Hitler’in de katıldığı bir cenaze töreni ile toprağa verilmiştir.

Ludendorff’un hayatından kısaca bahsettikten sonra şimdi eseri Topyekûn Harp hakkında birkaç şey yazmak istiyorum. Ludendorff tarih boyunca teknolojinin ilerlediğini ve bu teknolojik ilerlemenin cepheyi sadece bir hat değil; düşman ulusun/ulusların tüm toprakları yaptığını biliyordu. Bu yüzden kitabında cephe muharebelerinin nasıl geliştiği hakkında bilgi verirken aynı zamanda da düşman sivil halkının birlik ve beraberliğinin nasıl bozulabileceğini, propaganda faaliyetlerinin nasıl organize edilmesi gerektiğini, ülke içerisindeki gazetelerin ve televizyonların nasıl manipüle edilmesi gerektiğini ve bunların bir gereklilik olduğunu uzun uzadıya anlatmış.

Ludendorff’un kitabı önsözün haricinde toplam yedi bölümden oluşuyor. İlk bölüm olan ‘Topyekûn Harbin Esasları’ kısmında, topyekûn harbin gerçekleştirilirken yapılması gereken en temel bilgilerden, savaşın doğasından, siyaset ile askeriyenin nasıl bir tutum izlemesi gerektiğinden bahsediyor. Kısacası topyekûn harple alakalı en temel bilgilerden bahsediyor. İkinci bölüm olan ‘Ulusun Manevi Beraberliği’ne Ludendorff büyük bir önem gösteriyor. Savaşı asıl kazandıracak olan etmenin manevi birlik ve beraberliğin olduğunu, ülke içinde bu birlik ve beraberlik ruhunun yükseltilmesi gerektiğini, düşman topraklarda da gerek ‘memnun olmayanlar’ın kullanılarak gerek ise propaganda faaliyetleri ile beraberlik ruhunun çökertilmesi gerektiğini belirtiyor. I. Dünya Savaşı’nda Alman İmparatorluğu’nun mağlubiyetine en büyük etkiyi Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar’ın, Yahudiler’in ve Katolik Kilisesi’nin yaptığı iddia ederek, memnun olmayan grupların nasıl baskı altına alınması gerektiğini ince ince anlatıyor. Üçüncü bölüm yani ‘Ekonomi ve Topyekûn Harp’ başlığı altında savaş öncesi ve sonrası ekonominin, iaşenin, birliklerin savaş kabiliyetlerini kaybetmemesi için gereken malzemelerin tedariklerinin nasıl sağlanacağı hakkında birçok önemli bilgi veriyor. Demir-çelik, petrokimya, kereste, çimento, mühimmat, kumaş, tahıl gibi önemli ürünlerin eksikliğinde neler olacağını, bunların temin edilmesinin orduya ekstra nasıl bir güç sağlayacağını belirtiyor. Ludendorff kitabının dördüncü (Silahlı Kuvvetlerin Gücü ve Etkinliği) ve beşinci bölümlerinde (Ordunun Bileşenleri ve Bunların Kullanımları), askerlikte sayının, arazi ve hava koşullarının öneminde bahsetmiştir. Ayrıca deniz, hava, kara olmak üzere savaş araç-gereçlerini detayları ile tanıtmıştır. Bu araç-gereçlerinin kullanımı, tamiri hakkında birçok bilgi verilmiştir. Ayrıca yine burada ordunun bileşenleri arasında bulunan sıhhiye ekiplerinden ve ordunun iaşesini düzenleyen cephe arkasında çalışan görevlilerin önemini anlatmıştır. Son bölümden önceki bölüm olan ‘Topyekûn Harbin Tatbiki’ bölümünde askerlerin, subayların veya generallerin görevlerinden bahsetmiş, çeşitli durumlara göre izlenecek harekat planlarını açıklamıştır. Seferberliğin, emir-komuta zincirinin öneminden bahsetmiştir. Ele geçirilmiş toprakların nasıl kullanılacağına, geri çekilmenin nasıl yapılacağına dek birçok alanda yazan Ludendorff, tüm kitabında olduğu gibi kitabının bu kısmında da askeri tecrübelerinde sık sık yararlanmaya ihmal etmemiştir. Topyekûn Harp’in son bölümü ise ‘Başkomutan’dır. Bu kısmın üzerinde pek fazla durmak istemiyorum. Ancak tarih hakkında az buçuk bir fikri olan arkadaşlar için bu kısımda tarihimizden gösterilebilecek en güzel örnek M. Kemal’dir. Zaten Ludendorff’un bu bölümde anlattığı hemen hemen tüm vasıflar, M. Kemal’in kişiliği ve eğitimiyle benzerlik göstermektedir.

Kısaca bir özet yapmak gerekirse Ludendorff bu eserinde askeri anılarından hareketle, bir topyekûn harbin tüm alanlarıyla nasıl gerçekleşmesi gerektiğini anlatmıştır. Ordu ve ulus için nelerin önemli olduğundan, cephenin ve cephe gerisinin görevlerinden, komutanların yapması ve yapmaması gereken faaliyetlerden, ikmalden, mühimmattan, erzaklardan ve daha birçok konudan detaylarıyla bahsetmiştir. Alman İmparatorluğu’nun yenilgisinin nedenleri üzerinde de uzun uzun duran Ludendorff, I. Dünya Savaşı’nın en önemli simalarından birisinin görüşlerinin öğrenilmesi açısından çok önemli bir kaynak. Konu ile ilgili olan herkese tavsiye ederim. İyi okumalar.

YABANCI SİYASET BİLİMİ OKUMALARI"

- ARİSTOTELES / politika
Çeviri: METE TUNCAY
İstanbul: Remzi Kitabevi (1983)

- H.LASKİ /politikaya giriş (sosyalist siyaset anlayışı)
çeviri: ALİ SEDEN
istanbul: Remzi kitapevi yayınları (1966)

- MARCEL PARÉLOT / Politika bilimi
çeviri: NİHAL ÖNOL
İstanbul: varlık yayınları (1972)

- M.DUVERGER / politika'ya giriş
çeviri: SAMİH TİRYAKİOĞLU
İstanbul: Varlık yayınları (1984)

- PLATON / devlet
Çeviri: SABAHATTİN EYÜBOĞLU
İstanbul:Türkiye iş bankası yayınları(2001)

-MACHİAVELLİ / prens
Çeviri:NAZIN GÜVENÇ
İstanbul:Anahtar kitaplar yayınevi (1984)

- MONTESQUİEU / "kanunların ruhu"
Kitabın orjinal adı: L'ESPRİT DES LOİS

- A.TACGUEVİLLE /Amerika' da demokrasi
Çeviri: İHSAN SEZAL-FATOŞ DİLBER
Ankara:yetkin yayınları (1994)

- M.WEBER / Protestan ahlakı ve kapitalizmin ruhu
Çeviri:ZEYNEP ARUOBA
istanbul: Hil yayınları (1985)

- GİANFRANCO POGGİ /çağdaş devlet gelişimi
İstanbul:hürriyet vakfı yayınları (1991)

-GİOVANNİ SARTORİ / demokrasi teorisine geri dönüş
Ankara: Yetkin yayınları (1999)

-J.J. LİNZ / Otoriter ve Totaliter rejimler
Ankara:Liberte yayınları (2008)

-HENRİ MİCHEL / faşizmler
İstanbul: İletişim yayınları (1993)

-SAMUEL HUNTİNGTON-JORGE I /
Siyasal gelişme
Çeviri:ERGÜN ÖZBUDUN
Ankara:siyasi ilimler derneği yayınları (1975)

-AREND LİJPHART / Demokrasi motifleri
İstanbul:salyangoz yayınevi (2006)

-JÜRGEN HABERMANS / öteki olmak ötekiyle yaşamak
Çeviri:İ.AKA
İstanbul:yapı kredi yayın evi
5. Baskı (2010)


"YERLİ SİYASET BİLİMİ OKUMALARI"

-YILMAZ BİNGÖL / 21.yy'da demokrasi tartışmaları
İstanbul:umuttepe yayınevi (2011)

- ÖMER ÇAHA / Siyâsî düşüncelere giriş
İstanbul:Dem yayınları (2008)

-İSMAİL CEM / Sosyal demokrasi nedir? Ne değildir?
İstanbul:iş bankası yayınları (2010)

-BİLAL ERYILMAZ / Bürokrasi ve Siyaset
İstanbul:Alfa yayınları (2010)

-FUAT KEYMAN / Türkiye ve Radikal demokrasi
İstanbul:Alfa yayınları (2000)

-TANER TATAR / cinsiyet faktörünün siyasi katılıma etkisi dünü ve bugünüyle toplum ve ekonomi
Sayı:10 (1997)

-ZEKİYE DEMİR / Siyasal partilerin kadın politikaları ve kadınların tutumları
Kaynak:Sakarya Üniversitesi sosyal bilimler Enstitüsü doktora tezi

-TÜRKLER ALKAN / Siyasal toplumsallaşma
Ankara:kültür bakanlığı yayınları (1979)

-ASAF HÜSEYİN / Ortadoğu'da devlet ve terör
Çeviri:TAHA CEVDET
İstanbul:pınar yayınları (1990)

-MEHMET ALİ AĞAOĞULLARI / Kent devletinden imparatorluğa
Ankara:İmge yayınları (1994)

-ATİLLA YAYLA / liberalizm
İstanbul:plato film yayınları (2004)

ERHAN BENER / Bürokratlar
İstanbul:Remzi kitap evi (2002)
Not:kitap ülkemizdeki bürokrat ve politikacı ilişkisini anlatan anı ve Öyküleri içerir.

"İSLAM DÜNYA'SI
SİYASET BİLİMİ OKUMALARI"

-FARABÎ / İdeal Devlet

- FARABÎ / ihsa'ûl-ulûm (ilimlerin sayımı)
Çeviri:AHMET ATEŞ
İstanbul:MEB yayınları (1990)

-MAVERDÎ / El-Ahkâmu's-Sultâniye'si
Çeviri:ALİ ŞAFAK
İstanbul:Bedir yayınları (1976)

MAVERDÎ / Nasîhatû'l-Mülük
"siyaset sanatı"
Çeviri:MUSTAFA SARIBIYIK
İstanbul:Kırkambar kitaplığı (2000)

-NİZAMÜLMÜLK / siyasetname
Çeviri:NURETTİN BAYBURTLUGİL
istanbul:Dergah yayınları (1981)

-GAZALÎ / Nasihatü'l-Mülk
çeviri:OSMAN ŞEKERCİ
İstanbul:Sinan yayın evi (1995)

-İBN TEYMİYE / Es-Siyasesetû'ş-Şeriyye
Çeviri:VECDİ AKYÜZ
İstanbul:Dergah yayınları (1985)

- MUHAMMED B.TURTÛŞİ /Sirâcu'l- Mülük (siyaset ahlakı ve ilkelerine dail)
Çeviri:SAİD AYKUT
İstanbul:İnsan yayınları (1995)

-İBN HALDUN / Mukaddime
Çeviri:SÜLEYMAN ULUDAĞ
İstanbul:Degah yayınları (1982)
1.cilt ve 2.cilt

Not: Arkadaşlar elimden geldiğince derlemelerde bulundum elbette ki siyaset bilimi ile alakalı çok çok önemli bulduğunuz kitaplar Olabilir sizlerde yorumlar kısmına eklemeler yapıp katkıda bulunabilirsiniz hepinize şimdiden teşekkürlerimle...

İlk baskısı 1997 olan bu kitap, yazarının okuduğum ilk kitabıdır. Benzer şekilde 3 ciltlik bir "Kuran'ın Eleştirisi" kitabı da var. Yazar hakkında yorum yapmadan kitaba geçmek istiyorum. Başlıkta iki ayrı kitabın eleştirisi varmış gibi görünüyor. Aslında "Kitabı Mukaddes (Kutsal Kitap)" adı zaten bu iki kitabı da içerir. Bir çelişki olarak da, kitabın giriş bölümünde, bu kitabın yazılma amacının Kitabı Mukaddes eleştirisi olduğunu söylüyor. Başka birçok eleştiri kitabında olduğu gibi "Kitabı Mukaddes Eleştirisi" gibi bir başlık koyulsaydı en doğrusu olabilirdi. Bunun dışında göze batacak kadar açık olan bir sorun da 240 sayfalık eleştirinin sadece 17 sayfasının İncil (Yeni Ahit)'e ait olmasıdır. Ki bu eleştirilerde de ciddi sıkıntılar var. Sanıyorum yazarın Yeni Ahit üzerine özelleşmiş bir çalışması olmadı, çünkü "Tanrı'nın sözü" olarak bahsedilen ayetlerin çoğu aslında Pavlus'un Efesliler, Galatyalılar, Selanikliler gibi iman gruplarına gönderdiği mektuplardır. Yani İsa'nın birebir ağzından çıkmış sözler değildir. O yüzden; eleştiriyi yaparken Pavlus'un mektubunu kaynak göstererek, "İsa önceden şöyle demişti, şimdi böyle diyor" gibi bir mantıkla eleştirmesi bence saçma olmuş. Ayrıca hem Yeni Ahit hem de Eski Ahit ile ilgili eleştirilerinin tamamına yakınının cevapları Yahudi ve Hristiyan din adamlarınca zaten verilmiş durumda. Arsel, eleştiri yaparken konunun felsefik kısmıyla ilgilenmiş. Yani bu eleştiri aslında özel olarak Tevrat'a yada İncil'e yapılmış değil, "Tanrı'nın varlığı"na dair yapılmış eleştiridir. Özel olarak bu kitaplara yapılan, ve çok önemli olarak, bu kitapların kendi metinlerindeki çelişkileri eleştiren başka kitaplar var. O kitapların yanında bu kitabın biraz sönük kaldığını söyleyebilirim. Bu kutsal kitapları okumamış yada okumaya yeni başlamış olanlarınız için sağlam eleştiriler gibi görünebilir fakat bu konuda biraz kafa yormuş kişiler için yeterli bir sorgulama olmadığını düşünüyorum.

{Ç News} Kocaeli Kitap Fuarı Özel Yayını;
Merhabalar Efendim....!!

Kahveleri Hazırlayın...!
{Ç News} Kitap Fuarı Özel Yayını Başlıyor...!

Kocaeli kitap Fuarı ve Ben adlı Yazıma Hoş Geldiniz :)
Uzun ama çoook uzun bir yazı oldu baştan belirteyim. Normalde bu kadar uzun olmayacaktı. Ne ara uzadı bende bilmiyorum.. :)

Fuar'a iki defa gittim. İlkin de 2 saat, ikincisin de 4 saat gezdim. 4 saat biraz biraz yetti. Bence en az 6 saat lazım :) sadece kitap almıyoruz ki, muhabbetimiz bol bizim.. :)

Bugün Asıl maksadım bu alanda toplanan sahaflardı. Yalnız o kadar sahafın içinde gerçekten işini yapan sahaf sayısı beş'i geçmez. Her kitap okunmaya değer mi? (Bence) Değmez tabi ki. Zaman önemli. Zaman geçiyor ve bunu iyi kullanmak lazım. O yüzden seçebildiğimiz kadar iyi kitaplar seçmeliyiz.

Fuar kitapların dışında bana keyifli sohbetler kazandırdı. Öncelikle Nostalji Sahaf, Türkiye İş Bankasın da ki görevli arkadaşlar, şans eseri denk geldiğim ileri yayınlarında ki arkadaş. (ileri Yayınlarını takip etmişliğim yoktur ya da okumuşluğum. Koskoca 5 metrelik bir Mustafa Kemal'in askerleriyiz standı haliyle dikkatimi çekti ve uğradım.) YKY'ye uğradım fakat sohbet ettik onun dışında bir şey alamadım. Daha devamı var.. Bu fragmandı :)

Sohbet tadında yaptığım alışverişlerden bakalım neler almışım. İlk önce sahaflardan başlayalım;

Atatürk'ün Hatıra Defteri (Türk Tarih Kurumu)
Cem Karaca Kitabı (Ada Müzik)

Bu iki kitabı adını hatırlamadığım bir sahaftan aldım ve çok temizler. Özellikle hatıra defteri el değmemiş resmen. İçinden de Anıtkabir den alınmış güzel bir kartpostal çıktı. Bu iki kitabı 30 TL'ye aldım. Çok uyguna geldi. Basımları yok çünkü. Sahaf'ın ne sahibi ne de çalışanı nazik değildi. Gözüme ilişti kitaplar aldım ve çıktım.

https://ibb.co/jxPzMJ

Yine adını hatırlamadığım bir sahaftan;

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'na Ait olan,

Gelibolu ve Arıburnu kitaplarını aldım. Bu iki kitap bana çok uyguna geldi. Hem satışları yok hem de ciltli ve üzerlerin de özel bir şömiz kaplama mevcut. İkisini 35 TL'ye aldım. Normal de Tek bir kitap 36 lira zaten :) sıfır el değmemiş tertemiz kitaplardı. Sahaf ilgili ama kapanış saati geldi diye aceleci idi. Yenisinin Internette 21 TL olduğu Murat Bardakçı kitabına 25 TL istedi. Çok dedim. Sen bilirsin. Evet ben çok bilirim dedim çıktım :)

 https://ibb.co/bsYFvd

Gel gelelim Nostalji Sahaf'a. Bu abi'yi çok sevdim ve uzun uzun sohbet ettik. O kadar çok durdum ki artık insanlar çalışan olduğumu sandı ve kitap sormaya başladılar. :) İkinci kez gittiğim de daha çok sohbet ettik onu da anlatacağım...

Şimdi ilk seferden üç kitap aldım.

Yaşar Kemal - Ağrı Dağı Efsanesi (YKY)
Aziz Nesin - Yaşar Ne yaşar Ne Yaşamaz (Adam)
Aziz Nesin - Surname (Adam)

 https://ibb.co/dtthad

Çok cüzi bir miktar verdim bu kitaplara. 20 TL :)

Sahaf gibi sahaf. Çok sevdim kendisini. İkinci kez gittiğimde daha çok kitap aldım ve daha çok sohbet ettik. Bir de kaset aldım.. :)) neyse onun hikayesi sonra..

Bunlar ilk gittiğim de yaptığım kitap alışverişleri idi. Kısa bir fuar değerlendirmesi yapayım ;

Fuar'un bulunduğu lokasyon ücra bir yer değil. Her türlü otobüslerin geçip gittiği, zaten etrafı avm olan bir yer. Fuar alanı çok büyük. Sahaflar ayrı yerde, normal yayın evleri  ayrı yerlerde kümelenmiş. Anladığım kadarıyla bundan önceki senelerde kim nerede ise bu yılda aynı yerinde. Park yeri yeterli. İki sefer gittim ve sorun yaşamadım. Güvenlik iyi. Özel güvenlikler yerine polisler güvenliği sağlıyor. Havalandırma ve Yürüme alanı iyi kimse ile çarpışmadım :) Sadece gerçek Sahaflar daha fazla alanda hizmet verebilirdi. Bazı sahaf adı altında kitap satanlar vardı ki evlere uzak. Şaka gibi. 100 kitap yok. İki sefer de de aynı manzara ile karşılaştım.. Neyse biz ikinci seferimize geçelim ve daha sonra son bir değerlendirme yaparız.

Bugün çok fazla kitap aldım. Merak edip aldıklarımın yanında, listeye eklediğim kitaplarda vardı.

İlk iş olarak Nostalji Sahafa tekrar gittim. Selam verdikten 2 saat sonra falan ayrılabildim. İlk yarım saat'te kitapları seçtim. Ondan sonrası muhabbet oldu.. Hatta o kadar uzun durdum ki artık insanlar benden bir şeyler istemeye başladı. Dert yananlar kitap arayanlar. Onun dışında plak, kaset, cd de satıyordu.. Bolca kaset dinledim. Ac/Dc, Metallica, Nirvana, Sepultura, Overkill, Gun' s Roses.... Ve daha niceleri..
Çok keyifliydi.

Aldığım kitaplar;

Büyük Atatürk'ten Küçük Öyküler 1-2 (Can)
A'dan Z'ye Yaşar Kemal (YKY)
Nazım Hikmet;
Kuvayı Milliye,
Memeleketimden İnsan Manzaraları (YKY)
Aziz Nesin;
Nah Kalkınırız,
Bay Düdük,
Rıfat Bey Neden Kaşınıyor,
Tatlı Betüş,
Sosyalizm Geliyor Savulun, (Adam Yayınları)
Şimdiki Çocuklar Harika (Nesin Vakfı)
Sosyalist Gözle Sanat Ve Toplum (May) (Denk gelen bir kitap ince bir şey ama açtığım her sayfası bağladı beni. Verdiği mesajlar güzeldi. Merak edip aldıklarından.)

 https://ibb.co/kMYuoy

Ve bunlara ek olarak, hellboy ÇizgiRoman'ını aldım. Tamm bir koleksiyonluk. Matbaa'dan kesilmeden ve kapak takılmadan çıkmış. Tam sayfa. Sayfaların üstü bile tırtıklarından ayrılmamış. Koleksiyon olsun diye aldım. :)

https://ibb.co/mqDr1J

Bunlara ek olarak bir de kaset aldım. John Lennon'ın Imagine Albümü.

1988 Yılına ait ve tertemizdi. Çift kaset. Evde walkman im var dinlerim nostalji olur dedim aldım.. Eve geldim ama walkman çalışmıyor. İçindeki kaset çalar lastiği gevşemiş. Neyse ki basit bir şey ama ben walkman almaya karar verdim. Dün ilanlara baktım ve Sony walkman 10.yıl edisyon olan walkman satışa girmişti. Nadide bir parça idi ama alamadım satıldı maalesef. Sağlık olsun. Ne walkman i diyenler olabilir lakin yeri ayrıdır. :) üzgünüm... Çok değerli bir bir kasetçalar dı :(

 https://ibb.co/fay5vd

Kitap, Çizgiroman ve kaset'e bana göre çok cüzi bir miktar ödedim. Bütün her şeyi 100TL'ye aldım.. :)

Daha sonra bir kaç sahaf daha dolaştım. Ama pek ısınamadım ve son kez Şibumi'nin ilk basımını aramaya koyuldum. Bir yerde rastlamıştım
Alamamıştım. Tekrar gittim ama satılmıştı. Yoksa burada ne kıskançlıklar olacaktı.. Ah ahh.. :) Sahaf Abimiz de neyse, yazmayayım. Para kokluyor resmen. Kitaplara verdiği rakamlar efsane. Satışı yok, 100 lira.. Yahu 10 gün sonra satışı olacak.. Hint kumaşı değil ki? Milleti sömürmek için uğraşanlarda var tabii...!!

Oradan çıktım dedim normal yayınevleri'ni dolaşayım. Fuar'a gidenler bilir Internet fiyatlarından daha pahalıdır yayınevleri burada. Klasik %20-25 indirim uygularlar. Yanı fuar diye ucuza almaya gitmeyin :)

İlk durağın Ötüken oldu. Yüzleri gülen güzel insanlar vardı. Kitapları almam 44 saniye sürdü. Aklımda olanları aldım çünkü. Dedim şunu şunu ve şunu istiyorum. Arkadaşın yüzünde gülümseme. Tabi. Dedim 1 dakika da bu kadar kitap hiç satmadın değil mi :)

Aldığım kitaplar;

Cengiz Aytmatov'un Kutulu Kitap serisi vardı. İçinde 10 kitap var. Onu aldım. Hepsini yazamayacağım, liste bu;

https://ibb.co/c40kvd

Nihal Atsız - Deli Kurt
Ziya Gökalp - Türkçülüğün Esasları
Ve Bismark... (Merak ederdim kendisini iyi denk geldi)

Toplu olarak bakarsak görünüm şu şekilde;

https://ibb.co/nzSb1J

Aldığım bu kitaplar da Ötüken %40 yaptı sağolsun. Geçen hafta yaptığı indirimi devam ettirmiş. Ben ötükenle Mehmet sayesinde tanıştım. Bir kaç kitap vardı ama öyle takıldığım baktığım bir yayınevi  değil. Görüş olarak çok şey taraftalar o yüzden. Ben iki türlü de yanlı yayın yapan yayınları çok tercih etmem. Karışık yayın yapanlar benim için daha iyidir. Neysem..

Ötüken'den sonra Türkiye İş Bankası Yayınlarını ziyaret ettim.. Burada ki arkadaşla yarım saatten fazla muhabbet ettik. Sonra bir hacı amca geldi. Efsane bir amca :) Kazım Karabekir in kitaplarını arıyordu. Bir kaç kitap önerdim. Oho dedi onlar var tamam başka? Dedim nasıl başka :) e sen kulağına küpe takmışsın, sonra kaşına takmışsın, kulağının arkasına da takmışsın dedi. Bak çeşitlendirmişsin dedi. Bir tane yetmemiş dedi. Bende farklı kitaplarını arıyorum dedi eheheh. Biz başladık gülmeye. Bu kadar iyi bir örnek veremezdi herhalde. Amca Rizeli. Telefonundan kütüphanesini gösterdi. Net söyleyeyim İş Bankası Yayınları'nın standın dan daha fazla kitap vardı. Muhtemelen kitap sayısı 3 ile 4 bin arasında. Kütüphane gibi ev :) çok güzel sohbet ettik amca ile sonra o gitti.. Alacağım bir şey yoktu ama yine aldım üç kitap..

Resim Harp Tarihi - I. Dünya Savaşı (Bunun II. Dünya Savaşı olanı bende zaten vardı. Bir ara I.sini aradım bulamamıştım. Ya da 3 4 gün sonra gönderim seçenekli idi almamıştım. Görmüşken alayım dedim. Efsane bir kitaptır tavsiye ederim. Fotoğraflarla desteklenmiş harika bilgiler vardır. Şimdi takımı tamamladım.)

Talat ve Enver Paşaların hatıralarını aldım. (Çok kalın olmaması ve Ekstra bilgi edinebilmek için aldım..)

https://ibb.co/c3DVvd

Daha sonra YKY'ye Geçtim ama bir şey almadım. Sadece biraz muhabbet ettik orada ki arkadaşla. Sonra ayrıldım. Biraz dolandım neler var neler yok diye. İlgimi çeken çok fazla yer yoktu. Sonra Mustafa Kemal'in Askerleriyiz yazılı 5 metrelik koskoca bir stand gördüm. Yukarı doğru 5 metre ama fuar'ın sonlarında yer bulmuş. Dedim siz kimsiniz :) İleri Yayınları imiş. Hiç bilmediğim bir yayın. Bu da Ötüken gibi sanırım, kendi yayın politikasına göre uç görüşlerde yayın yapıyor. Takip ettiğim ya bir kitabını almışlığım yoktu. Ama güler yüzlü iyi insanlardı. Hepsi ile bir şeyler konuştuk. Çok ilginç kitaplar çıkardı. Ülkemiz de hiç çevrilmemiş ama önemli kitaplar. Neyse önerdiği kitaplardan bir tane seçtim... Meraktan aldım bu kitabı da :)

Transkafkasya İçin Mücadele

 https://ibb.co/bSvMJy

Dedim kitap iyi çıkmazsa yakana yapışırım :) okuyunca göreceğiz...

Oradan bir bakış attım. Kaynak yayınlarını buldum.. Dedim bir bakayım.. Gözüme ilişen bir kaç kitap denk geldi aldım. Bunlar hep çeşitlemek amaçlı yaptığım işler :)

İlker Başbuğ - Nasıl Bir Türkiye
Osmanlı'da Sosyalizm Türkçülük ve İttihatçılık (Kitabın adı bile albenili. Merak ettim)
Feroz Ahmad;
Ittihat Ve Terakki,
Ittihatçılıktan Kemalizme,
Modern Türkiye'nin Oluşumu

https://ibb.co/bCfcrJ

Son alışverişim bunlar oldu. Burada da biraz sohbet ettim ve artık kapanıyordu fuar. Dört saatlik bir kitap gezisinin sonuna gelmiştim.

Bir kaç özel baskı poster ve ayraç aldım.
Poster 1 https://ibb.co/kaTK5d
Poster 2 https://ibb.co/f0FtWJ
Poster 3https://ibb.co/kSU95d

Kitap Ayraçları ;
https://ibb.co/ieH1Jy

Daha fazla gezip daha az ya da çok kitap alınabilir ya da hiç alınmayabilir. Sadece o ortamda bulunmak binlerce kitap arasında dolaşmak bile ayrı keyfili. Fuar alanı'nın ekstra olarak sunduğu ne var-yok bilmiyorum. Onlara bakamadım. Araçları ile gelmeyenler için otobüsler, ring ler vs var sanırım tam bakamadım ama bu konuda ulaşımı kolaylaştırmışlar.

Yayınevi Fiyatları: Internet fiyatlarından %5 az ya da çok. Farkı yok. İndirim için gitmeyin. Hüsrana uğrarsınız. Bu bütün fuarlar için geçerli.

Sahaflar : çok fazla varlar evet. O kadar sahafı aynı anda görmekte güzeldi. Ama benim seçebildiğim kadarı ile işini layıkıyla yapabilen sayısı 6 yı geçmez. Diğerleri ya sizi soyma peşinde ya da çok fazla (en azından bana göre) kitap satmaya çalışmaktalar.. Tarih kitaplarına çok yöneldim ama çok az rastgeldim ve alamadım. Bunların içinden en keyiflisi tabi ki Nostalji sahaftı. Bir sonraki yıla daha değişik şeyler yapacağını söyledi. Balat'ta ki dükkanına da gideceğim. Sohbetimizi yarım bırakacak değiliz... :)

Çok ama uzun yazdık. Umarım biraz fikir oluşturmuşumdur. Çok fazla kitap aldım. Daha fazlasını da alabilirdim. Ne kadar gezerseniz ve ne kadar bütçe ayırırsanız o kadar çok şeyle evinize dönüyorsunuz.

Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz..!!

Sağlıcakla kalın..

{Ç News}

hudainabit, Hanımlara Özel Gün Defteri'yi inceledi.
05 May 23:27 · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

Hanımların özel hallerini konu alan bir fıkıh çalışması Hanimlara Özel Gün Defteri. İçerisinde bu özel haller anlaşılır biçimde kategorize edilmiş ve Hanefi mezhebine göre hükümleri açıklanmıştır. Verilen bilgiler örneklerle ve takvim şemalarıyla pekiştirilmiş ek olarak son bolumlerine konuyla alakali sıkça sorulan sorular eklenmiştir.
Kitap klasik resim defteri boyutunda ve renkli baskı. Kimi sayfada sadece küçük bir paragraf yazi var (ornegin bu ozel halin tanımı) Bu sebeple bu tür çalışmaları okurken sıkılan kişiler dahi dinamizmini kaybetmeden okuyabilir. Elime aldığımda kısa bir süre sonra 50. Sayfaya gelmişim. :)
Notlar her yaştan okuyucunun anlayabilecegi şekilde hazırlanmış. 14 yaşındaki bir genç kız da 65 yaşındaki bir teyze de faydalanabilir.
Kaynak kitaplar ve kendinize ait bir takvim eklenmiş en sonuna. Ayrica not alabileceğiniz kısımlar da mevcut.
Herkesin elinin altinda böyle bir çalışma olması taraftariyim. Hazirlayan Hafsa Bilgin hocahanimdan Allah razi olsun.
Boyutlari bana kesinlikle kullanışlı gelmedi. Daha ufak basilabilirdi diye düşünmüştüm ki zaten boyle bir baskısının da çıkacağı haberini almıştım. Kitap fuarinda rastlayamadim ama okumayi düşünenlere nacizane önerim yeni boyutundan edinmeleri yönünde. :) Ben ilmihal okuma programıma dahil etmiştim bu eseri. İyi ki de etmişim diyorum.
Hayırlı okumalar..

Babür, Yapraklar Evi'yi inceledi.
 03 May 13:04 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kitabı dün bitirdim. Kitabın nasıl okunması gerektiği, hikayelerin ne şekilde devam ettiği, dipnotların nereyi işaret ettiği, olayların ne tarafa aktığı gibi konuları anlamam biraz uzun sürdü. Haliyle kitap ilk başlarda beni cidden çok yordu.

Kitap genel anlamda iki ana hikayeyi birden anlatıyor. Aşağıda bahsedeceğim Navidson Kayıdı'nda olan olaylar ve kayıdın sebep olduğu akademik yankıları ile kitabın son düzenlemesini yapan Johnny Truant'ın hikayesi, kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar eş zamanlı olarak devam ediyor. O yüzden konu hakkında yazacaklarım 700 küsür sayfalık kitabın en fazla 30-35 sayfasını kapsamakta olup, devamında gelişen olaylar hakkında spoiler vermeyeceğim.

İlerleyişe dair Spoiler vermeden konudan daha doğrusu konulardan bahsedersem;

--------------------------------------------------------------------

Çok ünlü, başarılı ve saygın bir fotoğrafçı ve maceracı olan Will Navidson'ın işine olan tutkusu, ailesi ile olan bağlarını kopma noktasına getirmiştir. Her şey için çok geç olmadan, tutkuyla bağlı olduğu işini bir kenara bırakıp kendisini eşine ve çocuklarına adamak ister. Eşi (Karen), iki çocuğu (Chad ve Daisy) ve evcil hayvanları (Milly ve Mallory) ile yeni bir eve taşınırlar. Will ve Karen, parçalanmanın eşiğine gelmiş bir ailenin tekrar birbirine bağlanma sürecini kayıt ederek bir belgesel haline getirmeye karar verirler. Ellerine birer kamera alırlar ve evin her köşesine hareket algılayıcı kameralar yerleştirerek hayatlarını kayıt altına almaya başlarlar. Fakat kısa bir süre sonra bu evin normal bir ev olmadığı gerçeğiyle yüzleşeceklerdir. Ash Tree Lane'de bulunan bu ev, doğa üstü olayların meydana geldiği, odaların iç taraftan genişlediği, daha önce evde bulunmayan koridorların ve kapıların ansızın belirdiği, fizik kurallarını hiçe sayan bir evdir. Tabiki ünlü bir foto muhabiri ve maceraperest olan Will Navidson boş durmaz, kardeşi, arkadaşı ve bir grup profesyonel maceracı ile bu gerçek üstü gizemleri araştırmaya koyulur. Pektabi bu olaylar sırasında kameralar da kayıttadır. Haliyle elimizde "Paranormal Activity" ve "Blair Witch" tadında bir kayıt olur. Bu kayıdın adı Navidson Kayıdı'dır.

Bu kayıt ilk önce çok küçük bir akademik zümre tarafından izlenmiş, sonraları elden ele dolaşarak adeta kült haline gelmiştir. Tüm dünyadaki akademik çevrelerden çok büyük ilgi görmüş, doktorlar, mühendisler, psikologlar, sanatçılar, profesörler, yönetmenler Navidson Kayıdı üzerine kitaplar, akademik makaleler, tezler, yazmış, teoriler üretmiş, şarkılar bestelenmiş, tiyatro ve operalara konu etmiştir. Kameralara takılan en küçük ayrıntı dahi insan psikolojisinden tutun, inşaat mühendisliğine, sinema sanatından tutun, ses mühendisliğine kadar aklınıza gelebilecek bütün akademik çevrelerce uzun uzun irdelenmiştir.

Ve aslında bu Zampano adlı yaşlı bir adamın yazdığı bir hikayeden başka birşey değildir. Aslında ne böyle bir kayıt vardır ne de üzerine yazılmış akademik makaleler. Zampano bunları kendisi uydurmuştur. Bir yandan kendi kaleminden çıkan Navidson Kayıdında olan olayları yazarken bir yandanda yine kendi uydurduğu akademik makaleleri, tezleri, kitapları, teorileri ve tartışmaları kaynak olarak gösterip, dipnotlar halinde hikayesine eklemektedir.

Zampano bir gün ölür...

Johnny Truant, Hollywood'da yakın arkadaşı Lude ile o bar senin bu klüp benim gezen, tüm hayatı alkol, uyuşturu ve tek gecelik ilişkiler üçgeni etrafında dönen, son zamanlarda bir dövmeci çırağı olarak hayatını devam ettirmeye çalışan bir gençtir. Komşuları olan Zampano ölünce arkadaşı Lude, Johnny'i Zampano'nun evine götürür ve gizlice girdikleri evde adamın yazmakta olduğu Navidson Kayıdı'nı bulurlar. Yaşlı adam bu hikayeyi aklınıza gelebilecek her yere yazmıştır. Kağıtlara, broşürlerin üzerine, peçetelerin kenarlarına, hatta posta pullarının arkasına dahi... Johnny tüm bu karışmış durumda olan dokümanları toplar ve düzenleyip bir kitap haline getirmek için çalışmalara başlar.

Johnny, Zampano'nun hikayesini düzenlerken kendi hayatından kesitleride dipnotlar olarak kitaba ekler. Bu çalışma Johnny'nin zaten hali hazırda iyi sayılamayacak olan psikolojisinde büyük değişimlere yol açacak ve onun geçmişini, aşklarını, pişmanlıklarını ve hayallerini çok daha yakından tanımamıza fırsat verecektir.

--------------------------------------------------------------------

Fikir ve konu olarak gördüğüm en yaratıcı kitaplardan biri olsa da başta bahsettiğim üzere kitaba alışma evresi benim açımdan uzun ve sancılı bir süreç oldu. Kitabın baştan sona aslında insan psikolojisi üzerine yoğunlaştığını, insan psikolojisi üzerine yazıldığını belirtmekte fayda var. Yapraklar Evi'ni bir Stephen King hikayesi akıcılığında ilerleyen korku-gerilim romanı olarak kesinlikle ama kesinlikle düşünmeyin.

İlerleyen sayfalarda, özellikle Navidson Kayıdında kameralara takılan en ufak bir ayrıntının dahi sayfalarca süren akademik makaleler ile irdelendiği yerler ve Johnny'nin üç sayfa boyunca nokta dahi kullanmadığı, sadece virgülle idare ettiği, sonu bir türlü gelemeyen anlatımlarının olduğu kısımlar, beni boğmaya, sıkmaya "ben bunu niye okuyorum ki" diye sormama sebebiyet verdi. Yer yer umduğumdan daha çok sıkıldım, yer yer meraklandım, yer yer üzüldüm, yer yer güldüm, yer yer şaşırdım... Kısaca hiç böyle gözükmesede bir çok duyguyu içinde barındıran bir kitap.

Bazı sayfalar tek bir kelimeden oluşuyor. Bazı sayfaların sadece köşelerine iliştirilmiş notlar bulunuyor. Bazen 3-4 sayfaya varan uzunlukta sallama kaynaklar gösteriliyor. Bazı cümleler ters, bazı paragraflar yan duruyor. Bazı sayfalar yok, bazı kelimeler kaybolmuş, bazı harfler eksik. Üst üste binen dipnotlar, kaynak gösterilen kayıp dokümanlar, belli belirsiz fotoğraflar, şiirler, mektuplar derken kitabın iyi veya kötü olması bir yana okuyucuya çok farklı bir deneyim yaşattığı yadsınamaz bir gerçek.

Biraz Jacob's Ladder, biraz Requiem For A Dream, birazda Paranormal Activity'yi bir kavanoza koyup, çalkalayıp içtiğinizde alacağınız tadı bıraktı bende.

___vaveyla, Uzak'ı inceledi.
 30 Nis 15:43 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Özlem üzerine söylenebilecek her ne varsa yazar hepsine değinmiş. İnceleme yapan bir arkadaş yazarın kelimelerle dans ettiğini dile getirmiş ne güzel demiş. Ondan daha da fazlası kelimelerin gözlerimde uçuştuğunu gördüm, benimle konuştuklarını.Kitabın ortasında ve sonlarına doğru yazarın "sorularına bir cevap arıyorsan kitabı bırak sevgili okur çünkü yazan da bu sorulara cevap bulamadı" şeklindeki uyarılarına rağmen okudum. Bazen hayata sadece soru sorabilme özgürlüğüne kavuşabilmek için bile gelmiş olduğumuzu düşünürüm. Cevapsız sorular zihni ayakta tutar Canım Yazar. Varsın olsun bulmayalım cevapları. Hem cevaplarını bulduğum sorular da beni tatmin etmedi çoğu zaman. Muhteşem bir kitap. Muhteşem tanımlamalar. Aynı zamanda hem naif, hem sert. Üslubunun hastasıyım ve yazın anlamında örnek aldığım en birinci kaynak diyebilirim. Okurken sorgulatan kitaplar okumak istiyorsanız mutlaka geç kalmadan Oruç Aruoba ile tanışın. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki bu kitap hiç bitsin istemedim.

Ümit KAPLAN, Ölüm Tohumları'ı inceledi.
27 Nis 17:49 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Gıda terörürünün dünyada ve ülkemizde nasıl etkili olduğunu anlatıyor. Esasında "Soner Yalçın - Saklı Seçilmişler" kitabında referans olarak gösterdiği kitaplardan bir tanesiydi. Bir diğer ek kaynak ise "Henry Kissinger - 1976 yılı, NSSM 200" raporu da okursanız parçalar daha net bir şekilde birleşiyor.

Kendisi "Ekonomileri kontrol ederseniz devletleri, gıdayı kontrol ederseniz insanları kontrol edersiniz." demiştir.

Mutlaka okunması ve okutulması gereken kitaplar. Sağlığımız ve geleceğimizden daha kıymetli neyimiz var?