namussuz oldugunu söylemiş
Mustafa Kamal paşa, benim hayretle baktığımı görünce şu izahatı verdi: Dini ve namusu olanlar kazanamazlar! Fakir kalmaya mahkumdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değil bunun için önce din ve namus telakkisini kaldırmalıyız. Partiyi bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz! Bu suretle Kalkınma kolay ve çabuk olur.
istiklal marşımız’a kazım karabekir’den sert eleştiri
Askerin beğenisini kazanan şiir, 12 Mart 1921’de Meclis’te okutulduktan sonra alışlarla kabul edildi. Akif’in yazdığı güfteye en sert eleştiri Kazım Karabekir’den geldi. Kazım Karabekir, 26 Temmuz 1922’de Bakanlar Kurulu Başkanı Rauf Bey’e yazdığı mektupta yarışma sonucunun iptal edilerek kendi yazdığı parçanın kabul edilmesini istiyor ve eleştirilerini şöyle sürdürüyordu: “Akif Bey’in şiiri pek yüksek ve muhteremdir. Ancak milletin vicdanından çıkacak bir feryat değil, muhterem şairin halka ifadesidir. Arkadaş, hitabesiyle söylenen satırlarında, millete başka biri hitap ediyor ki halk bunu okurken şahsiyeti küçülecektir… Düşmanlarımız, Türkler ‘kabiliyetsizdir, medeniyet kabul etmezler’ derken milletimizi ‘medeniyet canavardır’ diye bağırtmak doğru olur mu? Hilal ve Cenab-ı Hakk’a münacat kısımları ilahiye yakışır ve marşta maneviyatı kırar… Hüda ve cüda gibi kafiye hatırı için sözleri halk söyleyemez. Marşın güftesi de bestesi de halkın seviye ve harsına uygun olmalı… Kazım Karabekir’in İstiklal Marşı olmasını istediği şiiri ise şöyleydi: Ya İstiklal ya ölüm Ya istiklal ya ölüm Vatanım milletim sancağım evim İstiklalsiz yoktur yerim Zincir vurdurur mu Türkler boynuna Varlığı fedadır vatan yoluna Biz tarihin Türk dediği Yılmaz milletiz Hür yaşar hür ölür nurlu ümmetiz Karabekir Paşa, Akif’in şiirindeki bazı sözcükleri, ilahiyi çağrıştırdığı için eleştirirken kendi şiirinde nurlu ümmet kavramını işlemesi, ondaki çelişkinin açık bir ifadesidir. Fakat her şeye karşın güftede bir değişikliğe gidilmediği gibi Paşa da bu konuda fazla ısrar etmedi.
Sayfa 71
Reklam
kazım karabekir anılarından, osmanlı son dönem mali durumu -
'' Hükümet ve dairelerin elim vaziyetini birkaç gün içinde. gördüm. Ermeni katliamı broşürünü, Fransızcaya tercüme masrafını verecek para mevcut değildi. Kimse de, 15 altın kadar tutacak olan bu parayı veremiyordu. Bu, teşkilatı ve icraatı şahsına bağlayanların, aradan çekilmeleri ile, ne olabileceğinin hazin bir misali idi. Komisyonu mahcubiyetten kurtarmak ve hükümetimizin bu acıklı vaziyetini, yabancılara göstermemek için, bu masrafı derhal ve cebimden verdim. Paramı sonradan iade edebildiler. ''
Şehir merkezlerinin haricinde, küçük kasabalara da şubeler açan cemiyetin faaliyetleri dönemin istihbarat teşkilatlarından Mim Mim Grubu'nun gözünden kaçmamıştı. Mim Mim Grubu tarafından Askerî Polis Teşkilatına gönderilen iki istihbarat raporunda Teâli-i İslam Cemiyetinin yaptığı bir toplantıda alınan karara göre büyük şehirlerde Askerî Polis Teşkilatı bulunduğundan bu teşkilatların bulunmadığı küçük iskelelere ve Akçaşehir, Şile, Kozlu, Kilimli, Kilyos, Amasra, Cide, Ayancık'a adam çıkarmayı düşündükleri belirtilmişti. Bunların hedefleri Bolu, Boyabat, Bafra gibi iç kısımlara giderek Kuvayımilliye aleyhinde propaganda yapmak olacaktı Raporda belirtildiğine göre Teâli-i İslam Cemiyeti bahsedilen kıyı bölgelere adamlarını çıkarma meselesinde Laz kayıkçılara güvenmediği için, Rum kayıkçılardan faydalanmayı düşünmüştü. Genelkurmay Başkanlığının Doğu Cephesi'ne, Kazım Karabekir Paşa'ya yazdığı bir şifrede benzer bilgiler yer almıştı. Genelkurmay, Teâli-i İslam Cemiyetinin adamlarının muhtelif kıyafetlerle Askerî Polis Teşkilatı bulunmayan küçük sahillere sevk edileceğini bildiriyordu. Kazım Karabekir, Trabzon Valiliğine durumu bildirirken Teâli-i İslam Cemiyetinin adamları için "İslamiyet perdesi altında birçok fırıldak çevirmek isteyen kişiler" ifadesini kullanmış, teyakkuzda bulunulmasını ve cuma namazı için toplanan cemaatin bu konuda uyarılmasını istemişti. Bir başka raporda Teâli-i İslam Cemiyetinden İngiliz emellerinin hizmetkarı olarak bahsediliyor ve benzer uyarılar yapılıyordu.
Sayfa 28 - Kripto Basım YayınKitabı okudu
Enver Paşa'nın hayatındaki hata, üstün görünenin içindeki zaafı görüp tenkitçi gözle arayıp bulamamasıdır. ((Alman hayranlığı)) O zamanki Osmanlı Türk ordusunun genç komuta grubu içinde Kâzım (Karabekir), Esad Paşa, Fevzi Paşa, Ali Fuat ve tabii Mustafa Kemal Bey gibi değerli kurmaylardaki bu tutum Enver Paşa'yla aralarında 1914'ten itibaren bir açıklık yaratacaktır.
Sayfa 98 - Kronik Kitap / 3.BaskıKitabı okuyor
Kazım Karabekir, Erzurumda ağaç bayramı ilan etti, İki bahçe kuruldu: birine Aydın, birine Maraş adı verildi. Halk bu bahçelere binlerce fidan dikti. Dünya savaş tarihinde görülmemiş hadiseydi, savaşın ortasında umutlar yeşertiliyordu.
Sayfa 213 - Sia KitapKitabı okudu
Reklam
1.000 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.